KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi üç yılda bütün köklü kurumlarda kurumsal yapıya zarar vermiştir. Ülkemiz, harp okulu mülakatlarının SADAT tarafından yapılıp yapılmadığını, mülki idare amirinin, yargıcın, memurun TÜGVA referansıyla seçilip seçilmediğini, mülke çökme işlemlerinin devlet gücünü yasa dışı kullanan çetelerce gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini ve benzeri ciddi iddialarla tartışan bir noktaya sürüklenmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türk Silahlı Kuvvetlerinin de kurumsal yapısı ağır yara almıştır. Aradan geçen beş yılda bu yaraların üstesinden gelinmesi gerekirken toparlanmanın aksine kamuoyuna yansıyan SADAT iddiaları herkesi endişelendirmektedir.

2012 yılında kurulan Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ olan SADAT hakkında kurulduğu günden bugüne kamuoyuna çeşitli iddialar yansımaktadır. Söz konusu kuruluş, uluslararası askerî faaliyetler yürüttüğünü kendisi belirtmektedir. SADAT AŞ'nin Suriye ve Libya başta olmak üzere, iç çatışma yaşanan ülkelerde çeşitli faaliyetler yürüterek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı davranışlarda bulunduğu iddiaları mevcuttur. Ayrıca, sivillere yönelik askerî eğitim vererek alternatif ordu oluşturduğu, paralı asker sağladığı ve yasa dışı silah sevkiyatında bulunduğu şeklinde iddialarla kamuoyunda sıkça karşılaşmaktayız. SADAT'a ait iddiaların özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin görev yaptığı ülkelerde geçiyor olması Türk Silahlı Kuvvetleri ve ülkemizin itibarına halel getirecek riskler barındırmaktadır. SADAT kurucusunun 2016-2018 yılları arasında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olması ve Afrin Harekâtı öncesinde yapılan Güvenlik Zirvesi gibi kritik zirvelere katılmış olması da bu iddiaların sorgulanmasını elzem kılmaktadır. Bu bağlamda, şunları sormak istiyorum: Türk Silahlı Kuvvetleri, SADAT'tan herhangi bir öneri ya da eğitim paketi almış mıdır? Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski başdanışmanı SADAT kurucusu ve başkanı hangi sıfatla Afrin Harekâtı öncesi gerçekleştirilen Güvenlik Zirvesi'ne katılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin dönüşümünde SADAT'ın rolü nedir? SADAT'ın yurt içi güvenlik teşkilatları için önerileri olmuş mudur? SADAT'ın Suriye'ye silah taşıdığı iddiaları araştırılmış mıdır?

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal yapısını yaralayan mevzuatlardan biri de Tank Paletin Katar ordusuna peşkeş çekilmesidir. Hatırlayalım: ALTAY tankı seri üretim ihalesi 9 Kasım 2018'de BMC'ye verildi, ilk tankın on sekiz ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi gerekiyordu, tam otuz altı ay geçti, "Tank nerede?" diye sorduk. BMC ALTAY tankını üretebilsin diye Tank Palet Fabrikası beş kuruş bedelsiz Katar'ın büyük ortağı olduğu şirkete peşkeş çekildi, bununla da kalınmadı BMC'ye Karasu'da 2 milyon metrekare hazine arazisi, üstelik kamulaştırması da yapılarak tahsis edildi, bu da yetmedi, üzerine değeri 1,5 milyar lirayı bulan süper teşvik verildi. Aradan yıllar geçti, elimizde ne ALTAY tankı var ne de Tank Palet Fabrikası var. O zaman soruyoruz: Tedarikini sağlayamamış, ön anlaşmaları yapamamış deneyimsiz bir şirkete, üstelik Katar'ın büyük ortağı olduğu şirkete Tank Palet ihalesi neden verildi? Bu kadar açık ihlal varken ihaleyi neden iptal etmiyorsunuz?

Son olarak, 22 Ekim 2021'de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ALTAY tankının güç grubu motor ve transmisyonu için Güney Kore'yle niyet beyanının imzalandığını duyurdu. Güç grubu için başta ortak üretim konuşulurken Güney Kore'den hazır ürün tedarikine geçildiği basına yansıdı. Güney Kore'nin ortak üretim planından ABD'nin baskısıyla vazgeçtiği doğru mudur Sayın Bakan?

Değerli milletvekilleri, başka bir konu, yangınlarda askerlere duyulan ihtiyaç. Muğla günlerce cayır cayır yandı. Yangınların dördüncü günüydü, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu Milas Ören'deki kriz merkezine geldi, yanında Sayın Muğla Valisi de vardı ve Sayın Soylu'ya "Azerbaycan'dan yangını söndürmek için askerler geliyor. Peki, niçin Türk Silahlı Kuvvetleri bu yangın söndürme ve soğutma çalışmalarına aktif olarak katılmıyor?" diye sormuştum. Bakan bana yangın söndürme işinin profesyonel bir iş olduğunu, bu işin artık eskide kaldığını ve askerden sadece araç ve gereç desteğiyle, güvenlik için bin kişilik bir komando desteği aldıklarını söylemişti. Hemen ardından, Sayın Bakan, sizinle hatırlarsınız bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştik çünkü insanlar 5 litrelik bidonlarla yangın soğutma çalışmalarına katılırken, elleriyle toprakla yangın soğutma çalışmalarına katılırken, askerlerin yani donanımlı askerlerin niçin bu soğutma çalışmalarında yer almadığını size sorduğumuzda gerek Tarım ve Orman Bakanıyla gerekse Sayın İçişleri Bakanıyla görüşeceğinizi söylemiştiniz, sonra da döndünüz ve bu konuyu değerlendireceğinizi ifade etmiştiniz. Daha sonra İzmir Buca'da bir yangın çıktı ve Valinin talebi üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinin orada yangın soğutma çalışmalarına katıldığı şeklinde bir duyum aldık. Vali tarafından ancak bu çağrının yapıldığı söylendi bize, Muğla Valisinin niçin Türk Silahlı Kuvvetlerine böyle bir çağrı yapmadığını anlamış da değiliz ama bu konuyla ilgili mutlaka bir değerlendirme, önümüzdeki süreçle ilgili bir karar almak gerekiyor diye düşüncemi ifade etmek istiyorum..

Değerli milletvekilleri, bir diğer konu astsubaylarımızın özlük hakları. Türk Silahlı Kuvvetlerinde hâlen görev yapan ve emekli astsubayların, aynı eğitim seviyelerine sahip olmalarına rağmen diğer meslek gruplarına göre göreve başlangıç ve derece kademeleri daha alt seviyede. Görevdeki ve emekli astsubaylarımızın bu mağduriyetleri giderilmeli, bu konuda Emekli Astsubaylar Derneğinden çok şikâyet alıyoruz. Bu amaçla astsubayların emekliliklerine yansıyacak şekilde ek göstergenin verilmesi için bir çalışma var mıdır? Hâlen görevde olan ve emekli astsubaylarımızı da kapsayacak şekilde kıdemli astsubay tazminatı verilmesi yönünde bir talep var. Sınıf okullarında 18 yaş altında geçen sürelerin de fiilî hizmetten sayılması gerektiği yönünde bir talep var. Adi malul ve vazife malulü emekli astsubayların maddi durumlarının iyileştirilmesi için çalışmalar var mıdır? "Sosyal tesislerin tamamının subay ve astsubaylarca müşterek kullanılması sağlanmalıdır." şeklinde bir talep var. Bakanlığınız merkezî temin yöntemiyle atanan memur sayısının yeterli olmadığı şeklinde bir Sayıştay bulgusu var, bu konuda değerlendirmeniz nedir? Sayın Bakan, 2019 yılında 31 bin lira olan bedelli askerlik, şu anda 43 bin liranın üzerine çıktı ve 2022 yılında da 46 bin lirayı aşacak. Söz konusu tutar asgari ücretin 16 katına yakın. Ülkemiz şartları açısından bu meblağ yüksek değil midir? Pandemi süresinde yaşanan yüksek istihdam kaybı da düşünüldüğünde bu rakamın eşitsizlik kaynağı yaratacağını düşünüyor musunuz?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümlelerinizi alalım.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım.

Tecil yaşının 29'dan 22'ye düşürülmesiyle binlerce genç yoklama kaçağı ve bakaya durumuna düştü. Hâlihazırda yoklama kaçağı durumuna düşen kişi sayısı kaçtır? Askerlik tecil sürelerinin kademeli olarak ileri yaşlara çekilmesi için bir çalışma var mıdır? Son cümlem: 600 binden fazla askeri olup da askerî hastanesi olmayan başka bir ülke var mıdır? Askerî hastanelerin yeniden açılması için bir çalışma yapılacak mıdır?

Teşekkür ediyorum.