| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı b)Mesleki Yeterlilik Kurumu c)Sosyal Güvenlik Kurumu ç)Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü d)Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 05 .11.2021 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, Plan ve Bütçe Komisyonunun değerli üyeleri, Sayın Bakan, değerli Bakan Yardımcıları, kurum ve kuruluşların değerli bürokratları, değerli basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.
Çalışma Bakanlığının bütçesinin içinde en önemli kalemlerden biri Sosyal Güvenlik Kurumu ama AKP SGK'yle ilgili kanunları çıkarırken "Kara delikleri kapatıyoruz." demişti. Kara delik demişken, sözümün başında, Türkiye, hatta dünya siyasi tarihinin en büyük kara deliği AKP iktidarıdır. On dokuz yılda AKP'nin yutmadığı değerimiz, birikimimiz neredeyse kalmadı. Dış politikada doksan yıllık hariciye geleneğimizi yuttunuz, Osmanlı'dan beri gelen, kutsal saydığımız vakıf kültürümüzü yuttunuz, kirlettiniz. Vakıflar aracılığıyla garip gurebanın kamu malına çöktünüz, vakıflar aracılığıyla kamuya kendi adamlarınızı yerleştirdiniz. Kurumları yuttunuz, Merkez Bankasını yuttunuz, en son Boğaziçi geleneğini, atadığınız rektörle yuttunuz. Ahlakı yuttunuz, ahlakı; dezenfektan satan Bakan, 10 bin dolar alan siyasetçi, Sedat Peker'le barışmak için araya gazeteci sokan bir suçişleri bakanı, uyuşturucu baronlarına kadın servisi yapanlar, yine, uyuşturucu baronunu cezaevinden çıkaranlar... Fakir fukaranın 128 milyar dolarını yuttu yani SGK'nin kara deliğini söyleyenler Türkiye'yi kara delik gibi yuttu. (Gürültüler)
SALİH CORA (Trabzon) - Niye müdahale etmiyorsun Sayın Başkan?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, hatibe müdahale etmeyelim lütfen.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Değerli arkadaşlar, memlekette ahlakı bitirdiniz, ahlakı; hâlâ kadın servisi yapanlar içinizde barınıyorsa, hâlâ mafyayla iş birliği yapanlar...
SALİH CORA (Trabzon) - Sen nerelerden besleniyorsun, onu söyle.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bundan utanmanız lazım, sadece onu söyleyeyim.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bir saniye Sayın Ağbaba, usulle ilgili bir husus var.
Değerli arkadaşlar, hatibe müdahale etmeyelim, sıra geldiğinde cevap verelim ama hatipten de bir ricam var: Burası Plan ve Bütçe Komisyonu, kullandığımız kelimelere, üslubumuza lütfen dikkat edelim. Elbette görüşlerinizi, farklı fikirlerinizi söyleyeceksiniz ama birbirimizi kırmamamız lazım, birbirimize saygı içinde fikirlerimizi ifade etmemiz lazım.
SALİH CORA (Trabzon) - Böyle konuşulmaz, böyle üslup olmaz.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Onu söylüyorum.
Lütfen kullandığımız dile dikkat edelim. Siyasette zaman zaman hararetli tartışmalar olabilir, ben buna bir şey demiyorum ama birbirimizi kırmadan bunu yapmamız lazım.
Buyurun lütfen.
SALİH CORA (Trabzon) - Terbiyeli olsun, terbiyeli.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Gocunuyorsan gocun, utanıyorsan utan!
SALİH CORA (Trabzon) - Ben niye gocunayım! Hangi vakıflardan besleniyorsun sen, hangi vakıflardan?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Salih Bey... Salih Bey...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Utan! Ne yapayım! Gocunuyorsan gocun! Mafyadan 10 bin dolar alan milletvekili kim?
SALİH CORA (Trabzon) - Kimse çık söyle!
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Cora...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Ya da İçişleri Bakanı gazetecileri mafyayla barışmak için devreye soktu mu? Cevabını ver.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Ağbaba, sakin olalım.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Ne yapayım Sayın Başkan?
SALİH CORA (Trabzon) - Terör örgütleriyle kol kolasınız!
VELİ AĞBABA (Malatya) - Susturun bunu!
SALİH CORA (Trabzon) - Kimler fonluyor seni, hangi vakıflar?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sesimizi değil, sözümüzü yükseltelim lütfen, sakin olalım.
SALİH CORA (Trabzon) - Kimse söylesin.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Cora, lütfen, rica ediyorum...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Cora, ucu dokunuyor mu sana, dokunuyor mu? Dokunuyor mu sana?
SALİH CORA (Trabzon) - Terör örgütleriyle...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Salih Bey, rica ediyorum...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Dokunuyor herhâlde? Alındın herhâlde!
SALİH CORA (Trabzon) - Niye alınayım?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Dokunsun.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sesimizi değil, sözümüzü yükseltelim; birbirimize saygı içinde fikirlerimizi ifade edelim. Hepinize yetecek zamanımız var, hepinize de söz vereceğim. Söz verdiğimde siz de fikirlerinizi ifade edersiniz Sayın Cora, lütfen hatibi dinleyelim şimdi.
Buyurun, devam edin lütfen.
VELİ AĞBABA (Malatya) - 2008'de yeniden yapılandırılarak yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun üzerinden on dört yıl geçti, AKP iktidarının üzerinden on dokuz yıl. Görüyoruz ki on dokuz yıldır açıkları kapatmak şöyle dursun, açık neredeyse 200 katına çıkmış durumda. AKP döneminde uygulanan yanlış politikalar sonucunda, sosyal güvenlik sistemini içinden çıkılmaz bir hâle getirmiştir. AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan ve AKP sözcüleri, 2010 yılından bu yana Genel Başkanımızın Genel Müdürlük yaptığı SSK kurumu üzerinden partimizi eleştirmekte. Ayrıca, hemen hemen her konuşmada SSK, bir sakız gibi AKP sözcülerinin çiğnediği ve manipüle ettiği bir durumdadır. AKP tüm beceriksizliklerini, tüm eksikliklerini SSK yalanlarıyla kapatmaya çalışıyor; âdeta çeyrek asır, hatta otuz yıl öncesini bahane ederek kendi çapsızlıklarını, kendi bilgisizliklerini örtmeye çalışmaktalar. Kılıçdaroğlu'nun SSK yılları, bu iktidar döneminde de yıllarca ince ince araştırıldı, Kılıçdaroğlu'nun açığını bulmak için özel hafiyeler, özel müfettişler görevlendirildi; bir kuruş usulsüzlük, bir kuruş yolsuzluk bulunamadı. Ayrıca, bu açık verme yalanını da rakamlara bakarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Kemal Kılıçdaroğlu, görev yaptığı 1992 ile 1999 yılları -ki 1999'da sadece iki ay SSK'de çalışmıştır- arasında SSK'nin toplam açığı 2,6 milyar. Bu tabloyu sizlerle paylaşmak istiyorum değerli milletvekilleri. Oysa AKP iktidarı döneminde 2003-2021 yılları arasında SGK'nin toplam açığı 444,5 milyar; AKP'nin SSK açığı, Kılıçdaroğlu döneminin tam 170 katı. Bakın, bu rakamları bütün kamuoyunun ve sizlerin dikkatine sunmak istiyorum.
Kılıçdaroğlu'nun görev yaptığı koşullar ile bu dönemki koşulları karşılaştırdığımız zaman arada dağlar kadar fark vardır. Emeklilik şartı o günlerde kadınlarda yirmi yıl, erkeklerde yirmi beş yıl ve 5000 prim iş günü çalışma şartına tabiydi; o dönemde kadınlar 38 yaşında, erkeklerse 43 yaşında emekli olma hakkına sahipken şu an ise emekliliğe ulaşabilme yaşı 65'dir. Prim gün sayısındaki durum benzerdir, 1 Mayıs 2008'de yürürlüğe giren düzenlemeyle kadın ve erkekler için prim gün sayısı 7200 güne çıkarıldı. 30 Nisan 2008'de işe başlayanlar, SGK'li ise 7200 prim günüyle, BAĞ-KUR'luysa 9000 prim günüyle emekli olabileceklerdi. Kılıçdaroğlu döneminde emeklilik yaşı 38-43, prim günü 5000; AKP döneminde emeklilik yaşı 58-65 ve prim günü 7200 ve 9000'dir. Buna göre Kılıçdaroğlu dönemindeki açığın çok daha yüksek olması gerekir. Yani, emeklilik bağlama oranı yüzde 70'lerden yüzde 28'lere kadar düştü. Buna rağmen Kılıçdaroğlu'nu suçlamak için insanın utanma duygusunu kaybetmesi gerekiyor. Kara delik varsa bunun sorumlusu AKP'dir. Hâlâ Kılıçdaroğlu'nu suçlamak ise büyük bir yalandır, iftiradır, butlandır. Rakamlar açıkça göstermektedir, hatta sağ iktidar partisi dönemindeki Genel Başkanlar, Genel Başkanımızın hakkını teslim etmiştir; Sayın Erbakan da, Sayın Demirel de bu durumu teyit etmiştir.
Ayrıca, burada büyük bir trajikomik bir durum var değerli arkadaşlar. Ülkeyi ya da SGK'yi kim yönetir? Bu ülkeyi yönetenler Süleyman Demirel, Çiller, Mesut Yılmaz, Erbakan değil, Kılıçdaroğlu mudur o dönemde? Bu mantığa göre Sayın Bakan, siz şimdi aradan çıkın, çekilin, bu bütçeyi ya da eleştirilerimizi SGK Başkanı Sayın Cevdet Ceylan'a yapalım; eleştirilerimizi, AKP'yi buradan çıkaralım, Sayın Bakanı aradan çıkaralım, Hükûmeti çıkaralım, Sayın Cevdet Ceylan'a yapalım. Bu ekonomi niye bu yöne geldi, işsizlik niye böyle, emeklinin durumu niye kötü; Sayın Bakana sormayalım, SGK Genel Müdürüne soralım bu mantığa göre.
Ayrıca, yine, AKP'nin en çok övündüğü konulardan biri ne? Duble yollar. Duble yolları Karayolları Genel Müdürü mü yapıyor, siz mi yapıyorsunuz ya da havaalanını Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü mü yapıyor, siz mi yapıyorsunuz? Allah, size bu konuda biraz akıl fikir versin diyoruz. Yani, bu eleştirilerinize kısaca böyle cevap istiyorum.
Yine, değerli arkadaşlar, SGK Genel Müdürümüz sakın yanlış anlamasın, bir durumu söylemek için söyledim.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Affedersiniz Veli Bey, kesiyorum, kusura bakmayın ama... Ali Bey, rica ediyorum, böyle bir usulümüz yok. Kendinizi çekebilirsiniz ama başkalarını onların izni olmadan çekme hakkınız yok.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Ali Şeker Meclisimizin tescilli TV'sidir, Şeker TV.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Ama burada böyle bir usulümüz yok, rica ediyorum. Anlayışınıza da teşekkür ediyorum.
Buyurun, devam edin lütfen.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Türkiye sosyal güvenlik sisteminin en büyük mağduru hiç kuşkusuz emekliler. Emekliler, haklarında yıllar içinde büyük kayıplara uğradılar. Yaş ve primle ilgili yapılan düzenleme emeklilik yaşını çok ileri yaşlara atarken -çok da önemli bir konu- aylık bağlama oranı emekli vatandaşların ciddi bir hak kaybına uğramasına neden oldu. Eskiden bir çalışan emekli olduğunda başını sokabileceği bir ev, kalan parasıyla evine çeyiz, çocuğuna düğün yapabilirdi. Şimdi emeklinin bir ev alması hayal bile değil, bu durumun sebebi bu iktidar döneminde getirilen aylık bağlama oranları. Değerli arkadaşlar daha önceki aylık bağlama oranlarına bakın, şimdiki aylık bağlama oranlarına bakın; maalesef, bu aylık bağlama oranları değişirken özellikle 2008'de burada ses çıkarmayan buradaki bu işle ilgili diğer kurumların da sorumlu olduğunu belirtmek istiyoruz AKP'yle birlikte.
Kısaca, emekliye düşman, emekliyi yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Emekliler, asgari ücretin altında maaş almaya devam ediyor, insan Allah'tan korkar. Bir esnaf eğer asgari ücretin altında bir işçi çalıştırıyorsa cezasını öder ama değerli arkadaşlar, maalesef, hâlâ emeklilerimiz asgari ücretin altında maaş alıyor.
Yine, bir acı durumu sizlerin dikkatine sunmak istiyorum: Devletin resmî kayıtlarına göre 7 milyon 578 bin 123 kişi aylık 1.192 TL'yle geçimini sürdürmeye çalışmaktadır. Tekrar söylüyorum: 7 milyon 578 bin kişi aylık 1.192 TL'yle geçimini sürdürmeye çalışmaktadır. Aylık bağlama oranlarından dolayı dünyada olmayan ucube bir sistemle karşı karşıyayız. Bu ucube sisteme göre daha fazla prim ödeyen, daha fazla yıl çalışan bir çalışanın emekli aylığı düşüyor, daha fazla çalıştıkça daha az emekli maaşı alıyor, çalışmak zorunda olanlar kayıt dışına geçiyor ve EYT olarak hayatına devam ediyor. Âdeta şaka gibi, dünyada örneği olmayan bir sistem. AKP işçi, emekçi düşmanı derken tam da bunu söylüyoruz; devlet hem daha az prim topluyor hem de kayıt dışılığın önünü açıyor.
Değerli arkadaşlar, asgari ücret alan bir kişinin şu anki brüt ücreti 3.577 lira, eski sisteme göre emekli olduğu takdirde emekli aylığı alt sınır yüzde 70 olarak kalsaydı bugün 2.504 TL emekli aylığı alacaktı ama yeni sisteme göre 1.251 TL emekli aylığı bağlanıyor. Tabii, 2020 tarihinde çıkan yasayla emeklilere yapılan ödemenin 1.500 TL'den az olamayacağı hükmü getirildi, bu sayede 1.500 TL alabiliyor. Tüm Emekliler Platformunun verilerine göre, emeklilerin yüzde 82,7'si emekli aylıklarının yetersiz olduğunu, yüzde 55,6'sı kredi ve kredi kartı borcu olduğunu söylüyor. Emeklilerin en çok tükettiği madde yüzde 82'yle ekmekken yüzde 73,5'i geliriyle istediği gıdayı alamıyor. Yani, kırk yıl devlete hizmet etmiş emeklilere kuru ekmeği layık görüyoruz. Emekliler artık 2'nci el eşya pazarından -üzülerek söylüyorum- paltosunu, ceketini, ayakkabısını alıyor. Küresel Emeklilik Endeksi'ne göre Türkiye emeklilere sunulan yaşam ve refah bakımından dünyada 5'inci sırada.
Şimdi, yine maaşta bir manipülasyon var, SGK verilerine göre en düşük emekli aylığı 2.523 TL ama hâlen 1.500 TL alan milyonlarca emeklimiz var, aradaki bin TL'nin de nereye gittiğini sizlere sormak istiyorum.
Diğer bir mesele, emeklilere ikramiye konusu. Bu konuda da emekliler adına Allah Kemal Kılıçdaroğlu'ndan razı olsun diyoruz, Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde ikramiye veriliyor. Ancak her şeye zam geliyor, bir türlü emeklilerin ikramiyesine zam gelmiyor, sadece 100 TL bir sadaka verildi. Bir de Sayın Bakan siz de mutlaka biliyorsunuzdur emekliler, artık bayramda torunları eve gelecek diye korkuyor harçlık veririz diye. Yine emekliler, gözlerimle şahidim ki çay ocaklarında, kahvelerde oturamıyor; yaz kış; yazın sıcakta, kışın soğukta parklarda oturuyor.
Değerli arkadaşlarım, bir EYT meselesi var ki, bu EYT meselesi ilginç bir şey. Siz de yine, çok iyi bilirsiniz ki Sayın Bakan, bir maç düşünün, maç başlıyor, maçın son dakikalarında elle gol atmak serbest bırakılıyor; EYT'lilerin tam da durumu bu. İşe girerken kuralı belli, emekli olacağı yaşı belli ama maalesef, durum maç devam ederken değişiyor. 1998 yılında işe giren bir işçi, 2023 yılında emekli olacakken 1999'da çıkarılan bir yasayla emeklilik on beş yıl sonraya yani 2038'e erteleniyor. Ben burada çok detaya girmeyeceğim ama burada, size hem EYT'yle ilgili MHP Grubunun, HDP Grubunun, İYİ Parti Grubunun ve CHP Grubunun seçimden önce vermiş olduğu sözü hatırlatmak istiyorum. "Emeklilikte yaşa takılanlar" ya da MHP'nin son reddetmesiyle "emeklilikte MHP'ye takılanlar" diyebiliriz. Onlar, rica ettiler, ben bu sloganı buradan okumak istiyorum: "Edirne'den Kars'a, Jüpiter'den Mars'a eğer adalet varsa çıksın artık bu yasa."
Bir başka mesele, 3600 meselesi. Bakın, burada AK PARTİ milletvekillerine de söylüyorum, Sayın Bakan, size de söylüyorum: 3600 meselesinde söz vermeyen kimse kalmadı.
Burada, bir video dinleteceğim ama Sayın Erdoğan'ın videosu. Süreme saymayacaksanız, dinleteceğim.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yok, öyle bir usulümüz yok. Daha önce bunu tartıştık. Kendiniz ifade edin oradaki...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Peki, o zaman dinletmeyeyim.
Şimdi, 3600'ün de çıkarılması gerekiyor.
Yine, asgari ücret meselesi değerli arkadaşlar. Asgari ücret meselesinde birkaç rakam paylaşacağım ama bir şeyi söylemek istiyorum. MHP Milletvekili, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanvekili Sayın İsmail Faruk Aksu da burada, Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında, siz asgari ücretten vergi yükünün kaldırılmasını söylediniz. Sayın Aksu, eğer bu konuda samimiyseniz kanun teklifi yirmi dakikada hazırlanır; ilk imzayı atmaya da bizim hazır olduğumuzu, sizlerin huzurunda söylemek istiyorum. "Gelirleri asgari ücret kadar olan kısmından vergi alınmasın." diyoruz. Değerli arkadaşlar, bunu kısa kısa paylaşayım, sürem de az kaldı. Avrupa'da, Arnavutluk'tan sonra en az asgari ücreti veren 2'nci ülkeyiz. Bunu da sizlerin dikkatine sunuyorum.
Yine, bir başka konu değerli arkadaşlar, bizim asgari ücretimiz âdeta olağan ücret duruma gelmiş durumda. Avrupa'da, en fazla çalışanını asgari ücretle çalıştıran ülke Türkiye. Âdeta asgari ücretimiz, ortalama ücret durumuna gelmiş durumda.
Yine, asgari ücretlinin -çok kısa kısa- nasıl gelir kaybına uğradığı hemen söylemek istiyorum. Geçen yılın ekim ayından 2021 Ekim ayına kadar asgari ücretlinin sofrasında 149 kilogram domates, 358 kilogram patates, 56 paket makarna, 63 kilogram tavuk eti azalmış durumda. Asgari ücretli bu kış evine ısıtmak için geçen yıla göre 700 kilogram daha az kömür alabiliyor.
Yine, bu işsizlik meselesi değerli arkadaşlar... Sayın Bakan, siz yeni Bakansınız. Bakın, bu işsizlik meselesi önemli; bütün işsizlerin vebali bütün Meclisimizin üzerinde ama en çok sorumluluk sizin. Mutlaka, liyakati esas kılarak mülakatın kaldırılması gerekiyor; fakir fukaranın çocukları da dayı aramadan, vekil aramadan işe girmelidir. Bunu da sizin dikkatinize sunmak istiyorum.
Yine, Sayın Bakan...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - İstanbul Belediyesine bakın!
VELİ AĞBABA (Malatya) - İstanbul Belediyesi zaten... TÜRGEV'i hatırlatırım. Daha dün,TRT'ye Atila Sertel...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - İsmail Bey, rica ediyorum. İsmail Bey, böyle bir usulümüz yok.
VELİ AĞBABA (Malatya) - İnsan bunu söylerken biraz utanır, yüzü kızarır. İnsan utanır biraz ya!
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Siz utanın!
VELİ AĞBABA (Malatya) - Yüz binlerce insanı "vekil yeğeni, bilmem ne yeğeni" diye işe yerleştirdiniz. Bunu söylemeye biraz utanır insan ya!
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - 9 bin kişiyi çıkardınız.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Ağbaba, devam edin lütfen.
İsmail Bey, böyle bir usulümüz yok, söz aldığınızda ifade edersiniz. Lütfen, böyle bir usulümüz yok.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Biraz aynaya bak!
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, arkadaşlar, bir şey sormak istiyorum: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 4'üncü maddesinde diyor ki... Ek 4'üncü maddesi var. Sayın Bakan, burada, siz Bakan olduğunuzda, çalışma yaşamından geldiğiniz için bütün sendikalar umutlandı yani herkes de sizin Bakan olmanızdan memnuniyetini ifade etti, onu da söyleyeyim burada, huzurunuzda. Ancak bu memurlara yüzde 1 şartı getirilmesi, bu umutları kırdı Sayın Bakan, onu söylemek istiyorum.
Yine "merdiven altı sendikacılık" deyimi her türlü olumsuzluk ve korkuya rağmen, örgütlenmeye çalışan sendikalara da haksızlık olduğunu burada sizin yüzünüze ifade etmek istiyorum. Ayrıca, bu, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır. İşi hukukunun temel kuralı olan kanunun emredici normlarıyla çelişen toplu sözleşme hükümleri geçersizdir. Sizin bu toplu iş sözleşmeleri hukuken geçersiz olmasına rağmen bunu niye imzaladığınızı doğrusu merak ediyorum.
Yine, Toplum Yararına Çalışma Programı, Türkiye İş Kurumu tarafından uygulanan bir program. Türkiye İş Kurumu Başkanı burada açıklama yapacak, bu programdan kaç kişinin yararlandığını belirtecek ama belirtmediği bir husus var Sayın Bakan; çok sorduk, il, ilçe bazında hangi belediyelerin, kurumların, bakanlıkların bu programdan yararlandığına ilişkin bilgi verilmeyecek. Biz buradan dört senedir sürekli bu soruyu yazılı olarak soruyoruz, cevap dahi alamıyoruz. İşçilerin parası nerede? Nasıl harcandığı konusunda bilgi alma hakkımız yok mu? Bunu da sizin takdirlerinize sunmak istiyorum. Sayın Bakan, tekrar soruyorum: Toplum Yararına Çalışma Programı kapsamında il ve ilçe belediyelerinin hangileri bu program çerçevesinde TYP projesinden faydalanmıştır, yıllar itibarıyla sayıların tarafımıza verilmesini talep ediyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlar, biz geleceği düşünüyoruz, biraz da yapacaklarımızı söyleyelim: Uzaktan çalışma bir sömürü çarkına dönüştü, dört duvar arasında fatura çalışandan, internet masrafı çalışandan, yemek parası çalışandan, printerın mürekkebi çalışandan alınıyor. Uzun çalışma süresinde mesai ücreti ödenmiyor, en büyük emek sömürüsü burada işliyor. Eğer çalışana temassız ödeme varsa bizim iktidarımızda temassız sendikacılık kurulacak. Uzaktan çalışanlara özel yıpranma payı verilecek, uzaktan sendikacılığa tabi çalışanlar toplu iş sözleşmesine tabi olacak. CHP, kendi çocuğuna kadro veren rektör gibi değil, herkesin çocuğuna iş ve herkesin çocuğuna sendikacılık getirecek. İktidarımızda biz ne yapacağız? Düşünün, ana muhalefetteyken taşerona kadroyu, emekliye ikramiyeyi, asgari ücrete zammı verdik; iktidarda neler yapacağımızı siz bir düşünün. Emekliye mutlaka Ramazan ve Kurban Bayramlarında bir asgari ücret ikramiye vereceğiz, emekli maaşlarına zam yapılacak ve emeklilerin ekonomik büyümeden pay almasını sağlayacağız. Çok zaman yok ama aile desteği sigortası kurarak Türkiye'de yoksul hiç kimseyi bırakmayacağız, 3600'ü getireceğiz, taşeronlardan kadroya geçiş sürecinde yararlanamayan işçilere kadro vereceğiz, EYT sorununu çözeceğiz.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Ağbaba, iki dakika ek süre veriyorum, buyurunuz.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, çok süremi yediler ama.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Tamam, siz devam edin.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, dünya yapay zekâ ve robotik gelişmeler konusunda devrim yaparken Finlandiya, Kanada ve İsviçre gibi bazı ülkeler tüm vatandaşın çalışma zorunluluğu olmadığı bir sistem gerçekleştiriyor. Robotik gelişmeler bu hızla devam ederse hesaplamalara göre Sayın Bakan, 2030'lu yıllarda dünya nüfusunun yüzde 10'u işsiz kalacak. Yine bu çalışmalara göre 2040'lı yıllarda bu rakam dünya genelinde yüzde 20'yi bulacak ve artık, çalışma yaşamı bu sebeplerle dört saat ve dört gün çalışma şekline evrilecek. Bütün bu teknolojik gelişmeler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hâline dönüşürken evrensel temel gelir de hayatımızın bir parçası olmak zorunda kalacak. Fakat dünya üzerindeki gelişmiş ülkelerde yaşam standartlarını ve refah seviyesini artırmaya yönelik bu gelişmeler, ne yazık ki Türkiye gibi ciddi anlamda cari açık veren bir ülke için önümüzdeki yıllarda çok büyük bir sorun hâline dönüşecek. Dünyada işsizliğin yüzde 20'lere kadar çıkması, evrensel temel gelirle işsiz kalan bu insanların desteklenmek zorunda olunması anlamına geliyor. Dünya, teknolojik ve robotik gelişmelerde bu hızla ilerlerken yarın için bile işsizlikle mücadele konusunda bir çözüme yönelik eylem planı olmayan ülke yaratıldı. Dünya, dijital alanda, iş sektöründe devrim niteliğinde çalışmalar yaparken biz Avrupa ülkeleri arasında en düşük brüt asgari ücret veren 2'nci ülkeyiz. Teknoloji ne kadar hızlı ilerliyor ki robotlaşma sayesinde biz insanlar ihtiyacımız olan yaşam standartlarını üretmek için kolektif bir şekilde haftada sadece on beş saat yani günde üç saat çalışarak bütün ihtiyaçlarımızı üretmiş olacağız. Ama bu, Türkiye'de değil gelişmiş ülkelerde olacak; Türkiye'deyse sadece işsiz ordularımıza yeni işsiz eklenecek. Çünkü AK PARTİ iktidarı bu ülkenin geleceğini de çaldı, umutsuz nesillerimiz de gelecek.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Ağbaba, Sayın Arı üyemiz beş dakikalık süresini size devretti, o yüzden beş dakika daha ilave ediyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bu söylediğim de sizinle ilgili, onun için bunu süreden saymazsınız Sayın Bakan, size bir teşekkür ediyorum öncelikle Malatya adına, bir hemşehrimiz olarak.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Öyle mi? Sağ olun.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Turgut Özal Tıp Merkezinde Karaciğer Nakli Enstitüsü kurulması konusunda Kalkınma Bakanlığı döneminde önemli destekler verdiniz, Malatya adına size teşekkür ediyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sağ olun.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Bakan, burada teşekkür ediyorum ama biraz sonra...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Onu saymadık sürenizden, tamam.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Burada, Turgut Özal Tıp Merkezi, söylemek isterim ki bu bölgenin, hatta Balkanlardan Uzak Doğu'ya kadar bölgenin en önemli merkezlerinden biri. Övünerek söylemek isterim ki dünyada en çok karaciğer naklinin yapıldığı merkez İnönü Üniversitesi. Hepimiz biliyoruz, burada 696 sayılı KHK'yle kadroya geçen 1.600 civarında bir çalışanımız var. Bunların ortalama çalışma süresi yirmi yıl, ancak toplu iş sözleşmesi yapılmadığı için yetkili sendika olan TÜRK-İŞ'e bağlı Sağlık İşçileri Sendikasının haklı talebi olan makul ücret ve kamu çerçeve protokolü ücreti kurum tarafından karşılanmadı. Bunun sonucunda beklenen gerçekleşmemiş, çalışanlar hâlâ asgari ücret almaktadır. Benzer durumdaki üniversitelerdeki yönetimler ek protokol yaparak çalışanlarının maaşlarını iyileştirmiştir, ancak Malatya'da yaklaşık 1996 yılından beri çalışan işçiler 2.900 ile 3.250 TL arasında maaş almaktadır. Bu insanlar kutsal bir görev yapmakta, güvenlik görevlisinden röntgen teknisyenine, sekreterinden hemşiresine tüm bu görevliler hastanın canından doğrudan sorumludur.
Sayın Bakan, İnönü Üniversitesine bağlı Turgut Özal Tıp Merkezinde çalışan kişilerin hakları verilmeli, bu üniversitede de diğer üniversitelerde uygulanan protokol uygulanmalıdır. Bizim üniversitemiz -biraz önce söyledim- karaciğer naklinde dünya merkezi, bakın Türkiye merkezi demiyorum, dünya merkezi.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Avrupa'da 1'inci, dünyada 2'nci bildiğim kadarıyla.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Evet, kadavra bizde çok az olduğu için dünyada 2'nciyiz, kadavra da Güney Kore 1'inci; canlıdan canlıya biz dünyada 1'inciyiz.
Bu konuda emeği geçen herkese -ayırmadan- Sayın Bakana, AK PARTİ milletvekillerine, MHP'li milletvekillerine, CHP milletvekillerine, rahmetli Mevlüt Aslanoğlu'na teşekkür ediyorum. Burayı kuran, burayı nakil merkezine çeviren; sizin, ortaklarınızla cezaevine attığınız -Allah sağlık versin- Fatih Hilmioğlu'na da teşekkür ediyorum ve hele bu ekibin başında bulunan -Sayın Bakan, çok iyi tanır- Malatya'ya âşık Profesör Doktor Sezai Yılmaz'a -dışarıya gitse 20-30 katı maaş alıp, reddeden-, ve birlikte çalıştığı ekibine de teşekkür ediyorum.
Burası önemli bir hematoloji merkezi, önemli bir onkoloji merkezi. Kim emek verdiyse, kim katkı yaptıysa ondan Allah razı olsun. Şimdi, arkadaşlar, burası çok önemli merkez, rekorlar kırıyor ama bir konuda daha rekor kırıyor; çalışanına en az ücret veren üniversite maalesef bizim üniversitemiz; bu durumu da sizin dikkatlerinize sunuyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlar, Çalışma Bakanımız yeni, geçmişte de birlikte milletvekilliği yaptık, umarım geçmişteki Çalışma Bakanlarının hatalarına düşmez. İşçilerle ilgili yapmış olduğu sözleşmeyi olumlu buluyoruz, memurlarla ilgili yapmış olduğu sözleşmeyi de eleştiriyoruz. Umarım işçilerin, çalışanların faydasına olur; umarım Sayın Bakanın gelmesi biraz önce söylediğim gibi işsiz kalan, kamuya giremeyen milyonlarca insana, üniversiteyi bitirip işsiz kalan insanlara faydalı olur. Türkiye'de Sayın Bakan -siz de geziyorsunuzdur mutlaka ama- TÜİK verilerine göre her 3 gençten 1'i işsiz ama yaşamda, gerçekte, sokakta gördüğümüz her 2 gençten 1'i işsiz. Öncelikle, sizin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi, bu gençlerimizin geleceğe umutla bakmasını sağlamak, Türkiye'de umut yaratmaktır, bu bizim görevimizdir; onu belirtmek istiyorum.
Ben, sözlerime son verirken hem bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum hem bürokratlarınıza hem sizlere başarılar diliyorum.
Sayın Başkana da teşekkür ediyorum, sağ olun.