KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyesi milletvekili arkadaşlarım, Komisyonumuza katılan milletvekili arkadaşlarım, Sayın Bakanım, kanun teklifini hazırlayan arkadaşım ve sivil toplum örgütlerinin değerli temsilcileri Komisyonumuza katılan; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütün bakanlık unvanları geçici. Biliyorsunuz arkadaşlar, ben hep bakanım, Meclisteki tek bakan da benim parlamenter sisteme geçinceye kadar. İnşallah geçtikten sonra da Meclisten de bakan çıkacak.

Şimdi, şu değerlendirmeyi öncelikli olarak yapmak lazım. Mecliste tali komisyon olarak çalışan neredeyse tek komisyon Çevre Komisyonu. Neden? Yani bütün tali komisyonların çalışmasını biz arzu ederiz ama bizim Komisyonumuz çalışıyor çünkü burada yapıcı bir şekilde hep beraber karşılıklı yani iktidarıyla muhalefetiyle memleketin hayrına ne yapabiliriz diye düşünüyoruz ve Komisyonumuzu çalıştırıyoruz. Bunun Meclisteki tüm komisyonlara örnek olmasını, tüm komisyon başkanlarının da Sayın Muhammet Balta gibi bu konuda olumlu yaklaşımda bulunmasını diliyorum. Öyle olursa yasama kaliteli yasama olur. Hepimiz işte bugün anlattığımız, geçmişte pozitif yönlerini söylediğimiz kanunları da oy birliğiyle geçirdik, Paris İklim Anlaşması dâhil olmak üzere ama eleştirdiğimiz konular da oldu. O konularda da yapıcı bir şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının pozisyon almasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu neden önemli? Bizim Komisyonumuzun bu konudaki tavrı, muhalefetin tavrı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da tek başına bu kanunları buraya getiremez değerli arkadaşlar. Enerji Bakanlığının baskısı altında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Yani biz biliyoruz ki bazı konularda yani Türkiye'de politika yaparken hâlâ politika ajandasının en üstünde enerji politikaları duruyor. Hâlbuki dünyada artık politika ajandasında en üstte iklim politikaları var. İklim politikaları tüm diğer politikaları yönlendiriyor. Geçmişte "enerji" dediğinizde enerji savaşlar çıkarırdı, darbeler yaptırırdı dünyada, hükûmetler değiştirirdi, şimdi iklim enerji politikalarını yönlendiriyor. Mesela bugün doğal gazı konuşuyoruz, Rusya-Ukrayna savaşından dolayı petrol kaynaklarını konuşuyoruz ama çok yakında artık bu kaynaklar kullanılamaz olacak, fosil yakıtlar. Dünya fosil yakıtlardan gidiyor, niye? Dünyanın bir varoluş problemi var. O bakımdan bizim buradaki tavrımız da yani politika yapıcılar açısından, yürütme açısından da Çevre ve Şehircilik Bakanlığının pozisyonunu güçlendirme noktasında da önemli. Yani biz bunu, bu tavrı koyarak sizin de Bakanlık olarak birtakım, mesela, fosil yakıtlardan çıkılması, ormansızlaşmaya karşı mücadelede sizin elinizi güçlendiriyoruz.

Bir başka konu, evet, biz Paris İklim Anlaşması'nı oy birliğiyle geçirdik. COP26'ya da Çevre Komisyonu olarak katıldık ve bunu da çok kıymetli buluyorum. Dünyada Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı oluyor ve bu taraflar konferansa Türkiye Büyük Millet Meclisi yani millî iradeyi temsil eden tüm milletvekilleri katılıyor, bu çok önemli. Önümüzdeki sene Mısır'da, Şarm El-Şeyh'te COP27 var. Biz, aynı şekilde, bu Komisyonun tüm üyeleri olarak hepimizin geleceğini ilgilendiren iklim kriziyle ilgili düşüncelerimizi ifade edebilmek için orada, COP27'de olmayı arzu ediyoruz. Bu, benim, sadece şahsi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak fikrim değil, tüm siyasi partilerden arkadaşlarım da aynı düşüncede Sayın Bakan, bunu size iletmek isterim, biz orada olmak istiyoruz.

Şimdi, kanun teklifi, torba kanun teklifi şeklinde hazırlanmış bir kanun teklifi. Aslında bu torba kanun teklifi yaklaşımına biz karşıyız. Bir kanunda değişiklik yapılacaksa bizimle ilgili 10 tane madde var, niye biz tali komisyon olarak görüşelim arkadaşlar? Çevre Komisyonunu ilgilendiren bu 10 maddenin ayrı gelmesi ve bizim asli komisyon olarak görüşmemiz lazım. Şimdi, burada biz görüş yazacağız, bizim görüşümüz İmar Komisyonuna bir destek mahiyetinde; hayır, bizi doğrudan ilgilendiriyor. Dolayısıyla bizim asli komisyon olmamız ve gelen kanun teklifinin de ayrılarak doğrudan Çevre Komisyonuna gelmesi lazım. Torba kanun teklifinde Çevre Komisyonunun tali komisyon olması doğru değildir. Çevre Komisyonu asıl bütün komisyonları harekete geçirmesi gereken Komisyon. Yine de, buna rağmen, bizim tali komisyon olarak da toplanmamız kıymetli diye düşünüyorum.

Şimdi, bu çevresel sorunla, Marmara Denizi'ndeki müsilajla ilglii burada bir sunum yapıldı, Sayın Bakan sundu, biz de dinledik, o zaman da eleştirilerimizi söyledik. Bununla ilgili atılması gereken ciddi adımlar var, burada birtakım pozitif adımlar var, bunu destekliyoruz ama bu çevresel önlemlerin, alınan tedbirlerin uygulanması noktasında sıkıntı var. Mesela, hâlâ bize geliyor bununla ilgili... Mesela, Bandırma'da BAGFAŞ diye bir gübre fabrikası var. Kükürtünü olduğu gibi, yıllarca Bandırma Körfezi'ne bırakmış. Kapatıldı bu BAGFAŞ, tekrar açıldı. Yani, tamam, ihracat önemli de bizim çoluğumuzun çocuğumuzun geleceği önemli değil mi? Yani bu Marmara Denizi'ndeki canlı hayat, orada kükürdü denize bırakma pahasına yapılacak ihracattan daha önemli değil mi? Bazı şeylerin parasal karşılığı yok, Marmara Denizi öldü mü geriye getiremeyiz arkadaşlar, dolayısıyla ben, bu BAGFAŞ'la ilgili tekrar soruyorum: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak ne önlem aldınız? Aynı sıkıntıyı, yasal düzenlemeyi yapıyoruz, uygulamada yine görüyoruz. Mesela, plastik atıklarla ilgili yönetmeliği değiştirdiniz, polietilen ithalatını yasakladınız, durdu bir ara, sonra plastiklerde saflık oranını yükselttiniz, birtakım işte "Yüzde 50'sinden fazlasını içeriden, iç piyasadan temin edecek." dediniz ama şu an aynı sıkıntılar yine yaşanıyor, bir şekilde kanunu delmenin yolunu buluyorlar. Nasıl buluyorlar? Siz "Yüzde 90 saflıkta ürünü getirin." dediğinizde konteynerin önüne temiz ürünü koyuyor, konteynerin arkası olduğu gibi geri dönüşmesi mümkün olmayan atıklarla dolu, o atıklar geliyor Türkiye'ye ve bu atıklar limanlarda gereği gibi tespit edilemiyor değerli arkadaşlar çünkü o çöpü tamamen boşaltması, ayırması lazım. Bakıyor, konteynerin önünde temiz atık, arkası olduğu gibi geriye dönüşmesi mümkün olmayan atık, içinde PVC dahi var ki yandığında kanserojen etki yaratıyor. Bu atıklar geliyor ve İngiltere'deki bir gazeteci onlara GPS takıyor, Çukurova'nın verimli arazilerinde, tarım arazilerinde İngiltere'nin çöpü çıkıyor. Dolayısıyla Bakanlık olarak bununla ilgili atmanız gereken adımı denetim noktasında atamıyorsunuz. Bu sadece sizin atmanız gereken bir adım değil, Ticaret Bakanlığı da aynı adımı atması lazım, gümrüklerde bununla ilgili bir ihtisas oluşması lazım, laboratuvar oluşması lazım, arada o konteynerlerin bazılarının ayrılıp detaylı inceleme yapılması lazım ki biz bu sıkıntı yaşamayalım, yoksa biz Avrupa'nın çöp sömürgesi olmaya devam ederiz.

Bu arada şunu da söyleyeyim, çok temiz çalışan firmalar var. Ben gördüm, işte Sakarya'da, Kocaeli'de, İstanbul'da çok düzgün çalışan firmalar var. Bunların yaptığı üretimi de şey yapmak istemem, yani iyi ile kötüyü ayırmak lazım ama iyi ile kötüyü ayırmak için de gerçekten kuvvetli bir denetim lazım. Yani plastik atıklar noktasında Sayın Bakan, bu konuda hâlâ sıkıntılar var, bu sıkıntıları aşamadık. Biz bundan rahatsızız yani bizim ecdadımız bu ülkeyi kanlarını dökerek bu ülkeyi, bu toprakları, bu dağları, denizleri, ovaları -Çukurova dâhil- bize bıraktılar. Şimdi, biz çocuklarımıza çöp dağları mı bırakacağız? Bununla ilgili sorumluluk sadece Mecliste değil, Bakanlık olarak size de düşüyor. Bununla ilgili gereken adımları atmak, gümrüklere gelen bu konteynerlerdeki malın kontrolünü sağlamak zorundasınız. Mesela, bu 2B Plast şirketinin buraya getirip limanlarda aylarca bekleyen, yıllarca bekleyen şeyi de, bu geri dönüştürülmesi mümkün olmayan, Basel Sözleşmesi'ne göre tehlikeli atık niteliğindeki atıklar da Belçika'daki bir gümrük memurunun uyanıklığı sayesinde ortaya çıktı. Bizim gümrüğümüze, Bakanlığa yazı yazıyor, diyor ki: "Bunlar tehlikeli atık." Bizimkiler ondan sonra uyanıyor, öyle ortaya çıktı. Yani bizim gümrüklerde bunun kontrolünü iyi sağlamamız lazım ve bu plastik atıkların yapıldığı yerlerdeki yangınlarla ilgili sizin bir soruşturma açmanız lazım.

Şimdi, INTERPOL bir rapor yayınlıyor bundan birkaç sene önce, o raporu biz Türkçeye çevirdik, diyor ki: "Bu plastik atık ithalatı dünyadaki suç rotalarını belirliyor." Ve bu işe mafya bulaşmış. Dünyadaki suç örgütleri tehlikeli atıkları "Bunlar tehlikesiz." diye üçüncü dünya ülkelerine gönderiyorlar, bunlardan biri biziz. "Burada şüpheli yangınlar oluyor." diyor. Türkiye'de hangi sektörde en çok yangın oluyor Sayın Bakan? Geri dönüşüm sektöründe. Bu, tesadüf olabilir mi? Adam geri dönüştüremediği tehlikeli atığı yakıyor, o PVC'yi, bizim çoluğumuz çocuğumuz, ailemiz, ülkemiz, toprağımız zehirleniyor. Siz karbon emisyonunu düşürmeye çalışıyorsunuz bir yandan, bir yandan adamlar getiriyor dünyanın çöpünü, burada yakıyor. Bununla ilgili de adım atılması gerekir.

Şimdi, bu barajlarla ilgili, barajların, göletlerin maksat oranlarıyla ilgili Cumhurbaşkanına yetki veriyorsunuz. Şimdi, değerli arkadaşlar, her konuyu bir kişi takip edemez; bu mümkün değil, insanın doğasına aykırı. Cumhurbaşkanının bunu tek başına takip etmesi mümkün mü, barajlarda doluluk oranlarını? İşte, enerji kaynaklı mı kullanılacak bu baraj, içme suyu kaynaklı mı kullanılacak, sulama kaynaklı mı kullanılacak? Bunu bu işin ihtisas sahibi olan devlet kurumu kimse onun takip etmesi, bu aradaki şeyin ona göre yapılması lazım. Şu an, Türkiye 200'e yakın -eskiden bizim çocukluğumuzda haritalarda gördüğümüz- gölün yüzde 60'ını kaybetti arkadaşlar. Niye kaybettik bu gölleri? Bu DSİ baraj, gölet yaparak su kaynaklarını barajla, göletle tutuyor ve bunların, bu barajların, göletlerin, buradaki suyun yüzde 75'i vahşi sulamada kullanılıyor. Bununla biz en kıymetli Ereğli Sazlıkları'nı kaybettik. Burdur Gölü dik kuyruklu ördeklerin ana üreme alanıydı, dünyada dik kuyruklu ördek kalmadı, Burdur Gölü'nün yarısı kurudu, ben gittim, gördüm orayı.

Yine, aynı şekilde Ereğli Sazlıkları... Türkiye'de 2 tane sazlık var bizim korumamız gereken, iklim krizi açısından, sizin de hassasiyetle üzerinde durmanız lazım. Sultan Sazlıkları başka yerden su getirilerek kurtarıldı. Ereğli Sazlıkları'nın yüzde 75'i yok arkadaşlar, yüzde 75'i. Hani, "Kuşlar uluslararası bir anlaşma yapsalar, nerede yaparlar?" dediğinizde kuzey yarım kürede yapacakları yer de Ereğli Sazlıkları; ben gittim, gördüm, hâli harap. Yani bizim göllerimiz kurudu, kirlendi. Meke Gölü yok mesela. Siz "Cumhurbaşkanına verelim yetkiyi..." Cumhurbaşkanı bu işin uzmanı değil ki yani Cumhurbaşkanına yani o ona, o ona, olmaz arkadaşlar, yetki tek elde toplanmamalı. Bununla ilgili nasıl bir çözüm üretilir? Bu doğru bir yaklaşım değil, bununla ilgili yaptığınız değerlendirmeyi söylüyorum.

Müsilaj konusunda da yine, aynı şekilde Türkiye'nin genelinde bir şey yapılması lazım, sadece Marmara Denizi'ni kurtarmak değil, tüm denizlerimizi kurtarmak zorundayız, denizleri kirletenlerden arındırmak zorundayız.

Kalanını maddelerde konuşayım Sayın Başkan. Bu fosil yakıtlardan çıkılmasıyla ilgili de bir ekleyeyim, ondan sonra kalanını maddelerde konuşalım.

Bu fosil yakıtlardan çıkılması sadece Enerji Bakanlığının sorunu değil. Biz COP27'ye giderken... Hatırlıyor musunuz, nasıl COP26'ya giderken ben burada demiştim "Paris İklim Anlaşması'nı onaylayıp gitmemiz lazım." diye Sayın Bakan. COP27'ye giderken de Türkiye'nin fosil yakıtlarla ilgili ve bu termik santrallerle, kömürlü termik santrallerle ilgili yol haritasını belirleyerek gitmesi lazım. Orada, kömürsüzleşmeyle ilgili, kömürlü termik santrallerin kapatılmasıyla ilgili, Polonya gibi tüm kaynağı kömür olan bir ülke imza attı, biz imza atamadık. Siz atamadınız yani sizdiniz orada müzakereci. Bir dahaki COP 27'de biz bu adımı atabilecek durumda olmalıyız. Bununla ilgili çalışmanın yapılması lazım.

Son olarak, ilimi ilgilendiren bir konu, nükleer atıklarla ilgili: Gaziemir'de bir nükleer atık sorunu var biliyorsunuz. Bununla ilgili hâlâ bir çözüm üretilemedi. Yani, orada -burada kanunlaştırdık- Nükleer Düzenleme Kurumu var, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı var, Sağlık Bakanlığı var; bizim milletvekili arkadaşlarımız "Yerel yönetim yapsın." diyor. Yerel yönetimin yapacağı bir şey midir nükleer atığı ortadan kaldırmak? Onunla ilgili de Bakanlıktan bir adım atmasını bekliyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kalan şeyleri maddelerle konuşacağım.