| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 15 .01.2026 |
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Adem Bey, bu kanun teklifini kaç günde hazırladınız?
BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Bayağı sürdü Fethi Bey, bayağı sürdü.
ADEM YEŞİLDAL (Hatay) - Şöyle: Bir ayı geçmiştir.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bir ay... Şimdi, 74 vekilimiz kaç günde okudu?
BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Fethi Bey, konuyu... Siz yorumunuzu yapın da...
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Yok, bir şey... Ama geneli üzerinde Sayın Bakan, bir şekilde bir sonuca gideceğiz.
BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Yok, yok; geneli üzerinde cevap verirler zaten. Yok, üç gün...
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Şimdi 74 iktidar milletvekilimiz bu kanunu okuyup imzalamış, bir ay da siz çalışmışsınız. Peki, muhalefete kaç gün önce geldi? Yani iki ay çalıştığınızı belirttiğiniz kanun teklifini "Üç günde muhalefet okusun, anlasın, kavrasın, eleştirilerini buraya getirsin." noktasında buraya getirdiniz.
BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Muhalefet tecrübeli olduğu için...
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Şimdi, kanun yapma tekniğiyle ilgili ben tarihe de not düşmek için bu tür toplantılarda hep ifade ediyorum; torba kanun teklifini bir milletvekilinin hazırlama olanağı bir ayda bile yok çünkü her bakanlığa gideceksiniz, verileri toplayacaksınız, birbiriyle hiç benzemeyen maddeleri getirip sonra burada kanun teklifi diye önümüze koyacaksınız. Bu Cumhurbaşkanlığı sisteminin kendi içinde düzeltilmesi gereken bana göre -tanımlama biraz farklı, abes kaçıyor, bazen söyleyince bazı kesimler rahatsız oluyor ama- bir oyun gibi. Bu iş gerçekçi değil çünkü bu işte Anayasa'ya aykırılığından tutun da ihtiyaca binaen kanun oluşturma noktasında büyük bir eksiklik yaşanıyor. Yalnızca 2025 yılında 300'e yakın Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği kanun ve kararname Mecliste görüşüldü. Mecliste toplumun beklentileriyle ilgili sorunları görüşmek yerine sürekli iptal edilen kanunları yeniden görüşüp tekrar yayımlamak gibi bir uygulama var. Bir de Anayasa Mahkemesinin çıkardığı kanunlarla ilgili iptal kararları geriye doğru işlemediği için hukuksuzluk da bir yerde bu ülkenin yönetim biçimine dönüştü. Geriye dönük beş yıl uygulamışsınız, beş yıl sonra Anayasa Mahkemesi iptal etmiş; geriye dönük işlemediği için "Yaptım, oldu, bitti." kültürü sürüyor.
Öncelikle şunu belirtmek lazım: 14 farklı kanunda değişiklik yapılıyor. Burada yapılanları değerlendirdiğimizde de kritik olan konular var çünkü bunlar... Deprem olalı üç yıl geçmiş, hâlâ yamalı bohça gibi... Bazen de -birkaç örneği var- kanun teklifi buraya geliyor, kanunlaşıyor, sona bırakıyorsunuz, üç ay sonra bir daha geliyor. Ne oldu? "Kanunun kendi içine yerleştirildiğinde orada sıkıntı çıktı, tekrar bir daha değiştirelim." Ya, böyle kanun falan yapılmaz, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bu konuda getirilen temel kanun olarak... Depremden bu yana neler yaşandığını hâlâ algılayıp göremediysek bundan sonra nasıl göreceğiz?
Bakın, başka bir şey söyleyeyim: Şimdi, İstanbul deprem olacağı kesinlikle bilinen bir bölge mi? Bölge. E, arkadaş, orada Merkez Bankası Başkanlığının, diğer kamu bankası genel müdürlüklerinin ne işi var yani Ankara'da olursa işler yarım mı gidiyor? Kalkıp buradan İstanbul'a taşıyorsunuz, oranın yükünü ağırlaştırıyorsunuz. O kentteki sanayi kuruluşlarını, bankaları, deprem olduğunda daha sorunlu olacak buna benzer yapıları niye Anadolu'nun bu konuda en az riski olan bölgesine taşımıyorsunuz, bununla ilgili niye bir düzenleme yapmıyorsunuz? Bunlarla okullar... Ya, son depremde bile daha okulların boşaltılıp yeniden önlem alınması yönünde çalışma oluşturuldu. Deprem 1999'ta olmuş ya. Bu, nasıl bir yaklaşım? Tamamı rant üzerine, insan yaşamı odaklı olmayan düzenlemelerin hiçbirimize faydası olmuyor; hepimizin akrabası ölüyor, yakını ölüyor, çevresindeki insanlar hayatını kaybediyor. Bu ülkenin yetişmiş, teknik bilgi, donanım sahibi olan odaları var, kuruluşları var, bunları da bir dinleyelim çünkü bu çıkan kanun AK PARTİ veya Cumhur İttifakı kanunu değil ki, bu ülkenin kanunu olacak. Burada birlikte bir şey oluşturarak bu süreci sorunsuz hâle getirmek varken "Yaptım oldu, ben bilirim." anlayışının bu ülkeye faydası olmuyor.
Şimdi, bu yerel yönetimlere takıldı; her torba yasada "Yerel yönetimleri nasıl bir tarafından kısıntıya uğratınız, kontrol altına alırız, etkisini azaltırız." diye. Ya, yerel yönetim dediğiniz bir iktidar, hükûmet, yönetim değil ki. Ülkeyi iktidar yönetir, iktidarın yönettiği yerlerde yerel yönetimi bir rakip gibi "farklı partide" diye değerlendirmek de bu ülkenin hayrına değil. En basiti, su olayı işte; Devlet Su İşlerinin yapacağı işi belediyeye soruyoruz ama Türkiye'nin geneline bakın, Türkiye kuraklıktan kavruluyor. Ülkenin içine düştüğü durum önümüzdeki süreçte doğru yönetilmezse Orta Anadolu çöl olacak; bizim asli görevimiz o olmalı. Yüzlerce göl kurumuş, 2 bine yakın obruk oluşmuş, yer altı suları 150-200 metreye çekilmiş biz şehirlerdeki kayıp kaçağı konuşuyoruz. İngiltere'ye bakıyoruz, orada da aynı kayıp kaçak var; kayıp kaçak dediğiniz olgu bir altyapıdır. Yedi yıllık CHP'li bir belediye değil ki bu, otuz yıllık belediyelerin yönettiği yerlerde ortaya çıkan sorun, bunlarla siyaset oluşturmak kimsenin hayrına değil.
Burada getirilen kanun teklifinde de birden fazla konuda sorunların ve sıkıntıların olduğu görülüyor. Biraz evvel Hüseyin Bey söyledi, Anayasa Mahkemesine götüreceğiz. Ya, götüreceğiz, iptal olacak, gelecek, tekrar sorunlu bir süreç başka konularda da ortaya çıkacak ama Sayın Bakan, ben başlangıçta sormuştum, siz de dediniz ki: "Acele etmeyin etki analizine göndereceğiz." Şu ana kadar etki analiziyle ilgili bir rapor gelmedi; hani acele etmedik ki toplantı bitecek, ortada daha etki analizi yok. Bu etki analizi de bir gelse de nelerin olduğuna bir baksak.
Ha, bir de şuna dikkat ettim: 74 vekil arkadaşımızın içinde saydım -yanlışsa düzeltin- deprem bölgesinden 8 milletvekili var AK PARTİ'den. Diğer arkadaşlar bu kanun teklifini okumadılar mı? Çünkü onları da ilgilendiriyor.
BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Ülkemizin geneli deprem bölgesi zaten.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Şimdi, yaşanan bölgeyle ilgili düzenlemeleri içeriyor ya... O arkadaşların da herhâlde bu süreçten pek haberleri olmamış.
BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Herkesin hassasiyeti olduğu için hassas bir konu.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ben de bir mühendis olarak hep şunu söylüyorum: Bu ülkenin hem yetişmiş mühendisinin hem siyaset yapanının hem siyasetin içinde olanının ülkenin bütünü için söyleyeceklerinde yalnızca muhalefet yapmak ya da "İktidar benim, her dediğim olsun." mantığıyla hareket etmek bu ülkenin hayrına olmuyor. Gelin, muhalefetin söylediklerini dikkate alın. Bütüncül bir yapıyla sorunlara bakalım ve bu yönde çözüm üretecek kanun tekliflerini buraya getirelim diyor, teşekkür ediyorum.