KOMİSYON KONUŞMASI

VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, değerli arkadaşlar, tabii, bu sendikalar dünden beri bekliyorlar, onlar için hakikaten yaşam meselesi, sendikaların yaşam meselesi. Dolayısıyla sanırım burada hem lehte olanlar var hem aleyhte olanlar var, aleyhte olan arkadaşlarımıza belli bir ölçüde söz verilirse iyi olur.

Şimdi, değerli arkadaşlar, dün bu torba yasaya "çorba yasa" demiştim ben. Şimdi, aslında "çuval yasası" da diyebilirsiniz ya da "bir günah torbası" da diyebilirsiniz.

Şimdi, bakın, zeytin maddesi çekildi ama karışık bir iş. Biraz önce OHAL'le ilgili bir şeyler konuşuldu. Değerli arkadaşlar, OHAL Komisyonunda dosyası bitirilmeyip ihraç edilmiş insanları onlara ihraçı eden kuruma bırakmayı getiren maddeyi hakikaten sizlerin takdirine bırakıyorum ve o insanların ahını aldığınızı söylemek istiyorum. Zaten sendikaların ahı var. Bugüne kadar, geçtiğimiz yıl yapılan bir işlem var, bunun karşılığında tekrar yüzde 2 getirilmek isteniyor, bu da doğru değil.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir de bir şey söylemek istiyorum, biraz önce Tahsin Bey de söyledi, Sayın Kaboğlu da söyledi. OHAL'le ilgili bir yasanın Sanayi Komisyonuna getirilmesini de sizin takdirinize bırakacağım ama zaten yaptığınız uygulama da doğru bir uygulama değil. Allah aşkına, Sanayi Komisyonu OHAL'le ilgili ne konuşacak?

Tabii, OHAL'le ilgili konuşulacak çok şey var, biz o zaman 20 Temmuz 2015'te "20 Temmuz sivil darbesi" dediğimiz zaman belki bir kısım anlayamamıştı ama o sürecin bir sivil darbeye dönüştüğünü hep beraber gördük. Burada büyük mağduriyetler olduğunu da sizler biliyorsunuz. Burada hem büyük mağduriyetlerin hem de büyük kazançların olduğu da kamuoyuna yansıyor. Türkiye'de maalesef OHAL fırsata çevrilerek, FETÖ'yle mücadele fırsata çevrilerek büyük bir FETÖ borsası oluşturulduğunu, bu FETÖ borsasından dolayı insanların birbirine çatıştığını biliyoruz, İstanbul'da koca koca binaların pay edildiğini biliyoruz. Burada FETÖ'yle iltisaklı, ilişkili insanlar, parası olanlar tertemiz yıkandı, parayla çıktılar ama fakir fukara, Bank Asyanın önünden geçen, okulun önünden geçen insanlar da mağdur edilmeye devam ediyor. Daha da ilerisi, bugün Meclisi bombalayanların kardeşlerinin de büyükelçi olduğunu biliyoruz. Bu OHAL Komisyonunun aldığı kararlar hakikaten çok tartışmalı.

Şimdi, Sayın Gergerlioğlu yok, Sayın İslam burada, HDP milletvekili hanımefendi burada, Sayın Kaboğlu burada. Şimdi, arkadaşlar, bu arkadaşlar bu OHAL Yasası'na göre terörist. İbrahim Kaboğlu terörist, Cihangir İslam terörist, Gergerlioğlu terörist. İsminizi unuttum, kusura bakmayın...

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) - Muazzez...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Muazzez Hanım terörist. Ya, şu anda sadece burada 4, OHAL şeyiyle beraber 5 terörist var; bu nasıl bir şey bilmiyorum.

Hakikaten, bakın, bu yasayı çıkaranlar İbrahim Kaboğlu'nun yüzüne bakıp biraz utanabilmeli ya da Cihangir İslam'ın yüzüne bakıp biraz utanabilmeli. Bu insanlar... Yani İbrahim Kaboğlu sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'nın, dünyanın en önemli anayasa hukukçularından birisi. İbrahim Kaboğlu OHAL'de ihraç edildi, ekmeğinden edildi ve Fransa, saygın Fransa üniversitelerinde ders vermek için davet ettiler, davete gidemedi, sonrasında biliyorsunuz, Fransa'nın en önemli nişanını İbrahim Kaboğlu aldı yani bunu hepinizin vicdanlarına söylüyorum. İbrahim Kaboğlu gibi, Cihangir İslam gibi, Muazzez Hanım gibi binlerce insan var bu konuda mağdur olmuş, mağdur edilmiş yani muhalif olmuş, iktidar gibi düşünmeyen binlerce insan OHAL Komisyonunda ihraç edildi.

Bir başka mesele de, çeşitli belediyelere, müdürlere talimat verilerek "Ne kadar FETÖ'cü ihbar edersen o kadar yaşam şansın var." dediler, o da yapıldı; onu da buradan ifade etmiş olalım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, burada iki konu var: Bir, barajın yüzde 2'ye yükseltilmesi meselesi buradaki sendikalar için hayat memat meselesi.

Değerli arkadaşlar, bakın, bir memur için -alınan maaşlara göre baktığımız zaman, yaşam koşullarına baktığımız zaman- 707 TL'nin çok önemli bir para olduğunu görüyoruz. Burada yapılmak istenen şey, devlet büyük sendikalar aracılığıyla ya da yandaş sendikalar aracılığıyla -"yandaş sendikalar" demeyeyim ama- sendikalara ayar vermeye çalışıyor yani parayla memurların hangi sendikaya üye olacağının kararını vermeye çalışıyor. Bu, eşitlik ilkesine aykırı, bu, Anayasa'ya aykırı, bu, vicdanlara aykırı.

Bir de, belki bilmeyenler olur, değerli arkadaşlar, şimdi konfederasyon var, bir de özellikle bu baraj meselesinde konu edilen bazı sendikalar, bağımsız sendikalar... İsteseler de, herkesi üye yapsalar da yüzde 1'i geçme şansları yok yani böyle bir durum var.

Şimdi, getirip bu insanların önüne bunu dayatmak hiçbir vicdanla, hiçbir siyasi ahlakla da bağdaşmaz. Bırakın, sendikacılar "Hodri meydan!" desinler, herkes gücü oranında, yaptıkları işler oranında örgütlensinler; bunun sağlanması lazım.

Bakın, 2010 referandumunda iktidar "evet" çıkarırken bunları taahhüt etmişti, "İsteyen istediği sendikaya özgürce üye olacak." demişti ama maalesef burada bunun önüne geçiliyor.

Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz yıl toplu sözleşme ikramiyesinin sadece ilgili...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Sayın Ağbaba, kaç dakika daha zamana ihtiyacın var?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tamam, çok uzun sürmez, on dakika...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - O zaman sen sendikacıların hakkını almış olursun.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tamam, tamam; toparlıyorum.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Kamu çalışanlarının yüzde 1'inden fazlasını üye kaydetmiş olan sendikaların toplu sözleşme ikramiyesinin sadece ilgili hizmet kolunda sendika üyesi olabilecek kamu çalışanlarının yüzde 1'inden fazlasını üye kaydetmiş olan sendikaların üyelerine ödenmesine ilişkin bir madde konulmuştu. Sendikaların başvurusu üzerine bu madde yürürlüğü Danıştayın 12. Dairesi tarafından 11 Ocak 2002 tarihinde durdurulmuştu. Mahkemenin bu kararıyla sendika üyesi tüm kamu çalışanlarının toplu sözleşme ikramiye almasının yolu açılmıştı. Danıştayın 12. Dairesi toplu sözleşme ikramiyesiyle ilgili getirilen sınırlamanın yürürlüğünün durdurulmasını "Sendikalar arasında ayrıma yol açılması, açıkça sendikal özgürlüğe bir müdahale oluşturarak sendikaların kuruluş amaçlarının gerçekleştirilmesini önleyici şekilde üye kaybına sebebiyet verecek nitelik taşıdığı gibi, aynı hizmet kolunda çalışıp aynı işi yapan sendika üyesi kamu görevlileri arasında sadece farklı sendikalara üye olmaları nedeniyle toplu sözleşme ikramiyesi ödenmesinde eşitsizlik yaratması suretiyle çalışma barışını da olumsuz yönde etkileyeceğinden dava konusu düzenlemede mevzuata ve hukuka uygun bulunmamaktadır." gerekçesine dayandırmıştır. Bunu kim söylemiş? Türkiye Cumhuriyeti Danıştayı söylemiş.

Şimdi, bu hukukun arkasından dönüyorsunuz, bunu bir kanuna bağlayarak bunu aşmaya çalışıyorsunuz, bunu yapmayın; bakın, hukukun arkasından dolanmayın. Lütfen, böyle bir şey yapmayın değerli arkadaşlar. Bunu herkes biliyor ki amaç belli. Amaç, bazı sendikaları güçlendirmek. Bakın, tekrar söylüyorum: Zaten bu koşullarda muhalif sendikalara üye olmanın bir bedeli var; müdür olamazsın, tayin olamazsın, terfi edemezsin, falan sendikanın üyesi olmazsan kamuda bir yere gelemezsin, zaten bu var, zaten engelliyorsunuz, bu bağımsız ya da farklı sendikalara, "muhalif sendikalar" diye tabir ettiğimiz sendikalara üye olmayı zaten fiilen engelliyorsunuz, bu güç var elinizde. Bürokraside var, farklı kanallarda var, bunun yapılması doğru değil değerli arkadaşlar.

Tekrar burada hem Komisyon Başkanımıza hem...

Sayın Başkan, Düzce Milletvekilimiz Sayın Fahri Bey'in bu konudan haberi var mı bilmiyorum ama -yüzde 2, ilk imza sahibi kendisi- hem onun vicdanına hem Mustafa Elitaş'ın vicdanına seslenmek istiyorum. Bakın, burada çok farklı sendikalar var.

FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - Var, var.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Ya, nereden haberin var, sen iş adamısın?

FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - Haberim var, haberim var.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Matematik öğretmenisin, nereden haberin var?

Bak, sizin vicdanlarınıza sesleniyorum: Allah aşkına, bakın, burada bir siyasi partiye yakın olan sendika yok. Burada, hepiniz görüyorsunuz, her siyasi partiye yakın, siyasi düşünce olarak... Sendika olarak demiyorum, sakın yanlış anlamayın. Sendikanın partisi olmaz, partinin sendikası olmaz ama farklı düşüncesi olan arkadaşlarımız var. Şimdi, bunların hepsine biraz önce anlattığım gerekçelerle bu baraj getirilerek sendikacılık yapmalarının önünde engel olunuyor yani "Sendikacılık yapamazsınız." deniliyor. Bu, fiilî olarak sendikacılığı, memur sendikacılığını yasaklamaktır. Lütfen, sizden rica ediyoruz, bakın, burada iki günden beri beraber çalışıyoruz, iki günden beri bu sendika başkanlarını dün yağmurda zorla, kaçak göçek yollardan soktuk içeriye. O insanlar iki günden beri sizlerden bir umutla bekliyor. Sizden ricamız şu: Lütfen bu sendikalar arasında siz taraf olmayın, sendika üyelerini parayla terbiye etmeyin; bu, büyük bir vicdansızlıktır. Bir memura 200 lira mı, 700 lira mı vererek o insanların haklarını elinden almayın. Önümüzdeki dönem ocak ayı itibarıyla bu paranın 1.000-1.200 lira olacağı söyleniyor. Buradan sizin, hepinizin vicdanına sesleniyorum, tekrar tekrar söylüyorum, tekrar tekrar söylüyorum: Lütfen yüzde 2, yüzde 1 barajını kaldırın.

Bakın, geçtiğimiz günlerde Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakan Vedat Bilgin bir şey söyledi, dedi ki: "Biz, örgütlenmelerin önündeki bütün engelleri kaldıracağız hatta işçi sendikalarıyla ilgili..." Bizim de desteklediğimiz bir söz söyledi, dedi ki: "Sendikalı olan, örgütlenmeyi sağlayan iş yerlerine prim vereceğiz, destek olacağız." Şimdi bu söze bakın, bir de buraya bakın. Şunu da söyleyelim: Bunu geçirirseniz burada sendikalara sözümüz söz olsun; bunu Anayasa Mahkemesine götüreceğiz. Sayın İbrahim Kaboğlu burada, bunu Anayasa Mahkemesine götürerek, sizler arasında ayrım yapılmasına, sizlerin ötekileştirilmenize izin vermeyeceğimizi söylüyoruz ama... Bu bile, Anayasa Mahkemesine götürülmesi bile bir çözüm değil. Niye çözüm değil? Siz, bugün yarın... Bu haftaya Meclis...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bu sendikaların altı boşalır ve bu sendikalardan istifa ederek o büyük, sizin yandaş gördüğünüz birkaç sendikaya geçerler; lütfen bunu yapmayın, tekrar son kez söylüyorum.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Tam bunun için yapıyorlar.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bir başka konu, değerli arkadaşlar, bir de

sendika üyesi olamayan, yasal olarak olamayan bir kesim var; onlar kimler? Her gün görüyoruz bakın, burada, kapıda bekleyen polisler. Polisler üye olamıyor, infaz koruma memurları üye olamıyor, hâkimler ve savcılar yasal olmadığı için bir sendikaya üye olamıyor.

Şimdi, bunlara hiç para verilmiyor. Bunlara toplu sözleşme parası da verilmiyor. Ya, akşama kadar polislerle yüz yüze geliyorsunuz. Akşama kadar bize... Ya, sağ olsunlar, bize çok saygılı davranıyorlar ama her birinizin birer ikişer koruması var, hele hele bakanların sayamıyoruz bile. Angaryası var bunların, mesaisi yok bunların, hiçbir şeyi yok. Ya, bunları da kapsam içine alsanıza, ne olacak. Devlet, polisine üç ayda bir 700 lira veremeyecek mi? Lütfen bunu da kapsama alın.

Lütfen, tekrar söylüyorum: Bu toplu sözleşmede verilen ikramiye memurlar arasında ayrıma yol açmasın. Tekrar bütün gruplara sesleniyorum, bütün arkadaşlara sesleniyorum: Lütfen bu konuda hassasiyet göstermenizi, sendikalarımızın baraj şartının kaldırılmasını rica ediyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum.