KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Çok teşekkür ederim, sağ olasınız.

Bursa'da şu anda kamunun 2 üniversitesi var, biri Uludağ Üniversitesi diğeri de Teknik Üniversite. Teknik Üniversiteye çok uzunca bir zaman oldu ama hâlâ kendine belirlenen alanlar içerisinde bir tek çivi bile çakılmadı; yüzlerce dekar alan da ayrıldı, orası öyle durmakta.

Birinci soru şu: Bursa'nın yeni bir üniversite ya da eğitim bütünlüğü açısından bakıldığında Türkiye'nin daha fazla üniversite açmak gibi bir durumu var mı? Yani bu kadar üniversite mezunu öğrencinin işsiz gezdiği, mezun olanların çok büyük bir kısmının da gerçekten, bu ülkede artık kalmak istemediğini göz önüne aldığımızda, büyük fotoğrafa bir de buradan bakmak lazım.

İkinci aşama: Bursa'da teknik... Eğer bu vatandaş -kimse- kamuya çok yararlı, işte bağış yapıyor, yurtları yapıyorsa -şu anda yurt sorunumuz var- o yurtlar eğer uygun yerlerde yapılmışsa Uludağ Üniversitesine ya da Teknik Üniversiteye verebilir. Eğer hakikaten durumu iyi, kamu yararına yurttaşlık görevi yapmak istiyorsa, teknik üniversitenin yapılması için, Kestel'deki o yerleşkeye taşınması için oraya da destek verebilir yani bunu da yapabilir. Ben kendisini tanıyorum -belediye meclis üyeliğinden tanıyorum, o dönemden tanıyorum- ama işte, verdikçe veriyor hikâyesi üzerinden gittikçe gidiyor; 12 tane okul olmuş, herhâlde yağdırıyor, gayet güzel, başarılar diliyoruz kendisine. Sayın Başkanım, bir kere bu üniversitenin de yapıldığı yer hiç uygun bir yer değil. Bu üniversiteye eğer siz "olur" verirseniz yasal olmayan bir alanı yasallaştırmış olacaksınız. Çok net söylüyorum: Yasal olmayan, imarı olmayan, hukuki olmayan bir orman alanı içerisinde burayı resmîleştirmiş olacaksınız, birincisi bu. Orada imar yok.

MEHMET AKİF YILMAZ (Kocaeli) - Biz yere onay vermiyoruz Sayın Vekilim, kuruluşuna onay veriyoruz. Yer meselesi belediyenin meselesi.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Anladım, ben başka bir şey söylüyorum. Tamam işte "kuruluşuna onay vermek" demek...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Genel Kurul onay verecek, biz vermiyoruz.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Evet, evet, anlıyorum ben bir şey söylemeye çalışıyorum.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Ama burada Komisyon üyeleri zan altında kalıyor.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Anladım, anladım.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Evet arkadaşlar, bir dakika...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Bursa'nın iç politikasına yönelik konuşma da yapıyorlar...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Yok yok, öyle bir derdim yok ya, öyle bir derdim yok.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - "Orman alanı" falan gibi ifadeler kullandınız.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Öyle öyle, orası "ormanlık" olarak isimlendirilen bir yer Hakan Bey, siz biliyorsunuz bunu.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bir bitirsin de Sayın Çavuşoğlu, siz cevap verirsiniz.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Yangın olduğu yerin hemen karşısında ve ormanlığın içi, biliyorsunuz siz bunu.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Biraz evvel dedi ki Sayın Vekilim: "Orada Bahçeşehir okulu da var, yan tarafında da başka bir okul var."

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Biliyorum, biliyorum ben, bildiğim için söylüyorum, yerini de biliyorum, hepsini de biliyorum.

Dolayısıyla bu pencereden bakıldığında, Bursa'nın bütüncüllüğü açısından bakıldığında yani bir vakıf üniversitesinin hangi alanda, nasıl bir eğitim tesis edeceği, nasıl, ne derece... Bursa'da hangi alanlarda büyük bir eksiklik var ki ya da hangi üniversite yeterli kapasitede değil ki böyle bir şeye girilecek? Ama en önemlisi yani bu... Biliyorsunuz, vakıf üniversiteleri hakikaten -Lale Hanım çok net bir şekilde söyledi- şu anda ne yazık ki özel bir statü mü var, ne var denetlenemeyen alanlar içerisinde, denetlenemeyen eğitim kurumları gibi; durum çok açık ve çok net. Yani 12 tane lise ve lise düzeyinde okulu olan bir vatandaş burada bir vakıf üniversitesi kuruyor. Vakıf üniversitesinin de gerçekten daha henüz ruhsatı alınmamış -onu çok iyi biliyoruz- binalar yapılmış, ne Büyükşehir ne yerel belediye oranın yerini net bir şekilde ruhsatlandırmış; ne yapı kullanma izni var ne bir resmî izni var, bütünüyle böyle duran bir yapı. Bu yapı Bursa'ya da, Bursa'nın hiyerarşik yapısına da, Bursa'daki eğitim modeline de uygun değil. Orhangazi örneği verildi, büyük bir fiyasko ve kaos olarak kaldı. Şimdi yeni bir yapıyla karşı karşıyayız. Yani bu kent bu kadar sahipsiz, eğitim bu kadar sahipsiz, eğitim bu kadar keyfî okullar yapılarak, keyfî alanlar yaratılarak yapılacak bir iş de değil. Dolayısıyla meseleye biraz daha bütüncül bakmak lazım. Özellikle YÖK'ün bu konuda çok seçici olması lazım, çok dikkat etmesi lazım. Bilemiyorum, hani, biz daha önce, geçen sene YÖK'te toplandık, eğitimle ilgili bir tartışma yürüttük o dönemin YÖK Başkanıyla ve belirli fikirlerimizi de söylemiştik, olumlu ve iyi niyetle bunu görmüştük ama bugün görüyoruz ki kentler de sahipsiz, eğitim de sahipsiz, YÖK de bu konuda... Bir adam parası varsa ve bu konuda bir öneride bulunuyorsa, 150 erkek, 150 kadın yurdu yaparsa ve bunu bağışlarsa da o zaman "Her gelen vakıf üniversitesi yapsın." gibi bir anlayışla bunun sürdürülebilirliğini doğru bulmuyoruz. Bursa kamuoyu bunu henüz bilmiyor, farkında da değil. Dolayısıyla bunu Bursa'da ve Bursa kamuoyunda tartışılması gereken bir olay gibi görüyoruz. Yapan kişinin adının, soyadının da çok önemi yok, kimin yaptığının da bir önemi yok. Önemli olan bütüncül olarak bir üniversitenin, bir vakıf veya bir başka üniversitenin Bursa'da hakikaten olması gerekir mi? Neye katkı koyacaktır? Hangi alan üzerinde şey yapacaktır? Bu şey gibi, ortaokuldan, ilkokuldan itibaren çocuğu al üniversite sonuna kadar; âdeta ticarete konu eden "veliler müşteri, öğrenci müşteri" bu şekilde giden bir anlayış, bunu kabul etmiyoruz.

Teşekkür ediyorum.