KOMİSYON KONUŞMASI

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Teşekkürler.

Teşekkürler sunumlarınız için. Muhammed Hoca, öncelikle size birkaç sorum: var: Neoliberal dönüşüm vurgusu yaptınız bir kere, bunu önemli buluyoruz, onu vurgulayarak başlayayım. Neoliberal politikalar nedeniyle yaygınlaşan esnek ve güvencesiz çalışma modelleri sizce ebeveynlerin çocuk üzerindeki denetimini nasıl zayıflattı ya da azalttı?

İkinci sorum: MESEM'lerdeki çocuk işçiliğinin yaygınlaşması çocukların suça sürüklenmesini sizce ne ölçüde etkiliyor? Çünkü çocuklar okuldan uzaklaşıyorlar.

Üçüncü olarak, 1980 sonrasında uygulanan ekonomik politikalardan bahsettiniz. Sizce hangi spesifik ekonomik politika çocukların sokağa ve suça yönelmesine en doğrudan itici güç olarak işlev görmüş, buna sebep olmuştur?

Size son sorum: Yine, 80'lerdeki dönüşümle artan ve son yirmi yılda aslında çok da yukarılara çıkan bu plansız kentleşme ve gettolaşma çocukların suça sürüklenmesini ne ölçüde etkiliyor? Bununla ilgili fikriniz nedir, herhangi bir araştırma var mı çünkü biliyorsunuz bu çeteleşmeler daha çok bu getto alanlarda oluyor.

Diğer iki sorum da Oğuz Hocaya: Aile içi ve ebeveyn şiddetine maruz kalmanın etkisinden ve çeteleşmeden söz ettiniz. Bu çocukların adaleti devlette değil de çetelerin gücünde aramaya başlaması sistemle olan bağlarını nasıl koparıyor? Yani bunu merak ediyorum.

Son sorum da bireysel silahlanma açısından: Evde kolayca ulaşılabilen ateşli silahlar mı daha büyük risk yoksa internetten kolayca sipariş edilebilen kesici aletlerin denetimsizliği mi?

Bir de son olarak yani daha çok bir eleştiri olarak değil de daha kişisel, aile odaklı bir bakış açısıyla yakın çevreye odaklanan da sunumların içerisinde şeyler dinledik ama biz siyaset kurumu olarak konuya biraz daha makro düzeyde bakmamız da gerekiyor, bunu da hatırlatmam lazım. Yoksulluk, sosyal dışlanma, biraz daha makro açılardan bakmamız gerekiyor.

Ve son olarak da şunu vurgulayayım, az önceki muhabbette hiç girmeyeceğim, kendi nezaketim ve saygı çerçevemde, karşı taraf da burada olmadığı için: Saygı ve nezaketi, görgü kurallarını burada birbirimizi öğretecek değiliz. Herkesin birbiriyle nasıl konuşması gerektiğini de herhâlde herkes biliyor, birbirleriyle insanların konuşma şekillerinden de zaten anlaşılıyor. Bunu iade ediyorum hanımefendiye tırnak içinde.

Ve şunu da ifade edelim: Türkiye'de yani şu anda asgari ücret altında çalışan, günde on saat on iki saat çalışan, güvencesiz çalışan kadınlar var. Elbette ki onların çalışma saatleri azalsın ama geçim koşulları, hayat koşulları da iyileştirilsin ki hem kadın hem de erkek ebeveynler çocuklarıyla daha çok ilgilenebilsin. O yüzden diyorum, yapısal bir sorun, sadece kişi odaklı, aile odaklı düşünülmemeli. Elbette ki bunların bireysel etkileri vardır ama daha yapısal olarak bu sorunlar ele alınmalı; yoksulluk, yoksulluk, yoksulluk buna odaklanmak zorundayız.

Teşekkürler.