KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu yasayla bir fon kuruluyor. Bu fon, afet bölgesi ilan edilen alanlarda imar, altyapı ve üstyapı çalışmaları için kaynak teminini ve bu kaynakların ilgili kamu kuruluşlarına aktarılmasını düzenliyor. Yani parayla ilgili ve o paraya dayalı da imar düzenlemeleriyle ilgili bir yasa geldi buraya. Bu büyük felaketten sonra Meclise gelen ilk düzenleme bu. Daha sonra başka bir şey gelecek mi bilmiyorum ama bu düzenleme dahi mevcut iktidarın bu doğal afetlere karşı, deprem felaketlerine karşı yirmi yılı aşkın süredir hiçbir önlem almadığını ve tedbirsiz yaşadığını, tedbirsiz hükûmet ettiğini açıkça göstermektedir.

Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisinin ilk iktidar döneminde, iktidarının ilk yıllarında Başbakan Yardımcısı olarak verilen bir soru önergesine istinaden şu cevabı vermişim, diyorum ki: "Türkiye yüz yılda 130 deprem yaşamıştır yani ülkemizin tabanı sürekli sallanıyor ve bu depremlerde hem büyük can kayıpları var hem sakatlanan insanlarımız var hem de binalar yıkılıyor, maddi kayıplar yaşıyoruz. Böyle bir ortamda imar afları artık bitmelidir." diyoruz yani Hükûmetin ilk yılları. Ama maalesef imar aflarını bırakın, o günden bugüne kadar bu Hükûmet bu deprem felaketlerinin maliyetlerini ve kayıplarını artıracak onlarca icraat yapmıştır. Değil tedbir almak, değil önlem almak maliyetleri arttırmak için çaba harcamış gibi gözüküyor. Bu imar afları öyle, bilmem toplanma yerleriyle ilgili düzenlemeler öyle, bütün envanterini versek pek çok şey ortaya çıkar. Ama bir ülke eğer böylesine sık sık deprem hadiseleriyle karşı karşıya kalmışsa ve bir iktidar da yirmi yılı aşkın süre iş başında bulunmuşsa bu iktidarı biz uzun dönem politikalarından dolayı da sorgularız, yirmi yıldır ne yaptın deriz? Böyle bir ülkede dünyadaki en iyi inşaat standardının Türkiye'de geliştirilmiş olması lazımdı. Bu kadar sallanan dünyada kaç tane ülke var? Veya en iyi kent planlamasının dünyada, yeryüzünde Türkiye'de yapılıyor olması lazım ama dünyayı gezdiğiniz zaman kente benzemeyen bir çok şehrimizi görüyorsunuz. Veya en iyi mevzuatın ve en iyi denetim ve uygulama mekanizmalarının bu ülkede gerçekleştirilmiş olması lazım. En kararlı politikaların yine bu ülkede uygulanmış olması lazım. Depreme müdahalede en hızlı hareket edebilecek ve en gelişmiş teknolojiyle hareket edebilecek bir mekanizmanın dünyada en iyi Türkiye'de olması lazım. Hantal, bakıyoruz, haberleri dinliyoruz "Bilmem, asker, tabii, müdahale etmeli, müdahalede niye gecikti?" diye bakıyoruz. Bilmem Zonguldak'tan madencilerimiz gelecek, göçük altından insanlarımızı çıkaracak diye umutlanıyoruz; bu böyle mi olmalı? Yani göçüğün altındaki sağ kalan insanları çıkarmak için umut asker veya madencilerimiz mi olmalı? Mobilize, işin uzmanı, ayrıntıları konusunda yetişmiş, elinde dünyanın en son teknolojisiyle dolaşan insanların ve ekiplerin olması lazımdı. Onlarca, yüzlerce her tarafa dağılmalıydı; üç gün ortada yoklar. Olanlar da zaten hantal, işte maden kazmada kullanılan ilkel yöntemlerle içeriden birini çıkarmaya çalışıyorlar. Hâlbuki bakıyoruz yabancı bazı ekipler geliyor, kalp atışlarından bir yerde birini tespit ediyorlar, özel aletlerle deliyorlar.

SALİH CORA (Trabzon) - Bizde de var onlar.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Üç gün neredesiniz, var da niye kullanmadınız? Bir tane sembolik, millet görsün diye mi kullandınız?

SALİH CORA (Trabzon) - Bizde de var, kullandık.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Olur mu, her yerde kullandık.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - İnsanlar donarak öldü, donarak.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ne zaman kullandınız?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - O dediklerinizin hepsi vardı, kullandık.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - İnsanlar donarak öldü, donarak.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Üç gün ortada yoksunuz ya.

SALİH CORA (Trabzon) - 40 bin bina çöktü.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Depremde bak ben sana söyleyeyim, mobilize diyorum, hızlı hareket eden, eğitilmiş diyorum.

(Komisyon sıralarından karşılıklı laf atmalar)

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Evet, arkadaşlar, müdahale etmeyelim ya.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yapmayın ya, biz yaşadık ya.

SALİH CORA (Trabzon) - Hepsi vardı, aynı anda 40 bin çöktü, 40 bin bina ya; aynı anda 40 bin bina çöktü.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bak, arkadaşlar, iki gün...

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - 11 vali niye harekete geçmedi? 7269 sayılı Afet Yasası...

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Şevkin...

SALİH CORA (Trabzon) - 40 bin bina çöktü aynı anda.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Arkadaşlar, bir dakika... Sayın Cora, müdahale etmeyelim.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - 11 vali niye harekete geçmedi?

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Biraz gerçekçi konuşun ya!

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Şevkin, bakın, Sayın Şener konuşuyor.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bakın, üslubumu bozmak istemiyorum.

(Gürültüler)

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Arkadaşlar, Sayın Şener cevabını veriyor.

Buyurun.

SALİH CORA (Trabzon) - 40 bin bina aynı anda...

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - 40 bin bina çökmedi.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Cora...

SALİH CORA (Trabzon) - Ayıp ama ya!

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Müdahale etmeyelim Sayın Cora.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - 40 bin bina çökmedi, doğru söyleyin, doğru konuşun.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Buyurun Sayın Şener.

SALİH CORA (Trabzon) - Olur mu öyle şey ya?

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Doğru konuşun, 40 bin bina değil.

SALİH CORA (Trabzon) - On binlerce vatandaşın... Raporunuzda da var ya, ağır hasarlı...

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Tamam arkadaşlar, söz vereyim, cevap verin.

SALİH CORA (Trabzon) - Lütfen ya!

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Tamam, yeterli.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Arkadaşlar, bu işler öyle yapılmaz.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Şener, buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Dünyadan habersizsiniz, burada bir şey yaptığınızı zannediyorsunuz.

SALİH CORA (Trabzon) - AFAD'da termal kameralar var...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - İşi propagandaya dökmüşsünüz.

SALİH CORA (Trabzon) - Hiç alakası yok.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ne kadar hazırlıksız olduğunuz bu kanundan belli arkadaşlar.

SALİH CORA (Trabzon) - Depremden, enkazdan siyaset yapıyorsunuz.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Arkadaşlar, yeterli.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ne kadar hazırlıksız olduğunuzu...

SALİH CORA (Trabzon) - Mezar soygunculuğu yapıyorsunuz ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya sus kardeşim! Sus be, sus!

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Cora, lütfen, müdahale etmeyelim.

SALİH CORA (Trabzon) - Bir deprem var, gelin burada hep beraber konuşalım ya, bunları beraber çözelim ya.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Cora, beni duyuyor musunuz?

SALİH CORA (Trabzon) - Böyle bir şey var mı ya?

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Salih Cora...

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Nasıl çözeceksiniz ya, 50 bin kişi ölmüş!

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Arkadaşlar, beni duyuyor musunuz?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kardeşim, bir sus ya...

SALİH CORA (Trabzon) - Sayın Bakanım, böyle bir şey yok, doğruyu söylüyoruz burada.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sıra sana gelince o doğruyu söylersin.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Ya, otomatiğe bağlanmış gibi beni bile duymuyorsunuz ya, kendinizden geçiyorsunuz arkadaşlar, böyle olmaz ki.

SALİH CORA (Trabzon) - Ama bu kadar da saptırılmaz ki, çarpıtılmaz ki ya.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - E tamam da...

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Ya, söz alır konuşursun...

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Şener, bu yöntemi daha sonra kullanalım olmazsa, siz Sayın Cora'yı susturdunuz, bir teamül hâline gelebilir bu.

Buyurun Sayın Şener, ilave süre vereceğim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yürüme tarzımdan olay çıkmayacağını herkes anladı.

SALİH CORA (Trabzon) - Yine de bizim büyüğümüz...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bu yasa bile iktidarın bu işe ne kadar hazırlıksız olduğunu gösteriyor. Ya, olay ortaya çıktıktan sonra "Parayı nasıl toplayalım, nasıl dağıtalım?" diye yeni bir kurum kurulur mu ya? Siz bunu yirmi senedir kurmuş olmalıydınız. En basit iş, verilen bağışlar var, bunun bile nasıl dağıtılacağıyla ilgili mekanizma bir kurumunuz yok veya var da hantal, işe yaramadığı için yenileme ihtiyacı duymuşsunuz. Bu bile ne kadar hazırlıksız olduğunuzu gösteriyor.

Şimdi, burada yok ama iktidardan bir arkadaşımız dedi ki: "99 öncesi yapılan binalar yıkıldı." Yıkılan bütün binaların sorumluluğu iktidarın üzerindedir.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) - Yalan ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani o rakam da propaganda rakamı, gerçek değil ama farz et ki gerçek, buna rağmen sorumluluk yine iktidarındır. Zaten iktidar olmak sorumluluğu üstlenmek demektir. Benim isyan ettiğim şey, hem iktidar olacaksın hem her türlü yetkin olacak, sonra da hiçbir sorumluluğu kabul etmeyeceksin. Böyle bir hükûmet etme biçimi dünyada yok ya.

Bakın, 3 büyük, önemli, kilometre taşı diyeceğimiz imar affı çıkarılmıştır. Birincisi 1966 yılında Gecekondu Kanunu, ikincisi 1984 yılında İmar ve Gecekondu Mevzuatında Aykırı Yapılara Uygulanacak İşlemler Hakkında Yasa, üçüncü dönüm noktası da imar aflarıyla ilgili olarak sizin "imar barışı" dediğiniz 2018 seçimleri öncesinde çıkardığınız 3194 sayılı Yasa'dır. Bu yasalar arasında önemli fark var, bakın, mantığına bakın yani sizin çıkardığınız yasa ile öbürleri arasındaki mantığı göstermek istiyorum. 1966 yılında çıkarılan yasada gecekondu tanımı yapılıyor, bu kapsamda bir af düzenlemesi yapılıyor ve az katlı, küçük yapıları kapsıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Buyurun tamamlayın Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ve konutlar 3'e ayrılıyor: Tamir edilebilecekler, edilmeyip yıkılacaklar, imara aykırı olanların da binalar yerindeyse korunmasıyla ilgili. 1984 yılında da benzer bir düzenleme var, orada da 3'e ayrılmış. Mutlak surette bütün binalar bu kanundan yararlanacak demiyor, hasarlı, dayanıksız, zemini çürük binaların yıkılacağını ve bu imar affından yararlanamayacağını ifade ediyor ama ilk defa çıkarılan bu 2018'deki imar barışı -hep de en kötü şeylere en güzel, sevimli kelimeleri kullanırsınız, onu da bir türlü anlamıyorum, barışmış, imar barışı- ne olursa olsun, nasıl olursa olsun, "Getir, parayı yatır ve binanı yasal bina hâline getir." diyor. Ya, böyle bir düzenleme olur mu? Para gelsin de ne gelirse gelsin. Yer sallanıyor, yüz yılda 130 deprem yemiş memleket, yıkılıyor. Değerli arkadaşlar, bu olmaz, böyle bir düzenleme olmaz. Dolayısıyla, 2018'de getirilen imar barışıyla bütün eski binalara da af sağladığınız için 1999 öncesinde yapılmış ve depremde yıkılmış binaların hepsinin sorumluluğu da sizdedir. Onları yasal olarak imara uygun binalar hâline getiren hukuken sizsiniz. Siz bu yasayı çıkardıktan sonra sorumlusu eskiden o binaları yapan değil, yasal hâle getiren sizsiniz, bu Hükûmettir. Maalesef, bundan sonrası için artık herkesin uyanması lazım. Deprem kurtarmalarında da mobilize ve çok hızlı çalışan profesyonel ekiplerin oluşması lazım; öyle asker gelecek, madenci gelecek falanla olmaz bu iş. Kullandığınız cihazların da modernleşmesi lazım.

Şimdi, bu yasaya bakıyoruz. Bu yasada ne var? Değerli arkadaşlar, bir kere parayı toplamayla ilgili bir yasa ama bazı maddelerinde -yani aceleyle mi yazılmış, ne yapılmışsa- muğlak ifadeler var, bu ifadelerin de değiştirilmesi lazım. Bülent Bey ifade etti, bu afet bölgesi ilan edilen alanlardan kastınız ne? Yani sadece bu 11 ili mi kastediyorsunuz yoksa şimdiye kadar son elli yıldır veya yüz yıldır afet bölgesi olarak kabul edilen alanları mı kastediyorsunuz? Veya geleceğe yönelik olarak afet riski taşıyanları da deprem riski taşıyan bölgeleri de bu kapsamda düşünüyor musunuz? Daha açık bir şeyin yazılması lazım diye düşünüyorum ben.

İkincisi, bu 4'üncü maddenin c bendindeki ifade bana da muğlak geldi, fonun gelirlerinden bahsediyorsunuz. Fon tarafından kurum ve kuruluşların mevzuatlarındaki her türlü kısıtlamalardan muaf tutularak yurt içi ve yurt dışı sermaye ve para piyasalarında sağlanan finansmanı kaynak sayıyorsunuz. Ne demek, bu kısıtlamalar neymiş? Öyle genel kısıtlamalar diye bir ifade olmaz. Benim bildiğim bunun da böyle net, anlaşılır ve sınırları, alanı belli şekilde düzenlenmesi lazım. Veya son maddede, bakın, son madde dediğim 8'inci maddenin ikinci bendinde. Burada anlıyorum ki yurt dışı kurumlar bir belediyeye bağış verirse onun ilgili belediye tarafından kullanılmasını sağlamak için yazılmış gibi geliyor ama okuduğunuz zaman bunu çıkaramıyorsunuz, 8'inci maddenin ikinci bendi. Bunun da bir redaksiyona ihtiyacı var veya daha düzgün yazılması gerekir gibi düşünüyorum, bir belirsizlik var orada. Sonra "Bütçeden bu amaçla konulacak ödenekler" diyorsunuz, 4'üncü maddenin b bendinde. Ya, özel iletişim vergisi var, oraya şunu diyelim: "Artık özel iletişim vergisinden gelen bütün paralar depremin öncesi sonrasıyla ilgili alınacak tedbirlere harcanır." Sonra bu maddeyi koymuşsunuz buraya da 2023 bütçesinde yani bu yılın bütçesinde daha üçüncü ayımız dolmadı, depreme ayıracak paranız var mı? Yok. Bir ödenek ekleyecek hâliniz var mı? Yok.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Evet, Sayın Şener teşekkür ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bir dakika, müsaadenizle.

2023 bütçesi ilk iki ayda 226 milyar Türk lirası açık vermiştir yani hazine açığı olarak, nakit açığı olarak söylüyorum. Geçen sene 17 milyar fazlası vardı ilk iki ayda. İlk aylarda da bütçe açık vermez, nakit açığı görülmez. Geçen senenin bütçe açığı 169 milyar mıydı? Yani şu iki aydaki açık geçen senenin yıllık açığının yüzde 33 üzerinde; bu, şu demektir: 2023 bütçesi en az 1,5 trilyon açık verecek demektir.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) - Yeni bütçeye ihtiyaç var.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yeni bütçeyle de kurtarmaz.

Siz, bu hâlde, buraya bütçeden aktarılacak kaynak koymuşsunuz. Var mı bütçede para da aktarıyorsunuz kardeşim? Yok. Onun için, tekrar gözden geçirilmeli diye bakıyorum.

Ben tolerans teşekkür ediyorum, sağ olun.