| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ile Sayıştay tezkereleri |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 16 .11.2022 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Enerji-ekonomi-çevre bizim işimiz bu üçlüyü dengede tutabilmek Sayın Bakan. Çevreyi katlederek enerji üreteceksek yaşam imkânlarımız elimizden gittiğinde enerjiyi ne yapacağız? Enerjiyi üretemezsek yaşayamayacağız. Ekonomiyi enerjiyle beslemediğimiz takdirde insanların karnını nasıl doyuracağız? Ustalık bunları bir potada eritebilmekten geçer. İktidarınız döneminde yatırım yapanın maliyetini ilk düşüreceği ve kârını en fazla seviyeye çıkaracağı kalem ne yazık ki insan hayatı olmuştur. Örnek redevans sistemi. Bu sistemle, ileri teknolojinin tercihi yerine en ucuz teklifi veren ya da en yüksek tarifeyi teklif eden yatırımcı işi almaktadır. Ne yazık ki hâlâ bu sistemde ısrar ediyorsunuz. Değerli milletvekilleri, Anayasa'ya göre madenler devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için gerçek veya tüzel kişilere devredebilir. Ancak AKP döneminde bu istisnai durum genelleşmiş olup neredeyse tüm madenler devredilmiştir. Özelleştirmelerle halkın ortak malı olan madenler yandaş firmalara peşkeş çekilmiştir. Havza madenciliğinden vazgeçilmiş, rezervler paramparça edilmiş, bunun sonucunda kaynak kaybı, büyük çapta üretim yapılamaması, verimsizlik ve iş kazalarında artış gibi pek çok konuda olumsuzluk ortaya çıkmıştır. Özelleştirmelerle kamu kurumları kapatılmış, kalanlar ise iyice işlevsiz hâle getirilmiş ve madencilik kültürü kaybolmuştur. TKİ'nin bugün kendi ekipmanı ve işçisiyle üretim yapacağı doğru dürüst bir kömür sahası neredeyse kalmamıştır.
Değerli milletvekilleri, neoliberal politikaların uygulanması sonucu madencilik sektöründe yaşanan iş kazaları katliam boyutuna ulaşmıştır. Sayın Bakan, haftalar önce patlamanın meydana geldiği Amasra'da dediniz ki: "Soma'daki patlamanın ardından alınan tedbirlerden sonra iş kazaları bıçak gibi kesildi." Hayır Sayın Bakan, cumhuriyet tarihinde madenlerde gerçekleşmiş toplu ölümlerin üçte 2'si sizin döneminizde meydana geldi, sorumlusu da sizsiniz ve sizin iktidarınız. Son yıllarda yaşanan Soma, Ermenek, Elbistan maden kazalarının bir nedeni yapay olarak bölünen kömür sahalarında yapılan üretimdir. Bu örnekler göstermektedir ki havzalarının bölünüp parçalanması bütüncül planlamanın yapılamamasına ve iş kazalarına neden olmaktadır. Bu nedenlerle havza madenciliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından da olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Bartın Amasra'da 14 Ekim 2022 tarihinde Türkiye Taşkömürü Kurumuna ait kömür işletmesinde grizu patlaması sonucu 42 işçimiz yaşamını yitirdi, 11 işçi ağır yaralandı. Siyasi iktidarın uyguladığı özelleştirme politikaları nedeniyle 2005 yılında Amasra'daki kömür rezervinin çok büyük bölümü bir şirkete önce redevansla 2019 yılında ise ruhsat devri yöntemiyle verilmiştir. Şirkete devredilen saha, rezervin yüzde 97'sidir. 2019 yılı Sayıştay raporuna göre, firmanın bugüne kadar sahadan üretip beyan ettiği kömür bulunmamaktadır. Sözleşme gereğince ödemesi gereken redevans bedellerini de bugüne kadar çeşitli gerekçelerle ödememiştir. Şirket kendine verilen sahada üretim faaliyeti yapmamakla birlikte, ocakların havalandırılmasını sağlayacak bir havalandırma sistemi de kurmamıştır. Kamu kurumu olan TTK havzanın bir köşesine sıkıştırılmıştır, daha da vahimi Kurumun hâlen çalıştığı yer altı işletmesinin alt kotları da aynı firmaya verilmiştir. Yapılan sözleşme gereği eksi 400 kotun altı söz konusu firma tarafından işletilecektir, tabiri caizse Kurumun ayaklarının altı oyulmuştur Sayın Bakan. Buna son verilmelidir, ülkemiz maden rezervleri her yönüyle yeniden değerlendirilmelidir. Kısa, orta, uzun vadeli ülke ihtiyaçları göz önüne alınarak stratejik madenler ve maden havzaları belirlenmeli, çevre ve insan sağlığını temel alan bir maden üretimi kamu eliyle bu doğrultuda yapılmalıdır. Aksi hâlde, milyonlarca yılda oluşan ve tükenen doğal kaynaklarımız başkalarının yararı için üretilebilmek durumunda kalacaktır, kaynaklarımız yok edilecek, çevre yıkımı yaşanacak, iş kazaları artarak sürecektir; bunun adı "sömürge madenciliği"dir.
Değerli milletvekilleri, bir noktayı da vurgulamak gerekiyor; sektörde denetim özelleştirilmiştir. Kamusal bir görev olan denetimin piyasalaştırılmasıyla riski çok yüksek olan sektörde iş kazaları önlenemez olmuştur. Son yaşanan Amasra faciası bunun en somut kanıtıdır. Ücretini işverenden alıp o işveren ve iş yerini denetlemek kadar sakıncalı bir durum olamaz. Nitekim, Çalışma Bakanı bile bu durumun vahametini kavramış ve yeni bir düzenleme yapılacağını beyan etmiştir. Nasıl bir sistem kurulacağına meslek odaları ve sendikalarıyla görüşerek karar verilmelidir, aksi hâlde yine eksik bir düzenleme olacaktır.
Değerli milletvekilleri, enerji sektöründe planlama son derece önemlidir ve sektörde kamunun temel aktör olarak yer alması gerekir. Son gelişmeler bu gerçeğin bir kanıtı niteliğinde olmuştur. Enerjinin halkımıza ve sanayiye ucuz, güvenli ve sürekli biçimde sağlanması açısından serbest piyasa işleyişinin ve özel sektörün yetersiz kaldığı ortaya çıkmaktadır. Dünyada Almanya ve İngiltere'de enerji sektöründe kamulaştırmalar yeniden gündemdedir. Hâl böyleyken, 2023 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'na enerjide yeni özelleştirme uygulamaları niye konulmuştur? TEİAŞ'ın halka arz yoluyla özelleştirilmesi ve bazı HES'lerin özel sektöre devredilmesi niçin tercih edilmektedir? Vatandaşın ve sanayicinin enerji faturaları el yakıyorken AK PARTİ iktidarında elektrik dağıtımında yaptığınız özelleştirmelerin hatalı olduğunu neden kabul etmiyorsunuz? Özelleştirilen bazı dağıtım şirketlerinin finansal açıdan dar boğazda olması sistemin aslında iflas ettiğinin göstergesi değil midir? Enerjide yanlış politikaların sonucu, bugün vatandaşın karşı karşıya olduğu yüksek faturalar ve sanayide enerji maliyetlerinin yükselmesidir. Yirmi yıllık iktidarınızda bu soruna çözüm bulmak bir yana, uyguladığınız politikalarla enerjide sorunların daha da artmasına neden oldunuz.
Sayın Bakan, çok zamanlı elektrik tarifesine dair bazı sorularım olacak. Ülke genelinde çok zamanlı yani 3 tarifeyi tercih eden kullanıcıların abone grupları bazında sayıları nedir? Çok zamanlı tarife fiyatlarında yapılan değişiklik hangi ihtiyaçtan kaynaklanmıştır, kullanıcılar aleyhine yapılan bu değişiklik kimlere fayda sağlamıştır? EPDK tarafından çok zamanlı tarife fiyatlarında kullanıcılar aleyhine yapılan değişiklikle bu tarife grubunu tercih eden özellikle mesken aboneleri, görevli tedarik şirketleri tarafından birim fiyatlar konusunda bilgilendirilmiş midir? Aboneler gerekli bilgilendirme yapılmadıysa bir anlamda kandırılmış olmuyor mu? Çok zamanlı tarifeyi tercih ederek elektrik şebekesinin "puant" saatlerinde oluşan yükü hafifleterek elektrik sistemine katkı sağlayan mesken aboneleri, uygulanan tarife yapısıyla âdeta cezalandırılmış olmuyor mu? Aynı apartmanda ve yan yana iki dairede komşu olan meskenlerden tek zamanlı tarifeyi tercih eden abone kademeli tarifeden yararlanırken diğerinin çok zamanlı tarifeyi tercih etmesi nedeniyle bu haktan mahrum bırakılması taraflar arasında ayrım yapılması anlamına gelmez mi?
Sayın Bakan, ayrıca, lisanssız üretimde ihtiyaç fazlasının sisteme bedelsiz aktarımıyla ilgili de sorularım olacak. İhtiyaç fazlası üretimde sisteme bedelsiz aktarılması öngörülen kısım için lisanssız üretim başlangıç tarihi olan ikincil mevzuatın devreye giriş tarihi 2011 değil de neden 12/5/2019 tarihi baz alınmıştır? Üstelik 12/5/2019 tarihinden önce inşa edilen tesislerdeki üretimin neredeyse tamamı ihtiyaç fazlası olarak sisteme aktarılarak YEKDEM mekanizmasıyla ABD dolar/sent üzerinden ödemeleri yapılırken geçmişin bu kısmının göz ardı edilmesinin arkasında hangi nedenler vardır?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son yarım dakikanız.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Geriye dönük uygulamayla kazanılmış hakların geri alınması hukuken sorun teşkil etmez mi? Yasal mevzuat düzenlemeleri doğrultusunda inşa edilmiş tesisler için geriye dönük olarak şartların değiştirilmesi yatırımcıların kamu idaresine karşı güven duygusunu sarsmaz mı? 12/5/2019 tarihinin baz alınmasıyla, bu tarihten önce ve sonra benzer yatırımı yapan gerçek ve tüzel kişiler arasında ayrımcılık yapılmış olmuyor mu?
Bütçeniz hayırlı olsun, teşekkür ediyorum.