KOMİSYON KONUŞMASI

SUAT ÖZCAN (Muğla) - Evet, hepinize merhabalar. Değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, eğitim paydaşları, sendikalar, sendika temsilcileri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Ben, öncelikli olarak bana gelen maillerden birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü ısrarla, hani, eğitim paydaşlarıyla ortak olarak hazırlanmış bir kanun teklifinden söz ediliyor.

Evet... "Sayın Milletvekili, Meclise gelen ilgili Komisyonda görüşülmeye başlanacak olan öğretmenlik meslek kanunu hem mesleğimizi hem de eğitim sistemini zedeleyecek niteliktedir. Biz eğitimin paydaşlarından fikir dahi alınmadan hazırlanan bu kanun taslağı öğretmenin koşullarını ve öğretmenliğin niteliğini artırmaktan uzak olmakla beraber, millî eğitimimiz açısından yeni sıkıntılara da yol açma potansiyeline sahiptir. Çünkü kanun teklifi okuldaki çalışma barışını bozacak, öğretmenleri kendi arasında 'performans' adı altında ayrıştıracak, öğretmenler odasını bölecek niteliktedir; öğretmeni veli ve öğrenci gözünde de ayrıştıracaktır. Öğretmene dair haksızca 'iyi öğretmen' 'kötü öğretmen' ayrımı oluşacak, bu ayrım okulun öğrencisinden velisine kadar tüm özneleri bölecektir. Bu kadar kapsamlı ve eğitim sistemini kökünden değiştirecek bir düzenlemenin eğitimin tüm paydaşlarının fikri katılarak hazırlanması tüm ülkenin meselesidir. Başöğretmen Atatürk'ün yeni nesilleri emanet edecek kadar yücelttiği öğretmenliğin hak ettiği yere gelmesinin önündeki engelleri kaldırmak yerine yeni engeller koyulmasına müsaade etmeyeceğinizi umuyoruz."

Yine, Gaziantep'ten bir hanımefendi... "Şu anda bu maili size gözyaşları içinde ağlayarak yazıyorum. Ben Gaziantep'te, doğu görevi olmayan bir yerde sözleşmeli öğretmen olarak görev yapıyorum. Henüz on bir günlük, çiçeği burnunda evliyken eşimden ayrı kaldım. Sizlere önerim -kimseyi mağdur etmemek adına- tüm sözleşmeli öğretmenler eşlerin yanında sözleşmeli öğretmen olarak atansın. İnanın, eşinden, yavrusundan ayrı biz öğretmenlerin psikolojisi bozulmuş durumda. Ne olursunuz yalvarırım, duyun sesimi."

"Komisyon görüşmelerine başlamış olduğunuz Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi'yle öğretmenlik mesleğine pek çok kazanım sağlanması öngörülmekte. Ancak öğretmenlik meslek grubunun mutsuz bir azınlığı olan evli, çocuk sahibi, sözleşmeli öğretmenleri ailelerine, çocuklarına kavuşturacak herhangi bir kazanım söz konusu değil. Bizler ailelerimizden kilometrelerce uzakta, ülkemizin geleceği için çaba sarf eden eğitim neferleriyiz. İçinde bulunduğumuz fiziksel şartların zorluğuna aldırış etmeden sınıflarımızdaki çocuklarımız için çalışmaktayız. Fakat ailemizden ayrı olmamızın zorluğu ruhen bizleri, eşlerimizi ve çocuklarımızı fazlasıyla yıpratmakta. Bizler, ülkemizin her karışını yuvamız olarak kabul ediyoruz ancak takdir edersiniz ki eş ve çocuk yuvanın asli unsurudur. Lütfen insani bir hak olan aile birliğimizin sağlanması için duyarlılığınızı bizden esirgemeyin." Şimdi, bu sadece 3 tane mail değil, yüzlerce benzeri mail var. Bu maillerden birçoğunun Emrullah Başkanımıza da geldiğini buradan görüyoruz.

Evet, şimdi, tüm bunlara karşın Sayın Cumhurbaşkanı şöyle bir ifadede bulundu: "Buradan tüm öğretmenlerimize bir müjde vermek istiyorum: Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi'miz Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Öğretmenlerimizin hak ettiği birçok yeniliği içeren yasal düzenleme inşallah kısa sürede yürürlüğe girecektir, hayırlı uğurlu olsun." dedi. Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi'nde öyle müjde olan çok önemli bir kısım göremedik. Yani atasözüyle "Dağ fare doğurdu." gibi tanımlamalar söyleniyor çünkü basını da incelediğimizde, yazarları da incelediğimizde onların da bu konudaki görüşleri benzeri durumda. Bu kanun teklifinin eğitimin -biraz önce konuşmacılar ve sizler de söylediniz- paydaşlarıyla hazırlandığı söylendi ama belki de şimdi ilk defa sendika temsilcileri, eğitim paydaşları görüşlerini bu kadar kamuoyu önünde paylaşabilecekler.

Konu, toplumumuzun hayat damarı eğitimi, toplumumuzu, ülkemizi aydınlığa taşıyacak olan meşaleyi tutan öğretmenler olması. Ben de birçok milletvekili arkadaşım gibi öğretmenim; sınıf öğretmenliği yaptım, idarecilik yaptım. Öğretmenlerin yaşadığı sorun ve süreçlerin öğretmenleri ne kadar etkilediğini, sınıf içi ortamı ne kadar etkilediğini ben de biliyorum, yaşadım. Yalnızca cüzi bir maaş artışıyla yetinilmemesi gerekiyordu bu kanun teklifinde. Öğretmenliğin diğer özlük haklarını, niteliksel olarak gelişimini de kapsaması gerekiyordu.

Bir de tabii ki baştan yine söyleyelim: Bir yıl sonrasında yürürlüğe girecek bir kanun teklifi daha çok tartışılmalı, daha çok konuşulmalı, öğretmenlerin düşüncelerine de daha çok yer verilmeli idi. 12 maddeden oluşuyor, 8 maddesi tartışılabilir bir noktada, tartışılması da gerekir çünkü tartışılmayan... Muhalefet olarak bizler bu kanun teklifiyle ilgili düşüncelerimizi söylemediğimizde görevimizi de yapmamış oluyoruz, söylediğimizde de bu sefer suçlanıyoruz.

Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi, eşi özel sektörde çalışan çok sayıda sözleşmeli öğretmenin özlemle beklediği aile birliği... Biraz önce de söz ettim, bu konuda yine basından da sizlerle paylaşmak isterim, basında yer alan... Diyor ki "Öğretmenlerimizi KPSS belasından kurtaracak mı? Liyakatı getirecek mi? Öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirecek mi?" Bu maddeleri basının önde gelen eğitimle ilgili yazan yazarlardan... "Öğretmen liseleri ve yükseköğretim öğretmen okulları yeniden açılacak, nitelikli öğretmen yetiştirilmesine olanak sağlayacak mı? Öğretmenlerimize cumhuriyetin ilk yıllarındaki saygınlığı yeniden kazandırılacak mı? Aynı okulda, aynı sınıfta, aynı derse giren öğretmenlerimiz arasındaki farkı kaldıracak mı? Özel öğretim kurumları ve devlete ait diğer kurumlardaki, örneğin PIKTES öğretmenlerimizin hakkına, hukukuna, statüsüne derman olacak mı? Eğitimin diğer paydaşlarını daha fazla dikkate alacak mı? Mülakat gibi subjektif değerlendirmelere son verecek mi? Parçalanmış öğretmen ailelerini birleştirecek mi? Eş ve öğrenim özrü, kadrolu, sözleşmeli ayrımı gözetmeksizin herkes için daha adil olacak mı? 3600 ek gösterge ne zaman uygulanacak? Mali konularda yeni açılımlar getirildi mi? Sendikal özgürlükleri kısıtlayıcı mı yoksa özendirici mi? Bu kanun teklifi öğretmeni ödüllendirici veya cezalandırıcı mı? Çalışma koşulları iyileştirilecek mi? Mesai saatleri nerede başlıyor, nerede bitiyor? Yoksa öğrenciler gibi öğretmenler de sınava bağlanan bir sistemin parçası mı olacak? Maddeler daha çok sıralanabilir." diyor basındaki bu konuyla ilgili görüşler.

Şimdi, kariyer basamaklarına biraz değinmemiz gerekiyor. Ben de bir sınıf öğretmeni olarak öğrenci, öğretmen, veli arasındaki ilişkide okula başlayacak olan ya da bir başka okuldan o okula gelip öğrenimini sürdürecek olan öğrenci için öğretmen tercihi önemlidir. "Önemli değildir." diyemeyiz çünkü okullara gidelim, ziyaret edelim, biraz öğretmenleri, biraz öğrencileri biraz da velileri dinlediğimizde bunun ne kadar ciddi bir durumda olduğunu görebilirsiniz, görebiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Süreniz bitti Sayın Özcan.

Tamamlayın, buyurun.

SUAT ÖZCAN (Muğla) - Bu nedenle, başöğretmen, uzman öğretmen, öğretmen ayrımıyla... Zaten önceden de ücretli, sözleşmeli öğretmen ayrımı vardı, şimdi bunlara bir de uzman, başöğretmen ayrımları getirilerek... Öğrenci velisi olarak öğrencinizin kimde, hangi öğretmende, hangi statüdeki öğretmende eğitim öğretim görmesini istersiniz? Tabii ki öğrenciye yararlı olabilecek, öğrenciye en iyi şekilde eğitim öğretimi sağlayacak öğretmeni tercih edersiniz. Dünyadaki uygulamalara bakıldığı zaman, eğitimle ilgili sistemler sekiz ile on dört yıllık bir süreçte uygulamada verimli hâle gelebiliyor. Şimdi, yirmi yıldır o kadar bakan değişti, o kadar sistem değişti; ne sekiz yıl beklendi ne on dört yıl beklendi. Şimdi, acaba ne kadar yıl daha beklenecek, bunun sonuçları alınacak? Öğretmen bu ayrı statülerle eğitim sistemine niteliksel olarak nasıl bir katkıda bulunacak? Bunların da içi doldurulması gerekir diyorum.

Teşekkür ediyorum.