KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Anayasa'ya göre, ücret emeğin karşılığıdır ancak işçi emeğinin karşılığını alamamaktadır ülkemizde ve asgari ücretin yetersizliği yoksulluğa neden olmaktadır her gün artan mal ve hizmetler karşısında.

Şimdi, dolar kurunun fırlamasıyla, Türkiye, asgari ücrette emek sömürüsünün en yoğun yaşandığı ülkelerin de gerisine düştü. İktidar ise ülkedeki iş gücünün ucuzlamasını fırsata çevirmeye çalışıyor. Şöyle ki bir örnek vermek istiyorum: Eski Hazine Bakanı Berat Albayrak, 27 Ekim 2020'de Citibank tarafından düzenlenen ve uluslararası dev şirketlerin temsilcilerinin yer aldığı konferansta da bunu bir fırsat olarak sunmuştu. Albayrak buradaki konuşmasında diyor ki: "Rekabetçi maliyet yapısı, çok çeşitli ve güçlü üretim tabanı, iyi eğitimli insan kaynağı, stratejik konumu, modern lojistik altyapısı, sermaye yatırımları için özelleştirilmiş teşvik ve destek paketleriyle iş hayatını destekleyen Türkiye, yatırımcılara benzersiz fırsat sunuyor. Lojistik avantajı, 3 kıtanın birleştiği noktada yer alması, ekonomisi, genç demografik yapısı, eğitimli iş gücü Türkiye'nin tartışmasız en güçlü yanlarından." ifadesini kullanmıştı.

Şimdi, takip ettik, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin resmî "web" sitesinde de benzer ifadeler yer alıyor. Yatırım Ofisi sitesinde "Nitelikli ve Rekabetçi İş Gücü" başlığı altında şu ifadelere yer veriliyor arkadaşlar: "Türkiye, 32,7 milyon kişilik iş gücüyle Avrupa'nın 3'üncü en büyük iş gücü havuzunu oluşturmaktadır. Türkiye'nin sahip olduğu genç nüfus, iş gücünün büyümesindeki en önemli faktör olarak ülkenin rakiplerine kıyasla üst sıralarda yer almasına katkı sağlamıştır. Türkiye aynı zamanda AB ülkelerine kıyasla iş gücündeki en yüksek büyümeyi gerçekleştirmiştir." Ben burada bir konuya da dikkatinizi çekmek istiyorum. İş gücünün rekabetçi olduğu burada tanımlanmış. Yatırım Ofisinin "Nitelikli ve Rekabetçi İş Gücü" başlığı ise önceden, altını çizerek söylüyorum "nitelikli ve uygun maliyetli iş gücü" şeklindeydi, tepkilerden sonra değiştirildi. Yani, iktidar bu mantıkla kendi insanını, kendi işçisini âdeta köle gözüyle görmekte. Ha, ne yapılması lazım? Şu yapılması lazım: Örneğin, ocak ayına göre, asgari ücretin alım gücü yarı yarıya azaldı, hatta daha fazla azaldı ve asgari ücretli 2017'deki seyiyeye yani 1.780 TL seviyesine geriledi ve asgari ücretli kura kuşa yem edildi. Yapılması gereken ne? Yani ücretli çalışanlar bu döviz kurundan dolayı veyahut enflasyondan dolayı bunun sorumlusu değil, mağdurları olduklarına göre ve yokluk ve yoksulluk içerisinde insanlar düşük ücretle çalışmak zorunda kaldıklarına göre ne yapılması lazım? Sosyal devlete yakışan... Çok düşük gelirlerle çalışmak zorunda da kalabilir insanlar ama ne yapılması lazım? Vergi dışı bırakılması lazım.

Teşekkür ediyorum.