KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Öncelikle, bugün sel afetinde Adıyaman ve Urfa'da 13 vatandaşımız hayatını kaybetti; önce, onlara Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına da sabır ve başsağlığı diliyorum.

Arkadaşlar, yani gerçekten AFAD'la ilgili bir şey söylediğimiz zaman kızılıyor ama AFAD'ın normalde deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrasına ilişkin çok organize bir örgüt olması, çok organize bir devlet kurumu olması gerekirken ne yazık ki üç gün boyunca işte, yollar kapalıydı, GSM operatörleri kapalıydı, havalimanı kapalıydı, Adıyaman Havalimanı ve Hatay Havalimanı tabii pert oldu, kara yolları pert oldu. Deprem büyük bir deprem miydi? Evet, büyük bir depremdi ama AFAD'ın görevi, deprem öncesi alması gereken önlemler, deprem sırasında nasıl davranılacağı, buna ilişkin envanterin tutulmuş olması... Nerede kaç iş makinesi var? Nerede kaç kurtarma ekibi var? AFAD Hatay'da enkaz altında kaldı, bunun yerine ikame edecek hangi birimler var? Deprem sonrası elimizde kaç çadır var? Bunları nereye kuracağız? Kurduktan sonra işte bu sel afeti gibi meydana gelen afette insanları daha sağlıklı yerde nasıl ikame edeceğizin planlanmış olması gerekirdi arkadaşlar.

Yine, bir başka şey 7269 sayılı Yasa arkadaşlar, Afet Yasası, hâlen yürürlükte, altmış dört yıl önce çıkan bir yasa ve 7'nci maddesi diyor ki: "Afet bölgelerinde veya civarında bulunan ordu, jandarma, kıta, birlik ve müessese kumandanları, hazarda kendilerinden vali veya kaymakamlar tarafından istenilecek yardımları üstlerinden emir beklemeksizin yapmaya mecburdurlar." Şimdi, soru şu: Bu 11 vali buradaki ordu komutanlarına emir verdi mi, verdiyse bunun belgesi nerede, vermediyse niye vermedi, verdi de ordu harekete geçmediyse niye geçmedi? Bütün bunlar izaha muhtaç konular. Çok açık Kanunun 7'nci maddesi arkadaşlar. Dolayısıyla ordunun elinde son derece önemli, 1999 depremlerindeki gibi hemen harekete geçip o devasa enkazı kaldırabilecek ekipmanı, gücü ve her yıl yinelenen tatbikatları olduğunu biliyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde hastanesi olmayan bir ordu yok arkadaşlar ama biz hastaneyi kapattık; biz sahra hastanesi kuramadık. Yabancı ülkeler geldi sahra hastanesi kurdu deprem bölgesine, ordunun bir hastanesi yok çünkü bu yapıyı dağıttık. Lütfen bunları önümüze koyalım. Bunu suçlama amacıyla söylemiyorum. Biz hâlâ bakın, kaç şey yıkıldı dediniz, 9 bin mi? Dokuz bine yakın bina.

RECEP UNCUOĞLU (Sakarya) - 210 bin.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - 210 bin bina yıkıldı.

RECEP UNCUOĞLU (Sakarya) - 650 bin bağımsız bölüm.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - 210 bin binanın yarısından insanlar kurtarılmış olsa arkadaşlar, yarısı çıkarılmış olsa... Daha ölümle bile, ölümün gerçekleriyle bile yüzleşemeyen bir durumla karşı karşıyayız. Bizim söylemek istediğimiz, deprem, elbette ki AKP'liyi de vuruyor, MHP'liyi de vuruyor, CHP'liyi de ama politikaüstü bir konudur. Ben 2020 yılında fay yasası çıksın diye alnımın damarını çatlattım, 2021 yılında indi fay yasası ve ne yazık ki AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Fay yasası neydi? 24 ilimiz, 500'ü aşkın köyümüz ve 100'ü aşkın ilçemiz doğrudan fay zonları üzerinde. Bugün siz de söylüyorsunuz, fay zonu üzerinde olduğu için yerleşimler bu kadar hasar gördü. 7,7 evet, büyük bir depremdir ama 9 büyüklüğünde Şili'de bir deprem meydana geldiğinde sadece 500 veya 800 arasında insan hayatını kaybederken bizde 7,7'de niye üçüncü dünya ülkesi gibi on binlerce insan hayatını yitiriyor? Ortaya koyup, masanın üzerine koyup sorgulamamız gereken konu budur. Biz bunun için mücadele verdik. Peki, bu kadar üretim yaptık, niye bunlardan hiçbir tanesi hayata geçmedi? Biz 2021 yılında sabahlara kadar beş buçuk ay çalışma yaptık, 268 önerme vardı; niye bunlar hayata geçmedi?

Yine, bir başka şey arkadaşlar, AFAD'ın hazırladığı -biz hazırlamadık- İRAP Raporları; Adana'ya ilişkin, Hatay'a ilişkin, Maraş'a ilişkin depremin yeri, merkez üssü, büyüklüğüne kadar burada AFAD söylemiş. Bakın, size Hatay raporundan bir cümle okuyayım sadece, Hatay'la ilgili arkadaşlar, diyor ki: "İlimizin tektonik yapısı ve aktif fay hatlarının varlığı, ilimizdeki fay hattına yakın yapı stokunun olması ilimizde bazı bölgelerde yer altı su seviyesi yüzeye yakın olması ve sıvılaşma riskinin artması, sanayi bölgelerinin deprem açısından riskli bölgelerde bulunması, ekonomik ömrünü yitiren binalar ve 98 öncesi yapılan yapılara yeterli analizlerin yapılmamış olması, afete maruz bölge içerisinde yapılaşmaların olması ve bu yapıların yıkılmaması, ikincil afete sebebiyet verecek tesislerin varlığı tehdit olarak değerlendirilmiştir."

Peki, buna ilişkin ne yaptık arkadaşlar, bu illerde nasıl bir düzenleme yaptık? Bunları masaya yatırmayacak mıyız, bunları sorgulamayacak mıyız? Yani bu bizim raporumuz değil arkadaşlar.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Müzeyyen Hanım, zaten onun için toplandık yani.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Bunları ben tutanaklara girsin diye söylüyorum.

Evet, tabii ki şimdi bugünkü sel afeti... Giresun'da yaşadık ölümlü sel afetleri. Ne yazık ki -ben Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanının da yüzüne söylediğim için buradan rahatlıkla söylüyorum- yine aynı dere yatağına, taşkın alanının içerisine 4-5 katlı TOKİ binaları yapıldı arkadaşlar. Ya, doğayla barışık yaşamamız gerekiyor.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Hayır, Dereli'deki binaları gördünüz mü?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Tabii ki gördüm fotoğraflarıyla.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Ama yamaçta.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Efendim, bize getirip koydukları fotoğraflarda, ilkokul mezununun bile görebileceği normalde dere yatağının içerisinde yeniden yapılaşmanın olduğunu görüyoruz. Yani benim söylemeye çalıştığım şey şu: Aklın, bilimin ve teknolojinin yolunu izlemeliyiz. Yapı denetimini gerçekten yapı denetimi hâline getirmeliyiz. Kentsel dönüşümü gerçekten kentsel dönüşüm hâline getirmeliyiz.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Doğru, aynen, biz de aynı şeyi söylüyoruz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - İmar aflarından artık vazgeçmeliyiz. Sigorta sistemi, eğer yapı yıkıldığında o sigorta firması ödeyecekse o yapıyı sonuna kadar kontrol eder. Proje firması, yaptığı projede bir değişiklik var mı, yok mu, yapının bitmesine kadar hem sorumlu hem kontrolör olmalı bence. Bu yapı denetim sisteminin tamamen sil baştan gözden geçirilmesi gerekiyor.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Bir de ruhsat aldıktan sonra belli sürelerde mutlaka denetim gerekiyor.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Kesinlikle, kesinlikle.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Onu da ilave ederseniz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Efendim, şimdilik söyleyeceklerim bunlar, daha sonra daha detaylı...

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Teşekkür ederiz, zaten dün de konuştunuz. Teşekkür ederiz, sağ olun, zaten siz de meslektensiniz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Ben teşekkür ediyorum, her gün konuşacağız efendim.