| Komisyon Adı | : | SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4780) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 14 .12.2022 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, öncelikle hepinize çok teşekkür ederim, yalnız bu teklifi getirenlere, Sayın Başkan başta olmak üzere teşekkür edemeyeceğim. Hakikaten çok ilginç bir teklifle yine karşı karşıyayız. Bu torba yasa AKP döneminde icat edilen bir yasa yapma şekli, onunla da Sayın Elitaş ne kadar gurur duysa azdır. Tabii, aslında bunu bugün eylemde Sayın Fahrettin Yokuş da söyledi, bu bir torba yasa değil, aslında bu çorba yasa, ne ararsanız var bu yasanın içerisinde. Böyle bir teklifin getirilmesinin bile aslında Meclisin iradesine, Meclise bir saygısızlık olduğunu söylemek istiyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlar, biraz önce tabii, bu zeytin yasasıyla ilgili teklif çekildi ama getirilen bu teklif aslında daha önce mahkemeler tarafından, Anayasa Mahkemesi tarafından, Danıştay tarafından iptal edilmiş şeyler. Zeytinliklerin ranta açılması Danıştay tarafından iptal edildi, 2017'den beri bu gündeme geliyor. O zaman dönemin Düzce Milletvekili, şu anda Düzce Belediye Başkanı tarafından getirilmişti ilk. Tabii, bu teklifin de Düzce Milletvekilleri tarafından getirilmesini de manidar bulduğumu söylemek istiyorum.
FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Tamamen tevafuk.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bakın, yine bugün Düzce Belediye Başkanı -eski Sanayi Bakanı- Sayın Bakan bugün Komisyon Başkanıyla görüştü, ne görüştüğünü de merak ediyoruz, onu da söyleyelim; bunun da burada bulunan milletvekillerinin de iradesine saygısızlık olduğunu söylemek istiyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlar, aslında burada bakıldığı zaman...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ajansın ha, tam bir ajansın (!)
VELİ AĞBABA (Malatya) - Ajan değilim, gördüm baktım.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bana gelmiş.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sana gelmedi, Komisyon Başkanına geldi, niye geldi Allah aşkına? Bunu da söyleyelim herkes bilsin bunu.
KADİM DURMAZ (Tokat) - Bir de böyle günde (!)
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bir de böyle günde. Bir de 2017 Haziranında bu zeytin yasasına "1 seferde çekilse 17 kez de çekilse tekrar getireceğiz." demişti. Bu da Meclisin iradesine büyük saygısızlıktır
Şimdi, buradaki özetlere, gelen şeylere baktığımız zaman, bir siyasetçinin, siyasi partinin böyle bir teklifi niye getirdiğini hakikaten anlamak güç. Bunun başında limanlar geliyor. Bakın, belki zeytin yasası çok önemli ama limanlar yasası da çok önemli. Ya, şimdi arkadaşlar, malum seçim en geç haziranda yapılacak yani nereden bakarsanız bakın altı ay sonra bu Meclis yenilenecek yani kimin iktidar olduğu, kimin kazanacağı tartışılır ama -bizce tartışılmaz- altı ay sonra bu Meclis yenileniyor. Şimdi, altı ay ömrü kalmış bir Meclisin memleketi kırk dokuz yıllığına ipotek etmesini de sizin vicdanlarınıza bırakıyorum. Kırk dokuz yıllığına ipotek ediliyor.
Şimdi, burada, Denizcilik İşletmeleri ve TCDD'ye ait limanların işletme süresinin ihalesiz olarak kırk dokuz yıllığına uzatılması öngörülüyor. Değerli arkadaşlar, hangi vicdan sahibi bunu açıklar bilemiyorum, hangi vicdan sahibi bu teklife destek verir, onu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Liman düzenlemesi daha önce 4 kez Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi, 2 defa Komisyonda görüşüldükten sonra Genel Kurul aşamasında geri çekildi, 1 defa da Komisyonda görüşülmeden geri çekildi. Maalesef, inat ettiniz, yasayı geçirmek için yasaya bin takla attırdınız, en sonunda yasanın Meclisten geçmesi başarıldı. Sonra ne oldu? Değerli arkadaşlar, sonra ne oldu? Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaşan bu yasayı, Anayasa Mahkemesi oy birliğiyle daha önce özelleştirilmesi yapılan 18 limanın ihalesiz süre uzatımını Anayasa'ya aykırı buldu ve iptal etti. Yani Anayasa Mahkemesi geçmişte Mecliste kabul edilen bu yasaya "Dur!" dedi. Anayasa'nın ne olduğunu anlamanız için bir kez daha tekrar edeyeyim, belki anlarsınız. Anayasa Mahkemesi bu yasa "Anayasa'ya aykırı." dedi. Siz, şimdi Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı bulup iptal ettiği bir düzenlemeyi tekrar karşımıza yasa olarak geri çıkarıyorsunuz. Arkadaşlar, Anayasa'dan haberiniz var mı bilmiyorum ya da sizi kimse uyarmadı mı bilmiyorum ama Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği düzenlemeyi tekrar getiriyorsunuz, "Bir düşünsek." diyen olmadı mı, sizi uyaran olmadı mı, hiç okumadınız mı bu getirdiğiniz yasayı? Onu da bilmiyorum. Hele hele kanun teklifinin ilk imza sahibine bu sorunun sorulması gerektiğini düşünüyorum.
Kırk dokuz yıl ihalesi uzatılacak limanlar arasında ne var? Bilin bakalım, ne olabilir? Ya, 5'li çetenin bir teklifi ya da Katar'ın olur çünkü değerli arkadaşlar, pandemide Katarlılara satılan, sözleşmesi 2028 yılında bitecek olan Antalya Limanı var; teklif kanunlaşırsa işletme süresi 2047 yılına kadar ihalesiz uzatılacak. Bakın, 2047 tarihine kadar ihalesiz uzatılacak. Ya, arkadaş, bu ne Katar aşkıymış, bu ne Katar sevdasıymış, hakikaten anlamak mümkün değil. Bakın, Türkiye'yi Katar'a... Geçenlerde hep söylüyoruz bu Tank Paletten başlayarak; hakikaten eskiden Osmanlı'nın köyü olan Katar neredeyse Türkiye'nin sahibi oldu, Borsa İstanbul gitti, hele o Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir unsuru olan Tank Palet Fabrikası Katar ordusuna satıldı maalesef. Bakın, bir alay neyse, bir bölük neyse, bir tümen neyse Tank Palet Fabrikası da odur. O da Katarlılara resmen peşkeş çekildi. Merkez Bankamızın rezervine el atıyorlar, Kanal İstanbul kimin için yapılıyor? O da Katarlılar için yapılıyor. Şimdi de limanlara göz dikilmiş durumda. Yakında kendi kütüklerine geçirirlerse şaşmamak lazım.
Değerli arkadaşlar, bu durum hakikaten çok iç acıtıcı ve utanılacak bir durum. Türkiye limanlarının, millî ve yerliliği dilinden düşürmeyen bir iktidar tarafından bu şekilde ilavesiz süre uzatılması, hakikaten, vatana ihanet diyeceğim de ağır mı olur bilmiyorum, onu da sizin takdirinize bırakıyorum. Maalesef, yakında, bizim soluduğumuz havayı bile başka ülkelere satarsanız şaşmayacağız.
Bir diğer mesele, onu da söyleyeyim burada, arkadaşlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi halkın Meclisi, biz onların temsilcisiyiz. Ne zaman insanlar, sendikalar, örgütler bir hak arama mücadelesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne gelse anormal bir tazyikle karşılaşıyor. Bugün de hepimizin tanıdığı, birçoğumuzun belki siyaseten aynı fikirde olduğu -sonuçta memleketin evlatları- sendikalar geldi, içeri alınmadığı gibi... Zar zor işte, kırk takla atarak içeri girdi memur sendikaları ve orada kendilerini ifade ederken müthiş engellemelerle karşılaştı. Gerçi, bugün, Meclis polisi sağ olsun, hiçbir müdahalede bulunmadı, onu da söyleyeyim ama maalesef, böyle bir durumla karşı karşıyayız; Meclis millete kapanmış durumda.
Bir diğer mesele değerli arkadaşlar, Sayın Elitaş da duysun -bu, konuyla ilgili değil ama- Türkiye'nin en büyük sendikalarından biri olan KESK 17 Aralıkta bir miting yapmak istiyor. Mitingle ilgili bütün prosedürleri uyguluyor. Valiye, Vali Yardımcısına dilekçe veriliyor. Maalesef, Valilik kapı duvar. Ne cevap veriliyor, ne "Yaparsın." deniliyor, ne "Yapamazsın." deniliyor. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Türkiye'nin en büyük sendikalarından biri, 17 Aralıkta ilan edilmiş bir mitingiyle ilgili kimseyi muhatap bulamıyor. Bunu da Sayın Mustafa Elitaş'ın dikkatine sunuyorum.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Sayın Ağbaba, teklifle ilgili konularda sizden istifade etmek istiyoruz.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Tamam, geliyorum; dedim ya, burası antrparantez dedim.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Tamam.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, teklif ne? Kamu sendikası yüzde 2 barajı. Değerli arkadaşlar, kamu görevlileri, sendikalara getirdiğiniz yüzde 2 örgütlenme barajı şartına... Ve maalesef, burada da bir hukukla inatlaşmayı görüyoruz çünkü geçtiğimiz yıl aynı dönemde yüzde 1 baraj şartı getirildi ve sendikaların uğraşıyla, mahkemeye başvurmasıyla Danıştay bu kararı iptal etti.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kanunu mu iptal etti?
VELİ AĞBABA (Malatya) - İptal etti Danıştay, o dönemki çıkan yönetmeliği iptal etti.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Biz getirmedik yani.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, arkadan çevirerek... Elitaş, bu işi biliyorsun ya, arkadan çevirerek, Danıştayı baypas etmek için kanun getiriyorsunuz.
Ya, bu düşmanlık niye bilmiyorum. Bakın, sendika temsilcisi arkadaşların hepsi burada. Bu ne düşmanlık? Bu adamların günahı ne? Bakın, size bir şey söyleyeyim: Türkiye'de sendikacılık yapmak, hele hele iktidardan farklı düşünüyorsan sendikacılık yapmak dünyanın en zor şeyi. Öğretmen olursun, tayin dilekçenin, başvurunun içerisinde, göreve başlama yazısının içerisinde bir sendikanın üyelik formu çıkar. Zaten bu insanlar örgütlenmek için çok zor şartlarda çalışıyorlar, bir de bu şartı getirmek sendikaları yok etmek demek.
Bir de arkadaşlar, Allah aşkına, bu teklif kimi ilgilendiriyor? Sendikaları. Sendikalar kimi ilgilendiriyor? Çalışma Bakanlığını. Çalışma Bakanı burada yok. Bakanlıktan kimse var mı? Böyle bir teklif getiriliyor, yok.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Çalışma Bakanlığından kimse var tabii ki.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Göreviniz ne?
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Bilgi almadan söyleme Sayın Ağbaba.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Söylüyorum, ben de merak ediyorum.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Ama "Yok." dedin önce.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Dedim Çalışma Bakanlığı...
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Önce hüküm veriyorsun.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan...
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Önce hüküm veriyorsun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Özelliği o, Anayasa Mahkemesi o.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, bakın arkadaşlar, bu, geçtiğimiz yıl getirildi. Biz, Sayın Bakandan randevu aldık, bu konuyu Sayın Bakana aktardık. Hakikaten, sendikalar -hele hele alın teriyle- bir sürü zorluğa karşı gelerek iktidarın baskısı altında zaten zor örgütleniyorlar, bunu getirmekte büyük ayıp yani.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bir başka mesele, toplu sözleşme ikramiyesi, toplu sözleşmeden yararlanan herkese ödenmelidir. Mevcut durumda bir sendikaya üye olanlar yararlanmıyor, toplu sözleşme ikramiyesi bütün sendika üyelerine bugünkü katsayıya göre üç ayda bir 707 TL olarak ödeniyor. 1 milyona yakın kamu çalışanı toplu sözleşme ikramiyesinden yararlanmıyor. Ülkemizde toplu kadrolu sözleşmeli 3 milyon 650 bin çalışan bulunmakta, bunlardan sadece 2 milyon 747 bininin sendikalara üye olma hakkı bulunuyor. Bunlardan 1 milyon 995 bini herhangi bir sendikaya üye, bu sendika üyelerinin 1 milyon 595 bini ilgili hizmet iş kolunda yüzde 2 ve üzerinde üyeye sahip sendikalara üye olarak buluyor. 400 bin kamu çalışanının üye olduğu sendikalar yüzde 2 barajının altında kalıyor. Teklif böyle yasalaşırsa değerli arkadaşlar, bakın, teklif böyle yasalaşırsa 400 bin kişinin üç ayda bir aldığı 250 liraya inecek, diğerleri 707 TL almaya devam edecek. Memur katsayısına göre belirlendiği için bu tutarlar ocak ayında memur katsayındaki artışa bağlı olarak yükselecek. Şu anda, bir de sendikalara üye olma hakkı olduğu hâlde üye olmayan 752 bin memur ile sendikalara üye olma hakkı bulunmayan 900 bine yakın memur, polis, asker, hâkim, savcı toplu sözleşme ikramiyesi alamadığı için teklif bu şekilde yasalaşırsa ne 250 TL'den ne de 707 TL'den faydalanamayacak. Sendikalara üye olma hakkı olduğu hâlde üye olmayanlar bir yana, sendika üyesi olmaları yasayla yasaklanmış kamu çalışanlarının toplu sözleşmeyle verilen bir haktan mahrum bırakılması Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Öte yandan, yüzde 2 barajını aşarak toplu sözleşme ikramiyesinin tamamını alanlarla ilgili herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Örneğin, bir sendika "Hiç zam istemiyorum, toplu sözleşme ikramiyesini 10 bin lira yapın." derse, diğer memurlar hiçbir zam alamayacak, sadece kendi üyelerine ilişkin zam yapılmış olacak. Sistemin bozulmaması, eşitliğin sağlanması, iş barışının korunması için toplu sözleşme ikramiyesinin sendikalı, sendikasız, sendika üyesi, üyesi olmayan ayrımı yapılmadan toplu sözleşmede yer alan tüm kamu çalışanlarına baraj şartı olmadan eşit ödenmesi gerekmektedir. Şimdi, buradaki irade hırsızlığına da son verilmesi gerektiğini söylüyorum.
Şimdi bir haber aldık değerli arkadaşlar. Bakın, bugün, Türkiye'de hukuk eliyle bir darbe yapılıyor. Ekrem İmamoğlu'na iki yıl yedi ay ve on beş gün mahkûmiyet kararı verilmiş. Bu, hani "Seçimle gelen, seçimle gider." diyorsunuz ya, bugün, mahkeme eliyle bir darbe yapılmıştır. Darbeler sadece silahla, topla, tüfekle yapılmaz. Bu şekilde görevlendirilmiş, saraydan emir alan, saraydan emir alan mahkemeler tarafından da yapılır. Maalesef, millet...
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Sayın Ağbaba, lütfen konuya...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Parantez açtım.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Yayın yapılıyor diye biraz konu dışında şeyler yapıyorsun.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Yok, beni videoya çekiyor, rahatsız olmayın.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Korsan yayın mı?
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Korsan yayın.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Seçilmiş Başkanı görevden alıyorsunuz, biz konuşunca...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bugün, ülkeyi yöneten şiir okudu diye dört ay hapis alıp diye dünyayı ayağa kaldıranlar o gün mazlumdu, mağdur edebiyatı yapıyorlardı, bugün, maalesef, zalim oldular ve milleti ezmeye devam ediyorlar.
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Edebiyat mı?
VELİ AĞBABA (Malatya) - İstanbul'un iradesi, 16 milyonluk İstanbul'un iradesi yok sayılarak o irade, mahkeme eliyle ellerinden alınmak isteniyor. Bu İstanbul'da ne var bilemiyoruz. Para mı var? Rant mı var? Anlaşılıyor. Maalesef, kimyanızı bozdu ve İmamoğlu'na bir darbe yapılarak hukuk katliamı yapılmış durumda. Bu kararı verenleri, bu kararı destekleyenleri, talimat verenleri de biliyoruz ve tarih önünde bilin ki bunlar mahkûm olacak. Dünya tarihi, Türkiye tarihi bu tür siyasi davalarla doludur ve bugün, o kararı verenler anılmamaktadır. Bakın, bugün, bu darbe yapanlar, örneğin Kenan Evren, tabutunu taşıyacak 4'üncü kişiyi bulamadı. Bu, bir açık darbedir ve bu insanlar da mahkûm olacaktır.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Toparlıyor muyuz Sayın Ağbaba? Lütfen...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi gelelim konumuza.
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Diliniz sürçtü herhâlde "Dört ay hapis yattı, mağdur edebiyatı yapıyorsunuz." dedi; edebiyat değil o, gerçekti. Ama diliniz sürçtü galiba, onu düzeltin
VELİ AĞBABA (Malatya) - Gerçekti de şimdi, dünün mağdurları, mazlumları bugün zalim oldu.
UĞUR AYDEMİR (Manisa) -.Ya, onu konuşuruz ama gerçek onlar.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Dört ay hapis yattı.
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Onu konuşuruz ama düzeltin.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Nasıl bir şeyse millet...
ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Koğuşunda misafir ağırlıyordu.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Bakın, millet... Arkadaş... Misafir de...
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Arkadaşlar, lütfen konuya...
VELİ AĞBABA (Malatya) - Yanında çalışanı vardı.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Değerli arkadaşlar, lütfen konuya dönelim.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Neyse, o başka konu ama bu bir katliamdır; bu, hukuk ayıbıdır; bu, sadece Türkiye'yi dünyaya rezil eden, hukukun askıya alındığını belirten bir karardır.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bir de bir şey daha var: Hükûmetin övündüğü şeylerden biri de grev yasakları. Bugün, iktidar döneminde iptal edilen 19'uncu grev. Millî güvenliği tehdit ediyormuş. Kimin millî güvenliği? Kimin grevi yasaklandı? Belçikalı bir firmanın. Belçika'nın millî güvenliği mi, Türkiye'nin millî güvenliği mi? Ya, çelik üreten bir firmada grev yasaklamak hangi akla, hangi mantığa, hangi millî güvenliği tehlikeye düşürüyor? Bunu da sormak lazım. Tabii, Hükûmetin işverenlere söylemiş olduğu şey "Biz bütün grevleri yasakladık." diyerek övünen bir iktidar.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, tekrar yüzde 2'ye gelelim. Eğer Sayın Başkan biliyorsa bu yüzde 2'yi, parayla yani 700 TL'yle bir sendikaya üye yapma girişimidir. Yaklaşık 200'ün üzerinde böyle sendika var, yaklaşık 400 bin insanın da örgütlü olduğu sendikalar yüzde 2 barajının altında; bu, kabul edilemez, sendika başkanları da bizler de bu süreci takip edeceğiz. Tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Komisyonda bulunan herkese bir çağrı yapıyorum: Lütfen bundan da vazgeçin, diyorum.
Değerli arkadaşlar, tabii, konu çok. Şimdi, petrol sektöründe yedi buçuk saatin arttırılması diye bir teklif var. 4857 sayılı İş Kanunu'na göre petrol sektöründeki araştırma, arama, üretim faaliyetlerinde çalışmanın -dün geceden itibaren- yedi buçuk saati aşacağı tartışıldı. Ya, hangi dünyada yaşıyorsunuz bilmiyorum hakikaten. Bakın, dünya haftada dört gün, dört beş saat çalışmayı tartışıyor; Belçika'da, Norveç'te bu uygulamaya geçildi diye haberler geliyor; bizim de yapmış olduğumuz şeye bakın. Bunu hangi tekliften aldınız, kim söyledi bunu; bunu da söylemek istiyoruz. Ayrıca, bakın, Türkiye, iş cinayetleri konusunda dünyada ve Avrupa'da önemli sıralarda, Avrupa 1'incisi. SGK'nin verilerine göre Türkiye'de geçen yıl 511 bin iş kazası yaşanmış yani günde 1.400 iş kazası yaşanıyor. Bunun da iş kazalarını arttıracağını söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, hem bu liman meselesi hem yüzde 2 baraj meselesi hakikaten önemli. Sizden rica ediyoruz; bakın, farklı siyasi görüşlerden, farklı mesleklerden, Diyanetten, bürodan birçok arkadaşımız, sendika temsilcileri burada, lütfen onları dinleyin. Onlar bu ülkenin gelişmesi için alın teriyle, emeğiyle mücadele eden insanlar. Çok farklı siyasi kesimden, çok farklı meslek grubundan insanlar burada; lütfen onların da taleplerine kulaklarınızı tıkamayın ve liman yasası ile yüzde 2'yi geri çekin diyor, teşekkür ediyorum.