KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI MEKÂNSAL PLANLAMA GENEL MÜDÜRÜ YAVUZ ERDAL KAYAPINAR - Sizin meslektaşlarınızdan destek alıyoruz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet.

Şimdi, tabii, şuna gerçekten o kadar üzülüyorum ki: 1900'lü yıllardan bugüne kadar depremler ancak ölçülebiliyor, ondan öncesi tarihsel verilere dayanarak oralarda deprem olduğu saptanıyor. 1939'dan sonra, bir dizi deprem fırtınaları yaşamışız ve neredeyse ortalama her yıl ölümlü depremlerin olduğu bir ülkeyiz yani artık bunu ilkokul öğrencisi 7 yaşındaki çocuk bile biliyor. Sorun şu ki: Yani bu fayların artık yerleri belli, fay zonları üzerinde mikro bölgeleme çalışmaları ve bu fay zonlarının, deformasyon zonlarının nereye kadar olacağı bilimsel verilerle saptanabiliyor. Bunların bugüne kadar imar planlarına işlenmeyip ve buraların tamamen sakıncalı alan... Yani diyelim ki bir tarihsel alan olduğu zaman nasıl sit alan olarak ayrılıyor ve burada yapılaşmaya asla ve asla izin verilmiyorsa mekânsal planlama olarak neden bunların imar planlarına işlenmesi... Mesela, siz bize bir Hatay haritası gösterdiniz, diyorsunuz ki: "Asi'nin kenarında zemin sıvılaşması var, burada yapılaşma olmamalı." Yani "Olmamalı." demek yeterli midir?

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI MEKÂNSAL PLANLAMA GENEL MÜDÜRÜ YAVUZ ERDAL KAYAPINAR - Tedbirini almalı yani tamamen...

SUZAN ŞAHİN (Hatay) - Daha önce neden yapılmadı?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Efendim, "Daha önce neden bu tedbire ilişkin bir zorlayıcı hüküm yok?" diye, önce öyle bir giriş yapayım.

Şimdi, tabii, 2004 yılında Bakanlığınızca düzenlenen Deprem Şûrası'nda Mekânsal Planlama Mevzuatının depremlere daha duyarlı hâle getirilmesi amacıyla alınan bir dizi öneriler var. İmar sisteminin risk yönetimini içerecek biçimde yenilenmesi, İmar Kanunu'nda mikro bölgeleme, kentsel risk sektörleri, sakınım planı ve yeni imar araçlarının yer alması, İmar Kanunu'nun şehircilik konularını kapsar şekilde yeniden düzenlenmesi ile yapılaşmayla ilgili ayrı bir yapı kanununun hazırlanması, imar sistemine katkı sağlayan diğer mevzuat içinde yer alan kat mülkiyeti, sigorta, vergi ve finansman konularıyla ilgili kanunlarda gerekli değişiklik ve ilaveler yapılması, imar planlarına esas olarak hazırlanan yer bilimi raporları için yeni rapor formatı oluşturulması kararlarına yönelik gerçekleştirdiğiniz faaliyetler nedir kurumunuzda? Neden hâlâ 1985 yılında, o günkü ülke koşullarına hitap edecek içerikte, risk azaltma, afet yönetimi kavramına dahi yer vermemiş bir kanunla imar sistemimizi yönetmek zorundayız? Bu konuda bilgi verebilir misiniz? Neden imar ve planlama süreçlerinde afet risk azaltma yaklaşımını entegre edemiyoruz buna? Yani hâlâ 1985 İmar Yönetmeliği'ne göre yönetiliyor. Yine, deprem bölgesindeki yıkım göstermiştir ki sadece rantı esas alan yaklaşımlarla imar ve planlama süreçlerini yönetmemiz mümkün değil. Dere yatakları, taşkın riski yüksek alanlar, heyelan, kaya düşmesi, çığ, tıbbi jeolojik riskler, yangınlar, tsunami, volkanik aktiviteler ve benzeri gibi hususlar neden planlama süreçlerimizin bir parçası olmuyor? Bu konuda neden düzenleyici işlem yapmıyorsunuz? Örneğin, fay hatlarını neden imar planına işleme zorunluluğu getirilmiyor? İlk başta sorduğum şeyi yine, tekraren soruyorum: Yani burası neden yapı yasaklı alan olarak ilan edilmiyor? Eğer getirdiyseniz; Maraş'ta, Osmaniye'de, Adana'da, Hatay'da, Malatya'da fay hatları ve zonları imar planlarına işlenmiş miydi? İşlenmediyse neden işlenmediği hakkında bilgi verebilecek misiniz? Daha kaç vatandaşımızın ölmesi gerekiyor bunun için? Taşkın sahalarını, fay zonlarını, heyelanlı alanları imar planlarına işleme zorunluluğu getirmek gerekmiyor mu?

İmar Kanunu'nda yine, geçici 16'ncı maddeyle eklenen Yapı Kayıt Sistemi, imar barışı, imar sistemimizin depremlere karşı duyarlılığını ve dayanıklılığını nasıl etkilemiştir? Bu değişikliği Deprem Şurası karar ve yaklaşımlarıyla uyumlu buluyor musunuz? Afet, deprem güvenliğinde yaşanan bu geriye gidiş nasıl düzeltilecek?

Yine, mevcut imar mevzuatımız deprem tehlikesine karşı bazı yaklaşımlar içerse de deprem risk analizi ve risk azaltma konusunda düzenleme bulunmamakta. Yanıcı, patlayıcı, tehlikeli kimyasal depolama, altyapı işleyişi, toplanma alanları, kıyı ve sulak alanlar gibi risk faktörlerinin etkisini değerlendirecek planlama yaklaşımları bulunmamaktadır. İmar mevzuatımızda planlamayla risk faktörleri arasında kopukluğun giderilmesine yönelik faaliyetleriniz nelerdir? Sakınım planı hazırlanması zorunlu mudur? Sakınım planları konusunda usul ve esaslar belirlenmiş midir? Kırsal yerleşimlerimizde deprem güvenliğini sağlayacak, bu yerleşimlerdeki niteliksiz ve dayanıksız bina stokuyla riskli bölgelerin belirlenmesine yönelik girişimleriniz var mıdır?

Genel Müdürlüğünüzce imar planlarına esas jeoloji, jeoteknik etüt raporlarının uluslararası normlara uyumlu hâle gelmesi konusunda herhangi bir çalışma yaptınız mı? Avrupa Birliği INSPIRE Direktifleri çerçevesinde sistemle neden uyumlu hâle getirilmemekte bizim bu yönetmeliklerimiz? Yine, kentleri imar planlama süreçlerinin yetersizliğinden dolayı yıkılan ve 50 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği, 300 binden fazla binanın yıkılarak hasar gördüğü bir ülkenin Şehircilik Bakanlığında Mekânsal Planlama Genel Müdürü olmak nasıl bir duygu? Doğrusu bunu merak ediyorum. Ülke insanımıza karşı bir sorumluluk duyuyor musunuz? 50 bin insan göçük altında çünkü gerçekten şu anda.

SUZAN ŞAHİN (Hatay) - Net de değil o.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Tabii, 50 binin üzerinde olduğu ortada da.

Neden imar planlama, kentleşme süreçlerini, o kentin karşılaşabileceği afet risklerini göz önüne alarak planlama süreçlerini yönetmiyorsunuz? Mesela, öğrenmek istiyorum, 2022 yılında yerel yönetimde görevli teknik personele Genel Müdürlüğünüz ilgi alanıyla, yerel yönetimlerle ilgili hiç eğitim verdiniz mi? Verdiyseniz bununla ilgili bizi bilgilendirir misiniz, lütfen? Yani sorun şu: Evet "Şunu yaptık, bunu yaptık." ama zorlayıcı hükümler var mı, yaptırım nedir? Bütün sorun bu. 50 bin insan öldü. Öldü mü? Öldü. Önemli olan sonuç; maçı çok iyi oynamışsınız ama maç kaybedilmiş yani 50 bin insan öldü. Mekânsal Planlama bundan bir sorumluluk duyuyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Evet, teşekkür ederiz.

Şimdi, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Gökan Zeybek Beyefendi'ye söz veriyorum.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Ha, bu arada, çok özür dilerim, bir tek cümle söyleyeceğim, çok özür diliyorum, bir tek cümleyle. Malatya'da bu arada yer seçimlerinde diyorsunuz ki...

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Bir tek cümle söyleyeceğim.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Bir tek, 2 cümle olmasın lütfen.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yok, bir tek cümle.

Malatya'da yer seçimi konusunda diyorsunuz ya işte etütler... Şu anda bilgi geliyor meslektaşlarımızdan, Malatya Battalgazi'de sahte raporla yer seçimi, sondaj yapılmaksızın yer seçimi yapıldığına dair bilgiler geliyor; lütfen, bunu da irdeleyin.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Tamam, teşekkür ederiz.

Gökan Bey, Müzeyyen Hanım sizden söz aldı, tekrar söz veriyorum.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Özür dilerim bir cümleydi.