KOMİSYON KONUŞMASI

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tabii, Sayın Başkan, iyi hatırlattınız; Doğu Anadolu'nun Süper Lig'de oynayan tek kulübü Malatyaspor, maalesef, Sayın Elitaş'ın arkadaşlarının sahip çıkmaması, siyasetçilerin sahip çıkmaması sonucunda küme düştü; bunu da tarihe not olarak düşelim. Kötü yönetimden, destek olmadığından dolayı düştü.

Şimdi, aslında bu kanun şeye benziyor, hani, fakire eşeğini kaybettirirsin de sonra eşeğini buldurursun ya, milletin kan alacak damarı kalmamış, şimdi af getiriliyor. Borçlara yönelik yapılandırma kanun teklifi 860 milyar, bunun yaklaşık 360 milyarı SGK'nin. Hakikaten vatandaşta ödeme gücü bırakılmadığı için... Düşünsenize, bir vatandaşın bir devlete borcunu ödeyememesi -Elitaş tüccarlıktan geliyor- ya da bir vatandaşa borcunu ödeyememesi ne kadar acı bir durum, ne kadar utanç verici bir durum. Maalesef, bu durum yaşandı. Arka arkaya gelen zamlar, ısıtma giderleri, elektrik giderleri, enerjiye yapılan zamlar olmak üzere tüketiciye ulaşan her türlü mal ve hizmetin fiyatının artması, bankadan kredi çeken vatandaşın kredisini ödeyememesi, SGK primlerini yatıramaması, öğrenim kredisi için para bulamaması, vergilerini ödeyememesi durumunda vatandaş ne yapacağını şaşırmış durumda. Bugüne kadar en az 10 kez ortaya konulan yapılandırmalardan harekete geçerek bir sonraki yapılandırmayı bekler oldular, borçla borç ödemeye çalışıyorlar.

Teklife göre, 2 bin lirayı geçmeyen 4,6 milyar borç silinecek yani vatandaş devlete olan 2 bin liralık borcunu ödeyemez hâle gelmiş. Bu 2 bin lira ne anlama geliyor? 2 bin lira yaklaşık 120 dolara denk geliyor yani bir vatandaş 120 doları ödeyecek durumda değil. Hele hele önemli bir kalem var ki 360 milyar SGK borçları. Değerli arkadaşlar, bir esnaf SGK'ye niye borçlu kalır? Bakın, esnafı önce söyleyeyim, niye borçlu kalır? Çünkü esnaf, gelen zamlar karşısında maalesef BAĞ-KUR primlerini ödemekten âciz. Burada TESK temsilcileri var, herhâlde oran şudur: Yüzde 80 civarında esnafımız SGK'ye primlerini yani BAĞ-KUR primlerini ödeyemiyor. Esnafın düştüğü durumu görün, eskiden esnaf konusuna komşusunu, fakirine fukarasına yardım yaparken şimdi sayenizde yardıma muhtaç hâle gelmiş; bunun anlamı bu. Yani bir firma çalışanının SGK primlerini niye ödemez? Bizim esnafımız namuslu insanlardır -siz hepiniz biliyorsunuz, hangi siyasi partiye oy verirse versin namuslu insanlardır- maalesef bunlar SGK primlerini ödeyemez duruma gelmiş, esnaf kendi BAĞ-KUR primini ödeyemez duruma gelmiş; aslında bu işin özeti bu. Kötü yönetim sonucunda insanlar artık kazanlarını kaynatamıyor, dükkânlarının elektriklerini açamıyor. Yazın buzdolabını çalıştıramayan, klima çalıştıramayan, kışın buzdolabının fişini çeken esnafları hepimiz biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, bir de tüketici kredisi var. Tüketici kredisi miktarı son bir yılda 331,5 milyar artarak 1 trilyon 105 milyar liraya çıkmış durumda. Tüketici, borcu borçla ödeyerek yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Tüketici kredisini niye ödeyemiyor? Maalesef, alınan maaşlar belli, en düşük emekli maaşı belli, asgari ücret belli; bunlarla yaşamını sürdürmesi mümkün değil. Ocak 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında bankalardan kullanılan toplam ihtiyaç kredisi miktarı 461 milyar liradan 693 miyara çıkmış. Bireysel kredi kartı harcamaları da 2 katından fazla artarak 205 milyar liradan 460 milyar liraya çıkmış. Bankaların takipteki tüketici kredileri ve kredi kartı alacakları son bir yıldan bu yana 5 milyar artış göstererek 25 milyar liradan 30 milyar liraya yükselmiş durumda. Kasım 2022 itibarıyla bireysel kredi kullanan kişi sayısı -takipteki krediler hariç- son bir yılda 2 milyon kişi artarak 37,7 milyon kişi olmuş durumda. Artan hayat pahalılığı, iş, alım gücü nedeniyle çıkmaza giren vatandaş bankalara borçlanmış; borçlu kişi sayısı bir yılda 2 milyon kişi daha artarak 37 milyonu aştı. İcra dairelerindeki dosya sayısı 23,3 milyona çıktı. Hakkınızı yemeyelim, yeni bir sektör yarattınız. Son yıllarda sayısı artmaya devam eden bir sektör var, bunlar kim? Tefeciler. Hakikaten küçük, büyük... Öyle eskisi gibi değil, küçük tefeciler ortaya çıktı. Vatandaşın, asgari ücretlinin, emeklinin maaşını haczederek tefeciler artık insanlara para veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Tamamlayın lütfen.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tamam.

Bir tarafta 2 bin liralık borcu ödeyemeyen insanlar, vatandaşlar, fakirler, yoksullar; diğer tarafta "5'li çete" diye tabir ettiğimiz bir grup var. Onlara yapılan harç indirimine, vergi indirimine baktığımız zaman da insanın dudakları uçukluyor. Bu firmalara en az 128 kez vergi ve harç indirimi yapılmış, 5'li çeteye on sekiz yılda en az 220 milyar dolarlık ihale verilmiş; yetmedi, bir şirkete 30 kez, diğer bir şirkete 36 kez, diğerine 24 kez, diğerine 19 kez, bir diğerine 19 kez vergi muafiyeti tanınmış; emeklimizin, memurumuzun, çiftçimizin, işçimizin geçimini sağlamakta zorluk çektiği, ülkemizin tam bir işsiz ordusuna dönüştüğü AKP iktidarı döneminde yandaş şirketlere tanınan her türlü imtiyazlar kamu vicdanını yaralamaktadır.

Buradaki olay, aslında işin özeti şudur: Bir tarafta zenginleşen insanlar, diğer tarafta icra altında kıvrım kıvrım kıvranan insanlar. Bu teklifin özeti budur; Türkiye'nin geldiği hâlin aslında küçük bir özetidir.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Evet, teşekkür ediyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hemen bitiriyorum.

Türkiye'de maalesef icralık olmayan çiftçi kalmamış, icralık olmayan memur kalmamış. Emekli artık, gömlek almayı bırakın, palto almayı bırakın, on yılda bir üzerine elbise alabiliyor. Bu fakir fukara sizin sayenizde artık ikinci el ayakkabı satan, üçüncü el palto satan, üçüncü el gömlek satan...

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Bülent ağabey, seni tenzih ediyorum, bir şey söyleyeceğim.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Senin tuzun kuru İbrahim Aydemir, senin haberin olmaz bu işlerden.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Millet yararına ne varsa ona karşı çıkarsınız.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Nerede fakir fukara varsa... Milletin anasını ağlattınız, bir taraftan birileri zenginleşirken diğer taraftan insanlar icrada inim inim inlemeye devam ediyor.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Söylediğin hiçbir şeye inanmıyorsun, inanmadıklarını söylüyorsun.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bu, vatandaşın, Türkiye'nin gelmiş olduğu hâldir.