KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 1'inci maddeyle ilgili "Dünyadaki cezalar bu konuda nasıl? Cezalar caydırıcı mı?" diye Sayın Bakan Yardımcımız da söyledi, arkadaşlarımız da söyledi. Bir defa, bir bakış açısı değişikliğine gitmemiz lazım. Bakış açısı: "Dünyanın çeşitli ülkelerinden bizim tersanelerimize gemi tamiri için ya da gemi yapımı için geliniyor, biz bunu kaçırmayalım." Bu bakış açısı elbette kâr amaçlı bir bakış açısı. Yanlış mı? Yanlış değil yani Türkiye'nin refahının artması için para kazanmamız lazım ama asıl, daha önemli olan, Türkiye'de, orada tersaneye gelen gemilerden çok, yarattığı kirlilik çünkü daha büyük ekonomi deniz ekosistemindeki ekonomi. Dünyanın 7'nci büyük ekonomisi okyanuslardan ve denizlerden elde edilen gelir. "Denizlerin koruyucuları" diyorlar küçük ölçekli balıkçılara. Siz deniz ekosistemini yok ettiğinizde çok daha büyük bir ekonomik kayıpla karşı karşıyasınız; hem ekonomik kayıpla karşı karşıyasınız hem biyolojik çeşitliliği riske atıyorsunuz hem -gelecek nesillere- oradaki canlı türünü yok ediyorsunuz. İşte Marmara'da yaşadık, Marmara ölmüş; artık, bu müsilaj, cesedin kokma noktası. Yani bu şekilde değerlendirildi şey ve bununla ilgili, müsilajla ilgili yapılan toplantıda -siz de bu toplantıda vardınız Sayın Bakan Yardımcım yani Bakan vardı ya da siz de vardınız, bilemiyorum, bu Belediyeler Birliğinin yaptığı toplantıda- bakın, İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinden Profesör Doktor Gülşen Altuğ "Gemi kaynaklı kirlilikte önemli bir nokta yüksek gemi trafiği ve dolayısıyla balast suyudur." diyor. "Balast suyu değişimi sebebiyle gemilerle başka bölgelerden Marmara Denizi'ne taşınan mikroorganizmalar dirençsiz olan organizmaların yok olmasına ve dirençli organizmaların denizde artmasına sebebiyet vermekte." vesaire. Şimdi, bu müsilajla ilgili sadece Profesör Gülşen Altuğ söylemiyor, Yıldız Teknik Üniversitesinden Profesör Doktor Buğra Çelebi söylüyor. İstanbul Üniversitesinden Dilek Ediger diyor ki: "Türkiye'nin bir balast suyu politikası ve balast suyu arıtımı stratejisi bulunmamaktadır. Türkiye'de bulunan tersane sayısı ve söküm tesisleri yeterli sayıdadır. İç körfezde, kapalı denizlerde yeni tersane projeleri onaylanmakta ve kirliliği artırıcı girişimlere sebep olmaktadır." Sizin düzenlediğiniz çalıştay, sizin katıldığınız çalıştay, bilim adamları... Yani kâr olarak bakmayacaksınız, makro düzeyde bakacaksınız olaya; o makro düzeyde baktığınızda caydırıcı cezalar bizim lehimize, bizim denizlerimizin korunması için, Marmara Denizi'nin korunması için. Çok daha büyük bir ekonomiden bahsediyorum, buna "mavi ekonomi" diyorlar, yeşil ekonomi gibi. Siz, Sayın Birpınar, iyi bilirsiniz bunu; mavi ekonomi, işte göllerden, denizlerden, okyanuslardan elde edilen ekonomik gelir. Türkiye'de küçük ölçekli balıkçılık bitiyor giderek, denizlerimizde balık yok ve bakın, şu an "balon balığı" diye bir balık, Kızıldeniz'de olan bizim denizlerimize geldi. Nasıl geldi? İşte bu balast suyuyla beraber bu istilacı türler bizim denizlerimize geliyor. Yarın, siz çipura, levrek yiyemeyeceksiniz. Niye? İşte bu istilacı türler iklim kriziyle beraber, havanın da ısınmasıyla beraber denizlerinize geliyor. Dolayısıyla konuya böyle baktığımızda sizin açıklamalarınız açıkçası beni tatmin etmiyor. İşte bu Komisyondaki tüm arkadaşlar, biz, devletin yararına, milletin yararına olduğunu düşündüğümüz her kanun teklifine bugüne kadar destek verdik ama burada tatmin edici bir şey yok. Diyorsunuz ki: "Dünyada evsel atıklarda, Fransa'da 200 bin euro..." Biz çıkardık dünyadaki örneklerini. Bakın, bu, Türkiye'de verilmiş: Marmara Denizi'nde asetik asit tahliye eden tankere 19 milyon lira ceza kesmişsiniz. Bakın, örnek olarak, ne güzel bir şey yaptık diye, siz Bakanlığın sitesine koymuşsunuz. Avrupa Komisyonu -European Commission- tamamen denizlerin temizlenmesiyle ilgili "maritime security" diyor. Yani bununla ilgili para ayırıyor, bırakın buradan elde ettiği geliri hesaplamayı. Siz "Tersaneye az gemi gelir de buradan para mı kaybederiz?" Adam para harcıyor cebinden, Avrupa Birliği bütçesinden denizleri korumak için para harcıyor; biz de denizi kirletecek adamın cezasını az yapalım da bizi tercih etsin diyoruz yani bir anlayış farklılığı var temelde. Bakın, yine "cruise" gemileriyle ilgili "çevresel şey" diyor, on tane savunma şeyi yazmış burada. Ben bu dokümanları da size veririm, tamam mı. Yine, Amerika Birleşik Devletleri'nin official sitesinde -devlet şeyi- cezalarla ilgili bir şey var. Bakın, Princess Cruises'a rekor ceza kesmişler, 40 milyon dolarlık ceza kesmişler mesela, "rekor ceza" diyor. Yine, bir rekor ceza; "Bir Yunan şirketine 10 milyon dolar." diyor. Yani dünya, çok büyük... Ne demek 40 milyon dolar? İşte, aşağı yukarı, 20'yle çarpın 40 milyon doları. Siz diyorsunuz ki "50 milyon ceza kesiliyor bir tankere." Çok değil bu. Eğer benim denizimi kirletiyorsa bunun bedelini ödeyecek, bilecek bunu. Sizin sadece bu maddeyle... Benim önerim bu maddeyi şu an geri çekelim -tekrar kanunlar gelecek, torba kanun geliyor zaten- hep beraber tatmin edici çalışalım, dünyadaki örnekleri biz de çalışalım, burada siz de çalışın, ülkenin hayrına bir iş yapalım, denizlerimizi de koruyalım ve orada gerçekten biz de ikna olursak -ki ikna edemiyorsunuz bizi- bu değişikliği beraber yine yapalım. Sayın Başkanım, arkadaşlar; değerlendirin, bu maddeyi çekelim. Zaten bizim yapıcı yaklaşımımızı biliyorsunuz. Bu madde, doğru bir madde değil şu an. Yani İMEAK'taki arkadaş da burada bir açıklama yaptı, onun yaptığı açıklamadan ben hiç tatmin olmadım. Kendisi deniz denizcilik sektöründe, biz de İzmir liman kenti olduğu için -ben İzmir Milletvekiliyim- denizcilik sektörünü az çok biliyoruz, onda tamamen kendi sektöründeki gemicileri, donatanı, gemi sahibini korumaya yönelik bir bakış açısı var yani böyle makro düzeyde ülkenin kaynaklarını, ülkenin denizlerini, Marmara'yı koruyacak bir yaklaşım yok.

Sayın Başkan, benim 1'inci maddeyle ilgili önerim: Ülkenin en önemli ekonomik kaynaklarından biri mavi ekonomidir, bizim denizlerimizdir. Deniz ekosistemini korumamız için bu cezaların caydırıcılığına ihtiyaç var dolayısıyla bunun düşürülmesiyle ilgili kanun maddesini -zaten bir önerge verdik- geri çekerseniz, Sayın Mustafa Demir Milletvekilim ve Sayın Bakan Yardımcım, daha hayırlı bir iş yapmış olursunuz. Biz ikna olursak zaten oy veririz, bugüne kadar verdik. İşte milletvekili arkadaşlarım burada, Sayın Başkanımız da biliyor bizim yapıcı yaklaşımımızı. Bizim önerimiz bu maddenin geriye çekilmesi.