KOMİSYON KONUŞMASI

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Komisyonumuzun değerli üyeleri, görüşülmekte olan kanun teklifindeki 29'uncu maddeye atıfta bulunarak Anayasa'nın ilgili maddelerine aykırılıktan reddini talep etmiştik.

Sayın Başkan, devlet, mülk edinilmesi mümkün olmayan kıyılar üzerinde hüküm ve tasarruf yetkisine sahiptir. Bu hüküm ve tasarruf, egemenliğin bir uzantısı ve somutlaşmış hâlidir. Devleti yöneten Bakanlar Kabinesi bu egemenliği kamu yararına uygun bir biçimde kullanmak zorundadır. Devletin egemen otorite olarak, kıyılar üzerindeki temel yetkisinin şirketlere devredilmesi mümkün değildir. Ülkemizde, turizm gelirlerinin çok olduğu Ege ve Akdeniz kıyılarını talan ve yağma girişimi, başta partimiz ve çevreci demokratik kitle örgütlerince Danıştaya açılan davalarda birçok kez önlenmiştir. Mülk edinilemez oluşu nedeniyle kıyıların kiralanmayacağı, idare mahkemelerinin ve Danıştayın yerleşik kararlarıyla kabul edilmiştir. Şimdi bu kanun teklifiyle bu yağma ve talana yasal bir kılıf uydurulmaktadır. Bu kanun teklifinin 29'uncu maddesi, Anayasa'nın 6'ncı ve 43'üncü maddesini açık bir şekilde ihlal etmektedir. Bu gerekçeyle kanun teklifinin maddelerinin görüşülmesine geçilmeden reddedilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Özet olarak, Muğla ilimizde 2014 yılında Büyükşehir Yasası devreye girdikten, Büyükşehir Yasası gerçekleştiğinden bu yana "MUÇEV" diye bir şirket kuruldu. Bakın, adı kamuoyunda her ne kadar vakıf, Çevre, Şehircilik ve Muğla Valiliğinin ortaklaşa vakfı diye bilinse de Muğla'nın kıyıları bu "MUÇEV" denen limitet şirketine peşkeş çekildi. Örnek, Datça'nın bütün koyları; örnek, Ula Akyaka'nın koyları; örnek, yazlık sarayınızın hemen yanındaki Karaca Marmaris, cennet bir yer; hemen devamına geleyim, Akyaka'nın Kadın Azmağı ve koyları; efendim, Ortaca'da "caretta caretta"ların yer aldığı, yavruladığı, yumurtladığı İztuzu Plajı; Fethiye'nin Ölüdeniz'i, Gemiler Koyu, daha birçok bölgesi; Bodrum'un koyları, Milas'ın kıyıları; bunların tamamı MUÇEV'e verildi. MUÇEV bir şirket Sayın Başkan. Danıştay bunların çoğunu bozdu, bozuyor; üç yıl, dört yıl, beş yıl, yedi yıl geçti aradan, bakın. Bu şirkete, yasal olarak rekabet oluşmadan o verilen yerlerin tamamı ihale mevzuatına aykırılıktan şu an artık iptal ediliyor. İşte bugün getirilen bu kanun teklifiyle de Çevre Ajansının resmîleştirilmesini, kanunlaştırılmasını ve buraların şirket eliyle işletilmesini sağlıyorsunuz.

Kanun teklifinde bulunan teklif sahibine soruyorum: Çevre Ajansının görevi çok önemlidir. "Çevre"yle başlıyor ya, çevreyi korumak, kollamak, efendim, önemli bir hâle getirmektir. Bizim de istediğimiz aslında tam da budur zaten.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - O zaman sorun yok Mürsel Bey.

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) - "Ama"sı var.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Çevrenin kuruluşu, şimdi bu...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Pardon, sözünüzü bölmek istemedim de...

Hasan Bey ve İbrahim Halil Bey bize göre sağ tarafta oturmuşsunuz, memnun olduk yani bu konuda.

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) - Gönlümüz sağ tarafta.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Gönlü bizden yana Sayın Başkan.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Bu arada, misafir milletvekillerimizin de olduğunu gördüm, onlara da "Hoş geldiniz." diyorum.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Başkanım, ama konuşmanın akışı bölünüyor. Bu, İbrahim Tatlıses'in türkü söyleyip arada gelip bir sohbet etmesi gibi oldu.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Şimdi, Gökan Bey de takdir eder, Mürsel Alban'ı kimse bölemez Allah'ın izniyle.

Buyurun.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Başkanım güzel örneklerle bölmeye çalıştı.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Evet, buyurun.

Bak, İsmet ağabey de Hatay'dan zor şartlar altında kopmuş gelmiş; görüşmüştük.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Sağ olun.

Başkanım, kibarlığınıza atıfta bulunarak devam etmek istiyorum.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Estağfurullah, buyurun.

Bakan Yardımcımız ve Genel Müdürlerimiz, onlar da zaten dikkatle dinliyorlar.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Tüm tanıtım tamamlandıysa ben konuşmama devam etmek istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Yok, eksikler var da daha çok bölmeye...

Buyurun.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Sayın Başkan, Muğla'nın kıyıları... Gerçekten demin söylediğim gibi, Ajansın kurulma amacı çevreyi koruma ama gözüküyor ki demin verdiğim MUÇEV örnekleriyle Ajansın görevi çevreyi korumaktan çıkıyor, o kıyıları işletmeye dönüyor. Yani o da bir alt şirket olmaya, alt şirketler kurmaya ve onları işletmeye, şirketlere kiraya vermeye... Bunun somut örneği Göcek koylarında yaşanmıştı. Mapa, tonoz, şamandıralama sistemiyle Göcek koyları ihaleye çıktı. Her ne sebeple ise -davalar açılmışken Bakanlığa- Bakanlık bir anda yazı göndererek o ihaleyi iptal etti, durdurdu. Sebebi şimdi anlaşılıyor ki: "MUÇEV'e verirsek veya bu şirketlere verirsek çok tepki çekecek. Biz en iyisi bu kanun teklifiyle bunu getirelim -onu da bu kanun teklifine sıkıştırdılar- o kanunla Ajansın üzerinde biz buraları işletmeye ve işlettirmeye devam edelim." İşte tam da sıkıntı burada. Muğla'nın, Göcek'in koylarını mapa, tonoz, şamandıralama sistemiyle yaparsanız siz ormanları, kıyıları ve denizi parsellemiş olursunuz. Bakın, buralar halkındır; halk buralara özgürce gidip denize girebiliyor, dolaşabiliyor, yürüyüşlerini yapabiliyor ama kiraya verilen yerlerde şu an bakın orman olan alanlarda kırk dokuz yıllığına kiraya verilip turizm alanı ilan edilen yerlere vatandaşlar, yurttaşlar giremiyor çünkü sizin Bakanınız, Turizm Bakanı oraların tamamını çevirmiş, halk içeriye giremiyor.

Ajansın yönetimine bir göz attım. Şimdi, biz kimi kime teslim ediyoruz ona bakalım bir kere. Ajansın yönetimine baktığımda, Bakanlıkta çalışan Bakanlık bürokratları var içerisinde ama "ak kadrolar" diye bir tarifi var AKP'nin Merkez Yönetim Kurulunda, bakın, Mustafa Kenan Yılmaz ak kadronun içerisinde, Genel Başkan Yardımcınız Çiğdem Hanım'ın Yardımcısı bu Ajansın yönetiminde. Şimdi, bu Ajansa biz bu kıyıları, koyları, ormanları, çevreyi teslim edeceğiz; kime teslim ediyoruz biz? Ya, devlet bu ülkeyi yönetmekte sorumludur, devletin kadroları bu ülkeyi yönetmekte sorumludur. Şimdi, devleti yönetenler, eğer bürokratlar, eğer merkezî şahıs iktidarı veya bakanlık Kabinesi yönetemiyorsa bir siyasi partinin kadrolarının içerisinde bulunan birinin yönetiminde bulunduğu bir ajansa burayı teslim ediyorsanız diyecek bir şey bulamıyorum. Demin Gökan Zeybek ağabeyin dediği gibi kime verileceği net bir şekilde bellidir buraların. Önceden isimleri çıkmış, rakamları yazılmış ama durdurulmuş bir şekilde. Bakanlık bugün bunu yasalaştırarak veriyorsa işte ak kadrolara veriyor burayı bakın.

Eğer bu maddeye "kabul oyu" verirseniz değerli milletvekilleri, Komisyonun kıymetli üyeleri, AK PARTİ'nin, MHP'nin, İYİ Parti'nin, HDP'nin, CHP'nin üyeleri olarak, milletvekilleri olarak bizlerin büyük sorumluluğu var. Biz bu ülkenin geleceğini korumak zorundayız. Bakın, şirketler bu ülkeyi yönetemez, ajanslar yönetemez; bu ülkeyi bakanlar yönetir, başbakan yönetir, Cumhurbaşkanı yönetir. Ama şirketlere teslim ederseniz bu ülkenin, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini şirketlere peşkeş çekmiş olursunuz. Onun için bu önerge üzerinde oylarınızı kullanırken vicdanınıza elinizi koymanızı; çocuklarınızın, torunlarınızın, bu ülkenin geleceğini düşünerek bu kanun teklifine "ret" vermenizi rica ediyorum ve bu kanunun reddedilmesini, bunun kanun metninden çıkartılmasını talep ediyorum.

Saygı sunuyorum Sayın Başkan.