KOMİSYON KONUŞMASI

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Teşekkür ederim.

Öncelikle Komisyon Başkanlığına bir çalışma metodolojisi, davet edilecek isimler ve yöntem üzerine detaylı bir önerge sunduk. Bu önergeyi tek tek okuyabilirim ama tutanaklara geçmesini rica ediyoruz. Okuma derseniz, bu önerge lütfen tutanaklara geçsin. Şimdi açıklayacağım, özetleyeceğim, arkadaşlarım da bahsedecek.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Özet olursa daha kıymetli olur.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Özetleyeceğim ama verdiğimiz önergenin tamamen tutanağa yansımasını talep ediyoruz, öncelikle anlaşalım bu konuda yoksa bütün hepsini tek tek okuyacağım.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Özetini alabilir miyiz Aysu Hanım?

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Yok, özetini anlatacağım ama biz önergenin tutanaklara geçmesini rica ediyorum.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - İlk toplantıda zaten zaman kısıtı aynıdır yani biz de fark ettiyseniz bir metodolojide ortaklaşmaya çalışıyoruz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Önergemizin tutanak metninde tarihe geçmesi açısından bazen şöyle oluyor tutanaklarda: Bazen tutanaklarda "Önerge alındı." diye geçiyor. Biz önergemizin tamamıyla dercedilmesini rica ediyoruz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Heycanla bekliyoruz metodoloji önerinizi.

Buyurun.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Evet, şimdi, öncelikle şöyle: Suça sürüklenen çocuklar için -beyefendi nereye gitti?- sunulan bu sosyoekolojik model yerine sosyoekonomik model duymayı beklerdik ve bunu öneriyoruz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Literatürde "sosyoekonomik model" diye bir moldel var mı?

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Suça sürüklenen çocuklar sorununu tek başına hukuki ya da kriminal olarak ele alan, sadece psikoloji üzerinden ele alan bir bakış açısını yetersiz buluruz. Bunu öncelikle vurgulayayım. Çünkü bir çocuğu sadece suç istatistiğine indirgemek onu oraya iten yoksulluğu, ihmali, şiddeti ve eşitsizliği görünmez kılmaktır. Bu çocukların büyük bir bölümü eğitimden koparılmış, ailesi yoksullukla boğuşan, mahallesi kaderine terk edilmiş çocuklar. Sosyal hizmeti olmayan, rehberliği olmayan, psikolojik desteği olmayan bir çocuğa "Neden yanlış yaptın?" diye sormak abestir. Önce sorulması gereken soru şu: Bu çocuğu kim yalnız bıraktı? Cevabı açık ve net: Sosyal devlet anlayışındaki eksiklik ve yetersizlikler, bu politikalardaki yetersizlikler, bunları detaylı olarak önümüzdeki günlerde konuşacağız. O yüzden biz bu sorunu daha ekonomik bakış açısıyla, sosyoekonomik bakış açısıyla ele alıyoruz ve böyle olması gerektiğini düşünüyoruz. Çocukların yani bu suça sürüklenen çocuklar meselesini sadece bir asayiş ya da yargı değil, doğrudan bir sosyoekonomik, adalet ve kamusal sorumluluk sorunu olarak görüyoruz. O yüzden öncelikle iki... Yani burada detaylı olarak yer verdik önergemizde ama bir yoksulluk haritalaması yapılmasını öneriyoruz. Alternatif veri haritalaması içerisinde sadece suç oranları değil, okul terki, çocuk işçiliği, hane halkı geliri, uyuşturucu kullanım yaşı verileri üst üste getirilerek bir risk haritası çıkarılmalı diyoruz. Yoksulluk haritalanması... Çalışmalar gösteriyor ki yoksulluk haritasıyla suç haritası örtüşür. Bu nedenle çalışmaları sadece adli vakalar özelinde değil, kentsel dönüşüm mağduru mahallelerde, sanayi sitelerinde, özellikle çocuk işçiliği ve derin yoksulluğun yaşandığı bölgelerde de yürütmek gerekir.

Bir karanlık sayı araştırması önerimiz var. Adli mercilere yansımayan ancak sahada var olan suçluluğu tespit etmek için bağımsız araştırmalar talep edilmesi gerektiğini öneriyoruz Komisyon üzerinden.

Kurumlararası bilgi akışının mümkün olmadığı durumların analizi için bir kopukluk analizi yapılması gerektiğini öneriyoruz. Söz gelimi, bir çocuk karakola düştüğünde Millî Eğitim Bakanlığının, Aile Bakanlığının ya da Sağlık Bakanlığının haberi oluyor mu, nasıl oluyor? Bu kurumlar arasındaki veri körlüğünü tespit edecek bir teknik inceleme yapılması gerektiğini söylüyoruz.

Çoğulcu dinlemeyi öneriyoruz, sadece masabaşı bürokratlarını, Bakanlık uzmanlarını değil, sahada çalışan örgütleri, sivil toplum kuruluşlarını, örgütlerini dinlemek gerekir, buna ilişkin önerilerimizi verdik.

Bunun haricinde suça sürüklenmiş çocukların ailelerini ve suça sürüklenen çocukları özel olarak dinlememiz gerektiğini öneriyoruz asli unsur olarak.

Çocuk odaklı dinleme, Komisyonumuz suça sürüklenmiş çocukları dinlemeli ancak bu resmî Meclis toplantı salonunda değil, çocukların kendilerini güvende hissedeceği ortamlarda, psikologlar eşliğinde ve kimliklerini gizleyerek, belki kapalı oturumlarla yapılmalı. Buna ek olarak çocuk cezaevlerinde kalanların ya da tahliye olan çocukların aileleri de değerlendirilebilir.

"Sansürsüz görüşme" başlığı altında bir önerimiz. İnfaz koruma memurları, sosyal çalışmacılar, öğretmenler, idareciler bunların bulunmadığı ortamlarda görüşülerek sistemin tıkanıklıkları, varsa başka sorunlar kayda geçilmeli. Burada mesela Aile Bakanlığı bünyesinde Çocuk Hakları İzleme Değerlendirme Kurulunun işlevi, çalışmaları, ne kadar etkin olduğu yeniden ele alınabilir. Belki Komisyon bünyesinde çocuk hakları izleme kurulu gibi bağımsız bir kurul oluşturulabilir.

"Uyuşturucu" başlığı altında bu konunun sadece bir polisiye vaka olarak değil, bir umutsuzluk ve gelecek kaygısının sonucu olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla, Komisyonumuzun çalışmalarında doğrudan değilse bile bağımlılığı çok yönlü ele alan multidisipliner çalışmalar yapan kişi ve kurumlara da başvurmamız gerekiyor. Buradaki önerimiz şu: Habersiz kurum denetimleri. Önceden haber vererek biz kurumları ziyaret ettiğimizde, "protokol ziyareti" adı altında bunlar belirli oluyor. Bu protokol ziyaretleri de gerçeği gizliyor, o yüzden habersiz kurum denetimleri yapmalıyız. Komisyon habersiz ya da çok kısa süreli bildirimlerle hem resmî kurumları hem de mahal ziyaretleri yapmalı. Söz gelimi çocuk infaz kurumları ya da suç haritasına göre oluşturulacak okul ve sokakları ya da atölyeleri denetleyebilir, bunları yapmalıyız.

Gene onun haricinde, çalışma metadolojisiyle ilgili zaten detaylı yazdık; dinlemeye ilişkin, istatistiki verilere ilişkin, yurt dışı uygulamalarıyla ilgili, yargı uygulamasındaki sorunların tespitiyle ilgili önerilerimiz var.

İşleyişe dair politik önerilerimi az önce anlattım. Çoğulcu dinleme, karanlık sayı araştırması, kopukluk analizi, yoksulluk haritalaması, bunları söyledik.

Somut öneriler getirilmesiyle ilgili -sayın vekillerim de söyleyecek- bununla ilgili önerilerimiz yazıyor. Yasa teklifiyle ilgili Komisyon altında bir alt çalışma grubu kurulabilir çünkü verdiğimiz önergede de var, meclisin içinde çocuklarla ilgili kurulan araştırma komisyonları zaten neredeyse bir sayfa, sonuç bir dönem daha yeni bir araştırma komisyonu ve bu komisyonların birçoğu gerçekten çok iyi çalışmalar yapıyor, çok iyi somut önerilerde bulunuyor, hepimiz buraya emek veriyoruz ama somut önerilerin ne kadarı şimdiye kadar kanun teklifi olarak Meclis Genel Kurulu önüne gelmiş? Belki bu Komisyon bunu da araştırmalı. Uzmanlarımız çıkarsın, şimdiye kadar yapılan araştırma komisyonları sonucundaki raporlardaki somut önerilerin ne kadarı yasa teklifi olarak gelmiş, ne kadarı bakanlıklarda, yönetmeliklerde, metinlerde yer almış ve ne kadarı uygulamaya geçmiş? Bugün bu noktadayız. Dolayısıyla, burada bir verimlilik analizi de yapmak lazım.

Somut önerilerle ilgili Meclis Araştırma Komisyonu çalışmalarımıza ilişkin, Komisyonun amacı ve yaklaşımına ilişkin önerilerimiz: Dinlenmesini ya da Komisyonda yazılı bilgi talep edilmesini istediğimiz kişi ve kurumlar var, bunları genel hâliyle metodolojik olarak yazdık. Sivil toplum kuruluşları, barolar ve kurumlarla ilgili önerilerimizi yazdık ancak kişi isimlerini biz bugün iletmedik. Akademisyenler ya da bu konuyla ilgili çalışan avukatlar, hekimler, psikologlar, bunlarla ilgili ayrıca bir somut isim önerilerimiz olacak. Bunu bugün değil, önümüzdeki Komisyon toplantısında sunmak istiyoruz, o konuda da sizden süre talep ediyoruz.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Başta söylediğim bu metodolojiyle ilgili önerinin de dikkate alınması gerektiğini tekrar vurguluyorum.

Teşekkür ediyorum.