| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ile Sayıştay tezkereleri a) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı b) Mesleki Yeterlilik Kurumu c) Sosyal Güvenlik Kurumu ç) Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 11 .11.2022 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Çok teşekkür ederim.
Sayın Başkan, Plan ve Bütçe Komisyonunun değerli üyeleri, Sayın Bakan, Değerli Bakan Yardımcıları, kurum ve kuruluşların değerli bürokratları ve değerli basın emekçileri; öncelikle Bakanlığımızın ve bağlı kurumların bütçesinin hayırlı olmasını dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.
Sayın Bakan güzel bir sunum yaptı ancak sanki yirmi yıldan beri Hükûmeti yöneten Hükûmetin bir üyesi gibi değil de yeniden Bakanlığa aday gibi bir konuşma yaptı. Sayın Bakan, öncelikle şunu vurgulamak isterim ki inşallah önümüzdeki dönemde yerlerimiz değişecek, orada, sizin yerinizde Millet İttifakı'ndan bir arkadaşımız inşallah oturacak, sizi de buraya alırız umarım.
Tekrar bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum Sayın Bakan.
Tabii, Çalışma Bakanlığı bütçesinin içinde en önemli kalemlerinden biri Sosyal Güvenlik Kurumu. 2008'de yeniden yapılandırılarak yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu üzerinden on dört yıl geçti, AKP iktidarı üzerinden ise yirmi yıl geçti. Yirmi yıldır açıkları kapatmak şöyle dursun, açık maalesef 106 katına çıkmış durumda. "Sosyal güvenlikte devrim yaptık." dendi, şimdi sistem mali açıdan sürdürülebilirliğini maalesef kaybetmiş durumda. Sık sık Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili bir propaganda var, yirmi yıldan beri yapılıyor. AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan ve sözcüleri, sakız gibi "SSK'yi Kılıçdaroğlu batırdı." diye bir algı operasyonu yapmaya çalışıyorlar. Biraz sonra tablolarla göstereceğim bunun manipülasyon olduğunu, yalan olduğunu, iftira olduğunu ve maalesef yirmi yıldan beri kendi beceriksizliklerini kapatmaya yönelik hamleler olduğunu söylemek isterim.
Şimdi, elimde birkaç tablo var, Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK yılları ile iktidar dönemini karşılaştıran bir tablo. Bunu sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum. Şimdi, tablo 1 var burada, orada görüyorsunuz Kılıçdaroğlu'nun toplam görev yaptığı sürede -1999'un iki ayı da dâhil- 4 milyon 572 bin açık var SSK'de, 2003-2022 yıllara arasında SGK'nin toplam açığı ise 482,5 milyar lira. Yani, AKP'nin SGK açığı Kılıçdaroğlu'nun tam 106 katı. Bunun nasıl bir yalan olduğu, nasıl bir manipülasyon olduğunu da hem sizlerle hem de kamuoyuyla paylaşmak istiyorum
Şimdi, SGK finansman açığı, daha bu yıl bitmeden geçen yılki toplam açığı geçmiş durumda. 2021 yılında 21 milyar 613 milyon TL olan SGK finansman açığı, henüz bu yılın ilk sekiz ayında 35 milyar 809 milyon TL'ye çıkmış durumda. Ayrıca, bu yılın ilk sekiz ayındaki toplam açık, son yirmi yılın on yedisindeki toplam yıl sonu açığını geride bırakarak rekor kırmış durumda.
Şimdi, bir gerçeği daha paylaşmak istiyorum. Kemal Kılıçdaroğlu dönemi ile AKP dönemini daha iyi karşılaştırabilmek için bir tablo daha var elimizde değerli arkadaşlar. O tablo da tablo 2...
SALİH CORA (Trabzon) - Gayrisafi millî hasılaya oranı ne? Geliri ne kadar?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Söyleyeceğim.
Kemal Kılıçdaroğlu döneminde emekli olabilmek için yaş sınırı daha zor... Yaş sınırına bakın, Kemal Kılıçdaroğlu dönemine bakın, bu döneme bakın değerli arkadaşlar, hem yaş sınırına bakın hem aylık bağlama oranlarına bakın. Maalesef Kemal Kılıçdaroğlu dönemi çok daha bütçe açığını fazla vermesi gereken bir dönem iken şimdi bu, emeklilik şartları zorlanmasına rağmen, maaş bağlama oranları artırılmasına rağmen bu açığın ne kadar yukarıya gittiğini de görebiliyoruz. Yani buradaki bu bizim aldığımız bilgiler de Sayın Bakanın başında bulunduğu SGK'nin bilgileri, bizim kafamızdan uydurduğumuz bilgiler değil -bu hem birinci tablo hem ikinci tablo- burada bunu da dikkatini dikkatinize sunmak istiyorum. Dolayısıyla bugün eğer bu şekilde devam ederse SGK'nin yönetiminin sürdürülebilir olmaktan çıkacağını söyleyebiliriz.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bir diğer konu Sayın Bakan da, dün Maliye Bakanı da EYT'yle ilgili çözüleceğini söylüyorlar. 15 Ocak 2023'te bu...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Maliye Bakanı bir açıklama yapmadığını söyledi, bilgi olarak söylüyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Basına söylediğini sandım ben basına sohbette. Peki, düzeltmiş olalım.
Yalnız burada tabii, EYT düzenlenmesi hayata geçiriliyor. Burada öncelikle şunu söylemek lazım Sayın Bakan, siz Bakan olmadan önce de Sayın Cumhurbaşkanının, AKP Genel Başkanının bu konuyla ilgili çok çeşitli söylemleri var. "Seçimi kaybetsem de bunu çözmeyeceğim, bunu çözmek mümkün değil, ülke bunu kaldıramaz." dedi. Bu dönüşün de sebebini hem EYT derneklerinin büyük mücadelesi, örgütlü mücadelenin büyük anlamı olduğunu söylüyoruz hem de Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konudaki duyarlılığının da etkili olduğunu düşünüyoruz. Demek ki "Seçim kaybetsek de çözmeyeceğiz." dediniz. Buradan da seçimi kaybedeceğiniz anlaşılıyor.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bu EYT meselesi de önemli bir mesele, mutlaka çözülmesi gerekiyor ama bu EYT meselesinden daha önemli bir mesele var: Emekli aylıklarıyla ilgili sorunu çözmek gerekiyor. Biraz önce Sayın Bakan söyledi, asgari ücreti de söyleyeceğim ama temel mesele ne verdiğiniz değil, emekliliğinin ya da asgari ücretlinin ne alabildiği. Yani 2.500 TL'yle... Bakın, bir tablo göstereceğim size en düşük emekli maaşıyla ilgili ocak-ekim aylarında alım gücünü göstereceğim. Sayın Bakan, bakın, bu alım gücüne göre emekli aylıklarına yüzde 40 zam geliyor, 2.500'den 3.500 TL'ye yükseliyor ancak ocak ayına göre 3.500 TL, en düşük emekli aylığı 2.500 TL en düşük emekli aylığına göre oradaki tabloda 102 kilo daha az pirinç, 129 adet daha az makarna, 140 kilo daha az patates, 29 kilo daha az tavuk alabiliyor, 58 adet daha az yumurta alınabiliyor yani 2.500'ün alım gücü 3.500'ün alım gücünden yüksek. Bu da resmî rakamlara göre yayınlamış olduğumuz bu tablo yani önemli olan emekli maaşını yükseltmek değil, önemli olan emeklinin alım gücünü yükseltebilmek.
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Hangi yıllar? 2002'yle mi kıyaslıyorsun?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, hatibe müdahale etmeyelim. Sıra geldiğinde fikirlerinizi söylersiniz.
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Hangi yıl olduğunu soruyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Tamam ama size sıra geldiğinde söylersiniz.
VELİ AĞBABA (Malatya) - 2022 canım, 2019 olacak değil ya Aydemir, 2022.
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - 2002'yle mi kıyaslıyorsun?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Yok yok. 2.500 ile 3.500'ü kıyaslıyorum. Yani geçen yıl ile bu yılı kıyaslıyorum.
Şimdi, bir mesele de bu 2018'de yine bizim sözümüzle verilen, bizim taahhüdümüzle verilen bir mesele var; emekli maaşları, ikramiyesi. Değerli arkadaşlar, 2018'de 1.000 TL olan ikramiye şu anda 1.100 TL. Maalesef zam gelmeyen tek bir şey var, o da emekli bayram ikramiyesi.
Şimdi, müsaade ederseniz emeklilerimizin taleplerini bir kez daha hızlıca seslendirelim. En düşük emekli aylıkları asgari ücret seviyesine yükseltilmelidir. Bayramlarda emeklilere verilen birer maaş ikramiyeler asgari ücretle eşitlenmelidir. Emekli aylığı bağlama oranı eski düzeye çekilmeli, güncelleme katsayıların da millî gelir artışının tümü dikkate alınmalıdır. Emekliye intibak yasası çıkarılmalı, katsayı ve gösterge sistemi yeniden düzenlenmelidir.
Şimdi, bir de memurlar var, bu tabloya da lütfen dikkatlice bakalım. Çok facia bir tablo. Değerli arkadaşlar, memur maaşları yirmi yıl içinde çok fazla kayba uğruyor. Bakın, orada 1982 var, 1996 var, 2000 var, 2022 var. Emekli maaşı ikramiyesi ortalama yazıyor orada, ortalama konut fiyatları yazıyor. 1982'de 1,5 ev alabilirken bir memur emeklisi 1996'da 1,01; 2000'de 0,72; 2022'de 0,15 bir ev alabiliyor. Ne yani? Evin tuvaletini bile alamıyor. Bu tabloyu da sizin dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, işçi emeklilerinin durumu çok daha vahim. Bakın, eskiden bir işçi emekli olduğu zaman evini alırdı, arabasını alırdı. Burada işçi emeklisi çocuğu var mı, bilmiyorum, çoğu patron çocuğuna benziyor buradan bakınca AKP'lilere. Ama bir işçi emekli olduğu zaman evini alırdı, arabasını alırdı ve çocuğunun çeyiz parasını alırdı.
Orhan Bey, sen fırıncı patronusun
ORHAN YEGİN (Ankara) - Estağfurullah.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bunu da dikkate almanızı diliyorum Sayın Bakan, maalesef emekliler açısından da kötü bir tabloyla karşı karşıyayız.
Şimdi, Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde bir konuşmanızı dinledim, çok da beğendik konuşmanızı, onu da burada söylemiş olayım: "Kapitalizmin sağlıksız büyüme modeli insanlığı tahrip ediyor, emekçilerin hayatını yok ediyor." Vallahi, buna katılmamak mümkün değil, sizi de tebrik ediyoruz. Tabii, yalnız bunlara bakınca, ya bunu söyleyen sizsiniz, sonuçta sizin Bakanlığınız; geçmişteki bakanlıkların da Bakanların da sorumlulukları size ait. Acaba bu söylenen söz bir kâğıt üzerinde mi kalacak, hayata geçecek mi, onu da merak ediyoruz.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bizim yaşadığımız ülkeyle aslında sizin söylediğiniz ülke arasında çok fark var. Bakın, SGK verilerine göre, ağustos ayı verilerine göre, Türkiye'de 17 milyon 81 bin 434... Sayın Bakanın da söylediği gibi 4/A zorunlu sigortalı işçinin 8 milyon 79 bin 625'inin güvencesi yok. Neden? Çünkü bizim mevcut İş Kanunu'muza göre, 30 kişinin altında çalışan iş yerleri güvence kapsamında değil. Yani Türkiye'de her 2 işçiden 1'inin iş güvencesi yok.
Sayın Bakan, bir kez daha dikkatinize sunmak istiyorum, geçen bütçede söylemiştim: Türkiye'nin en büyük meselelerinden birisi de güvencesizler. Evde temizliğe giden ev emekçileri, motokuryeler, apartman görevlileri, sokakta çalışanlar; normalde var ama resmiyette olmayan simitçisi, kestanecisi, seyyar satıcısı gibi çok daha önemli konular var.
Bir önemli ikinci konu, DİSK Araştırma Merkezi'nin yayınladığı SGK verilerine göre, Türkiye'de işten çıkış bildirgelerinin yüzde 80'i kıdem tazminatı ödenmeyecek şekilde düzenleniyor. Çok önemli bir konu Sayın Bakan; geçtiğimiz yıl 16,8 milyon olan toplam işten çıkışı gerçekleştirilen işçilerin 14,1 milyonu kıdem tazminatı alamamış. Örneğin, 2021 yılında 16,2 milyon sigortalı işçi varken işten çıkış bildirgesi sayısı 17,8 milyona yakındır. Şimdi, merak ettiğimiz şudur: 16,2 milyon sigortalı işçi var iken nasıl oluyor da 17,8 milyon işçinin iş çıkışı yapılabiliyor? Demek ki işçiler sürekli girdi-çıktı yaptırılarak ya da istifa ettirilerek kıdem tazminatlarının sıfırlanması sağlanıyor. Bu mağduriyetin giderilmesinde de en büyük sorumluluk sizindir Sayın Bakan; bu kıdem tazminatını alamayan, her yılbaşında işten çıkarılıp 1 Ocakta tekrar işlem başlatanların da sorumluluğu sizdedir, bunda da hassasiyet göstereceğinize inanıyorum.
Sendikalaşma hakkı; siz geçmişte sendikacılığı da iyi bilen insanlardan birisiniz, geçmişte hem akademisyenliği hem çalışma yaşamını iyi bilen bilesiniz. Sizin de söylediğiniz rakamlara göre, maalesef, Türkiye'deki sendikalaşma rakamları son derece kötü durumda.
Sayın Bakan, "Bu sendikalaşma aslında her derdin devası." diye düşünüyoruz. Bakın, bugün aktif-pasif sigortalı oranı 1,94; bunu artıracaksak burada kayıt dışılığı yok ederek artırmak lazım.
"Sendikalaşma, her şeyin ilacı." dedim. Ayrıca, örneğin bir firma, kurumsal bir firma sendikalı işçi çalıştırıyor; karşısındaki rakibi, sendikalı işçi çalıştırmıyor; dolayısıyla o, haksız bir rekabete yol açıyor, bunu da düzeltmek lazım.
Ben şimdi "Beyaz Bayrak" uygulamasını görünce umutlandım, belki de işverenlere eğitim vermek lazım bu konuda; sendikalaşmanın bir düşman olmadığını... Aslında onların da faydasına olan bir şey, bunu da anlatmak lazım. Bu teşvikin verilerek bunların da çözülebileceğini düşünüyoruz.
Bir başka tablo Sayın Bakan, bu taşeron meselesi. Israrlı bir şekilde kadro çağrımız söylendi; bir kısmına verildi, bir kısmına verilmedi. Ama bir tabloyla tekrar sizin burada dikkatinize sunmak istiyorum. Sayın Bakan, bakın, burada birçok alanda, hastanelerdeki bilgi işlem sistemi, Karayolları, görüntüleme merkezi, TCDD, PTT gibi birçok kalem var; bunların da mutlaka giderilmesi lazım.
Birazdan Trabzon Milletvekili Cora da konuşacakmış. Bu Rize'deki çay işçileri meselesinde sorunun çözülmesi lazım; yaklaşık 10 bine yakın işçi var, onlar altı ay çalışıyor, emekli olmaları mümkün değil. Ayrıca, aynı konu, Devlet Demiryolu işçilerinde de geçerli. Bu sorunun da mutlaka çözülmesini sizden beklediğimizi ifade etmek istiyorum.
Zamanımız herhâlde kalmadı.
Şimdi, Sayın Bakan, biraz önce söylediğiniz bir asgari ücret tablosu var ki aslında Türkiye'nin utanç tablosu. Bakın, Avrupa'da asgari ücretli çalışanların tüm çalışanlara oranlarına lütfen buradan bir bakın. Biz de yüzde 57 -araştırın lütfen- Hollanda'da yüzde 3, Belçika'da 3, Yunanistan'da 3, bizi kıskanan Almanya'da 5, Malta'da 6, rakam çok, AB ortalaması yüzde 8; bu, çalışanların asgari ücretteki oranı, bu bizim utanç tablomuzdur Sayın Bakan. Türkiye'de maalesef asgari ücret olağan ücret olmuş durumda, bunu da düzeltmek hepimizin sorumluluğudur, en çok da sizin sorumluluğunuz.
Şimdi, yakında, maalesef, tek tip ücretten söz edeceğiz yani tek tip ücrete doğru hızla gidiyoruz. Tabii "Avrupa bizi kıskanıyor." "Tüm dünyada enflasyon var, kriz var." yalanları da var ya, onlarla ilgili bir tablo paylaşmak istiyorum. Bizim asgari ücretimiz ile Avrupa'daki asgari ücreti Aydemir kardeşimle de paylaşmak istiyorum, onlar da dinlerlerse beni. Bakın, Türkiye'deki asgari ücret 297 euro, enflasyon 85,51; Almanya'ya bakın, 1.811 euro; Fransa 1.646 euro; Hollanda 1.756 euro; Yunanistan 832 euro, enflasyon 12. Yani Türkiye en düşük asgari ücret sıralamasında Avrupa 2'ncisi, gördüğünüz gibi bizi kıskanan Avrupa'nın neredeyse toplamı kadar bir enflasyon rakamımız var; bunu da sizlerin dikkatine sunmak istiyorum.
Yine, bir başka konu değerli arkadaşlar, Sayın Bakan da söyledi, tekrar ifade etmek de fayda var: Bakın, asgari ücret 2.825'ten artarak geliyor. Değerli arkadaşlar, önemli olan asgari ücretin alım gücünü artırmaktır yoksa asgari ücreti 10 bin yaptınız, enflasyon yüzde 85 olduğu sürece bunun bir anlamının olmadığını söylemek isterim.
Bakın, yine bir tablo var, orada alım gücü kıyaslaması var Avrupa ile Türkiye arasında, bu da önemli bir tablo. Fransa'da bir asgari ücretli bizim asgari ücretlimizden 2.607 kilogram daha fazla soğan, 1.578 litre de daha fazla süt alabiliyor. Almanya hakeza bakın, 5.612 adet daha fazla yumurta, 959 kilogram daha fazla patates, 30 kilogram daha fazla et alabilmektedir. Yani önemli olan asgari ücreti artırmak değil, önemli olan alım gücünü artırmak, asgari ücretlinin ne aldığı önemli. Bunu da sizin dikkatlerinize sunmak istiyorum değerli arkadaşlar.
Şimdi, bir de vergi dilimi soygunu var. Geçtiğimiz yıl yine bütçede gündeme getirmiştik, maalesef, çok dikkate alınmadı. Ağustos ayından itibaren yüzde 27'lik 3'üncü vergi dilimine girmeye başladı insanlar. Brüt asgari ücretin 222 TL olduğu 2002 yılında ilk vergi basamağı 3.800 TL iken asgari ücretin 17 katıydı. AKP iktidarında vergi dilimi tarifeleri asgari ücret ve millî gelir artışından daha az artırıldı. Böylece 2022 yılında Temmuz ayında 6.471 brüt asgari ücret. İlk vergi dilimi asgari ücretin 4,95 katına gerilemiş durumda, bu da önemli bir tablo. Sadece bir rakamı söyleyerek anlatmak istiyorum. 68 bin alan vergi ödemiyor, 70 bin alan yüzde 27 vergi ödüyor. Bunun da mutlaka düzeltilmesinin lazım olduğunu söylemek istiyorum.
Sayın Bakan, aklıma gelmişken söyleyeyim hemen. Biliyorsunuz, maaş promosyonları veriliyor, milletvekilleri de aldı promosyon, bütün memurlar alıyor. Maaş promosyonu almayan kim var biliyor musunuz? Mecliste çalışan danışmanlar maaş promosyonu almıyor, memur olanlar maaş promosyonu almıyor -memur olanları söylüyorum, kadrolu olanları söylüyorum- yarın milletvekilliği biter, ne olur olmaz diye işten çıkarılır diye. Bu da önemli bir konu, burada danışman arkadaşlar da var, onlar da beni teyit edecektir, bunu da sizin dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Şimdi -biraz önce söylediniz- Sayın Bakan, bu iş cinayetlerinin sorumlusu ne madende çalışan işçi ne gariban emekçi, bu cinayetlerin sorumlusu bu ülkeyi yönetenler, bu sorumluluğu almanız lazım. Nasıl ki duble yolları siz yapıyorsanız, barajları siz yapıyorsanız vallahi billahi bu cinayetlerin de sorumlusu sizsiniz. Bakın, daha bundan sekiz yıl önce 2014'ün 13 Mayısında ülkemizin yaşadığı en büyük cinayetlerden birini -toplu 301- yaşadık ama o yıldan itibaren her yıl bir Soma yaşıyor Türkiye. Bakın, o rakamları da sizlerle paylaşmak istiyorum; iş cinayetleri tablosunu, dönemizdeki iş cinayetleri tablosunu. Bu, Türkiye'de yaşayan herkesin ayıbıdır, en çok da sizin ayıbınız sizin Sayın Bakan; bakın, bu ciddi bir şey.
Burada bir de -ben sendikalardan sorumluyum- sendikaların sorumluluğuna dikkat etmek lazım Sayın Bakan. Yani sendika da kendi işçisini riske atıyorsa bunun da bir sorumluluğunun olması lazım, bunun da bir değerlendirilmesi lazım. Çok kimse laf etmiyor, belki bu konuda tepki de alacağım ama sendikanın da sorumluluğunun işverene karşı olması gerektiğini söylemek istiyorum.
Şimdi, bir diğer tablo, iş kazalarının yüz binde ölüm oranları, onu da sizinle paylaşmış olayım. Bakın, Kırgızistan, Mısır, Moldova bizden fazla, bizde 100 binde 24,6; işte, ne bileyim İtalya'da 11, ABD'de 11, en düşük Hollanda, Kolombiya, İngiltere vesaire. Bu tabloyu da sizlerin dikkatine sunmak istiyorum. 100 bin işçi başına iş kazasında ölüm oranları; bizim medeniyetimiz, bizim adamlığımız, bizim gelişmişliğimiz bu oranı gerilere çekmekle olur. Bunu da sizlerle paylaşmış olayım.
Şimdi, Sayın Bakan, bu işsizlik konusuna da değinmek istiyorum. Bakın, Ecevit -Allah rahmet eylesin- 1999'da o zaman MHP de ortaktı, onları da tebrik edelim bu arada; hep sorumluluğu Ecevit'e atıyoruz, MHP'ye atmıyoruz da iyi bir şey var, MHP'yi de paylaşayım. Bu KPSS fakir fukaranın en büyük torpiliydi ama maalesef bunun da içine yani edildi demeyim de bu da berbat edildi; "mülakat" denen bir sistem getirildi. Sayın Bakan bunu da değiştirmek, hakikaten fakir fukaraya karşı ayrımcılık yapmak...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son bir dakikanız...
VELİ AĞBABA (Malatya) - ...bu konuda ayrımcılık yapmak en büyük ahlaksızlık yani bakın, ben şunu da söyleyeyim CHP ile AKP'ye oy veren fakir fukara arasında fark yok tarafınızda. Milletvekili yakını değilse, il başkanı yakını değilse AKP'ye oy veren fakir fukara da işe giremiyor. Mutlaka bu mülakat sisteminin tekrar hayata geçmesi gerekiyor.
Son olarak, Sayın Bakan, birkaç konuyu sizlerin dikkatine sunmak istiyorum. Bu PTT'de insanlar örgütlü oldukları için sürgün yiyor; bakın, tekrar söylüyorum, PTT'de insanlar örgütlü olduğu için BİRLİK HABER-SEN, TÜRK HABER-SEN hariç diğer tüm sendika yöneticilerine, il ve iş yeri temsilcilerine 4688 sayılı Kanun'a aykırı sürgün yapılıyor. Lütfen, bu konuyu sizin dikkatinize sunmak istiyorum, bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Ayrıca, hemen hızlı hızlı söyleyeyim; DİSK Gıda-İş üyesi 124 kişi Philip Morris'ten atıldı İzmir Torbalı'da -bu da sendikalaşmadan dolayı- buna da bir çözüm bulunması gerekiyor. Yine Eskişehir'de Atışkan Alçı Fabrikasında çalışan KRİSTAL-İŞ Sendikasına üye olduğu için 40 kişi işten çıkarıldı, orada TÜRK-İŞ'e bağlı 2 sendikanın rekabeti var ama mağdur olan oradaki...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum, sağ olun.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Hemen bir on saniye falan var.
Yine İzmir'de Özsüt Fabrikasında TEKGIDA-İŞ Sendikasına üye oldukları için 16 kişi işten çıkarıldı. Bu sendikalı oldukları işten çıkarıldı, bir an önce "Beyaz Bayrak" diyordunuz, tam da Beyaz Bayrak'la ilgili bunların yapılması lazım. Lütfen, sizden çok rica ediyoruz, bu konunun tarafınızca incelenmesini talep ediyoruz.
Teşekkür ederim.