KOMİSYON KONUŞMASI

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri arkadaşlarım, Sayın Bakan, değerli bürokratlar, basın mensupları ve burada çalışan arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bizim konumuz su ürünleri ve balıkçılık. Türkiye'de şu anda balıkçılıkla ilgili çok büyük tahribatlar yaşanıyor. Özellikle son mazot fiyatlarının artışıyla balıkçılarımız denize çıkamaz oldu yani üretemez hâle geldiler. Bu, devamlı bize gelen balıkçılardan bir serzeniş. Çok ciddi sorunlarımız var; üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülkede, 4 tane denizi olan bir ülkede bu yaşanan sorunlar 1940'lardan başlayan politikaların ve 2002 yılından sonra bu denizci ve balıkçılarımıza verilmeyen değerin sonucu olmuştur. Balıkçılarımızın tuttuğu balıklarımızın taban fiyatı bile yok, "balıkçılık" diye bir meslek de yok, meslek tanımı yapılmamış daha; sosyal güvenlikle ilgili hiçbir düzenleme, hiçbir hakları yok. Balıkçılarımız gelecekle ilgili çok ciddi kaygı yaşıyorlar. Ülkemizde iklim değişikliği yaşanıyor; Akdeniz Ege'ye, Ege Marmara'ya, Marmara Karadeniz'e doğru bir ısınma söz konusu ve hiçbir önlem şu anda alınmış değil yani bölgesel ve mevsimsel olarak bir balıkçılığa geçilmesi lazım.

Sayın Bakanım, ilk göreve geldiğinizde tanışmıştık, size bazı konuları aksettirmiştim, çok umutluydum, umutlarım hâlen devam ediyor. Zor göreviniz, tarıma bakıyorsunuz, ormana bakıyorsunuz, iç sulara, gıdaya, baraja, göllere, hayvana, tohuma, yangına; çok zor bir görev ama denizlerimiz de çok önemli. Dünyada stratejik ve jeopolitik konumu olan üç tarafı denizlerle çevrili ender ülkelerdeniz. Hep bir talebimiz oluştu, bunu da inşallah, iktidarımızda gerçekleştireceğiz, su ürünleri ve balıkçılık bakanlığı. Sadece sizin Bakanlığınızın nezdinde küçük bir bünyede kontrol edilemeyecek kadar denizlerimiz verimli ve büyük, çok acil önlemler almamız lazım; denizlerimiz kirleniyor, kıyılar bozuluyor, habitatlar dağılmaya başladı. Yani önlemler alamazsak iki yıl sonra Türkiye'de "balıkçılık" diye bir şey olmayacak. Üretimle ilgili, belki, Türkiye'de ender ihraç ürünlerimizden, canlı ihraç edilen balık ihraç ediyoruz ama öyle bir yayıldık ki alanlara, kendi denizlerimizin normal balıklarını yok edecek kadar, balıkçılarımıza alan bırakmayacak kadar yayıldık; bence ölçeksiz ve plansız gidiyoruz bu konuda.

Bu kitapçıktaki bugünkü konuşmanızda sadece üretim... Evet, denizlerdeki bizim balıkçılarımızın tuttuğu balık da üretim balığı aslında. Afrika'ya kapıları açtık da Türkiye'deki denizlere kapıları kapattık. Belki kutuplara kapılarımızı açtık ama ülkemizin denizlerine kapıları öyle bir kapattık ki bunun bize geri dönüşü çok ağır ve maliyetli olacak, onun için acil önlem... 28 tane ilimiz var, ileri derecede biyolojik arıtma tesislerini kurmazsak denizlerimiz artık yok olma... Müsilaj da bunun sonucuydu aslında. Eskiden "Deniz her şeyi yutar." derlerdi, şimdi deniz her şeyi kusuyor, geri yolluyor bize. O kadar önemli bir konu ki bunu el birliğiyle yani bu işin iktidarı, muhalefeti, ocusu bucusu yok; bu ülkede 85 milyon yaşıyorsa, 85 milyon kişi bu denizlerden sorumlu. Biri deniz kenarına gider seyreder, biri balık tutar, biri ticaretini yapar, biri deniz yollarıyla ulaşım sağlar ama eğer bu denizlerimizi ötekileştirirsek, dikkat etmezsek bundan iki yıl sonra... Burada birçok demişiz... 49'dan 87'ye, korunan tür sayısını da 20'den 66'ya çıkardık. Karadeniz'de 56 balık çeşidi 22'ye indi, 22'ye inen çeşitten de ekonomik değeri olan 7... İskenderun Körfezi'ne bakıyorsunuz, sular ısınmış, istilacı türler iyice yerleşmeye başlamış; bizim kendi doğal balıklarımız yok olmaya başladı. Gelin, el birliğiyle şu süreçte bir başlatalım, el birliğiyle su ürünlerini bir koruma yoluna gidelim.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son yarım dakikanız.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Bir de kısaca şuna değineyim: Adana'da, övündüğümüz, övündüğünüz su ürünleri ihtisas organize sanayi bölgesi kurulacaktı. Evet, devam ediyor ama oranın valisinin kendinde bir kibir, bir değişik algı içine girmiş, önünü engellemiş durumda. "Dünyada tek." dediğimiz yer, beraber -arkadaşlarımız da burada, Adana milletvekillerimiz de diğer arkadaşlarımız da- çok ince noktasına kadar çalıştığımız nokta...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz doldu Sayın Karadeniz.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Bir on beş saniye daha rica ediyorum.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümlenizi alalım.

BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Çok övündüğümüz nokta çok tökezleyerek gidiyor, bu konuya da önem arz ederseniz çok sevinirim Sayın Bakan.

Teşekkür ederim.