| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Kütahya Milletvekili Ahmet Tan ve 172 Milletvekilinin; Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4618) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 13 .10.2022 |
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, öncelikle şunu söyleyeyim: Terkin işleminin bir tahsilat şansı olmadığı için şu andan itibaren Türkiye ekonomisinde çok böyle önemli bir sonuç doğuracağını düşünmüyorum. Özellikle borçluların da mali yapısı düşünüldüğünde terkin işlemini doğru buluyorum ama Türkiye'nin kamu mali yönetimiyle ilgili Plan ve Bütçe Komisyonunun bilmesi gereken bir iki husus var. Birincisi, kamu mali pozisyonumuz görünür itibarıyla fena değil. İşte, bütçe açığının -Maastricht kriteri var- yüzde 3'ün aşağısında olması gerekiyor; bunlar sevindirici şeyler ama biraz daha işin içine baktığınızda gelecekte büyük riskler taşıdığını görüyoruz. Bu maddelerin kamu mali yönetimi açısından önemi yok ama "kur korumalı mevduat" dediğiniz şeyin hepiniz için çok önemi var.
Arkadaşlar, birincisi, şunu söyleyeyim: Türkiye'deki yeni rejimde Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu iş halledilebilirdi, kur korumalı mevduat meselesi. Niye kanun olarak geldi? Yani birçok şey, temel hak ve hürriyetler bile bununla düzenleniyorsa... Burada bir siyasal sorumluluk bölüşümü olduğunu hatırlatmak isterim ve benim yasama hayatım boyunca tecrübelerim hep şöyle olmuştur: Bazen Mecliste geçerken önemini fark etmediğim şeyin gelecekte ne kadar önemli olduğunu gördüm. Sizleri bu konuda uyarmak isterim. Bu yasa içerisinde geçireceğiniz kur korumalı mevduat gelecek beş yılın en önemli konularından biri olacak. Tabii ki ülkede ekonomik zorluklar var, tabii ki alınması gereken kararlar var ama bu alınan karar o çok övünülen mali yönetim sistemini altüst edecek, bu yılda da altüst edecek. Şimdi şöyle bir açmazın içindesiniz: "Kuru bastıralım mı bastırmayalım mı?" Seçim de var anlıyorum ama seçimi anlamayı bir siyasi oportünizm anlamında söylemiyorum, defakto bir durum tespiti itibarıyla söylüyorum. Kuru bastırmak zorunda olduğunuzu hissediyorsunuz. Peki, kuru bastırabilir misiniz? Eğer mevzu seçime kadar ekonomiyi taşımaksa seçim için canlandırmanız gerekecek; çok üzgünüm yani ikisi birden olmuyor. Seçim için canlandırdığınız an ne yapacaksınız? Vatandaşa ücret artışı, kredi artışı vereceksiniz, değil mi? Peki, vatandaş bununla ne yapacak? Vatandaş bununla doğrudan döviz alacak, onun için önünüzde çok fazla böyle bir ücret artırma şansı yok. Vatandaş döviz aldığında da ani dönüş riski var. Bunları Plan ve Bütçe Komisyonunda böyle çok vaktinizi almadan size anlatmaya çalışacağım çünkü Komisyon olarak şu an Türkiye'deki en önemli işi yapıyorsunuz. Türkiye'nin gelecek mevzusu, siyasetin öncelikli konuları tamamıyla bu işlerle ilgili, tamamıyla sizin alacağınız kararlarla ilgili.
Diğer sosyal koruma meselesine gelince; biraz sonra, size biraz daha teknik detay vereceğim ama bu ülke ağır ekonomik krizler... Sadece bugün kriz atlatmadık, biz yaklaşık 2013 yılından beri, küçük küçük krizler yaşıyoruz. Hatta, siz, tabii, aynı iktidar adıyla devam ettiğiniz için bunu söyleyemiyorsunuz ama siz küçük küçük krizlerle yaşayarak geliyorsunuz ama bu küçük küçük krizlerin bileşiminde tarihte görülmemiş bir krizin eşiğine geldiniz. Bu krizler sırasında en çok yapmanız gereken, sosyal koruma harcamalarını arttırmaktı. Mesela, dünyadaki trende bakın. "Pandemide, şöyle yaptık, böyle yaptık." diyeceksiniz ama endeksli rakamlara -ki "dövize endeks" demek gerekiyor- bakıldığında sosyal koruma harcamalarımızda hiçbir değişiklik yok ağır salgın ve ekonomik krize rağmen. Bu mali disiplini korumuş olabilir Türkiye'de ama çok ciddi bir sosyal yaraya yol açtı.
Önünüzdeki madde -ben kişisel olarak, bir milletvekili olarak- bence kamu mali yönetimiyle ilgili çok önemli sonuçlar doğurmayacak çünkü zaten tahsil edemeyeceği işler. Sadece beni rahatsız eden bir şey var "Ödeyenlerin hakkı geri ödenmez." diyorsunuz. Bu doğru değil çünkü o ödeyenler bir şekilde ya dürüstlüğünden ya yakalandığı için ödemek zorunda kaldılar. Ödemeyenleri affediyorsunuz, ödeyenlere "Siz ödediniz." diyorsunuz. Devlet, vatandaşına ahmak olduğunu ima etmemeli; bu biraz böyle gibi. Kimi bulup tahsil ettiyseniz ondan alınmış oldu. Burada bir kul hakkı var mı, bunu da düşünmek gerekiyor.
Saygılar sunuyorum.