| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ve 71 Milletvekilinin; Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4892) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 23 .01.2023 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün ülkemiz derin bir konut krizi yaşıyor. Neden bir konut krizi yaşandığına birazdan değineceğim ancak önce bu konut krizinden en çok etkilenenlerin yoksullar, asgari ücretle geçinmeye çalışanlar; bir yanda enflasyon, öbür yanda gelir vergisi zulmüyle parası pul olan tüm ücretliler olduğunu söylemek istiyorum. Kaybeden varsa kazanan da vardır. En çok kazananlar ise her zamanki gibi para baronları. Emlak rantından da borsa spekülasyonlarından da "faiz neden enflasyon sonuç" saçmalığından da en çok götüren bu baronlar olmuştur. Bu baronların karşısında alın teriyle yaşamını sürdüren milyonların hakkını savunmak ise bizim temel görevimiz elbet. Bugün de bu görevi yerine getireceğiz.
Her şeyden önce şu noktaya değinmek istiyorum: Elimizdeki kanun teklifi AKP'nin son yıllardaki yasa pratiğinin bütün özelliklerini taşımakta. Öncelikle, bütçeden bir kaynak aktarma mekanizması kuruluyor, daha sonra bu kaynak aktarmayı cilalayacak, -tırnak içinde- meşrulaştıracak bir popülist politika ortaya koyuyor, sonra bu politikanın hedeflerine ulaşıp ulaşmadığı hakkında bir hesap da verilmiyor. Kaynak aktarımı tamamlandıktan sonra iktidar açısından amaç hasıl olmuş oluyor.
Değerli milletvekilleri, teklife baktığımızda iktidarın 16 Ocakta başlattığı orta gelirliye konut programına yasal altyapı hazırlandığını görüyoruz. Yine yasası olmadan bir uygulama duyuruldu, Meclis iradesi hiçe sayıldı ve şimdi karşımıza getiriliyor. Bu projenin parasal tarafını karşılamak için de Maliye Bakanına genel bütçe ödeneklerinin yüzde 5'i kadar ödenek ekleme yetkisi veriliyor. "Cumhurbaşkanı da bu tutarı 2 katına çıkarabilir." deniliyor. Bu yılki genel bütçe ödeneklerinin yüzde 5'i 211 milyar lira. Cumhurbaşkanının yetkisiyle bütçeye 422 milyar lira ödenek ekleme yetkisi verildiğini görüyoruz. Bu paranın devasa bir kaynak aktarımı olduğunu, seçim öncesinde Meclisin, iktidarı en geç dört beş ay içinde devredecek bir iktidara bu parayı vermesinin sakıncalarını tekrar tekrar vurgulamaya gerek yok. Bu kadar ödenek kullanılır ya da kullanılamaz bilinmez ama yürütmeye, bütçe ödeneklerinin yüzde 10'u kadar bütçeye ödenek ekleme yetkisi vermek Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkından vazgeçmesi anlamına gelir. Bu ödeneğin ek bütçe yasa teklifiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilip bütçeye eklenmesi gerekirdi oysa. Ha şunu da söyleyelim: Bizim orta ya da alt gelir gelirlilerinin ev sahibi olabileceği bir projeye karşı çıkmamız kesinlikle mümkün değil. Bütün çabamız, gerçekten bu kesimlerin şu anki gelirleriyle bir ev sahibi olabilmeleri için. Ancak bu kanun teklifinin bunu hedeflemekten çok iktidara, seçim öncesi isteğine istediği şekilde dağıtabileceği bir devasa kaynak sunmayı hedeflediğini görmek için de kâhin olmaya gerek yok.
Değerli milletvekilleri, iktidar enflasyon gerçeğini ciddiye almıyor. Enflasyon, başta ücret geliri elde edenler olmak üzere halkın büyük kesimini yoksullaştıran, gelir dağılımını bozan, temsilsiz ve adaletsiz bir vergidir. Enflasyon, cebimizdeki parayı gün gün, dakika dakika çalan bir hırsızdır. İktidarın "yeni ekonomi" adlı beceriksiz programıyla enflasyon yeniden hortlamıştır, bunun sonucunda iki Türkiye arasındaki uçurum büyümüştür. Karnede annesi et alanlar, sınav kazanınca babası pizza ısmarlayanlar...
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Et işi yalan çıktı ya, yalan söylemişler.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Tablet, tablet.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - ...mezuniyette ailece kebapçıya giden sade vatandaşlar bir yana; karnesiz marnesiz, babası BMW, gemicik, rezidans alan haramiler öte yanda.
DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) - A Haber...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Arkadaşlar, tamamlasın Süleyman Bey.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bu enflasyonist ortamda faizleri biraz indirince insanlar ev sahibi mi olacak zannediyorsunuz?
Bakın, bir örnek vereyim. Değerli arkadaşlar, Muğla merkezde, Kötekli'de bir mahalleden bahsetmek istiyorum. İki yıl önce 400 bin lira olan, 2+1 yani 60 metrekare olan, lüks olmayan bir daire bugün en az 2 milyon lira; daha kredi paketi devreye girmedenki tablo bu; iki yıllık artış oranı yüzde 400. Aynı şekilde, iki yıl önce 1 milyon olan, yine Muğla merkezdeki 120 metrekarelik bir daire bugün için 4 milyon lira; burada da artış oranı yüzde 300. Ülkemizin neresine bakarsanız son iki yılda bu artış oranlarını görürsünüz zaten, işte, konut krizi dediğim bu.
Samimiyetle sormak istiyorum: Ülkede çalışanların yarısı şu anda asgari ücretle çalışıyor ve asgari ücret 8.500 lira. Bir çift düşünelim, ikisi de asgari ücret ya da biraz üzerinde maaş alıyor olsun, hanenin aylık geliri 17-20 bin; ev kirasına, elektrik parasına, mutfak masrafına yetişmiyor zaten, çocuğun okul masrafına yetişemiyor; bu koşullarda temel sorun kredi olmaması mıdır yoksa krediyi karşılayacak ödeme gücünün erimiş olması mıdır?
Bakın, bir tablo göstermek istiyorum. Merkez Bankası eski başekonomisti Hakan Kara kendi hesabında bir hesaplama yayımladı; konut kredilerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı: Almanya'da bu oran yüzde 40, yüzde 50 dolayında, Bulgaristan'da yüzde 10 dolayında, Türkiye'de yüzde 5 dolayında. Burada açıkça görüyoruz ki Türkiye'de konut kredisi kullanma oranı çok düşük. Almanya'da konut kredilerinin oranı gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 50'sine yaklaşmış durumdayken Bulgaristan'da yüzde 10, Türkiye'de -biraz önce söyledim- yüzde 5'in altında. Burada bir tercih yapmak gerekiyor: Ya halkın ödeme gücünü artıran gerçek projeler üretilecek ya da seçime odaklı, kısa vadeli kredi genişlemesi tercih edilecek. İktidar kredi genişlemesini tercih ediyor. Ancak bu tür kampanyalar konut fiyatlarını artırarak vatandaşlar ve kamu bankalarından konut yapan müteahhitlik firmalarına kaynak aktarım mekanizmasına dönüşüyor. Türkiye'de son iki yıldır, 2021-2022 yıllarında konut satışları önceki yıla göre azalıyor ancak konut fiyatları artıyor. Konut satışlarının yüzde 0,5 oranında azaldığı 2021 yılında konut fiyatları yüzde 60, 2022 yılında da yüzde 174 oranında arttı. Konut birim fiyatları metrekare üzerinden yapılan hesaplamaya göre 120 metrekarelik bir konutun Türkiye genelinde ortalama 2020 yılında 352 bin lira olan fiyatı, 2021 yılında ortalama 703 bin liraya, 2022 yılında ise 2 milyon 38 bin liraya çıktı. Dolayısıyla, bu kampanyalar aslında yüksek fiyatlar yüzünden satış yapamayan müteahhitleri kurtarırken büyük çoğunluğun ev sahibi olmasını giderek zorlaştırmaktadır.
Değerli milletvekilleri, sonuç olarak iş dönüp dolaşıyor, büyük şirketlere yarıyor ve 85 milyon insanımızın vergisinden oluşan bütçe büyük şirketlere aktarılıyor; özetin özeti budur. Konutu olmayan vatandaşı değil büyük müteahhitleri koruyan bu düzenleme Anayasa kararlarına da aykırıdır.
Teşekkür ediyorum Başkanım.