KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Yine bir vergi affına ilişkin kanun teklifini görüşüyoruz. "Hiçbir sorun onu yaratan bilinç düzeyiyle çözülemez." Einstein'ın bu sözüyle başlamak istiyorum çünkü içinde bulunduğumuz pek çok soruna neden çözüm üretemediğimizi çok iyi açıklıyor. Değerli arkadaşlar, sorunların yaratıcısı olan iktidar bu sorunları çözemez. "Vergi ve SGK borçlarının yapılandırılacak olması günümüz ekonomik koşullarında, esnaflarımız için hayati ihtiyaç olmasına rağmen, önceki yapılandırma sonuçlarına ilişkin gerçekleşmeler nedir? Kaç mükellefin hangi vergi türünden ne kadar vergi borcu vardır? Böyle bir düzenlemenin bütçe, mükellef, ekonomi üzerindeki muhtemel etki ve sonuçları neler olabilir. İçinde bulunulan ekonomik koşullar böyle bir teklifin uygulanabilirliğini ne ölçüde mümkün kılmaktadır?" gibi soruların yanıtı yoktur. Gerçekten ödeme güçlüğü çekenlere destek olunmalı, ödememeyi alışkanlık hâline getirenlere değil. Bunun ayrımı teklifte yapılabiliyor mu, o da belli değil. Pandemi sürecinden çıkan ve kendini ekonomik kriz içinde bulan, yüksek enflasyon nedeniyle kiralarını bile ödeyemez hâle gelmiş mükellefler için böyle bir yapılandırma elbette yapılır, yapılmalıdır da ama bir de madalyonun bir diğer yüzü var, o da vergisini düzenli ödeyen mükellefler.

Bakın, bir mükellef bana el yazısıyla şu notu yazmış, diyor ki: "Sayın Vekilim, sık sık gelen vergi aflarıyla, bizim gibi düzenli ve zamanında vergisini ödeyen vergi mükellefleri âdeta enayi yerine konulmuş olmuyor mu, suçumuz ne acaba? Gerekirse kredi kullanıp vergi borçlarımızı ödedik, öyle yetiştik. Vergi aflarıyla düzenli vergisini veren mükellefler cezalandırılmış olmuyor mu? Hakkaniyetli davranılsın, düzenli vergisini ödeyen mükellefler için de indirim uygulansın, bir sene boyunca yüzde 25 indirimli ödesin düzenli vergi ödeyen." Tabii, bunu böyle söyleyince "uyumlu mükellef" tabirinden bahsedilebilir ancak bunların da şartlarının çok ağır olduğu söyleniyor, SGK'de bunun daha kolay olduğu söyleniyor, bu kapsamda da mükellefler bu cevabı bize kendisi zaten veriyor.

Değerli milletvekilleri, yok hâliyle bir yerlerden bulup buluşturup gerekirse kredi çekip vergisini düzenli ödemeye çalışan vatandaşın ne kabahati var? Amaç, eğer düzenli vergi ödemeyi teşvikse düzenli ödeyenlere yönelik de bir düzenleme yapılmalıdır. Pekâlâ, bu teklifte var mıdır? Yok. Yine, her zaman olduğu gibi, arkanızda mağdurlar yaratmadan bir işi çözme yetiniz yok. "Elinizi cebinize atın, son kalan paraları da verin." deniliyor âdeta.

Vergi politikaları iflas etti, ortalama on üç on dört ayda bir vergi affı çıkarılmaktadır. Dürüst mükellefin devlete ve vergi sistemine inancı âdeta kalmamıştır çünkü her vergi affı öncesi Sayın Maliye Bakanları yapılanın yanlış olduğunu kabul ederek "Bu son kez." mazeretine sığınmışlardır, vatandaşa da sürekli "Bu son af, bundan sonra af yok." diyen Maliye Bakanlarına artık ne yazık ki kimse inanmıyor. Oysa hazineyi yani beytülmali teslim ettiğiniz kişilere güvenmeniz gerekir veya bu kişilerin sözünün arkasında durması beklenir. Mevcut durumda "Bu son af." diyenler artık yalancı çobana dönüşmüştür. Bu kadar sık af çıkarmak devlete olan güveni, adalet sistemini, vergi sistemini bozmakta ve pek çok alanda onarılamaz tahribatlara yol açmaktadır. Verginin zamanında ödenmesi enayilik olarak görülmeye başlanmıştır; toplumda vergi ahlakı erozyona uğramakta, vergisini ödememek olağan ve sıradan, hatta ödüllendirilen bir durum hâline maalesef gelmektedir.

Vergi afları ödeme güçlüğünde olanlardan çok ödememeyi, vergi kaçırmayı alışkanlık hâline getirenlere yarayan bir kısır döngü hâline gelmemelidir. Son yıllarda, mükellefler normal vergi borçlarını ödemekten çok yapılandırma borçlarını ödemenin telaşındadırlar. Aflar nedeniyle idarenin tahsil gücü zayıflamaktadır, vatandaş daha bir önceki yapılandırma bitmeden sonraki yapılandırma taksitlerine başlamak zorunda kaldığı için güncel borçların tahsil kabiliyeti tamamen azalmaktadır. "Verene eziyet, vermeyene meziyet" hâline dönüşen; "ödemeyeni affet, ödeyeni mahvet" anlayışıyla çıkarılan vergi afları uzun vadede toplumsal ve bireysel anlamda vergi ödeme hassasiyetini ciddi anlamda tahrip etmiştir.

Adaletsiz, gerçeklikten kopuk, vergiyi belli bir kesimin üzerine yıkan, dolaylı vergi ağırlıklı vergi sistemleri meşruiyetini yitirmiş vergi sistemleridir. Adaletsiz vergi sistemlerindeki adaletsizlik koyulaşarak arttığı sürece de işçinin, emekçinin, memurun, bütün ücretlilerin payına yoksulluk, imtiyazlı grupların payına ise tüketemeyecekleri kadar zenginlik düşmeye devam edecektir. Kısacası, bir konuya hangi saiklerle olursa olsun bir çözüm getirecekseniz terazinin hassas tartması lazım; karar verirken, çözüm üretirken ortaya koyduğunuz formül birileri için ödül niteliğinde olurken birileri için ceza olarak algılanmayacak hassasiyetle üretilmelidir, tıpkı vergi affı yasa teklifinde ve EYT yasa teklifinde olduğu gibi; aksi takdirde yeni mağdurlar yaratırsınız, bu da toplumsal huzuru bozar ve toplumda adalet duygusunu zedeler.

Değerli milletvekilleri, madem yapılandırma kapsamında esnafımızın sorunlarını da konuşuyoruz, bir parantez açarak kamuoyunun gündeminde olan bir noktayı da vurgulamak istiyorum: "Emeklilikte yaşa takılanlar" düzenlemesi kapsamında esnaf ve sanatkârların sosyal güvenlik sorunlarının da çözülmesi gerekiyor. Sabahın seherinden gecenin geç saatine kadar on sekiz saat çalışan esnaf ve sanatkârlar "sosyal güvenlik" şemsiyesi altında olmalarına rağmen, bugüne kadar norm birliği sağlanamadığı için EYT'den yararlanamıyor. Ayrım yapılmadan, "sosyal devlet" ilkelerine göre aynı haktan esnaf da yararlanmalı.

Emeklilik için gereken prim gün sayılarındaki farklılık Anayasa'nın "eşitlik" ilkesine aykırıdır; EYT düzenlemesi kapsamında bu farklılık mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Bununla birlikte, esnaf ve sanatkârlarımız 9000 prim gün sayısıyla emekliliğe hak kazanabiliyorken sigortalılar 7200 prim gün sayısıyla emekli olabiliyor. BAĞ-KUR emeklilik prim gün sayısı 9000 gün değil, sigortalılarda olduğu gibi 7200 gün olmalı ve bu konuda bir düzenleme yapılmalıdır.

2000 yılından önce oda, sicil ve vergi kaydı olduğu hâlde BAĞ-KUR kaydı olamayan ve bu konuda mağdur olan çok sayıda esnafa bu sürelerinden faydalanma imkânı verilmelidir. Öte yandan, esnaf ve sanatkârlarımız 60 gün sigorta primini yatırmayınca muayene olamıyor, ilacını alamıyor. İki yıldır hastaneye gitme imkânı sağlandı ancak eczaneden ilacını alıp tedavisini olamama problemi devam ediyor. Sosyal güvenlik primini esnaftan, cezalı da olsa, devlet olarak alıyorsanız eğer sağlık sigortasından da faydalandırmalısınız.

Değerli milletvekilleri, son olarak, yaklaşık 120 bin serbest muhasebeci ve mali müşavir, yanlarında çalıştırdıkları personel ve stajyerlerle beraber yaklaşık 1 milyon kişilik bir camia, ekonominin kayıt altına alınması, kamu finansman ihtiyacının karşılanması, teşvik ve desteklerin uygulamaya girerek tüm kesimlerin bunlardan faydalanabilmesi için var güçleriyle çalışmaktadır. Görüşmekte olduğumuz teklifin yasalaşması hâlinde iş yine mali müşavirlere ve oradaki personele düşecek; normalde iş takvimlerinde yer almayan bu konularla ilgili yine gecelerini gündüzlerine katarak çalışacaklardır. Pandemi döneminde sokağa çıkma kısıtlamalarından muaf olarak çalışan mali müşavirler ve birlikte çalıştıkları personeller sayesinde kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin desteği gibi pek çok düzenleme kusursuz bir şekilde uygulanmıştır ancak tüm bu özverili çalışmaları gerçekleştiren mali müşavirlerimizin sorunları devam etmektedir.

1) Mali müşavirlik ve muhasebe ücretlerinde yüzde 18 olan KDV indirilmelidir. Mali müşavirlik ve muhasebe işlemleri KDV mükelleflerine sunulmaktadır yani mali müşavirler tarafından hesaplanan KDV, müşterileri tarafından "indirilebilir KDV" niteliğindedir; dolayısıyla, mali müşavir tarafından hesaplanan KDV müşteri tarafından indirim konusu yapılmakta ve doğrudan hazinenin kasasına yansımamaktadır. Mali müşavirlik ve muhasebe hizmetlerinde KDV'nin indirilmesi, tahsilat zorluğu yaşayan mali müşavirleri KDV'nin finansmanı yükünden kurtaracaktır.

2) KOSGEB ve benzeri kamu kurumları tarafından sağlanan desteklerden mali müşavirler de yararlandırılmalıdır.

3) Yeşil pasaport hakkı mali müşavirlere de verilmelidir; böyle bir talep bize gelmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Tamamlayın lütfen.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Özellikle, yabancı sermayeli şirketler ve ihracatçı şirketlerle çalışan mali müşavirler için yeşil pasaport bir zorunluluktur. Bu konuda da bu düzenleme yapılmalıdır.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.