KOMİSYON KONUŞMASI

BURAK ERBAY (Muğla) - Yani şey ilginçti yani "Umudunu çalıyorsunuz gençlerin." dedim, orada müdahale edildi, o ilginç...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Efendim, bir sataşma yapmayalım dur ya.

BURAK ERBAY (Muğla) - Anladım da Başkanım, bu böyle yani.

AHMET BÜYÜKGÜMÜŞ (Yalova) - Tutanaklardan bakarsın, öyle olmadı tam.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - "Çalıyorsunuz." dediniz.

BURAK ERBAY (Muğla) - Ya hırsızlık da yapan arkadaşlar da var, onu da mı söyleyeyim, var işte, neydi o bakan, neydi bakan?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Varsa tamam, lütfen...

BURAK ERBAY (Muğla) - Ya, arkadaşlar, onu da söyleyeceğim, daha gelmedim zaten hırsız olana.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya üstat, ya bak, buradan gidersek çıkamayız ya.

BURAK ERBAY (Muğla) - Başkanım...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ama Burak Vekilim, bak biz buradan çıkamayız efendim yani burada mesele...

SELMAN ÖZBOYACI (Konya) - Ülkeyi siz yönetiyorsunuz(!)

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya, bir dakika, bir dakika.

SELMAN ÖZBOYACI (Konya) - O öyle derse ben de böyle derim.

AHMET BÜYÜKGÜMÜŞ (Yalova) - Meseleyi konuşalım, kanun teklifini konuşalım.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ama böyle işte, arkadaşlar nasıl...

Evet, Burak Bey, lütfen rica ediyorum bir toparlayalım bakın, tartışma çıkıyor, toparlayalım.

BURAK ERBAY (Muğla) - Ben bir şey demiyorum ama arkadaşlarınıza hiç demiyorsunuz, onlara "Müdahale etmeyin adama." deseniz belki bitecekti şu anda.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Hayır tamam, ben dedim, kaç kere dedim ama siz duymuyorsunuz ki. Ravza Hanım'a da "Lütfen." dedim, arkadaşlara da "Lütfen." diyorum.

Bağlayalım, rica ediyorum.

BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam bağlayacağım Başkanım, sonuçta ben düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

Dediğim gibi, ülkeyi o kadar kötü yönettiniz ki...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya, kabul etmiyoruz.

BURAK ERBAY (Muğla) - Başkanım, tamam etmeyin de Allah Allah!

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ben de söyledim işte.

BURAK ERBAY (Muğla) - Konuşmayacak mıyım, ne yapıyorsunuz?

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Tamam, buyurun konuşun.

Ben de İSKİ skandalından mı bahsedeyim? Nereden bahsedeyim yani tek parti dönemine mi gidelim? Yani böyle bir müzakere meselesi yok ki. Ya, sizden rica ediyorum Allah rızası için...

BURAK ERBAY (Muğla) - Ben de Allah rızası için bırakın da konuşayım diyorum. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Bırakın cümlemi bitireyim ya!

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya, tamam bakın... Tabii ki eleştirirsin ben bir şey demiyorum.

BURAK ERBAY (Muğla) - Allah Allah, bu nasıl anlayış ya, rezil oluyoruz ya, rezil oluyoruz, rezil!

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Siz rezil oluyorsunuz!

BURAK ERBAY (Muğla) - Ya, Allah Allah, bırakın da konuşalım ya! Ya, önemli bir maddeyle ilgili bir şey söyleyeceğiz ya!

(Gürültüler)

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Arkadaşlar, madde üzerine konuşalım, teklif üzerine konuşalım ama siz "Çalıyorsunuz." derseniz ben de İSKİ skandalı derim ya, ben de İzmir Belediyesi derim. Böyle bir müzakere biçimi yok ki, böyle bir müzakere biçimi yok!

AHMET BÜYÜKGÜMÜŞ (Yalova) - Kanunu müzakere etmeye yönelik değil bu konuştuğun şey.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Lütfen, teklif üzerine ve madde üzerine konuşalım. Zaten geneli üzerine konuştuk, rica ediyorum ya!

AHMET BÜYÜKGÜMÜŞ (Yalova) - Bunu tartışacağımız, bunu konuşacağımız platformları da var Meclisin.

BURAK ERBAY (Muğla) - Arkadaş, orada da konuşalım da bağlayacağım zaten, bu maddeye bağlayacağım yani bu maddenin neden önemli olduğunu, insanların niye kendini ifade etmesi gerektiğini bağlayacağım, müsaade ederseniz oraya bağlayacağım zaten. Sabah da aynı şey oldu, gene orada da bağlayacaktım Aile Bakanı geldiğinde, insanların spor yapması gerektiğini, kreşler olması gerektiğini, bizim çocukların neden internet kullandığına bağlayacaktım, müsaade etmediniz; burada da bağlayacağım, gene bağlayacağım yani giriş, gelişme, sonucu yapacağım, müsaade etseniz belki bitecekti şimdiye.

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) - Ama kördüğüm oluyor, bağlanmıyor.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Bitmesin, istediğiniz kadar konuşun, hakaret etmeyin yeter.

BURAK ERBAY (Muğla) - Ya ne yapalım, nasıl yapalım?

SELMAN ÖZBOYACI (Konya) - Ayhan Hoca'ya katılıyorum.

BURAK ERBAY (Muğla) - Sen de sonra söz al, sen de konuş Selmancığım, siz de konuşun, hanımefendi de konuşsun; yani nedir, problem nedir anlamıyorum.

(Gürültüler)

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya, arkadaşlar, şu usule dair ama... Ya, buyurun konuşun.

BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam, teşekkür ederim, konuşayım, sonra da siz konuşun arkadaşlar.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Tamam, ya devam et lütfen.

BURAK ERBAY (Muğla) - Teşekkür ederim Başkanım.

Sonuç itibarıyla, yirmi yıldır AKP o kadar kötü yönetti ki ülkeyi, insanların emeğini çaldılar. Kiminkini çaldılar? Az önce söyledim; tarım üreticisinin çaldılar, esnafın çaldılar, en önemlisi de gençlerin umudunu çaldılar. Gençler ne yapıyorlar? Yurt dışına kaçmaya çalışıyorlar.

Emeğe de döneyim, evet, emeğini çaldılar. Bakın, hatırlarsanız, ben bütçe görüşmelerinde portakal döktüm. Niye döktüm? Çünkü ailem portakal üretimi yapıyor; biz yıllardan beri portakalı dalında 50-60 kuruşa satıyoruz, 1 lirayı bulmuyor ama benim maliyetim onun çok ötesinde. Böyle olunca ne oluyor? Emeğimizi çalıyorsunuz. Bu, kiraz üreticisi için de geçerli, kayısı üreticisi için de geçerli, zeytinyağı üreticisi...

Bu, yanlış politikaların sonucunda insanların emeğini çalmaktır Hanımefendi; burada bunu söylüyorum bakın.

Evet, çalıyorsunuz yani yanlış yönettiğiniz için, komşularla, Rusya'yla ilişkilerimiz, Avrupa'yla ilişkilerimiz doğru olmadığı için bu ürünleri yurt dışına pazarlayamıyoruz, emek çalınıyor. Bu şekilde, bilmem anlatabildim mi? Yani burada bir hırsızlık var.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Evet, konu anlaşılmıştır. Teşekkür ediyoruz.

BURAK ERBAY (Muğla) - Başkanım, ama bu, doğru bir yöntem değil ki.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya, Başkanım, devam edelim.

Vekilim, lütfen, Allah aşkına ya! Ya, portakal ile dezenformasyon kanunu arasındaki...

Sayın Tuncay Özkan ya...

BURAK ERBAY (Muğla) - Ama yani bunu bir bütünsellik içerisinde anlatmam lazım. Siz iletişimcisiniz yani bundan övünüyorsunuz ama bu...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya, arkadaşım...

SELMAN ÖZBOYACI (Konya) - Burak Bey, video çekmiyorlar.

BURAK ERBAY (Muğla) - Ya, istemiyorum ben, video istemiyorum, kayıtlara girsin. Ben kapattırırım. Ona da ben söylemedim çek diye zaten.

Sonuç itibarıyla, insanların emeğini çalıyorsunuz, umudunu çaldınız, çok kötü bir ülke bırakıyorsunuz. Bununla ilgili büyük bir mücadele veriyoruz. Bunu yaparken de ülkenin kasasını boşalttınız, yanlış ihaleler yaptınız. İşte, geçiş garantili şeyler yapıldı ve sonuç itibarıyla, büyük yolsuzluklar yaptınız, şatafat içerisinde yaşadınız, saraylar yaptınız, Marmaris Okluk'a saray yaptınız, Ankara'ya saray yaptınız, yetmiyor Van'a yapıyorsunuz. Bu şekilde, ülkeye çok fazlasıyla zarar verdiniz. Bu konuda da bu yolsuzluklarla ilgili uyuşturucu batağına batırdınız. Gençler kumar oynuyorlar, gençler uyuşturucu batağına batmış durumda. Bunun sebebi de -işte buradaki az önce sabahtan beri anlattığımız- ülkenin mevcut yanlış yönetimi sonucudur. İşte, bununla ilgili de bu ilgili kurumlar bakın, ne yapmışlar? Bu anlattığım, ülkenin durumunu tespit eden haberlere iletişim yasağı getirmişler. Neye getirmişler? Mersin Limanı'nda ele geçirilen kokainlerle ilgili yasak getirmişler. İşte tam da konu buraya bağlanacaktı müsaade etseydiniz. Başka neye getirmişler? Yunak ilçesindeki Belediye Başkanıyla ilgili haberlere getirmişler. Neye getirmişler? Cumhurbaşkanıyla ilgili yönetim... Cemaat yurtlarında kalan tıp öğrencisinin intihar haberine getirmişler. Bakın, bunları, işte, bu yaptığınız gibi olduğu için konuşamıyoruz belki. Belki hep araştırma önergeleri veriyoruz ya Mecliste, çok önemli şeyler söylüyoruz. Geçenlerde, işte, kiracılarla ilgili söyledik, daha önce başka konularla ilgili söyledik. Şu şekilde yapmayıp komisyonları kursak, gitsek bunları yerinde incelesek belki ortak akılla çok daha çözümler bulacağız, biz de kendimizi ifade etmiş olacağız, sizler de etmiş olacaksınız o araştırma komisyonlarıyla, yerinde inceleyeceğiz ve bu şekilde de çözümlere katkılar verebileceğiz belki. Ama bunun yerine işte ne yapılıyor şimdi? Bunlar konuşulmasın, araştırma önergeleri reddedilsin ve ondan sonra da işte bu yasalara kadar geliyor bu anlayışınız, yasakçı anlayışınız. Ne olacak? Yani dediğim gibi, notlarda sabah da söyledim, yangınlarla ilgili yaptığımız uyarılar oldu, diğer yolsuzluklarla ilgili oldu, eğer, siz bunu yasaklarsanız ne olacak biliyor musunuz? Milyonlarca insan Sedat Peker'i izleyecek, Sedat Peker ajansları kurulacak. Onların Türkiye'yle ilgili söyledikleri yorumların, eksik, yanlış, fazlasıyla, bunların önünü açıyorsunuz. Bunu yapmayalım, bunu yapmayalım. Bunları, bu tarz yasaklayıcı anlayışlarla getirmeyelim. Gerçekten gazeteci olan arkadaşlar bu konularda araştırsınlar, biz de siyaset olarak bize düşen görevleri yerine getirelim, bunları ifade edelim, çözümlerin üstüne gidelim, bunu yapalım, bunu söyleyeceğiz arkadaşlar, bunu tartışacağız. Yani bunu buraya bağlayacaktım. Ülkemiz daha huzur içinde, insanlar kendini güvende hissetsin, siyasiler olarak biz gereğini yapabilelim, basın gereğini yapsın. Bu şekilde, işte, birtakım kurumlarla onların kafasına çekiçle vurmayalım, korkutmayalım, ürkütmeyelim, onlar da gereğini yapsın, biz rahatlıkla yapalım ama bu madde maalesef kaygı uyandırdı sayın başkanlarım, değerli imzacı vekiller, bürokratlar, Sayın Başkan. Bir kaygı uyandırdı, bu kaygılar günlerdir bize geliyor. Gelin, bu hatadan vazgeçelim. Biz de diyelim ki: Onlar da gördü, bir şekilde geri adım atıldı, düzenleme bu şekilde vicdanları rahatlatacak bir hâl aldı diyelim ve buna göre de hep beraber oy birliğiyle elimizi kaldıralım. Bunu talep ediyoruz, bunu diliyoruz.

Teşekkür ediyorum.