| Komisyon Adı | : | SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili İffet Polat ve 203 Milletvekilinin, Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4989) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 14 .03.2023 |
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Yo, yo.
Şimdi, bugün, tabii, Komisyonda organize sanayiler ve diğer, işte, enerjiyle ilgili konular tartışılırken aklıma şu geldi: Yani herkes konuşuyor ama depremin üstünden daha kırk gün bile geçmemiş, kırkı çıkmamış yani ve üstelik de o bölgeye gidip o bölgeden etkilenmeyen bir tek arkadaşım yoktur herhâlde. Öncelikle, tabii, orada çok büyük can kayıplarımız var, 50 bin kişiyi buldu ve yüreğimiz yanıyor, ciğerimiz yanıyor; ben Allah'tan rahmet diliyorum. Sağ kurtulanların da ızdırabı çok büyük. Tabii, daha henüz kırk gün geçmiş, kırk gün geçmiş, insanlar durumun farkında değil; el ayak çekilmeye başladığı zaman, kendisiyle baş başa kaldığı zaman ne kaybettiğini insanlar anlayacak yani psikolojileri son derece bozuk insanların, tabii, bizim de psikolojimiz son derece bozuk. Hatta normal kentlerde, benim kentim Antalya'da sağa sola bakarken, inşaatlara bakarken hangisi yıkılmış diye bakıyorum; öyle de etkilendik yani. Aşağı yukarı yirmi-yirmi beş gün orada kaldım, diğer arkadaşlarımız da sizler de hepiniz de gittiniz, gördünüz. Tabii, en son ekonomi komisyonu olarak bir komisyon kurduk. Ekonomi komisyonu olarak biz bölgeye gittiğimizde tamamen iş dünyasıyla bir araya gelelim, bakalım, ne olmuş, hasar nedir diye bir tespit edelim istedik, bütün bölgeyi gezdik. Komisyondaki arkadaşlarımız bazı illeri kendi üstlerine aldı. Tahsin Bey'le beraber en ağır travmayı yaşamış organize sanayileri, sanayi çarşılarını gezdik; durum vahim. Ve ben bugün şunu beklerdim. Bizim Komisyonumuza bir kanun gelmeli, orada yapılacak, ivedi yapılacak konularla ilgili düzenlemeleri hep birlikte tartışarak -oradaki sanayiyi, küçük sanayiyi, tarımı, ticareti, esnafı nasıl ayağa kaldırırız bunu tartışalım- oraya verilecek destekleri bir an önce verelim; ben bunu beklerdim. Ama bugün gelen, özellikle de ağırlıklı olarak organize sanayiyle ilgili gelen... Eski bir Organize Sanayi Başkanı olarak söylüyorum, sanki Türkiye'de hiç deprem yaşanmamış gibi bir düzenleme yapıyoruz ve bu düzenlemede de niçin yapıldığını da anlamadığımız -arkadaşlarımız konuştu- ve 9 kanundan parça parça maddeler konularak bir torba kanun önümüze getiriliyor. Seçimlere de artık altmış gün kalmış. Bunlar organize sanayilerde o kadar olmazsa olmaz, "Ölüyoruz, bunları yapalım." diye getirilmiş maddeler değil; bana göre, adrese teslim, bazılarının ısrarları üzerine getirilmiş bir kanun teklifi üzerinde tartışıyoruz. Şimdi, detaylara girmeyeceğim, girildi, madde madde de konuşmayacağım ama maddeler geldiğinde söz alıp oralarda da fikirlerimi söyleyeceğim.
Şimdi, depremin vurduğu bu 11 ilde faaliyette bulunan 34 OSB'den 22'si ya fiziksel olarak ciddi hasarlar aldı ya da çok ciddi oranda iş gücü kaybı yaşıyor yani 34 OSB'den 22'si. Bunların hepsini gezdik biz ve hani Antep, Adana bunları ayırabilirsiniz, çok konuşulmuyor fakat orada da tekstil makineleri -son derece hassastır- yerlerinden oynamış, bunların ayarlanması yani bir montörün gelip bunların ayarlarının yapılması çok uzun bir iş ve üstelik de montörlerin birçoğu yurt dışından geliyor.
Yani Antep ve Adana için de şöyle başka bir felaket daha var: Oda başkanlarıyla da konuştuk orada. Bu bölgede ticaret Adıyaman'ın, Kahramanmaraş'ın, efendim, Şanlıurfa'nın, hatta Diyarbakır'ın hatta Kayseri'nin bu bölgeyle şöyle bir bağlantısı var; birbirlerinden ham madde alıyorlar ve inanılmaz bir çek var. Finansal konuyla ilgili iktidar tarafından bugüne kadar hiçbir şey dile getirilmedi. Sadece Adana Ticaret Odasına kayıtlı üyelerin, o gün için tespit edilen rakam 2 milyar gibi bir rakam, eski parayla 2 katrilyon gibi bir rakam ve bunlar çek portföylerinde, oradaki işte sanayicilerin, iş insanlarının çek portföylerinde bulunan çekler. Hangi çekler bunlar? Bölgedeki alıcılar tarafından kesilmiş çekler; müthiş. Yani bu finansman kaynağı nereden yaratılacak? Bugün bunları tartışmak isterdik. Şimdi o çekler karşılıksız çıkacak kesin, ya ölmüşler ya fabrikaları yıkılmış ya sanayi çarşısı yıkılmış yani yoklar, adamlar bırakmışlar, gitmişler doğal olarak; bu çeklerin karşılığı yok. Bu çeklerin karşılığı olmadığı zaman başka bir finansal krizle -11 kentimizden bahsetmiyorum- Türkiye genelinde büyük bir krizle karşı karşıya kalınacak. Bunların tartışılmasını isterim ben bugün. Buradaki tartışma, o bölgede yıkılan fabrikaların tekrar imarıyla ilgili. Hatta dışarıdan baktığınız zaman fabrikalarda çok bir hasar yok. Adıyaman'da özellikle ya da Kahramanmaraş'ta baktığınız zaman dışarıdan çok büyük bir hasar gözükmüyor fakat içine girdiğiniz zaman duvarlar makinelerin üstüne göçmüş. İçeride milyon euroluk ya da dolarlık makineler var. Bu makinelerin tekrar çalıştırılabilmesi uzun aylar ya da yıl alır. Aynı zamanda orada bazı fabrikalar bir seneden önce devreye alınamayacak. Türkiye'deki bazı ürünlerde, örneğin kâğıt gibi, kraft kâğıdı gibi, tekstil ham maddesi olan iplik gibi ürünlerde büyük sıkıntı yaşayacak Türkiye ve genel anlamda, önümüzdeki dönemde tartışılması gereken konu Türkiye'nin ihracattaki gelir düşüşünün nasıl telafi edileceğiyle ilgili olmalı ve bunların finansman kaynaklarının nasıl olacağı. Özellikle en önemlisi, en önemlisini söylüyorum: Buradaki kalifiye elemanların tekrar o bölgeye gelip o bölgede tekrar işbaşı yapabilecekleri ortam nasıl yaratılacak? Bunların tartışılması lazım. Şimdi duyuyorum ki hatta çok canlı, çarpıcı olduğu için... Kocaeli Sanayi Odası Başkanının bir açıklaması vardı, sanayicilere bir çağrıda bulundu ama kendini ifade edemedi -ilk günlerdi- dedi ki: "Bu bölgelerdeki sanayicilere, deprem bölgesi dışındaki sanayicilere bir çağrıda bulunuyorum: Deprem bölgesinden gelenleri işe almayın." Kendini anlatamadı; aslında orada ifade etmek istediği çok netti. "Arkadaşlar, biz sanayici olarak..."
FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Doğru bir ifadeydi.
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Doğru bir ifadeydi, anlatamadı, daha sonra zaten açıklama ihtiyacı da duydu. "Arkadaşlar, bakın, Niğde'deki sanayici ya da Denizli'deki, Kocaeli'deki sanayici, lütfen, buradaki kalifiye elemanları almayın, bunların destekleri ve teşvikleriyle ilgili biz elimizden geleni yapalım, bölgelerinde tekrar fabrikalarına gitsinler, fabrikalarında mesai başı yapsınlar." dedi. Ama onun için altyapı gerekiyor. Onun için yapılması gereken şu: Birincisi, barınabilecekleri bir yaşam alanı, bakın, "yaşam alanı" diyorum yani bir ev demiyorum, bir prefabrik ya da bir konteyner demiyorum, yaşam alanı, çocuklarının eğitimini sürdürebilecekleri bir yaşam alanından, kendi sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yani orada spor sahalarının olduğu, okullarının açıldığı bir yaşam alanından bahsediyorum. Eğer okullar olmazsa bakın, bu kalifiye elemanlar ya da sıradan düz işçiler dönmezler arkadaşlar, dönmezler, gelirler, Antalya'da otelde bir iş bulurlar, giderler, Kocaeli' de bir fabrikada iş bulurlar ve bulurlar. Türkiye'de kalifiye eleman açığı var ve o bölgelerdeki insanlar bunu kendi lehlerine döndüreceklerdir yani bizim bunları tartışmamız gerekiyordu ve bunlarla ilgili çok hızlı bir şekilde bizim burada birtakım tasarımlarda bulunup "Finansal yapı ne olacak, kalifiye eleman ya da sıradan elemanlar o bölgeye tekrar nasıl götürülecek?" diye bunlarla ilgili kanun düzenlemesi yapıp bizim burada bunları tartışıyor olmamız gerekirdi ama bugün biz neyi konuşuyoruz? Biraz önce konuşuldu; el koyma, el atma, acil kamulaştırma. Ya, bir Organize Sanayi Başkanı olarak söylüyorum, bu kadar da acil değil bunlar arkadaşlar, bugün için bu kadar da acil değil bu konular, bu kadar net. Biz, bugün bunları niye tartışıyoruz? Belli, biraz önce söyledim; adrese teslim bir konu.
Bakın, özellikle Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, Hatay OSB'lerde insanlar artık o bölgeleri terk ediyorlar, o bölgelere geri dönmek lazım, o bölgelere sanayicileri geri döndürmek lazım, o bölgede sanayi yatırımı yapan insanların desteklerinin, teşviklerinin net olarak bugünden açıklanması lazım, finansman ihtiyaçlarının karşılanması lazım. "Faizleri siliyoruz." demekle olmaz, sorun o kadar basit değil. "Efendim, kredi kaynaklarını oluşturuyoruz." Ama nasıl oluşturuyorsunuz, hangi vadede oluşturuyorsunuz, vergisel altyapıyı nasıl yapıyorsunuz? "Efendim, istihdam üzerindeki yükleri biz şöyle kaldırıyoruz: Brüt olarak işçinin eline maaşını vereceğiz." Yetmez, bakın, Kahramanmaraş'ta bir sanayicinin söylediğini söylüyorum: "1 maaş bizden, 1 maaş devletten" dedi. "Eğer biz böyle yaparsak, 1 maaş bizden, 1 maaş devletten, belki geri döndürebiliriz yani bize öyle bir kaynak yaratılmalı ki biz bu insanların yaşayacağı konutları yapabilelim, yaşam alanlarını yapalım ve ondan sonra da biz fabrikamızı ayağa kaldırdıktan sonra da -zaten Antep falan kalkmış- bizim bu elemanları buraya getirmemiz lazım. 300 elemanım var, 30'u işbaşı yaptı, 270'i yok, ya vefat etti ya bölgeyi terk etti. Ben bu insanları getirmek zorundayım." dedi. Buradaki istihdamı bir şekilde çözecek olan iktidar yani sizlersiniz. Onun için bugün bunlar gelmeliydi. Şimdi, altmış gün kala böyle bir kanunla burada hem komisyonu meşgul ediyoruz hem Meclisi meşgul ediyoruz. Onun için buna bir anlam veremedim.
Afete özel yeni teşvikler... Şimdi, bu başka bir şey yani 11 il gayrisafi millî hasılanın yüzde 10'unun elde edildiği kentler, tarımda özellikle yüzde 15'inin elde edildiği kentlerden bahsediyoruz. Türkiye genelinde 800 milyar dolarlık gayrisafi millî hasılanın yüzde 15'inden bahsediyoruz arkadaşlar. Onun için burada yani işte 4'üncü teşvik bölgesinde olanın 6'ncı teşvik bölgesine çıkartılması yetmez. Onlar normal şartlarda sanayinin teşvikiyle ilgili çıkartılmış teşviklerdi. Cazibe bölgesi olması da yetmez çünkü cazibe bölgesiyle ilgili kurallar belli. Şimdi, depremde en büyük yıkımı yaşayan Adıyaman -ki buradakiler çok küçük ölçekli sanayiciler; Adıyaman'da öyle büyük büyük sanayici yok, daha apalama evresinde- zaten 6'ncı bölgedeymiş, Kahramanmaraş 5; Hatay, Malatya 4; Gaziantep, İslâhiye ve Nurdağı ilçeleri de zaten 4'üncü bölgedeymiş yani bu bölge tanımları oraları tekrar imar etmeye yetmez yani 6'ncı bölge teşvikleriyle oraları imar edemezsiniz; anlatmak istediğim bu. Buraya oturup buradaki sanayicileri biz burada nasıl tutarız, buradaki istihdamı biz burada nasıl tutarız, bunlarla ilgili kafa yormak gerekiyor; onu demek istiyorum. Yani cazibe bölgesiyle ilgili de ben size söyleyeyim; ya, zaten buranın birçok ili cazibe bölgesi, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi iller zaten sanayi anlamında cazibe kentleri bunlar. Tekrar "Biz buraları cazibe bölgesi yapıyoruz." demenin anlamı yok. Hazırlıksızız yani hazırlıksızız ve hazırlıksız olduğumuz da buradan belli. Konuyu, fotoğrafı doğru çekmek lazım yani burada bir kere insanlar... Tamam, sanayici şöyledir: Kim giderse gitsin ben tekrar çarklarımı döndürmek isterim yani sanayicinin öyle bir ruh hâli vardır ve bunu yapmak ister ama bunu yapabilmesi için de o koşulların sağlanması gerekir.
Bir örnek vermek istiyorum: İskenderun'daki liman yangınında Kahramanmaraş'taki bir sanayicinin 80 konteyner malı yanmış, bir örnek olsun diye verdim, 80 konteyner ham madde gitmiş. Bunun sigortadan karşılığının alınabilmesiyle ilgili geçen sürede adam fabrikasını toparlıyor, bir ay içinde fabrikayı düzeltecek. "Benim 80 konteyner ham maddem gitti. Bununla ilgili ben ham maddeyi nereden bulacağım? Benim taahhüdüm var, benim işte yurt dışındaki ünlü markalara taahhüdüm var. Benim bu taahhütleri yerine getirebilmem için o mala, ham maddeye ihtiyacım var. Yapacak bir şeyim yok. Yaptığım tek bir şey var; İstanbul'da ve o bölgede kendi sektörümdeki arkadaşlarıma rica ettim, benim o taahhütlerimi yerine getirebilmem için, ricamı da kırmadılar, bir kereliğine benim ürünlerimi ürettiler." Şimdi, "Ben fabrikamı ayağa kaldıracağım, elemanım yok, ham maddem yok, enerji fiyatları normal şartlarda gidiyor, ben nasıl döndüreceğim çarkımı?" diyor. İşte, konuşulması gereken bugün bu arkadaşlar.
O madde, bu madde, 24 madde, biz burada bunları tartışsak ne faydası var? Türkiye sanayisinin önemli bir bölümünün ki "Anadolu Kaplanları" dediğimiz önemli bir bölümünün orada... Organize sanayilerde istihdam edilen 500 bin kişiden bahsediyoruz, Türkiye'deki ihracatın yüzde 9'undan bahsediyoruz. Bunun telafisi yok. Eğer biz burada bunlarla ilgili ciddi olarak tartışıp hızla kanunları geçirmezsek orada bugüne kadar, uzun yıllar, kırk yıl, elli yıl, altmış yıl boyunca yapılmış emeğin hepsinin heba olacağını biz gittik, bölgede gördük arkadaşlar.
Şimdi, tabii, arkadaşlar söylediler, o özel organize sanayilerin, sonradan bizim buraya gelip burada hatta bu Komisyonda kabul ettiğimiz Türkoğlu gibi organize sanayilerin neredeyse yüzde 70-75'i yıkılmış. Yani organize sanayiyi -ki altmış yıllık tecrübeye sahip organize sanayilerde Türkiye ve bu projesiyle organize sanayiyi ihraç eden bir ülkeyiz, altmış yıl boyunca büyük tecrübeler elde etmişiz- biz gelip böyle yamalı bohça gibi oradan bir kanun, buradan bir kanunla bunu delik deşik etmemeliyiz. Dışarıdan özel organize sanayi statüsünü alıp hiçbir şekilde organize sanayinin kurallarına uymayan bölgelerin çevresini genişleterek bizim bugün bir faciaya sebep olduğumuzun hep beraber farkında olmamız lazım. Bu Komisyondan geçti o bölgedeki Erkenez ile Türkoğlu, bu Komisyondan geçti, Mecliste yasalaştı. Bunların hepsinde sorumluluğunuz var. Eğer onların, o zemin sağlamlaştırma etütleri, jeolojik, jeoteknik etütleri yapılıp sonra organize sanayi alınsaydı bugün belki böyle bir felaketle karşılaşılmayacaktı. Hepimiz sorumluyuz arkadaşlar, hiç sorumluluktan kaçmayın, hepimiz sorumluyuz o bölgelerdeki organize sanayilerden.
Şimdi çok uzatmayacağım, hızlı hızlı geçeceğim. Maddeler bölümünde... Şimdilik bu kadarla yetineyim.
Teşekkür ederim dinlediğiniz için. Tekrar ediyorum; bugün tartışılması gereken bu kanun değil, deprem bölgesindeki o yatırımcıların, sanayicilerin, emekçilerin durumlarının iyileştirilmesiyle ilgili hızla hazırlanmış kanun tekliflerinin burada tartışılıp hayata geçirilmesi gerektiğini bir daha tekrarlayıp hepinize saygılar sunuyorum.