KOMİSYON KONUŞMASI

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Sayın Genel Müdürüm, Bakan Yardımcım, Silahlı Kuvvetlerimizin değerli komutanları; hoş geldiniz. Milletvekili arkadaşlarımı da sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

6 Şubatta yaşanan deprem sonrası, özellikle bu kültür varlıklarının durumuyla ilgili Genel Başkanımızın görevlendirmesiyle İstanbul Milletvekilimiz Akif Hamzaçebi ve Ankara Milletvekilimiz Nihat Yeşil'le beraber üçümüz Hatay'a gittik, Hatay bölgesinde bir inceleme yaptık. Bu incelemeyi yaparken sağ olsun Sayın Genel Müdürümüzle de iletişim hâlindeydik. Hatta Bakanlık bürokratlarını da bize eşlik ettirdiler, onlarla birlikte gezdik, dolaştık. Ben bütün samimiyetimle şunu söyleyeyim: Biz 25 Şubatta Hatay'daydık. Hatay'da her enkazın başında mutlaka Emniyetten arkadaşlarımız vardı, askeriyeden arkadaşlarımız vardı ve gezdiğimiz birçok yerde de kültür varlıklarıyla ilgili çok ciddi çalışmalar yapılmıştı. Sayın Genel Müdürüm, hakikaten burada şahsınızda Bakanlığa da teşekkür ederim. Kültür varlıklarının, işte, molozlarının kaldırılmamasıyla ilgili uyarı levhaları asılmıştı, birçok enkazın etrafına şeritler çekilmişti yani oradaki kültür varlığının korunmasına yönelik o an alınabilecek tedbirler alınmıştı ve biz bu konuda da Genel Başkanımıza aynen bu bilgiyi verdik yani başarılı bir çalışma yapmışlar kültür varlıklarıyla ilgili, Kültür Bakanlığı arkeologlarını, sanat tarihçilerini, mimarlarını, teknik elemanlarını bölgeye görevlendirmişler, bölgede bunların tespitiyle ilgili, alınması gereken tedbirlerle ilgili ciddi bir çalışma var diye Genel Başkanımıza bilgi verdik, hatta Komisyonumuza da raporumuzu verdik. Bu Komisyon raporumuzun da Deprem Komisyonumuzun raporu olarak yer almasında da yarar görüyorum Sayın Bakanım. Sayın Genel Müdürüm, size de ilettik. Siz de bir inceletirseniz bürokratlarınıza memnun olurum.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRÜ GÖKHAN YAZGI - Teşekkür ederim.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Ama bu işin bir de ikinci aşaması var. Şimdi, şehirlerde, tabii, depremlerin yıkıcı birtakım olumsuzlukları var, can kayıplarımız var, mal kayıplarımız var, şehrin günlük hayat akışıyla ilgili sorunlar, altyapısıyla ilgili sorunlar var ama o şehirleri ayağa kaldırmayı yalnızca bina yapımı olarak planlarsak hata yaparız. Yani, bu olumsuzluklar üzerinden şehrin geleceğiyle ilgili bu tür şehirlere, özellikle Hatay gibi şehirlere yeni bir kimlik kazandırabiliriz.

Bakın, Sayın Bakanım, her zaman burada uyarıyorum, konuşuyoruz da; biz 2020'de Elâzığ depremini yaşadık, orada TOKİ son derece başarılı işler yaptı ama şehrin ekonomisine katkı sunacak, şehrin günlük hayatına katkı sunacak işler yapılmadığı için, şehir doğru planlanmadığı için yalnızca yurttaşlarımızın ve hemşehrilerimizin can güvenliğiyle ilgili tedbirler alındı. Hâlbuki bu daha değişik kullanılmış olsaydı, oradaki üniversitenin, akademik kadroların düşünceleri alınmış olsaydı, bu konuyla ilgili yetkin kurumların düşünceleri alınmış olsaydı Elâzığ'ı -kültür açısından da aslında Hatay'la örtüşüyor, bizde de Harput ve Elâzığ kültürü çok yaygındır- bir cazibe merkezi, bir çekim merkezi yapabilirdik.

Bunun bir örneği var mı? Depremle ilgili bir örneği yok ama şehrin gelişmesi açısından aslında Türkiye'de çok güzel bir örnek var: Eskişehir. Yani, Eskişehir'de Yılmaz Büyükerşen -bizim partimiz diye söylemiyorum, ben her zaman doğruları kendine göre tespit eden, eksiklikleri de uygun bir üslupla anlatan birisiyim- Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü döneminde Eskişehir'i önce bir üniversite kenti yapıyor, Belediye Başkanlığı döneminde de bu sefer Eskişehir'i bir turizm kenti yaparak her 2 sektörle Eskişehir'in ana modelini oluşturmuş ve yan sektörleri de genişletmiş. Şimdi, gidin, bir ay, iki ay öncesinden siz Eskişehir'deki otellerden...

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Turizmde Afyon olarak Eskişehir'i geçtik.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Olabilir Sayın Bakanım, hiç itirazım yok. Ben Eskişehir örneğini yalnızca bir örnek olsun diye verdim. Tabii, buna benzer birçok başarılı belediye başkanlarımız, birçok illerimiz var yani.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Odunpazarı restorasyonunda da Burhan Bey'in yanılmıyorsam ciddi katkısı oldu AK PARTİ döneminde.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Ya arkadaşlar, ben birini methedip birini eleştirmek anlamında söylemiyorum.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Bunu da ben...

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Bakın, Kültür Varlıklarının çalışmalarının doğru bir çalışma olduğu ama bunun bir adım ötesinin düşünülmesi gerektiği konusunda bir örnek veriyorum.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Doğru, biz de katılıyoruz.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Buradan şuna gelmek istiyorum... Yani, siz biz daha iktidar olmadan hemen muhalefete alıştınız, rsizi kutluyorum. Eskiden biz sizin gibiydik yani konuşur konuşmaz muhalefet ederdik, şimdi biz konuşuyoruz, anında muhalefet ediyorsunuz.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Hayır, hayır, kolektif çabayı...

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Peki, muhalefet etmeye devam edin, alışın, bunda da yarar var ayrıca.

Şimdi, neyse, ben konuya geleyim.

Arkadaşlar, bakın, ben karşıtlık üzerinden siyaset yapan bir siyasetçi değilim. Ben hemen çözüm odaklı siyaset yapan birisiyim. Doğru gördüğüm bir şeyi doğru olarak tarif ederim, o işin daha iyi yapılması gerektiği konusunda da düşüncelerimi paylaşırım.

Sayın Genel Müdürüm, geçtiğimiz günlerde buraya Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden Yusuf Kağan Kadıoğlu diye bir dekanımız geldi.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Jeoloji bölümünden mi?

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Jeoloji bölümü mü?

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Jeoloji bölümünden.

Hocamız bize son derece detaylı bilgiler verdi. Yani ben sizin yerinizde olsam Hatay'ı planlarken yalnızca yıkılan yapıların restorasyonu olarak düşünmem, ilin Belediye Başkanını da ararım yani oranın Büyükşehir Belediye Başkanını da ararım, o bölgeyle ilgilenen akademisyenlerle de oturur, bir konuşurum. Yani, Hatay çok köklü bir tarihe sahip bir kent. Hatay'ı yalnızca ayağa kaldırmak, yeniden bina yapmak değil; aynı zamanda, oradaki hayatın devamlılığıyla ilgili, ticaretin devamlılığıyla ilgili, yeni istihdam alanlarının oluşturulmasıyla ilgili de orayı bir cazibe merkezi yapma şansı var. Bunların en güzel örneğini hoca anlattı bize.

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Hoca Ankara Üniversitesi'nin de Dekanı Yusuf Kağan Kadıoğlu, onu bir dinlemenizi tavsiye ediyoruz çünkü mozaiklerin resimlerini bize gösterdi.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRÜ GÖKHAN YAZGI - İsmen biliyorum, kendisiyle bizzat tanıştım.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Asi Nehri'nin iki tarafındaki mozaikleri gösterdi. Şimdi, mesela, deprem olmasaydı siz oradaki evlerin bir tanesinin bahçe duvarını bile sökemezdiniz, mümkün değildi yani orayı arkeolojik sit alanı bile ilan etseniz yapamazdınız; inanılmaz toplumsal bir tepkiyle karşı karşıya kalırdınız ama bence, şimdi tam fırsatı yani şehrin geliştirilmesi ve şehrin bir kültür, tarihî kültür mirası olan o değerlerini ortaya çıkarmakla ilgili inanılmaz bir fırsatınız var. Asi Nehri'nin iki tarafını arkeolojik sit alanı ilan ederek, oranın kazı çalışmalarını yaparak... Yani biz Hatay'ı bir tarih kenti, bir şehir kentini mevcut yapılarla değil, aynı zamanda yerin altındaki kültür varlıklarını çıkararak da yapabiliriz. Ayrıca, bunun dışında da alanlar olmuş olabilir. Yani şehri bir bölgeye yığmak yerine, yalnızca konut yapmak yerine, tam tersine şehri bir çekim merkezi, bir cazibe merkezi, bir kültür merkezi, bir turizm merkezi yapma şansı var. Bu anlamda, bu düşüncelerimi sizinle paylaştım ama dediğim gibi, ilin Büyükşehir Belediye Başkanı, üniversitesi ve özellikle Yusuf Hoca'nın da düşüncelerinin ve bilgilerinin alınarak... Şehrin yeniden bir planlamaya ihtiyaç duyulmasıyla ilgili onların da katkı sunacağına inanıyorum.

Teşekkür ederim.

Verdiğiniz bilgilerden dolayı da teşekkür ederim Sayın Genel Müdürüm.