KOMİSYON KONUŞMASI

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli komisyon üyeleri; Sayın Bakanımızı ve heyetini, bizi takip eden gazetecilerimizi saygıyla selamlıyorum.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz. Tabii, 2011'de Çevre Bakanlığını etkisizleştirmek adına ortaya çıktı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak birleşti. Sayın Bakan, şimdi, burada aslında çevre ve iklimi çıkarmamız lazım, sizi şehircilik ve inşaat bakanı yapmamız lazım çünkü bütçenin içerisindeki kalemlerin çoğu aslında bundan ibaret. Niye böyle söyledim biliyor musunuz Sayın Bakanım? Türkiye'ye zarar veren 2 büyük yasadan biri İklim Yasası, öbürü de Madencilik Yasası'dır. Bu yasalar geçerken Türkiye'nin her yerinden insanlar geldiler, bu yasalar geçmesin diye açlık grevlerine bedenini yatıran insanlar oldu. Özellikle Madencilik Yasası'yla ilgili olarak zeytinliklerini, tarımını, alanını kaybeden... Özel doğa koruma alanlarını; tarım arazisiymiş, sit alanıymış, ormanlıkmış bakılmaksızın MAPEG'e verilen yetkiyle bu alanlarda özellikle madencilik faaliyetlerinin önünü açmak için çıkarılan bu yasa hepimizi özellikle tarım, hayvancılık açısından perişan etti. Bunun en güzel örneğini nerede gördük? Geçen hafta Rize'de gördüm. Geçen hafta Rize'de ve Artvin'de bir ziyarette bulundum. Size bir tane örnek vereceğim şimdi. Mesela, Artvin'in Murgul ilçesindeki insanlar, bir ilçe boydan boya, bütün halk toplanmış diyorlar ki: "Ya, ben ilçemde siyanür yoluyla topraktan altın ayrıştırılmasını istenmiyorum, kabul etmiyorum."

ORHAN YEGİN (Ankara) - Öyle olmadığını çok iyi biliyorsunuz!

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Ama şirket diyor ki: "Ben ruhsatını aldım." Çok çarpıcı başka bir örnek vereceğim. Artvin'in Madenli köyü Bazgiret'inde özellikle gittim gördüm, 1950 yılında yapılmış olan madencilik faaliyetinden dolayı çıkan posalar hâlâ üzerinde bir gram çimlendirme, çiçek, ağaç, böcek durmayacak şekilde orada abide gibi duruyor. Yani zararlarını çok net bir biçimde görebileceğimiz somut bir şey var ortada. O nedenle, bütün bunlardan kaçınmamız lazım. Bakın, Karadeniz'in yüzde 70'i, yüzde 80'i neredeyse maden sahası ilan edilmiş. Mesela, Sayın Bakan, yirmi üç yıldır iktidardasınız, sizin sorumluluğunuzda olan ve sit alanı ilan edilen yerlerde iki yıl içinde imar planı yapılma zorunluluğuna uymamışsınız, orada bulunan insanların ne tarım ne de tarımdan geçinemedikleri için turizmle ilgili yaptıkları bungalov ya da konutta günübirlik kiralamalara ilişkin hiçbir düzenleme olmadan gün gelmiş, şimdi insanlar yapılarını bitirmiş, şimdi "Burayı yıkacağız." diyorsunuz. Bu olmaz, insanların geçinebileceği alanlar için rehberlik etmek lazım. Demek ki eksiğiniz var Sayın Bakan.

Bakın, Karadeniz'in, özellikle benim bölgemin yaşadığı en büyük felaket önlenebilir felaketlerdir yani seller, heyelanlar. Bunlarla ilgili canımız yanıyor, her yıl yoğun yağış gerekçe gösterilerek sel ve heyelanlarda can kayıpları yaşıyoruz. Giresun'dan "Ucuz telefon alacağım." diye yola çıkıp gece üçte 100 bin ton toprağın altında kalan, heyelanın altında kalan 4 genci hatırlıyor musunuz Sayın Bakan? Bir ayda zor kalktı o enkaz. Ama orası eskiden taş ocağıydı, orası -eskiden size müracaat edilmişti "Burada heyelanlar olabilir." diye- altından, topuğundan malzeme alınan bir yerdi, tedbir alınmadı. Üzülerek söylüyorum bunları, sizin de canınız yanar biliyorum ama bir şey var. Bakın, mutlaka ada bazında bu Karadeniz coğrafyasında heyelanı tetikleyecek olan şeyleri biliyoruz, yoğun yağış bunlardan biridir elbette. Kötü yapılanma, yeni açılan, bilinçsizce açılan yollar, ormanlardaki kesimler, bütün bu felaketlere neden olabilecek şeylerdir ama bunların hepsi kontrol edilebilir olan şeylerdir. Bu nedenle, istediğimiz şey şudur: Geçen bütçe toplantısında da söylemiştim, gerekiyorsa ada bazında parsellerde zemin etütleri yapılarak en azından tehlikesi olan yerler üzerinde önlem alabilmek mümkündür Sayın Bakan. Bu nedenle, bunlara bütçe ayrılması lazım. Bunlara bütçe ayrılmayıp madencilerin önünü açacak şeyler olduğu zaman biz de sıkılıyoruz. Hatırlıyor musunuz, sizinle bir uçakta Rize'ye inerken orada kafes balıkçılığının verdiği zararları size anlatmış ve uçuş güvenliğini tehlikeye sokma ihtimalini belgesiyle, özellikle Havalimanı Müdürünün söylediği belgeyle izah etmiştim. Mesela, bunlara engel olmanız lazım Sayın Bakan. Oraya niye ÇED bilgilendirme toplantısı yapıldığında o şirket gitmiş de bilinmeyen bir köyde sayılı, kişilikleri belli olan 10 kişiyle ÇED bilgilendirme toplantısı yapmış, neden o köyde yapmamış? Bunlardan sizin bilgi sahibi olmanız lazım.

Dolayısıyla Sayın Bakan, övgü çoktu ama ben de eleştireceğim şimdi tabii vaktimin olduğu kadar. Sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Bakın, İstanbul'a bir bakmamız lazım. İstanbul çok önemli, metropol bir kentimiz. Mesela, sizin iktidarınız döneminde İstanbul'da ne olmuş, buna bir bakmamız lazım. 172 bin hektar askerî alanı imara açmışsınız, 78 donatı alanında imar değişikliği yapılmış. Mesela, Kadıköy Caferağa'da 12 bin metrekare afet toplanma alanı imara açılmış, Kuşdili Çayırı imara açılmış. Birçok ilçede insanlar rıza göstermediği hâlde rezerv alanları ilan edilmiş; mesela, Şişli'de 24 bin metrekarelik bir rezerv alan ilan edilmiş ama sonra tutulmuş orası rezerv alandan çıkarılıp bir özel şirkete verilmiş, 72 katlı bir bina yapılmış orada. Onun sahibi de tutmuş bir de "Şişli Belediye Başkanı Emrah Şahan'a rüşvet verdim." diye -utanmaz, ahlaksız adam- çıkmış televizyonlarda belge göstermiş. Oysa Şişli Belediyesinin kestiği ruhsat ve eklerine uymayan bir cezayı belge olarak göstermiş. Beşiktaş Etiler'deki polis okulunun yine riskli alan ilan edildikten sonra AVM, otel ve ticari işletme yerlerine izin verilmesi. Haydarpaşa Garı mesela Sayın Bakan, orada insanlar tuvalete gitmeye çekiniyor, yüksek fiyatlar koyuyorlar, Haydarpaşa Garı halkındı yani, onu niye Turizm Bakanlığına devrettiniz?

Ve Kanal İstanbul projesi; bu çok önemli, çokça tartışıldı. Elbette basında siz bununla ilgili savunma da yaptınız ama bildiğimiz, söylediğimiz şey şudur: orası İstanbul'un su kaynağı olan Sazlıdere Barajı'nın yanında olan ve 2,5 milyon metrekare tarım alanının inşaata açıldığı bir yerdir, İstanbullu da oradan, orta gelirli, dar gelirli, hatta yüksek gelirli İstanbullu da oradan asla konut edinemez yani dışarıdan gelen birilerinin konut edinmesi için yapılmış bir plandır bu. Plan ve Bütçe Komisyonumuzda Sayın Bakanım...

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANI MURAT KURUM - Bir tane örnek gösterir misiniz?

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Ben bitireyim, çok az vaktim var. Sayın Bakanım, çok az vaktim var, bitireyim sonra... Lütfen, kusura bakmayın, çünkü bize süre uzatması az veriyorlar.

Mesela, Plan ve Bütçe Komisyonunda iz kanunla ilgili torba...

ORHAN YEGİN (Ankara) - Başkanım, benim süremden verin, örnek göstersin.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Bakan kendini savunur Orhan Bey, sen telaş etme, kendini savunur Sayın Bakan ya.

Torba kanunla geçen iz maddede özellikle belediyelerimizdeki emlak vergileriyle ilgili sınırlamalarda ne düşünüyorsunuz? Bununla ilgili bilgi sahibi olmamız lazım çünkü belediyelerimize çok ciddi bir yani Sayın Cumhurbaşkanının dediği gibi "silkeleme" adı altında, mesela, enerji ruhsatlarının kesilmesi, sokak aydınlatması giderlerinin yükseltilmesi... Daha sayabileceğim birçok başlıkla belediyelerimizde ciddi bir şey var.

Bir şeye daha dikkat çekmek istiyorum. Özellikle bu vergi gelirlerinde, mesela, emlak vergisi için burada belediyelerdeki artış sınırlanmaya çalışılırken bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Değerli konut vergisi diye bir vergi var, fiilen hiç uygulanmıyor. Nasıl söyleyeceğim size? Son dört yılda bu değerli konut vergisinden elde edilen miktar 260 milyon TL arkadaşlar. Bir tane gazeteci var, adını söylemeyeyim, ROK, siz bilirsiniz, 260 milyonu bizim dört yılda elde ettiğimiz yerde evini 160 milyonu satışa çıkarmış, geçen senenin fiyatlarıyla. Demek ki bundan vazgeçmemiz lazım. Yani bu dar gelirli vatandaşlardan alınan emlak vergilerinden daha ziyade yüksek gelirli olan değerli konut vergileri üzerinde bir artış için mücadele etmek lazım.

Sayın Bakan, bir de şimdi, tabii, İstanbul'da özellikle sizden sonra ne olmuş? Yani niye... Ekrem Başkanın tutukluluğu konusuyla ilgili başlıkları okumak istiyorum. İstanbul'da kentsel dönüşüme giren riskli yapılara iki yıl vadeli faizsiz ödeme desteği, Bakanlık desteğinize ek olarak 7 bin TL kira desteği, yine, dar gelirli emeklilere 9 bin liralık kira desteği, dar gelirli vatandaşlara 50 bin riskli konut, dar gelirli emeklilerin konut bedelinin maliyetinin yüzde 65'inin karşılanması, ihtiyaç sahiplerine 20 bin konut, ondan sonra, her yıl 250 bin kişiye afet farkındalığı eğitimi, Deprem Hızlı Müdahale ve Erken Uyarı Sistemi, Marmara Bölgesi'nde acil müdahale ve erken uyarı sistemi, raylı sistem ve metrolarda erken uyarı sistemi, 60 bin konutta güçlendirmeye destek, beş yılda 250 adet riskli kara yolu ve viyadüklerin güçlendirilmesi gibi projeler varken şimdi Ekrem Başkan tutuklu. Bunlarla ilgili elbette ki bir adım atamıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TAHSİN OCAKLI (Rize) - İBB iddianamesiyle son cümlemi kuracağım. Dediler ki: "Bu Boğaziçi İmar Müdürü 10 milyon dolar rüşvet aldı." Bunu kim söyledi? Bir Erdoğan söyledi. Biz de rahatsızız o Erdoğan'dan, Tolgahan Erdoğan, hemen atlamayın sakın. Tolgahan Erdoğan dedi ki: "10 milyon dolar rüşvet adılar bunlar, 30 bin lirasını bilmem neye verdiler, 3 milyonunu..." Sonra da "Cenaze arabalarıyla Yunanistan'a taşıdılar bunu." dediler. İddianamenin içinde bunlara dair en ufak bir şey yok arkadaşlar ama hâlâ o adamlar dışarıda, bu iftirayı atanlar dışarıda ama iddianamede "sanık" diye geçen benim canım kardeşim Elçin Karaoğlu tutuklu şu anda; böyle adaletsizlik olmaz arkadaşlar, hepsini görmeniz lazım. İddianamede sözü edilen, daha evvelden de sözü edilen o tane tane telefonlar, balya balya paralar, yok, parkenin altındaki paralar, aklınıza ne gelirse yok oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Sizinkiler görür şikâyetler ederler.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Teşekkür ediyoruz Sayın Ocaklı.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - İspat edemediğiniz bir konuda ne yazık ki Türkiye zarar görüyor.

Ben gene de bütçenin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Sayın Bakan, eleştiri faydalanmak içindir.

Teşekkür ederim.