| Komisyon Adı | : | SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4780) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 14 .12.2022 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Arkadaşlar, herkesi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, yine bir AKP klasiğiyle karşı karşıyayız. Her iki yılda bir ısıtılıp önümüze getirilen bir zeytin kanunu ve...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Yok, zeytin kanunu ilk defa geliyor.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - İki yılda bir...
ALPAY ANTMEN (Mersin) - O yönetmelikti.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yönetmelik, yönetmelik, yönetmelik...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Değiştiği doğru da limanlar doğru da zeytin kanunu ilk defa geliyor.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Limanlar da 4 defa geldi, alıştık artık böyle.
ALPAY ANTMEN (Mersin) - Limanları da geri çekin, tam olsun.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Anayasa Mahkemesinin iptal etmesine rağmen...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Grup Başkan Vekilleriyle konuşarak yaptık biz onu. Çekme sebebimiz ondan yani.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, sonuçta, özensiz ve gerçekten Anayasa'ya da aykırı olmasına rağmen önümüze getirilen yasa teklifiyle ilgili... Her ne kadar geri çekildiyse de "Daha sonra görüşülmek kaydıyla..." gibi bir ibare var; doğrusu bu bizi endişelendiriyor, bir daha önümüze gelecek gibi görünüyor herhâlde bu. Bir de tabii, şunu da aklıma getiriyor açıkçası: "Kırk dokuz yıllığına limanların kiraya verilmesi çıksın da zeytinliği daha sonra getiririz." gibi bir anlayış mı var acaba bunun arkasında diye gayriihtiyari... Size bakarak söylüyorum...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gerekçede öyle bir şey varsa düzeltsin arkadaşlar, yanlış anlamaya müsaitse onu arkadaşlar düzeltsin yani böyle bir niyet okumakla değil de "Öyle uygun gördük, çekiyoruz." desinler.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yok, niyet okumuyoruz da kırk dokuz yıllığına olan şeyi de...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Hayır "Zeytinliği böyle uygun gördük, çektik." desinler.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Elitaş, sağduyunuzla, ben inanıyorum ki bu teklifle ilgili, kırk dokuz yıllığına olan limanlarla ilgili 2'nci maddeyi de çekerseniz çok büyük sıkıntı olmadan geçer diye düşünüyorum.
Evet, tabii, bu teklifte, arkadaşlar -her ne kadar geri çekildiyse de- zeytindeki temel itiraz noktalarımızdan biri, Maden Kanunu kapsamı üzerine getirilmiş olması ve Çevre Kanunu ve Zeytincilik Kanunu dururken Maden Kanunu'nun bu şekilde değiştirilmeye çalışılmasıydı. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 14'üncü maddesinde, zeytinliklere her çeşit hayvan sokulması, yerleşim sahaları hariç, zeytin sahalarının en az 1 kilometre yakınlıkta koyun ve keçi ağılı yapılması dahi yasakken, kanun koyucunun zeytin alanlarını koruma ısrarı bu kadar netken tabii, yasaya aykırı olarak düzenlenen ve dava konusu yönetmelik maddesiyle bu alanların uluslararası yükümlülüğümüze aykırılık oluşturacak şekilde getirilmiş olması önemliydi, neyse ki bu yanlıştan dönüldü.
Yine "Zeytinlik Sahalarda Sanayi Tesisi Kurulmasının Önlenmesi" başlıklı 23'üncü maddesinde "Saha içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez." ibaresi vardı. Burada, zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarım işletmelerinin yapılması ve işletilmesi de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının iznine tabi olduğu ifade edilmekteydi.
Şimdi, tabii, İkizköy Akbelen savunucuları, yıllarca, 2019'dan beri özellikle kadın direnişçiler direniyorlardı. Burada, tabii, mülksüzleştirmeyi de öngören birtakım yaklaşımlar, verimi düşmüş ağaç ve hayvan ölümleri neticesinde bir direniş birliği oluşturuldu. Tabii, maden köylülerini cezalandırmaya yönelik, direnişle ilgili Ankara'ya gelen, bakanlıklarda konuşmaya gelen İkizköy Akbelen köylüleriyle ilgili ne yazık ki oradaki maden işletmecileri on gün boyunca sularını kesmek gibi bir cezalandırma sistemine gitti. Bir başka şey: Ne yaptılar orada? Orada erkeklerin çoğu maden sahasında çalışıyor, onları da işten çıkarmayla tehdit etti maden şirketleri ne yazık ki. Dolayısıyla, tabii, bu kadar insanın infiale kapılması sadece zeytin konusu değil, bu tür tehditler, yasaklamalar, kısıtlamalar ve baskılar elbette. Dolayısıyla, burada, 740 dönümlük Akbelen Ormanı'nda Tarım ve Orman Bakanlığının onayıyla linyit madeni işletilmesiyle, açılmasıyla, iznin verilmesiyle tabii ki halk infiale kapıldı.
Bir başka konu, tabii, Muğla'da bugüne kadar 8 köy kömür madenleri nedeniyle yok edildi, halkı göç ettirildi, yaklaşık 55 bin dönüm alan maden alanı oldu; bunun yaklaşık 30 bin dönümü orman arazisiydi, kalanı ise nitelikli tarım arazisi ve zeytinlikti. Dolayısıyla, bu insanların feryadı, buraya gelen insanların feryadı biraz da bu sebeplerden kaynaklıydı. Tekrara düşülmemesi adına bunları burada gündeme getiriyorum.
Bakın, Avrupa'da kuraklık nedeniyle zeytin üretiminde düşüş yaşanırken şu anda Türkiye'de zeytin üretimi yüzde 71 oranında arttı ve 2 milyon 976 bin ton üretimle şu anda Avrupa'da 1'inci ülkeyiz ve zeytinyağı üretiminde de yüzde 79 artışla 421.717 tonla dünyada 2'nci sıradayız. Tabii, bu kadar önemli potansiyeli olan zeytinin ne yazık ki...
Aynı şekilde bakacak olursak, yine Bodrum turizm gelirlerine baktığımızda 5 milyar dolar Bodrum'un turizm geliri var. "Ne alaka?" diyeceksiniz. Bodrum'a içme suyu kaynağı taşıyan Akbelen Ormanları yok edildiği zaman... Bu su kaynaklarının yok edileceğine ilişkin -ben söylemiyorum- 2013'te Türkiye Kömür İşletmeleri Hacettepe Üniversitesine bir rapor hazırlatıyor ve eğer bu Akbelen Ormanları yok edilirse Bodrum'a su kaynağı taşıyan, yer altı sularını besleyen havzaların yok edileceğini ve dolayısıyla 5 milyar dolarlık geliri olan Bodrum turizminin yok olacağını ifade ediyor.
Peki, Yeniköy Kemerköy'de termik santrale baktığımızda, getirisi ne kadar Yeniköy Kemerköy'ün? 200 milyon lira arkadaşlar yani dolayısıyla akıllıca bir iş yapıldı bu madde çekilerek. Turizm açısından, tarım açısından, zeytinlik açısından ve zeytin üretimi açısından böyle önemli rakamsal veriler de var elimizde.
Yine, 50 bin dönüm alan burada işletiliyor termik santralle ilgili. Akbelen Ormanı'nda 760 dönümlük daha kısım geçecek ve 200 dönümü zeytinlikti burada. Tabii, bizi endişelendiren şeylerden biri de burada iki yüz elli yıllık bir tarihî caminin, Işıkdere Mahallesi'nde iki yüz elli yıllık tarihî özelliği olan bir caminin de yıkılarak buranın maden sahası olarak işletilmesi. Bu hassasiyetler önemli tabii ki. Bizim ibadet alanlarımızın da tıpkı tarım alanı gibi yok edildiğine ilişkin bilgiler var elimizde.
Yine, Avrupa Sağlık Örgütünün, Avrupa Sağlık ve Çevre Birliğinin ülkemizdeki sağlık giderinin 23 milyar -ortalama, rakamsal olarak- devlete sağlık sıkıntısı yarattığına ilişkin veriler var.
Bir şeyle daha tamamlamak istiyorum kömürle ilgili şeyi. Arkadaşlar, Nur suresi 35'inci ayet diyor ki: "Allah göklerin ve yerin ışığıdır. O, bir çırağa benzer, çırağı bulunan bir kandile benzer. Kandil bir sırça içindedir. O sırça inciye benzer, ışık gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek kutlu bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı neredeyse kendisine dokunsan bile ışık saçar. O ışık üzerine ışıktır. Allah dilediği kimseyi ışığına iletir. Allah insanlara işte böyle örnekler verir ve Allah her şeyi bilir." Arkadaşlar, Tin suresi 1'inci ayet incir ve zeytine ait ayet yani Kur'an-ı Kerim de aynı kanunlarımız gibi inciri ve zeytini koruyor arkadaşlar. Bunu da böylece tamamlamış olayım, daha doğrusu incirle ve zeytinle ilgili şeyi tamamlamış olayım.
Arkadaşlar, evet, şimdi, yine baktığımız zaman, 2'nci madde, tabii, bence, bu teklifin en önemli ve sorunlu maddelerinden biri. 2'nci maddede kırk dokuz yıllığına -Anayasa Mahkemesinin iptaline karşı- 18 limanda yeniden sürenin uzatılması, herhangi bir ihaleye çıkılmadan ve tüm rekabet koşullarını hiçe sayarak ülkemizin geleceğini kırk dokuz yıl ipotek altına alacak bir kanun teklifinin buraya getirilmesi, doğrusu, yerli ve millî olduğunu iddia eden ve millîlikten sık sık dem vuranlar için bir handikap oluşturuyor. Yani buradaki temel itirazımız tabii ki hem Anayasa tarafından iptal edilmiş olan böyle bir teklifinin yok sayılarak, Anayasa yok sayılarak yeniden önümüze getirilmiş olması hiçbir şekilde kabul edilebilir bir şey değildir. Maddelerde buna ilişkin görüşlerimi sunacağım, bununla ilgili detaylandıracağım.
Yine 4'üncü maddede petrol sektöründeki araştırma, arama ve üretim faaliyetlerinde işçi sağlığı göz ardı edilerek gece çalışmalarının uzatılması konusu gerçekten kabul edilemez bir şey. Neden? Çünkü 3 vardiya hâlinde çalışılabilir arkadaşlar yani buna engel herhangi bir şey yok. Yedi buçuk saatlik bir uzun çalışma süresi, hakikaten insanların artık dört-beş saatlerle çalıştığı dünyada, artık buraya doğru çalışma saatlerinin evrildiği bir ortamda kabul edilebilecek bir şey değildir.
Şunu hatırlatmak isteriz: Vahşi madenciliğin yapıldığı ve ne pahasına olursa olsun gece gündüz kömürün çıkarıldığı, çok yakın, iki ay önce yaşadığımız Amasra iş cinayeti de buna önemli bir örnektir. Dolayısıyla, bu gece çalışmalarının uzatılması konusu, kesinlikle, derhâl geri çekilmelidir; 3 vardiya hâline getirilebilir, öyle bir düzenleme yapılabilir; bunun da değerlendirilmesini istiyoruz, doğrusu, burada.
Yine, 7, 8, 9'uncu maddeyi ilgilendiren, enerji piyasasında "toplayıcı" ve "toplayıcılık" kavramları yeni kavramlar; bir nevi aracı kurum olacak zannediyorum bu. Bu aracı kurum aynı zamanda üretim lisansına veya tedarik lisansına ya da enerji piyasası kapsamında başka lisanslara da sahip olabilecek. Bu durum güçlü şirketler lehine yeni bir tekelleşme yaratabilir, bunun dikkate alınması gerekiyor bence yasada. Enerji piyasasında, elektrik piyasasında başka manipülasyonlara da yol açabilir diye düşünüyorum. Ayrıca, zaten neredeyse moleküler düzeyde parçalanan ve âdeta sorun yumağına dönen sektörü yani elektrik sektörünü daha fazla parçalamak, sektöre yeni lisans alanları eklemek, bence bu sorunları büyüterek artıracaktır, buna ilişkin de fikrimi söyleyeyim.
Yine, 10'uncu maddeden önce, bu sendikalarla ilgili konuşmak istiyorum yine bir miktar, daha sonra maddede görüşlerimi bildireceğim ama.
Toplu sözleşme ikramiyesinin bütün çalışanlara verilmesi gerekiyor arkadaşlar. Yani "Yüzde 1'i geçmeyen sendikalara toplu sözleşme ikramiyesi verilemez." konusu Danıştaydan geri dönmüşken siz bunu yüzde 2'ye çıkarıyorsunuz ve hem iş barışını zedeleyen bir şeydir bu hem de eşitlik ilkesine aykırı olan bir şey. Yani bazıları sendikalı olabilir, sendikasız olabilir, küçük sendikalara üye olabilir ama aynı işi yapan kişiler arasında ayrım yapıp işte kimisine, yüzde 2'nin altında olanlara 207 lira, onun üzerindekilere de üç ayda bir 750 lira vermek, iş barışı açısından da sağlıklı bir şey değil; aynı zamanda, yani hem insanların tercihleri üzerinde ipotek koymak hem örgütlenme özgürlüğü, sendikal örgütlenme özgürlüğü üzerine ipotek koymak hem de aynı işi yapan insanlar arasında da eşitsizliği sağlayacak bir unsurdur; dolayısıyla bunun da mutlaka ya düzenlenmesi ya geri çekilmesi gerekiyor. Yüzde 2'nin altındaki, 4688 mantığına aykırı, dediğim gibi, çünkü yeni bir baraj sistemi tanımlıyor; bu da Anayasa 53'üncü maddeye aykırı. Hocam varken bizim söylememiz çok doğru değil ama değerli Hocam buradayken.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) - Rica ederim, sizin söylemeniz daha kıymetli.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, toplu pazarlık ilkesine aykırı, dediğim gibi, aynı statüde ve aynı görevi yapan kişilere haksızlık olacaktır. İş hukuku, işçinin sağlığı; fiziki, psikolojik ve mental sağlığını da olumsuz etkileyeceğini düşünüyorum; dolayısıyla bunun da düzenlenmesi gerekiyor.
Yine, tabii, bir başka konu, OHAL'le ilgili görüşlerimi bildirmek istiyorum. 2017'de iki yıllığına, normalde, çıkarılmıştı. Geçici bir süre için çıkarılmış olan bu OHAL'de, işte, 100-170 bin civarı, zannediyorum, dosya incelenmiş ve dünya kadar adaletsizlik, usulsüzlük ve haksızlık yaşanmış bu konuda ve her yıl uzatılmış. Hiçbir hukuki temeli olmayan bu OHAL'in yeniden... Yani altı yıldır incelenmeyen 3 bin civarında dosyası olduğu ifade ediliyor. 6 bin civarında incelenmeyen dosyanın kurumlara havale edilecek olması, bence yeni sorunları beraberinde getirecek. Hiçbir kurum bilgisi ve listesine göre hareket edilmemişti daha önce bu OHAL'de; dolayısıyla bunun da mutlaka tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Ama bu kanun teklifi içerisinde en önemli maddenin, şu anda, zeytinden sonra, 2'nci madde olduğunu... Sizin de sağduyunuza güveniyorum Sayın Elitaş, bu maddeyi de gece bitmeden geri çekeceğinize, inşallah, inancım tamdır. Bu ülkenin yararı, çocuklarımızın geleceği, kırk dokuz yıl sonrasının ipotek altına alınmaması; özellikle ve özellikle, tabii, yabancı şirketlerin adı geçiyor, hani yabancı şirketlere buranın peşkeş çekilecek olması, hatta ve hatta...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - O zaman Sayın Kılıçdaroğlu İngiltere'den yabancı sermaye getirmeye uğraşmaya gitti...
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Temiz para getiriyor. Ne yazık ki baronların yani, tırnak içinde söylüyorum, bilmediğim şeyle...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kılıçdaroğlu, temiz para; diğerleri, kirli para!
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Elitaş, peşkeş çekmiyor Kılıçdaroğlu Türkiye'yi, Katar'a peşkeş çekiyorsunuz! Kırk dokuz yıllığına Komisyon almış, Limak'a veriyorsunuz!
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Aynen.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Sayın Ağbaba, konuşmanızı tamamlamıştınız siz sanki.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Laf atıyor ama.
TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Ağbaba ile Elitaş'tan memnunuz.
BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Peki, Müzeyyen Hanım, bitti mi?
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Bitirmek üzereyim.
Yapılan düzenlemeyle limanların süresi dolmamasına rağmen, iktidarınız tarafından bazı yandaş firmalara kırk dokuz yıllığına devrediliyor olması ve alelacele yani şu anda bütçe görüşmeleri devam ediyor, seçimlere dört ay gibi bir süre var; maksimum, altı ay gibi bir süre var; yani bırakın yeni Hükûmet, o karar versin buna ne yapılacağına; kaldı ki zaten yasal olarak da aykırı. Hani, liman işletmeleri sözleşmelerinin bitimine birkaç yıl olmasına rağmen yapacakları yatırımları seçime beş-altı ay kala yapamaz hâle gelmişlerdir ve bu limanları yağmalamak için başka bir gerekçe, sanki, bulunmamış gibi, böyle bir gerekçeyle geliyorsunuz.
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nde "Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir." diyor. Şimdi, cebren ve hileyle bütün bu ülkenin limanlarını yandaşlara peşkeş mi çekeceğiz? Yani, dolayısıyla, derhâl, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nde... Kaldırdığınız bu düzenlemeyi, bu sorunlu, özellikle sorunlu kişilere ve yabancı ülkelere bu limanların verilmesini bir an önce geri çekmenizi buradan tekrar tekrar ifade ediyorum. Bence en sorunlu maddelerden biri 2'nci maddedir. Sağduyunuza güveniyorum Sayın Elitaş.
Teşekkür ederim.