| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ve Sayıştay tezkereleri a) Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı b) Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 10 .11.2021 |
GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Tabii ki burada bir hatip konuşma yapıyor bütçe üzerinde ve bu bütçe konuşmasına müdahale eden gruplara dönük olarak da bu ifadelerinizi belirttiğinizi düşünerek konuşmama devam etmek istiyorum.
Sayın Bakan, engelli aylıkları ve evde bakım ücretlerinin belirlenmesinde neden hâlâ hane gelirini esas alıyorsunuz? Engelli aylıklarının belirlenmesinde ve aylık miktarların tespitinde engelli vatandaşların kendi gelirlerinin esas alınacağı yönteme ne zaman geçmeyi düşünüyorsunuz?
Gelelim şehit ve gazilerin durumuna. Size göre kaç şehit var ya da kaç çeşit gazi var? Kore gazisi, Kıbrıs gazisi, 15 Temmuz gazisi, terör gazisi; 15 Temmuz şehitleri, terör şehitleri, sivil şehitler. Allah aşkına, bu toprakların bağımsızlığı için bedenini toprağa düşürmüş şehitlerimiz arasında ayrım yapmak olur mu ya da yaralanmış, gazi olmuş gazilerimiz arasında ayrım yapılır mı? Şehit, şehittir; gazi de gazidir. O zaman neden aylıklarına, haklarına ilişkin türlü türlü düzenlemeler var? Neden bu ayrımcılık ortadan kaldırılmıyor? Şehit ve şehit yakınları ve gaziler arasındaki sosyal haklar, ödenen aylıklar ve statüler bakımından bu ayrımcılığa ne zaman son vereceksiniz?
Çocukların durumu daha da vahim. Ebeveynleri işsiz olan ailelerde yaşayan çocuk sayısı 1 milyon 850 bin. Ülkemizde TÜİK verilerine göre 720 bin çocuk işçi bulunmaktadır. Bu rakama göçmen çocuklar ve sayısı 1,5 milyonu bulan çırak, stajyer ve mesleki eğitim gören öğrenciler eklendiğinde Türkiye'de en az 2 milyon civarında çocuk işçi bulunmaktadır. Çalışan çocuklarınsa sadece yüzde 65,7'si eğitim hakkından faydalanabilmektedir. 2013 yılından 2021 yılının ilk beş ayına kadar geçen sürede en az 513 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Hayatını çalışırken kaybedenler çocuk Sayın Bakan, çocuk; okulda olması gerekirken, oyun oynaması gerekirken çalışan ve iş kazasında ölen çocuklar. Bakanlığınız çocuk işçiliğiyle mücadele etmek için ne gibi sosyal politika önlemleri düşünmektedir?
Anne babalar... Dün bir vatandaş aradı, "Evime meyve alamadığım için vardiyadaki yemeğimde verilen portakalı evime götürüyorum." dedi. Bunlardan haberiniz var mı Sayın Bakan? Çocuklara yönelik nakdî desteklere gelince öksüz, yetim ve muhtaç asker çocuklarına sadece 150 lira öngörüyorsunuz. Okul açıksa kız öğrenci için ilköğretimde 50, ortaöğretimde 75; erkek öğrenci için ilköğretimde 45, ortaöğretimde 55. Bu kadarcık ödeme öngörüyorsunuz. Görüldüğü gibi bu rakamlar ve yardımlar sorun çözmek değil, milleti kandırmaktır.
"Risk altındaki gruplar" ya da "kırılgan gruplar" diye tanımlanan, çok boyutlu sorunlarla baş başa bırakılan toplumsal kesimler için ne yaptınız, ne yapacaksınız? Engelli, kadın, çocuk, Roman, hepsini dezavantajlı potasına alıp eritecek misiniz?
Türkiye'de tüm veriler kadına şiddetin arttığını, kadın cinayetlerinde ve şüpheli kadın ölümlerinde ciddi artışlar olduğunu göstermektedir. "Kadına şiddette sıfır tolerans" nutukları atmayın. Kadınların en güçlü güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi'nin bir gecede hukuksuzca yürürlükten kaldırılmasına sessiz kalanlardan kadınların dinleyeceği nutuk yoktur. İstanbul Sözleşmesi'nin feshinden rahatsızlık duymayan bir kadın Bakanı bu ülkenin kadınları da affetmeyecektir. Şiddete maruz bırakılan kadınlar için, erken yaşta zorla evlendirilen kız çocukları için, hapisteki çocuklar için, çocuklarıyla birlikte adalet arayan mahpus kadınlar için, çifte ayrımcılık yaşayan engelli kadınlar için, emekleri sömürülen işçi kadınlar için, pandemide güvencesiz, işsiz, gelirsiz bırakılan ev işçisi kadınlar için, hayatta kalma çarelerini tek başına arayan kadınlar için, akşam evine bir ekmek götürebilmek için sokaklarda mendil, çiçek satan Roman kadınları için, eril yargının hapse attığı "Öz savunma haktır." diyen Çilem gibi yürekli kadınlar için, 27 Ekim günü katledilen hemşehrim Şebnem Şirin gibi gülüşleri soldurulan kadınlar için hiçbir çözüm üretememenin vicdani sorumluluğunu taşıyor musunuz?
Buradan açık ve net bir şekilde ilan ediyoruz: İstanbul Sözleşmesi geri gelecek. Tek adamın kadınlar aleyhine yaptığı her şeyi emir kabul eden sizin gibi bakanlar gidecek. Milletin bütçe hakkını gasbeden, Türkiye Büyük Millet Meclisini yok sayan dayatmacı bütçe anlayışı son bulacak. İnsan haklarına dayalı hak temelli bütçe, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan mor bütçe güçlendirilmiş parlamenter sistemle birlikte gelecek ve siz gideceksiniz.
Teşekkür ederim.