| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı b)Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü c)Meteoroloji Genel Müdürlüğü |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 11 .11.2021 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Başkan...
Mehmet abi, Mehmet abi, benim sürem gidiyor; Mehmet abi, Mehmet abi, benim sürem gidiyor ya. Hayret bir şey.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Mehmet Bey...
MURAT BAKAN (İzmir) - Bir dakika, tekrar başlatır mısınız?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreyi yeniden başlatalım, iki dakika da ek süre veriyorum size, Emine Hanım iki dakikalık ek süresini size devretti sağ olsun.
Yedi dakikadır süreniz.
Buyurun lütfen.
MURAT BAKAN (İzmir) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım, Sayın Bakan, Bakanlığın değerli bürokratları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakanın sunumlarını dikkatle dinledik, geçen senenin bütçe konuşmasından 2 temel farklılık var bütçe konuşmasında ve bütçe kitapçığında. Bütçe artmış öncelikle, bir de iklime konuşmasında geçen sene ayırdığından çok daha fazla yer ayırdı Sayın Bakan ama tüm bunlar Bakanlığın bütçesiyle ilgili değişiklikler, iklim politikalarına daha çok yer ayırması konuşmasında Türkiye'nin iklim politikaları noktasında işte, Glasgow'da en son İklim Değişikliği Performans Endeksi'nde 60 ülke arasında 42'nci sırada olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bütçe artmış ama zaten geçen dönem, geçen sene bütçe binde 27'ydi; merkezî bütçenin, genel bütçenin binde 27'siydi; şu an genel bütçenin binde 35'ine yükselmiş. Dünya, tüm finansmanın iklim finansmanına döndüğü noktada. İşte, Türkiye en son bu iklim finansmanıyla ilgili 3,2 milyarlık bir kaynağa ulaştığını açıkladığı noktada ve azaltım, uyum politikaları için ciddi finansmana ihtiyacın olduğu herkes tarafından söylenirken Türkiye'nin merkezî bütçesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sadece binde 35 bütçe almış olması gerçekten iklim politikaları açısından son derece önemli diyeyim. Yani bizi tatmin etmeyen bir noktada bu bütçeyle. Bu bütçenin de yine yüzde 50'sinden fazlası şehirciliğe ayrılmış, yani iklim kriziyle mücadeleye ayrılmamış.
Şimdi, COP26'dan bahsettiniz. COP26 devam ediyor -1-12 Kasım- yarın bitecek. Glasgow'da liderler zirvesine 123 lider katılacağını söyledi; 122'si katıldı, 1 katılmayan lider var, o da Sayın Cumhurbaşkanı, katılmama gerekçesi güvenlik. 200 devlet, bakan ya da devlet başkanı düzeyinde katıldı Sayın Bakan. Bizim adımıza ne siz katıldınız ne İklim Baş Müzakerecimiz Mehmet Emin Birpınar katıldı, 1 büyükelçimiz katıldı çünkü 1 kişi katılabiliyor. Dolayısıyla o noktada da Türkiye'nin temsili noktasında COP26'da, liderler zirvesinde eksik kaldığımızı ifade etmek istiyorum.
Şimdi "iklim felaketi" "iklim krizi" diyoruz biz ısrarla. Siz "iklim değişikliği" diyorsunuz, Bakanlığın ismine de "İklim Değişikliği"ni eklediniz. Ama yaşadığımız şey bir değişim değil. Değişim pozitif de olabilir, negatif de olabilir. Dünyanın yaşadığı, yaşayacağı bir iklim felaketi, iklim acil durumu, iklim krizi, iklim yıkımı; çok önemli. Dolayısıyla bu paradigmayı değiştirmek gerekiyor. Yani sizin Bakanlık olarak da bu paradigmayı değiştirmeniz gerekiyor. Tüm politika ajandasının en üstüne iklim politikalarının yerleşmesi lazım Türkiye'de. Çünkü iklim krizinden en çok etkilenecek olan ülkelerden biri biziz Akdeniz havzasında olduğumuz için. Dünyada ortalama sıcaklık 1,5 santigrat artabilir ama bizde daha fazla artacak; kuraklık önümüzdeki dönem, ormanlarımız sıcak hava dalgalarından çıraya dönüşecek. Kar yağışı azalacak, ani yağışlar seller getirecek yani dünyada yüzde 100'se bizde yüzde 150, yüzde 170 sellerle ilgili artış olacak.
Bütün bunlardan daha önemli bir konu var, o da değerli arkadaşlar, eğer iklim kriziyle bu şekilde havalar ısınmaya devam ederse ki ısınacak, IPCC'nin raporları bunu gösteriyor, bu ısınmayla "iklim mültecileri" denilen yeni bir kavram ortaya çıkacak. Yani biz bugün Suriye'den gelen, göç edenleri konuşuyoruz; Afganistan'dan gelenleri, göç edenleri konuşuyoruz; savaştan kaçan insanları konuşuyoruz. Yarın, önümüzdeki yıllarda Sahra ülkelerinden, Sahra Altı ülkelerinden ürün azlığı, tarım ürünlerinin yetişmemesi, suların yükselmesi, kuraklık sebebiyle insanlar kuzeye doğru göç etmek isteyecekler. Türkiye sayısı 100 milyonları bulan bir göç kriziyle karşı karşıya kalabilir. Tüm bunları düşündüğümüzde Türkiye için ulusal güvenlik problemi olan bir iklim krizinden bahsediyoruz. Ama Türkiye bütçesinin binde 35'i ve bunun da yarısından azı iklime ayrılmış Bakanlığınızda Sayın Bakan.
"Paris İklim Anlaşması'nı onayladık." dediniz. Onaylamama gerekçeniz olarak da defalarca dediniz ki: "Paris'i onaylamadık. Bir; EK-I listesinden çıkmadığımız için, iki; iklim finansmanına, Yeşil İklim Fonu'na ulaşamadığımız için. Şu an EK-I listesinden çıktık mı Sayın Bakan? Çıkmadık. Yeşil İklim Fonu'na ulaşabiliyor muyuz? Ulaşmıyoruz. Zaten geçmiş beş yılda bu teknik olarak mümkün değildi. Niye? Bizim EK-I listesinden çıkmamız için İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'nda tüm taraf ülkelerin onayına, 2'nci oylamada dörtte 3'ün onayına ihtiyaç vardı. Küresel İklim Değişikliği Komisyonuna Dışişleri Bakan Yardımcısı geldi, dedi ki: "Sadece 20 ülke bizim tezimizi destekliyor." Yani Türkiye'nin çok kıymetli beş yılını teknik olarak imkânsız bir iş için harcadınız. Yeşil İklim Fonu'nda birikmesi gereken 100 milyar dolar diğer konu. O fonda da 10 milyar dolar birikebildi. Ve ek dışı ülkeler var sayısı 150'nin üzerinde. Türkiye'ye o 10 milyar dolardan düşmesi muhtemel çok küçük pay için Türkiye'nin çok değerli beş yılını iklim politikaları noktasında harcadınız ve Türkiye bu konuda teknoloji önderi bir ülke olabilecekken şu an teknolojiyi takip eden ülke olacak.
Glasgow'da gittiniz bir konuşma yaptınız. Pavilyonları gezdiniz mi bilmiyorum, Japonya'da, Japon Pavilyon'unda karbon yakalayan ve karbon depolayan teknolojiler ya da yenilenebilir enerjide hem rüzgâr enerjisinden hem dalga enerjisinden yararlanan türbinlerle ilgili insanlar teknoloji üretiyorlar.
Bir başka konu söylediniz. "2053'te sıfır emisyon hesabımız var." dediniz. O da gerçekçi değil çünkü Türkiye'nin 2019 yılı emisyon miktarı 506 milyon ton, enerji kaynaklı emisyon miktarı 364 milyon ton. Bizim tüm yutak alanlarımız, ormanlarımız, sulak alanlarımızın tamamı 100 milyon ton. Siz bu 364 milyon tonun 100 milyonunu yutak alanlardan karşıladınız kömürden çıkmadan, yeni termik santral planlayarak, kömürü arttırarak Türkiye'yi teknik olarak -toplama çıkarma bilen her çocuk bunun hesabını yapar- 2053'te sıfır emisyona getirme ihtimaliniz yok.
Bir de sizin Bakanlığınızın yaptığı çalışmalar yetmiyor.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümlelerinizi alalım.
MURAT BAKAN (İzmir) - Tarım ve Orman Bakanlığının ve Enerji Bakanlığının iklim krizi umurunda değil, ne Komisyona geldi Bakan...
Ormanlarla ilgili de ciddi sıkıntımız var. Ormansızlaşmayla ilgili sözleşmeyi, mutabakat metnini imzaladık Glasgow'da ama ormansızlaşmaya devam ediyor. Türkiye, ormanlardaki servet artışından fazlasını kesiyor.