KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Çok teşekkür ederim.

En sondan başlayayım, 2020 bulgusu var, diyor ki: "Plan ve hedeflere ilişkin olarak kurumun stratejik planının bulunmaması... Kurumun misyon, vizyon hedeflerin ortaya koyan ve bu hedeflere ulaşma stratejisini gösteren stratejik planın hazırlanması önerilir." denilmiş. "Öneri doğrultusunda hareket edilecek." denilmiş. Birinci soru bu olsun: 2022, stratejik plan hazırlandı mı, var mı böyle bir stratejik plan?

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ MÜDÜRÜ YENER YILDIRIM - Var.

OTURUM BAŞKANI NEVZAT ŞATIROĞLU - En son finalde, cevaplarda söz hakkı vereceğim Genel Müdürümüze.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Tamam onu sordum.

Tabii, birçok şey söylendi, Yavuz da sağ olsun detaylarıyla anlattı. Şimdi, bir, Atatürk Orman Çiftliği bitkisel ıslah çalışması; iki, orman alanındaki ıslah çalışmaları; üç, tarımda yeni teknolojiler; dört, tarımın bitkisel üretiminin tohum ve diğer alanlardaki çalışmasını yürütmek, tarımda eğitim ve gösteri alanı olarak kullanmak yani önder bir alan yaratılmak amacıyla tarımın geleceğine bilimsel açıdan, teknolojik açıdan katkı koymak açısından inşa edilmiş bir yer aslında temel görevi ve işlevi de bu; teknoloji, bilgi, tohum ıslahı, ağaç, orman... O yüzden "Atatürk Orman Çiftliği" denilerek kocaman bir misyon biçilmiş aslında. Şimdi, diyorsunuz ki 1983 yılından sonra çıkarılan yasalarla bir kısmı kiraya verildi, bir kısmı kamu kurumlarına, bir kısmı diğerlerine ama 1998 yılından sonra Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun kararıyla birinci derece doğal ve tarihî sit alanı ilan edilmiştir. Sayın Müdürüm "birinci derece doğal ve tarihî sit alanı ilanı" ne demektir, tarif eder misiniz? Elbette bu bir soru. İki; birinci derece doğal ve tarihî sit alanı ilan edildikten sonra oraya -başta saray ya da- yapılması uygun muydu? Nasıl buna izin verildi? Bunu özellikle söylemek isterim.

Yine, başka bir şey daha söylüyorsunuz. Süt fabrikası, meyve suyu, bal fabrikası... Yine, Yavuz'a katkı olsun diye söylemek isterim aslında. Farkındayız, işlevsizleştirip, kimliksizleştirip tamamen zarar göstererek "Artık bu fabrikaları buradan çıkaralım -zaten özelleştirmeyi de ilahlaştıran bir yapıyla karşı karşıyayız- bunları devreden çıkaralım, zaten özel sektör bunları yapıyor, kamuya ne gerek var, niye böyle bir yük olsun?" denme noktasını biliyoruz, onun çok farkındayız. Merakım şu: "Bir pandemi süreci var. Pandemi sürecinden dolayı dünyada Ukrayna savaşı var, bilmem ne var -belli ki yeni hazırlanmış bu yazı- ağaç diktik, dünyada gıda krizi ve tarımsal meseleler üzerinden ağaç diktik, ayrıca da ayçiçeği tohumu konusunda hububatla takas şey yapıyoruz, münavebe yapıyoruz." diyorsunuz. Merak ettim hakikaten Covid-19 döneminde gıda krizinin hangi ağaçla giderileceğini. Hangi ağaçları dikiyorsunuz? Hangi ağaç fidanlarını yetiştiriyorsunuz? Yani ağaç fidanlarının gıda kriziyle ve tarımda yaşanacak temel sorunlarla elbette bütünsel olarak bir bağı vardır ama özellikle temel gıdalar olarak buğdayla, arpayla, mısırla, soyayla ve baklagillerle -örneğin, mercimekle ya da kuru fasulyeyle, nohutla- bunun nasıl bir bağ var? Ya, nasıl? Ben hani anlamak için soruyorum çünkü bizim de bilgiye ihtiyacımız var. Bilmediğimiz, krizden bir çıkış yolu varsa sayenizde onu da öğrenelim, bilelim ki CV'nizi okudum, bayağı tarım il müdürlüklerinde çalışmışsınız, bir veteriner kimliğiniz var, bir mesleki kimliğiniz var. Buradaki herkese saygıdan kusur etmeyerek söylemek isterim ama en başta oranın amacına uygun olarak çalışmasını sağlayacak elbette sizsiniz, siz olmalısınız. Yani bu ayçiçeği alanı ne kadar? Münavebelik kullandığınız alan ne kadar? Sizce orada artık birinci derece doğal sit ve tarihî bir alan var mıdır? Ve geldiğimiz noktada ne zaman havluyu attırmayı düşünüyorsunuz AOÇ'ye.

Teşekkür ederim.