| Komisyon Adı | : | SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU |
| Konu | : | Kayseri Milletvekili İsmail Tamer ve 51 Milletvekilinin, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4485) (Tali komisyon) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 08 .06.2022 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.
Tabii, bu arada anlayışınız için de teşekkürler. Ben de bu hakkımı olabildiği kadar kısa ve kanun metniyle bağlı kalmaya çalışarak kullanmaya gayret edeceğim.
Önümüzde bir teklif var; beklenen, bir türlü gelmeyen ve gelince de göz doldurmayan bir teklif bu ve aslında sağlık çalışanlarına bir şeyler veriyormuş gibi yapan ama aslında fazlaca da anlamlı bir katkı sağlamayan bir metinle karşı karşıyayız. Yalnız, kimi yanlışlıkları ve eksiklikleri de dikkatinize sunmak istiyorum.
Bakınız, şöyle baktığınız zaman, ilk dikkatimizi çeken, 5'inci maddede inceleme heyetleri oluşturulacağına dönük bir hüküm var. Bu nereden kaynaklanmış diye baktığınızda kanunun zaten gerekçesinde görüyorsunuz, diyor ki: "Danıştay'ın girişimsel işlem puanlarını inceleyen inceleme heyetlerinin kanunla teşkilinin gerektiği yolundaki kararı uyarınca, hâlihazırda ek ödeme ile ilgili yönetmelikte mevcut olan inceleme heyeti oluşturulması ve heyetin görevi kanunu ile düzenlenmektedir." Şimdi, bakınız, aslına bakarsanız, açık bir hata ve hatta bence hatayı aşan, bir kanunun arkasından dolanma söz konusu. Danıştay size diyor ki: "Bunu kanunla düzenleyin, yönetmelikle düzenlemeyin, idarenin takdir yetkisine bırakmayın, Meclis karar versin, yasama organı karar versin ve ona göre bu ödemeleri belirleyin." Siz de yeni bir kurul ihdas ediyorsunuz, inceleme heyeti ve inceleme heyetine de bu yetkileri veriyorsunuz. Yani kanunda "İnceleme heyeti kuracağız." diyerek Danıştayın önerdiği gibi siz yasal düzenleme yapmış olmuyorsunuz, aslında gülünç duruma düşüyorsunuz. Yarın buradaki uygulama konuları, idari konular idari yargıya, Danıştaya gidecek ve biz bunu Anayasa Mahkemesine götüreceğiz ve Anayasa Mahkemesi de dönecek -tabii gerçek bir mahkemeyse- size diyecek ki: "Ya, Danıştay size 'Kanunla düzenle.' demiş, siz 'İnceleme heyeti kurduk.' diyorsunuz." İnceleme heyeti neye göre kuruluyor? Yine yönetmelikle. Sonuç olarak yine kulağınızı böyle tutacağınıza böyle tutmuş oluyorsunuz. Bu yanlışı yapmayın, bu yanlışı ne bu Komisyona ne yüce Meclise ben yakıştıramıyorum, size de yakıştıramıyorum. Bu çok yanlış bir şey ve bu, kanunun arkasından dolanma girişimi son derece yanlış. Bu, teknik tarafı.
2'nci tarafı da şu: Bu nasıl bir heyet olacak? Neye göre belirleyeceğiz? Hangi objektif kriterlere göre seçilecekler? Hangi objektif kriterlere göre çalışacaklar? Hangi objektif kriterlere göre -yani Danıştayın sizden istediği- hangi kriterlere göre ek ödeme miktarlarını belirleyecekler? "Yok, biz yazacağız." Zaten yaşadığımız, AKP iktidarında özellikle son yıllarda artarak devam eden şudur: Kanunu geçirelim, kanun versin yetkiyi yönetmeliğe, biz yönetmeliği istediğimiz gibi yapalım, nasılsa kullanırız. Oysa, bakın, bu hem hukuk devleti açısından yanlış, eksik hem de siz gidicisiniz, bunu da anlayın. Ya, yarın bu yönetmelikleri biz bir çırpıda yazarız, siz ondan sonra "Yandım Allah!" dersiniz. Sayın Bakan, siz bilirsiniz bu işleri, böyle olmaz. Bunu Danıştay "Kanunla yap." diyorsa kanunla yapın, gelin, burada çalışalım, burada sorun yok.
Diğer nokta... Burada "disiplin durumu" diyor yani yenilik olarak "disiplin durumu" diyor. Niye? Bu ihtiyaç nereden kaynaklandı? Sayın Tamer, soruyorum size. Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti'nin disiplinle ilgili zaten bir mevzuatı var; eğer bir sağlık çalışanı, bir memur disiplinsizlik yapmışsa bunun uyarıdan ağırlaştırılmış cezaya kadar giden bir sürü cezaları var, siz bunu niye bir de ek ödemeyle, döner sermaye ödemesiyle cezalandırma gayretindesiniz, niye? Siz 2 defa mı cezalandıracaksınız? Ya, bu anlayışınız da var -üzülerek söylüyorum- herkesi parayla terbiye etme anlayışı. Yani biz bir şekilde maaşını kesersek, alacağı ücreti kesersek biz bunu daha disiplinini yaparız; tırnak içerisinde tabii, sizin disiplininizi birazdan konuşuruz. Bu da son derece yanlış. Ya, bir adam, bir sağlık çalışanı eğer disiplinsizse onun zaten cezası var. Döneceğiz "Sen disiplinsizsin, sana ödeme yapmayalım." Ve sizin disiplin anlayışınızın Türk Tabipleri Birliği üyesi olmak, SES üyesi olmak, Türk Eczacıları Birliği üyesi olmak; sizin istemediğiniz, çok beğenmediğiniz vakıflara, derneklere üye olmak, belki siyasi görüşlere yakın olmak olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu yapmayın, buna hakkınız yok, sağlık alanını, hiç olmazsa sağlık alanını böylesine politize etmeyin. Ben bu kanunun teklifini getirenlere bu disiplin durumu ihtiyacının nereden doğduğunu da doğrusu soruyorum ve merak ediyorum, cevabını da bekliyorum.
Devam ediyoruz arkadaşlar. Bakınız, 9'uncu maddede, vatandaştan tahsil edilememiş bir miktardaki alacaklar terkin ediliyor. Bu bir yönüyle doğru bir şeydir, isabetli bir şeydir ama şu Komisyonda şunun da söylenmesi lazım: Yüz binlerce vatandaşımız bu nedenle -yani zaten kanunda da görüyorsunuz- icra takibi altındadır; evlerine icra gitmiştir ve biz şu anda o icra takibatlarını durduruyoruz, 5 bin liraya kadar olan kısmını terkin ediyoruz, üstünü de taksitlendiriyoruz. Bu, aslında bir yönüyle doğrudur ama bir yönüyle de utanılacak, yüzümüzün kızarması gereken bir durumdur. Yani yirmi yıllık iktidarınızın Türkiye'yi getirdiği noktayı ortaya koyması bakımından da bence önemlidir, değerlidir.
BAŞKAN RECEP AKDAĞ - Murat Bey, siz gelmeden rakamları verdiği şeyimiz, 85 bin kişi diye.
MURAT EMİR (Ankara) - Olsun, olsun. 100 bine yaklaşmış Sayın Bakanım, 85 bin de yeteri kadar ağır aslında.
BAŞKAN RECEP AKDAĞ - Bilginiz olsun diye söyledim.
MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim, sağ olun.
Şimdi, bir nokta daha var arkadaşlar. Ek 1'inci maddeye bakıyoruz. Bakın "Kuraya ilişkin usul ve esaslar ile bunların Sağlık Bakanlığındaki atama ve yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." diyor. Oysa, bakın, daha öncesinde sadece kura belirleniyordu. Şimdi bu ihtiyaç nereden kaynaklandı? Ya, ben kura çekimini yönetmelikle belirleyeceğim -tamam, zaten vardı o- ama bir de atamayı belirleyeceğim. Atayacaksan sonradan niye kura çekiyorsun? Niye çekiyorsun bu kurayı?
SAĞLIK BAKAN YARDIMCISI HALİL ELDEMİR - "Atama ve yer değiştirme" teknik bir tabirdir.
MURAT EMİR (Ankara) - Daha önce niye yoktu? Yazmayın.
SAĞLIK BAKAN YARDIMCISI HALİL ELDEMİR - Bu, kurayı kaldırmıyor.
MURAT EMİR (Ankara) - Hayır, zaten kaldıramaz canım, kaldırmadığını biliyoruz ama bu, kuranın arkasından dolanmak.
SAĞLIK BAKAN YARDIMCISI HALİL ELDEMİR - Bunu izah edeceğim ben size.
MURAT EMİR (Ankara) - Tamam, teşekkür ederim Halil Bey, tabii.
Ama burada bu ihtiyacın nereden kaynaklandığını, sadece öylesine bir kelime olamayacağını ve bunun üzerinden daha sonra tepe tepe bir sürü atama yapılacağını, yer değiştirme yapılacağını öngörmek zor değil Türkiye'de ama tabii sizi dinleyeceğim.
Devam ediyoruz. Diğer bir nokta arkadaşlar, burada "doktor öğretim üyesi" kavramı geldi, yardımcı doçentlik kalktı; buna dönük bir şey oluyor. Burada, uzmanı oldukları alanda fiilen en az bir yıl çalışmış olmaları şartı getiriliyor. Şimdi, bu da garip Sayın Bakan, siz bu işleri bilirsiniz.
BAŞKAN RECEP AKDAĞ - Başasistanlık için.
MURAT EMİR (Ankara) - Evet, evet.
Şimdi burada, birincisi, bir defa şunu itiraf mı ediyoruz: Yani bizim elimizde eğitim araştırma hastanelerinde öğretici yapacağımız, eğitim alanında kullanacağımız yeteri kadar doktorumuz, genç hekimimiz kalmadı. Dolayısıyla bizim bir an evvel birilerini başasistan yapmamız gerekiyor. Bu birinci itiraf olsa gerek. İkinci itiraf da değerli arkadaşlar, bakın, eski kanunda "kadroda"ydı şimdi diyorsunuz ki "alanda" yani uzağında olanlar için söylüyorum: Bir doktor yeni uzman olsun, işte, genel cerrah olsun, bu arkadaşımız ihtisasını almış olsun, bir yıl gitti bir yerde çalıştı, zaten mecburi hizmet var, gitti çalıştı. Hatta bu çalıştığı yerler de hâliyle son derece az hekimin istihdam edilebildiği, hekimi olmayan, zor koşullarda çalışılan, az hasta görülen, kritik hastaların sevk edildiği, kritik ameliyatların yapılamadığı bir yer. Şimdi, burada bir yıl bekleyecek bu kişi, sonrasında gelecek, o eğitim araştırma hastanesinde "Ben artık kıdemlendim, size eğitim vereceğim." diyecek. Ya, bu, aklınıza uygun mu? Bu yanlış, bunu yapmayın. Bakın, daha öncekinde neydi? "Kadroda" yani sen o kadroda çalış önce, sen biraz daha deneyimli ol, daha bilgili ol, sonra dön, asistanlara da eğitim ver; bu anlaşılabilir ama o alanda çalışmış olmak... Zaten nerede çalışacak? Alanda çalışacak.
Şimdi, burada bir de bizim çocuklara kadro bulma telaşı görüyorum Sayın Bakan. Herhâlde bizim çocukların başasistan kadrolarında olmaları çok olamadı yani yeteri kadar olamadı, onlara bir kadro bulma ihtiyacı da var mıdır diye aklımdan geçiyor.
Kısa kesiyorum, kısa kesiyorum. Şimdi, bir de, 13'üncü madde, orayı da anlamış değilim. Yani başka bir anlamı varsa da öğrenmek isterim. Bakın, (a) bendi -yürürlük tarihini belirliyor- "takip eden ayın birinde." diyor. Ne anlıyorsunuz? İşlem bitti, takip eden ay neyse o ayın 1'inde. E, güzel, tamam. (b) bendinde diyor ki: "takip eden aybaşında." Ya, bunun bir tanesi olur. Yani başka bir şey mi? Yani ay başı ile ayın 1'i farklı şeyler mi? Eğer aynı şey ise bunu aynı madde içerisinde (a) bendinde öyle, (b) bendinde öyle nasıl yazdınız, nasıl yazdınız? Garip bir şey bu.
BAŞKAN RECEP AKDAĞ - "Aybaşı" lafı zannediyorum teknik tabir.
MURAT EMİR (Ankara) - O zaman (a)'da niye... O zaman (b)'de niye...
BAŞKAN RECEP AKDAĞ - Soralım niye olduğunu, öğrenelim.
MURAT EMİR (Ankara) - Evet, bunu da öğrenmek istiyorum. Sabrınız için teşekkür ederim.
Sağ olun.