KOMİSYON KONUŞMASI

SEYİT TORUN (Ordu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, Bakan Yardımcıları, değerli bürokratlar ve kıymetli basın mensupları; öncelikle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, iktidarınızdaki son Bakanlık bütçeniz hayırlı uğurlu olsun. İnşallah, bir sonraki Bakanlık bütçesi Millet İttifakı'nın iktidarında yapılacak.

Sayın Bakan, sunumunuzu dinledik ama özellikle yerel yönetimler konusunda size ciddi eleştirilerimiz var. Son kısma belli rakamları koymuşsunuz ama umarım -bundan önce de bu uyarılarımızı yapmıştık- bari bu son yılınızda uyarılarımıza kulak verir ve milletin hayrına olan işleri de yaparsınız.

Bakanlığınız, maalesef, sadece vaat verip hizmet üretemeyen, tam anlamıyla bir kopyala yapıştır Bakanlığına döndü. Dört yıldır, yerel yönetimlerle ilgili olarak verilen hiçbir vaat yerine getirilmedi. Örneğin, 2020 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda yerel yönetimlerle ilgili şunu söylediniz: "Yerel yönetim hizmetlerinin idari, mali ve teknik asgari standartları tespit edilecek ve bu standartların uygulanmasına yönelik mevzuat düzenlemesi yapılacaktır." Sorumlu kurum olarak -Çevre ve Şehircilik Bakanlığı- 2020'de bunu yapmadınız. 2021 yılı programında noktasına, virgülüne dokunmadan yine aynı şeyi söylediniz. 2022 programında yine aynı vaadi verdiniz, gene yapmadınız. Geldik, 2023 yılı programına bakıyoruz; kopyala yapıştır, gene aynı şeyi tekrarlıyorsunuz. Siz üç yıldır yerel yönetimlerde asgari standartları bile belirleyemediniz. Yine dört yıllık programda iktidarınızın beceriksizliğini itiraf ediyorsunuz. Yıllık programlarda büyükşehir belediyeleri ile büyükşehir ilçe belediyelerinin yetkilerinin çakıştığını, bu nedenle hizmet aksamalarının ortaya çıktığını kabul ediyorsunuz ama yıllardır bu konuda hiçbir adım atmayıp "2023'te yapacağız." diye gene vaatte bulunuyorsunuz. Yerel yönetimlerin ağır sorumlulukları var ve bizim de bu konuda çözüm önerilerimiz hazır. Zannediyorum, Bakanlığınızda Sayın Özhaseki'yle bir çalışma oldu. Biz, bu konudaki önerilerimizi Cumhurbaşkanı Yardımcısına, Sayın Özhaseki'ye de teslim ettik. Bakanlığınızdan yine Cumhurbaşkanlığı Yardımcısına gönderildiği söylenildi ama maalesef bu konuda tek bir adım atılmadı, bir arpa boyu yol gidilmedi; maalesef bu konuda sınıfta kaldınız. Dolayısıyla, siz, yerel yönetimlerin sorunlarını çözme kabiliyetiniz olmadığını 2023 yılı programında bir kez daha itiraf ediyorsunuz. Dört yıllık programda da aynı vaatleri kopyala yapıştır tekrar etmenin bir izahatı varsa bunu da sizden duymak isteriz.

Ne yazık ki Bakanlığınız, belediyelere yönelik partizan politikaların ve uygulamaların aracı hâline gelmiştir. Belediyelerin bankası olan ve yerel yönetimlere destek vermek amacıyla 1933 yılında kurulan İLBANK'ı ayrımcılıkta zirveye çıkardınız. Sadece İLBANK'ın 2021 Yılı Faaliyet Raporu'nu takdirlerinize sunmak isterim. Raporun yüzde 100 hibeyle bitirilen işler bölümüne bakıyoruz ve 191 belediye projesi yüzde 100 hibeyle bitirilmiş. Bu 191 projenin 188'i yani yüzde 98,4'ü Cumhur İttifakı ve kayyum belediyelerine ait. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin oranı ise sadece yüzde 1 yani nüfusun yüzde 52 nokta küsurunu yöneten belediyelerimize maalesef yüzde 1. Buradan iktidar belediyelerinin projelerine aktarılan kaynak 333 milyon lira. Bu, sadece Konya ve Trabzon'daki iktidar belediyelerinin işlerine ayrılan kaynak, bizim 248 belediyemizden 1,5 kat daha fazla. Örneğin, İstanbul'da 14 belediye projesine 126 milyon lira destek verilmiş, bunların tamamı AK PARTİ belediyesi ama İstanbul Büyükşehir Belediyemiz ve 14 ilçe belediyemize tek kuruş kaynak sağlanmamış. Ayrıca, yüzde 100 hibe ve yüzde 100 kredi desteği verilen projelerin de toplamına bakıyoruz; 2021'de 438 iş bu şekilde bitirilmiş, bunlardan yüzde 95'i yine Cumhur İttifakı ve kayyum belediyelerine ait. Ülke nüfusunun yarıdan fazlasını yöneten belediyelerimize verilen katkı ise krediler dâhil yüzde 5 bile değil. Hani Necip Fazıl diyor ya gerçekten de "Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara, şah olsa."

Şimdi, İLBANK'ın bütçesini artıyorsunuz. Biliyoruz ki bu bütçeden de belediyelerimize hakkaniyetli bir paylaşım çıkmayacak ve tamamına yakını yine iktidar belediyelerine aktarılacak. İLBANK'ta durum maalesef böyle.

Şimdi, Bakanlığınızın desteklerine bir bakalım. Sayın Bakan, size defalarca bu konuyu soru önergeleriyle de sorduk, sözlü olarak da sorduk. "2019 yerel seçimlerinden bu yana Bakanlık olarak hangi belediyelere hangi yardımları yaptınız?" dedik ve "Bütçe imkânlarına göre yardım yapılıyor." cevabıyla sorumuz yanıtsız kaldı. Bir soru önergesi cevabında da "2019'dan 2020 sonuna kadar, belediyelere 432 milyon lira nakdî yardım yaptık." diye ifade ettiniz, bizim belediyelerimizin almadığı kesin ama yine de bu parayı hangi belediyelere dağıttığınızı açıklamadınız. Biz de yanıt alamayınca kendimiz, araştırmalarımız sonucu bazı bilgilere ulaştık. Tablo şu: Bakanlığınız, 2019-2021 yılları arasında 994 belediyeye 2.628 araç yardımında bulunmuş. Bu araçların yüzde 97'si Cumhur İttifakı ve kayyum belediyelerine gönderilmiş. Bu da yetmemiş, sanki saraydakinin ihtiyacı varmış gibi 5 araç da saraya gönderilmiş. Bizim belediyelerimize sadece yüzde 3'lük yardım yapılmış. Burada sormak istiyoruz: Bu hangi adalet anlayışına, hangi kanuna, hangi vicdana sığar? Sizden bir kez daha, 2019 yerel seçimlerinden bu yana hangi belediyelere hangi yardımları yaptığınızı açıklamanızı bekliyoruz.

Burada nakdî hibe proje desteği gibi birçok kalemler var ancak 2019-2021 yılları arasını alabildik. Belediyelerimiz 2019 yerel seçimlerinden bu yana Bakanlığınıza 331, İLBANK'a da 484 talepte bulundu. Bu talepler arasında hibe, kredi, proje desteği gibi talepler var. İLBANK'a bulunduğumuz taleplerin 318'i yani yüzde 70'e yakını ya reddedildi ya da bir şekilde bekletiliyor. Belediyelerimiz bu süre içerisinde Bakanlıktan 331 talepte bulundu -dikkatinizi çekiyorum- bu taleplerin 297'si yani yüzde 90'ı ya reddedildi ya da şu anda onay bekliyor. Bu tablo gerçekten ayrımcılığın bir ifadesidir, gerçekten acı bir tablodur; bunu da milletimizin takdirine sunmak isterim.

Sayın Bakan, yıllardır belediyelerin yetkilerini merkezde toplamak için onlarca yasal düzenleme yaptınız. Belki o kanunların çıkmasının sorumlusu siz değilsiniz ama görev sürenizdeki haksız uygulamaların sorumlusu ne yazık ki sizsiniz. İstanbul'da, Eyüpsultan ilçesine bağlı Göktürk Mahallesi'nde bir haksızlık yaşıyoruz. Önce Demirören ailesine iktidarınızın medya mühendisliğini yapsın diye Ziraat Bankasından, çiftçinin bankasından kredi verdiniz. Borcu da ödeyemeyince teminat gösterdiği yeşil alandan bu parayı şimdi çıkarmaya çalışıyorsunuz. Tabii, yeşil alan da para etmediği için buraya Emlak Konut eliyle lüks konutlar yapıp kredi parasını kurtarmaya çalışıyorsunuz. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'u ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nu gerekçe göstererek 224 bin metrekarelik bu yeşil alanı "riskli alan" ilan edip rezerv yapı alanına dönüştürdünüz. İstanbul Büyükşehir Belediyesini yok saydınız, yetkileri kendinize aldınız. Sormak istiyoruz: Burasının riskli alan olduğu şimdi mi aklınıza geldi? Belediye burayı "özel spor alanı" ilan ediyor, siz iptal edip inşaat alanı yapıyorsunuz. Hiç kimsenin görüşünü almadan, vatandaşların tepkilerine rağmen inşaat yapmak istiyorsunuz. Bunun adı, deprem konusunu bile siyasi fırsata dönüştürüp rantçılık yapmaktır. Bunun vebali Bakanlığınız boynunadır. İstanbul'a nasıl ihanet ettiğinizi bizzat Cumhurbaşkanının ağzından duyduk ama maalesef, siz İstanbul'a ihanet etmeye hâlâ devam ediyorsunuz. Bu konuda da millet adına açıklama bekliyoruz.

Deprem demişken... Ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi 340 milyon dolar orta hasarlı binalar için Dünya Bankasından kredi almıştı, onay alamadığı için kullanamadı. Siz de bu projenin paydaşı idiniz ama neden onaylanmadığını hâlâ bilmiyoruz; bu konuda da bir açıklama yaparsanız seviniriz.

Sayın Bakan, geçmişte bazı talihsiz açıklamalarınız oldu. Belediyelere destek vermek, onlarla iş birliği yapmanız gerekirken kendi partinizden olmayan belediyeleri haksız ithamlarla eleştiren, hatta hakaret eden bir konuma düştünüz. Örneğin, Ankara halkının 800 milyon dolar parasını bir dinozor parkına harcayanlara tek laf etmediniz. ANKAPARK üzerinden bile bizim belediyemizi eleştirmeye kalktınız. Unutmayın, Ankara'ya bu ihaneti yapan belediyeniz kadar iktidar olarak sizlerin de sorumluluğu var ve emin olun ki biz, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan bu kaynağın resmen milletten çalınmasına sessiz kalmadık, inşallah iktidar olduğumuzda da bunun mutlaka hesabı sorulacak. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Dinleyin ya, dinleyin ya!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Çürüttünüz, hizmetleri çürüttünüz.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, sıra geldiğinde cevaplarımızı veririz, karşılıklı konuşmayalım.

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SEYİT TORUN (Ordu) - Bir otur ya, bir sus ya!

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ayıp ya!

SEYİT TORUN (Ordu) - Bir diğer açıklamanız var ki gerçekten hayretler içerisinde dinledik. Sadece belediyemize düşmanlık etmek için İzmir'in işgal altında olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiniz. İzmir halkının helal oylarıyla seçtiği yöneticilere "işgalci" dediniz. Buradan bir kez daha bu açıklamanızı ayıpladığımızı belirtmek isterim ve milletvekillerinin huzurunda bu konuda sizden de bir özür beklediğimizi ifade ediyorum.

Milletin hayrına olmayan ne varsa onu yapmakta ısrar ediyorsunuz. Bir Kanal İstanbul Projesi tutturdunuz gidiyorsunuz, aklıselim olan herkesin karşı çıktığı bu projeye sadece bir kişinin hayali olduğu için siz de mecburen sahip çıkıyorsunuz ama ihalelere girecek kimseleri bulamayıp pek çok ihaleyi de mecburen iptal ediyorsunuz. Daha projenin maliyetini bile hesaplayamadınız. Geçmişte "Kanal İstanbul'un maliyeti 125 milyar lira." denildiğinde hemen saldırıya geçtiniz. Genel Başkanımız 18 Ocak 2020'de çıktı "Kanal İstanbul'un inşaat maliyeti birilerinin söylediği gibi 125 milyar lira değil, 75 milyar lira olarak hesaplanıyor." dedi. Ancak gelin görün ki Ulaştırma ve Altyapı Bakanınız kısa bir süre sonra çıktı "15 milyar dolar yani şu anki kurla 279 milyar lira hesapladık." dedi. Yine aynı Ulaştırma Bakanı geçen ay çıktı "Kanal İstanbul'un maliyeti 20 milyar doları bulacak." dedi yani bugünkü döviz kuruyla 372 milyar lira maliyet açıkladı. İki sene önce 125 lirayı eleştirenler, şimdi 372 milyar lira maliyet hesaplar hâle geldi. Allah hiç kimseyi bu duruma düşürmesin, bu haksızlıkla itham edilmesin.

Şimdi, Sayın Bakan, kendi programınızda "Belediye alanlarında düzenleme yapmadan önce belediyelere danışılması ilkemiz olacak." diyorsunuz. Peki, bu projeyi yapmadan önce İstanbul Büyükşehir Belediyemize danıştınız mı? Bırakın danışmayı, siz Kanal İstanbul'u eleştirdi diye Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma bile başlattınız ve ayrıca çıktınız, gerçekten de vatandaşla alay eder gibi "Kanal İstanbul, Cumhurbaşkanımızın milletimize sorduğu, milletin de onay verdiği bir projedir." dediniz. İstanbul halkının böyle bir olaydan haberi yok ama ben şunu söylemek isterim, eğer bir onay arıyorsanız şunu bilmeniz lazım: Kanal İstanbul vaadini verdiğiniz son yerel seçimde 800 bin fark yediniz. İstanbul halkı 800 bin oy farkıyla Kanal İstanbul'a "hayır" dedi. Sizin için iyi de bir haber verelim: Genel Başkanınız içi boş bir Türkiye Yüzyılı vizyonu açıkladı. Yüz yılda yapacaklarını ifade ederken tek söylediği somut proje de Kanal İstanbul oldu. On bir yıldır yapamadığı projeyi yüz yıl içinde yapacağız diye yine size vaat verdi.

Sayın Bakan, bir de Ordu'daki altın madenlerine değinmek isterim kendi ilimdeki. Şu anda Ordu'nun doğası yok ediliyor. Ordu'nun toplam arazisinin yüzde 74'ü maden arama sahası ilan edilmiş durumda. Toplam ruhsatlandırma sayısı 437'ye ulaştı. Tarım alanlarının yüzde 76'sı, orman alanlarının yüzde 70'i, meraların yüzde 64'ü madenlerle ruhsatlandırıldı. Yani şirketler 3 kuruş kazansın diye maalesef şu anda topraklarımız talan ediliyor, fındık arazilerimiz, ormanlarımız talan ediliyor. Fatsa'daki siyanürlü altın madeni doğayı da insan sağlığını da mahvettiği ortada. Her türlü tehditle karşı karşıyayız ama hâlâ buranın kapasitesini artırmak istiyorsunuz. Bilmiyorum, turizm dergilerinde rastladınız mı, gördünüz mü Aybastı ilçemizin Perşembe Yaylası vardır, menderesleriyle ünlüdür. Bütün turizm kataloglarında, kitaplarında görebilirsiniz. Burayı bile maden sahası olarak açıkladınız, gerçekten anlamak mümkün değil yani bu alanları maden sahası olarak ilan etmek akıllara ziyan bir durum Değerli Bakan.

Evet, şimdi, şunu açıkça ifade etmek isterim: Çevre sorunlarımız her geçen gün artıyor, gerçekten gün geçmiyor ki bir çevre sorunuyla karşı karşıya kalmayalım. Gerçi çevreden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız burada, ben onun alanına da çok girmek istemem ama gerçekten bir rant uğruna, bir para uğruna şu anda birçok bölgemizde altın madeniyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Kendi ilçemde dahi, benim çocukluğumdan beri bildiğim yerlerde dahi şu anda ruhsatlandırma çalışmaları yapıldı ve maalesef her geçen gün de bu alanlar geçiliyor. Sayın Bakanım, özellikle İller Bankasından ve Bakanlığınızdan belediyelerimize bu ayrımcılığa son vermenizi istiyoruz. Hiç değilse bu yıl geçmişi telafi ederek, geçmişteki haksızlıkları gidererek, şu anda ciddi bir ekonomik buhranı yaşadığımız süreçte belediyelerimize sizlerden katkı bekliyoruz. Özellikle, deprem çalışmalarıyla ilgili sizlerle ziyaret etmiştik, o gün de söylemiştiniz, bu konuda iş birliğini geliştirmenizi, bu konuda desteklerinizi artırmanızı istiyoruz. Bunu, bu milletin oylarıyla göreve gelmiş, sonuçta millet iradesiyle, millî iradeyle göreve gelmiş belediyelerimiz için istiyoruz. Sonuçta, onlar sadece bizim partilerimize değil, tüm halkımıza, tüm vatandaşlarımıza hizmet ediyorlar; onların hakkını da buradan tekrar ifade etmek istiyorum.

Şunu da ifade etmek istiyorum: İnanıyorum ki özellikle Kanal İstanbul ihanetini yapmaya ömrünüz yetmeyecek; inşallah iktidara geldiğimizde bu ucube projeyi de iptal edeceğiz. Ama bu projeye bugüne kadar dâhil olan kim varsa da hiçbirine tek kuruş parayı da ödemeyeceğimizi ifade ediyorum.

2023 bütçenizin tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.