KOMİSYON KONUŞMASI

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Teşekkürler.

Hoş geldiniz, Meclisimizi teşrif ettiniz Sayın Bakan.

Sunumlar için de teşekkür ediyoruz hem ekip arkadaşlarınıza hem size.

Tabii, ben daha kapsamlı, etki analizleri içeren, rakamlarla dolu, biraz daha istatistiklerin yorumlandığı bir sunum da beklerdim, o yüzden birkaç değerlendirme yapacağım öncelikle.

Hepimizin bildiği gibi, aslında ağır bir Bakanlığın Bakanısınız yani çocuklar suça sürükleniyorsa, çocuklar korunamıyorsa, bugün çocuklar cezaevinde büyüyorsa burada en ağır sorumluluklardan birisi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınındır. Sadece ben son birkaç haftada hatta birkaç günde çıkan birkaç haberden bahsedeceğim. 17 yaşındaki Atlas Çağlayan 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçakla öldürüldü. Atlas'ımızın ailesini tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alınan zanlı tutuklandı. Mersin'de iki gün önce bir olay patladı, sizin de açıklamalarınız var. Mersin Davultepe Çocuk Esirgeme Kurumunda çocukları tekmelediği videoda da görülen bir eğitimcinin görevine iade edildiği yansıyor.

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - İşte iade edilmedi, o yanlış bir bilgi; onu da düzelteyim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - İade edildiği iddiası ortaya çıktı. Sizin açıklamanızda maalesef birazcık tam anlaşılmıyor; bu kişinin görevinin sonlandırıldığını, memuriyetinin sonlandırdığını açıklamanızda söylüyorsunuz ama bunun tarihleri yer almadığı için iddia doğru mu yanlış mı?

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Tabii, o görüntüler 2024 görüntüleri. O yüzden, bizim Bakanlığımızın çok dezenformasyonla mücadele ediyordu, bunu da vurgulayayım.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Tamam. Bu iddia doğru mu, değil mi? Sonuçta böyle bir kurumda çocuklarımızı tekmeleyen bir eğitimci görevdeydi, Bakanlık daha sonra, söylediğiniz üzere, görevini yaptı.

Ankara'da 2 kız çocuğunun polise, Emniyetimize başvurmasıyla başlatılan soruşturma kapsamında eğlence mekânlarına operasyon düzenlendi; biri 8'inci sınıf terk olduğu, diğeri lise terk 2 kız çocuğu garsonluk, dansçılık gibi işlerle başladıklarını, daha sonra fuhşa zorlandıklarını dile getiren ifadeler verdikleri yönünde basında haberler çıktı. Soruşturma kapsamında 15 kız çocuğumuzun bu gece kulüplerinde çalıştırıldığı iddiaları ortaya çıktı. Çocuklarımızın 2 bin lira, 5 bin lira karşılığında fuhşa zorlandığı iddiaları basına yansıdı ve mağdur çocukların beyanlarında çocuk yaştaki bir kız çocuğuna da uyuşturucu verilerek cinsel saldırıda bulunulduğu ve görüntülerin çekilerek yaygınlaştırıldığı da basına yansıdı. Ben de kızlarımızın ifadelerine ulaştım. Bu ifadelerden gizlilik kararı olduğu için bahsetmeyeceğim ama bazılarının doğru olduğunu görüyoruz.

Devam ediyorum. Kamuoyunda sadece örneklerden biri, "Casperlar" adıyla bilinen suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında 68 kişi hakkında dava açıldı, bu kişilerden en az 57'sinin çocuk olduğu ortaya çıktı ve örgütün de bu çocukları suç faaliyetlerinde kullandığı belirlendi.

Devam ediyorum. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin raporuna göre, 2025'te 94 çocuk işçi olarak çalıştırılırken hayatını kaybetti. Bu sayı bugüne kadar açıklanan en yüksek çocuk işçi ölüm sayısı olarak kayıtlara geçti.

Son olarak hepimiz buradayız, yaşadık; Türkiye Büyük Millet Meclisi lokantasında stajyer olarak çalışan MESEM'li kız çocuklarının istismar edilmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması geçen hafta görüldü, ben de oradaydım. Duruşmayı takip etmek için gelen kadınlar polisler tarafından engellenmeye çalışıldı; buna alıştık, geçiyorum. Mağdur stajyer öğrencilerden birisi yaşadıklarını annesiyle paylaştıktan sonra annesinin Meclis Staj Bürosuyla görüştüğünü söyledi, annesine "Sizin başınız yanar." denildiği duruşmada ifade edildi, tutanaklara geçti, hepimiz de duyduk.

Şimdi, bu ve benzer birçok sayıda haber var ve bunlar sadece son birkaç günde yayımlanan haberler. Tabii, yine her daim hatırlamamız gereken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının görevi, misyonu ve kanunla belirlenmiş sorumlulukları var. Çocukları Koruma Kanunu'nda yer alan hususlar da bunların başında geliyor.

Şimdi, Sayın Bakan biz bu Komisyonda 7'nci toplantımızı yapıyoruz. TÜİK geldi buraya, 2024 yılında suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine gelen çocukların karıştığı olay sayısı "2.785'e çıktı ve 2020'ye göre yüzde 80'in üzerinde artış var." dedi, yine, "Aynı yıl mağdur olarak güvenlik birimlerine gelen çocukların karıştığı olay sayısı da 279.620'ye ulaştı." dedi. Bunları tek tek söylüyorum, tutanaklara da girsin, çok fazla bu rakamlar. Adalet Bakanlığı geldi Sayın Bakan, "2025 yılında çocuklara yönelik soruşturma sayımız 186 bini aştı." dedi, "2020 yılından bu yana mağdur çocuk sayısında yüzde 56 artış var" dedi.

Şimdi, tüm bunlar bize ne gösteriyor biliyor musunuz? Tüm bunlar bize önleme mekanizmalarının çöktüğünü gösteriyor, önleme mekanizmalarınızın çalışmadığını gösteriyor. O hâlde soruyorum: Sizin sosyal hizmet sisteminiz ne yapıyor Sayın Bakan? Ben duymak isterdim ki bu sunumlarınızda "Bizim sosyal hizmetlerimizde şöyle şöyle aksayan yönlerimiz de var, şöyle şöyle iyileştirmelere ihtiyacımız da var." ama yok.

Şimdi, övgüyle bahsedilen bu Aile Yılı'nda bu aile izleme mekanizmaları, okul temelli sosyal destekler, mahalle düzeyinde erken uyarı sistemleri gibi burada az önce de bahsettiğiniz onlarca şey neden çalışmadı da bu kadar artış var, neden bu durumdayız Sayın Bakan; samimiyetle soruyorum, samimiyetle soruyorum.

Bakanlığınızın en temel görevlerinden birisi risk altındaki çocukları erken tespit etmek, aileyi desteklemek, çocuğu suça sürüklenmeden önce korumak; önce, önce korumamız gerekiyor.

Birazdan bahsedeceğim ama bu Ankara'da yaşanan, bu gece kulübünde yaşanan bu rezil olay çocukların ifadesiyle beraber bu soruşturma başlatılıyor sizin kendi Aile Bakanlığımızın yaptığı açıklamanızdan anladığımız üzere. Çocuklar şikâyetçi olmasaydı ne olacaktı? Çocuklar önce sosyal hizmetle karşılaşmıyor, çocuklar önce sosyal hizmetle değil, çocuklar önce kollukla karşılaşıyor. Bunun anlamı ne? Bunun anlamı ne? Emniyetin verilerine göre, çocuklar arasında -geldi, burada Emniyeti de dinledik- bağımlılık, çeteleşme, şiddet, okul terki, erken yaşta suç örgütlerinin ağına düşme artık neredeyse olağan hâle gelmiş durumda değerli arkadaşlar.

Televizyon yayınlarından bahsediyorsunuz. E, RTÜK sizde değil mi? Kapatın, engelleyin, yayımlattırmayın. Neden yapmıyoruz? Neden yapılmıyor? Başka kanallar istenildiğinde siyasi gerekçelerle kapatılabiliyor, kolaylıkla engellenebiliyor, ceza kesilebiliyor. Bu yayınlar neden engellenemiyor madem bu kadar önemli?

Şimdi, TÜİK verileri bile özellikle uyuşturucu kullanımı ve ticareti nedeniyle işlem yapılan çocuk sayısının bir yılda yaklaşık 2 kat arttığını söylüyor. Peki, bu konuda ve bu tablo karşısında Aile Bakanlığınız ne yapıyor Sayın Bakan? Kaç çocuk için bireysel sosyal hizmet planı oluşturuluyor? Kaç risk altındaki aileye düzenli sosyal hizmet desteği veriliyor ya da verildi? Kaç çocuk için psikososyal destek, bağımlılıkla mücadele, aile içi şiddeti önleme programı uygulandı? Kaç çocuğun okulu terk etmesi, sosyal hizmet sistemi tarafından önceden fark edilip müdahale edildi? Ben bu rakamları duymak istiyorum.

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Biz bu yüzden sosyal risk haritasını oluşturduk Sayın Vekilim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben bunları duymak istiyorum, hani buraya geldiniz, teşrif ettiniz.

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Her şey toz pembe değil yani.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Biliyorum olmadığını zaten, siz de gayet farkındasınız. Bu rakamları duymak istiyorum Sayın Bakan.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Vekilimiz slayta da pek bakmıyordu o sırada, önüne bakıyordu.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Bu soruların yanıtını sayılarla, sonuçlarıyla...

Yok, gayet dinledim ben Sayın Bakanı, çok daha iyi takip ediyorum.

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Başkanım, bu, hoş bir yaklaşım değil ama.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Siz müsaade edin, hiç ben... Devam edeyim, Sayın Bakanla biz birbirimizi çok iyi tanırız, hiç sorun yok.

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Hiçbir komisyonda böyle bir söylem yok.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Şimdi, Sayın Bakan, ben, hep beraber şunu rica ediyorum...

Arkadaşlar müsaade edin.

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Ama öğretmen...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bunu bir ezberlemişsiniz arkadaş ya.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben hiç dinlemiyorum.

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Ama doğru bir yaklaşım değil, olmaz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Tamam, siz büyütüyorsunuz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Arkadaşlar, müsaade edin, insicamı bozmayın lütfen.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Siz büyütüyorsunuz, siz büyütüyorsunuz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Arkadaşlar, arkadaşlar...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şu anda insicamı bozan sizsiniz.

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Siz bu Komisyonun Başkanısınız, burayı adaletle yönetmeniz lazım.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Komisyonun Başkanı bensem bırakın ben yöneteyim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Arkadaşlar, bana müsaade eder misin.

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Ama o kelimeleri şahsileştiriyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şahsileştirmedim, bir küçük gözlemimi aktardım.

Lütfen devam edin.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ya, ben Sayın Başkanla artık tartışmak istemiyorum, ben Sayın Bakanla muhatabım, burayı teşrif ettiler.

Şimdi, Sayın Bakan...

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Saygı, sevgi çerçevesinde...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben artık saygı da beklemiyorum çünkü saygı... Neyse geçiyorum. Sayın Başkanla muhatap değilim.

Şimdi, hep beraber şunu çok merak ediyorum. Bakın, değerli arkadaşlar, Sayın Bakan bize birazdan açıklar belki detaylarını, gizlilik var ama. Ankara'da bir gece kulübünde, eğlence merkezinde bir operasyon düzenleniyor. Baştan aşağı skandallarla dolu yani hangi suçu sayayayım ya? Uyuşturucu var, çocuk işçiliği var, fuhuş var, zorla alıkoyma var, içinde yoksulluğun, kadın sömürüsünün olduğu birçok suç türü var; var, Allah var yani. Şimdi dürüstçe...

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Portekiz'le ilgili cevap verecektim size.

GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Ben dışarı çıkıp geleceğim, biraz hava alayım yani çünkü bu yaklaşım hiç hoş bir yaklaşım değil.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Buradayız, buradayız Sayın Bakan, dinleyeceğiz sizi.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sayın Bakanım, dinliyoruz, dinliyoruz, merak etmeyin. Merak etmeyin buradayız.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Şimdi bu Ankara'da pavyonlarda ismini de kullanayım. O, Ankara'da, başkentin göbeğinde 2 çocuk, polis merkezi...

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Şöyle o konuyla ilgili Sayın Vekilim...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben müsaadenizle ne olur, bitireyim.

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Ama şöyle: Çocuklarla ilgili gizlilik kararı var ve bu çocukların hayatı tehlikede, hayatı tehlikede.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Biliyorum. Ben basına yansımayan hiçbir şey söylemiyorum, basına yansımayan...

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Basına yansıyanlar yanlış.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Sayın Bakan, soru soruyorum, ben zaten hukukçuyum ve gayet titizlikle o ifadeleri de kullandım. Ben şunu merak ediyorum, rica ediyorum sizden. Ben diyorum ki size: Bu çocuklar şikâyetçi olmadan önce neredeydiniz diyorum, bunu hepimize soruyorum. Ama yirmi dört yıldır iktidar olan sizler olduğunuz için bunun sorumluluğu da sizde maalesef; kabul etmek istemiyorsanız siz bilirsiniz. Yirmi dört yıldır iktidar olan, bu ülkeyi yöneten AKP'nin bakanına ben bunu sormak zorundayım. Eminim ki o da üzgündür ve eminim ki o da çok titizlikle takip ediyordur, ben takip etmiyor demiyorum. Ben, önleyici mekanizmalar neden çalışmıyor diyorum. Neyse devam ediyorum. Burada kadın sömürüsü var. Çocuklar... Acaba bu ilk olay mı, Sayın Bakan açıklasın. Daha önce böyle gece kulüplerinde Ankara'mızda, başkentte, Meclisimizin bir kilometre ötesinde, bakanlıkların bir kilometre ötesinde, çalışan yerlerde başka kız çocukları istismara uğradı mı, fuhşa sürüklendi mi? Tamda suça sürüklenen çocukların göbeğindeyiz. Bu ilk olay mı? 2 çocuk geldi, iyi ki de gelmişler, operasyon yapıldı. Peki, bu haberlere ilişkin acaba hangi tarihlerde, hangi işlemler yapıldı? Mağdur çocukların Bakanlığınızca koruma altına alınıp dinlendiği tarihler neler mesela? Şimdi, bir de şöyle bir iddia var, ben doğru olduğunu zannetmiyorum ama basına yansıdığı için soruyorum: Çocukların bazılarının koruma altındayken çıkıp... Bu doğru değil zannediyorum.

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Doğru değil, kesinlikle değil.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Tamam, ona girmiyorum.

Dolayısıyla bakın, bu mekânlar onlarca yıldır faaliyet gösteriyor. Buralarda kadın bedeni sömürüsünden uyuşturucuya kadar birçok suçun işlendiğini tüm Ankaralılar, hepimiz biliyoruz; hatta belgeselleri çekildi, izleyin, tavsiye ediyorum. Yine, Ankara'nın göbeğinde bu çocuklar bu hâlde ve siz ne yaptınız, ne yaptınız? Merak edip de acaba burada ne oluyor, bu Ulus'ta ne oluyor diye, bu kadınlar neden bu hâlde, bu çocuklar neden bu hâlde diye hiç düşünüldü mü, çalışıldı mı, hiç merak edildi mi? Hayır.

Peki, Bakanlığınıza bağlı çocuk destek merkezleri dediniz ya demin, çocuk izlem merkezleri, sosyal hizmet merkezleri, ben önleyici olmadığını iddia ediyorum ama bugün gerçekten size göre önleyici mi, yoksa sadece hasar tespiti yapan kurumlar ve birimler hâline mi dönüştü? Ankara'daki olayda -az önce de söyledim- çocuğun şikâyetiyle soruşturma başlatıldığını sizin açıklamanızdan zaten anlıyoruz. Peki, çocuklar suçla karşı karşıya gelmeden önce neden bu mekanizmalar çalışmıyor?

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan buradayken hep beraber bunu sorgulamamız, bunu tartışmamız gerekiyor. Önleyici mekanizma yok, suç oluşmadan önce yoksunuz değerli arkadaşlar. Şimdi, burada sadece mesele çocukların hayatı, hayatı çocukların yani çocuklar hayattan koparılırken...

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Evet, çocukların hayatı. Eyüpsultan kreşine de değinmenizi sabırla bekliyorum.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Bir müsaade edin. Duymadım. Ben bir konuşayım ya, bir tahammül edin.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - İşinize gelirse duyarsınız, işinize gelmezse duymazsınız.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Bir tahammül edin. Siz istediğinizi söyleyin.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Siz dediğiniz için ben lafa girdim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Şimdi, kendinizi Bakana göstermeye çalışıyorsunuz herhâlde. Sayın Vekilim, bunu yapmayın, bunu yapmayın.

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Niye bana burada göstermeye çalışsın?

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Ben sükûnetle sizi dinliyorum...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben müsaadenizle konuşayım. Siz konuşma hakkınızı alınca bana ne isterseniz söyleyebilirsiniz. Ben sizin sözünüzü kesmeden dinleyeceğim Sayın Vekilim ama bunu yapmayın, bu size yakışmıyor.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın vekillerim, hep birlikte konuşmayalım lütfen.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Size yakışmayan çok şeyler duydum bu masada sizden ben.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Siz benim söylemlerime katılmıyorsanız, rahatsız oluyorsanız çıkabilirsiniz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Vekilim...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Sayın Bakan beni dinleyecek, buraya geldi bugün, o da bana cevabını verir; kendisi de gayet yetkin bir insan, bana gayet cevap verebilecek. Sizin benim...

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Bakan sorgulanmaya gelmedi buraya.

EROL KELEŞ (Elazığ) - Aysu Hanım, lütfen ama, lütfen ama...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Sayın Başkan, lütfen, uyarırsanız beni uyardığınız gibi.

EROL KELEŞ (Elazığ) - Neyi uyaracak ya?

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Siz benim insicamımı bozuyorsunuz ya.

EROL KELEŞ (Elazığ) - Ayıp ama ya! Böyle olmaz ama ya!

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Siz neden tahammül edemiyorsunuz? Siz neden tahammül edemiyorsunuz, soruyorum ya.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Vekilim...

EROL KELEŞ (Elazığ) - On beş-yirmi dakikadır aynı şeyleri defaatle tekrar ediyorsunuz, yapmayın ya.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Neden tahammül edemiyorsunuz? Ya, konuşurum, rahatsızsan çık. Sayın Vekilim, rahatsız olan varsa çıksın ya.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Dinleyin.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Pavyondaki kız çocuklarının istismara uğramasından rahatsız olmuyorsunuz da benim konuşmamdan mı rahatsız oluyorsunuz? Hadi oradan!

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir şey söyleyeceğim.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Soru sordum ya.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Hayır efendim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın vekillerim...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Hayır efendim, siz beni dinleyebilecek tahammüle bile sahip değilsiniz çünkü siz...

EROL KELEŞ (Elazığ) - Her konuşmanızda aynı şeyler ya. Yeter ama!

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın vekillerim...

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Soruya bile tahammül edemiyorsunuz ya!

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben soruyu duymadım ki, duymadım. Sayın Bakan gayet rahat, cevap verebilir, siz heyecanlanmayın.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın vekillerim, vekilimizi duyamıyorum. Bir şey söyleyeceğim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Sayın Başkan, rica ediyorum, uyarın, bitireceğim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bağırmazsanız uyaracağım lütfen. Bir müsaade eder misiniz?

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ya, onlar bana bağırıyor.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şu anda da anlaşılmıyor.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ya, arkadaşlar, ne kadar ayıp bir şey ya, doğru düzgün yönetin ya!

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Hem muhalefet hem iktidar vekillerimizi uyarmak istiyorum.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Rica ediyorum ya. Keyfimden mi bağırıyorum ben?

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Lütfen, teker teker söz alalım. Lütfen, teker teker söz alalım.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Hiç yakışmıyor ya!

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sakin olun, herkes konuşacak ya.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Vekilim, ne olur, müsaade edin de ben yöneteyim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Konuşacağım, sakince konuşuyorum.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Suçlaya suçlaya konuş, kamerada reytinge oyna, biz de susalım.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Lütfen, Sayın Vekilim...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Konuşurum, siz de cevap verin. Sayın Vekil, siz de cevap verin.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Siz de konuşacaksınız.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Veriyorum işte.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Vekilim...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ama söz al, söz al, bekle, cevap ver.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Söyleyecek sözünüz varsa siz de söyleyin. Bu doğru bir yaklaşım değil ama.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ya, bir şey söyleyeceğim, bir şey söyleyeceğim ama şu anda bir...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Herkesin hassasiyeti aynı durumda.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Vekilim, müsaade ederseniz ben yönetebilir miyim Komisyonu? Lütfen, Sayın Vekilim, çok rica ediyorum.

Bir şey söyleyeceğim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Arkadaşlar, ben bitirebilir miyim? Konuşmam çöp oldu.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ya, bitireceksiniz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Bitiriyorum zaten.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir saniye, asayişi sağlamaya...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Siz de sakin olun.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Tamam, bağıra bağıra şey yapıyorsunuz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben bağırmıyorum, onlar bağırıyor, onlar sürekli bana bağırıyor.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Müsaade edin de bir sükûneti sağlayayım.

Öncelikle, bir tarz problemimizi de çözelim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Siz arkadaşlarınıza söyler misiniz?

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Karşınızda bir Bakan var, karşınızda milletvekilleri var.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben bağırdım mı? Sayın Bakanla nasıl konuşacağıma da ben karar veririm.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Benimle muhatap olmadığınızı söylüyorsunuz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Sayın Bakanla nasıl konuşacağıma ben karar veririm.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ya, bir susar mısınız? Müsaade edin.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - O da bana gayet cevap verebilecek...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir şey söyleyeceğim. Arkadaşlar...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bakan rahatsız olmaz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ya, biz buraya kavga çıkarmaya gelmedik, sürekli provoke ediyorsunuz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Provoke... Aa...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Yapmayın ya, provoke ediyorsunuz ya.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir şey söyleyeceğim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Provoke ediyorsunuz ya.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir şey söyleyeceğim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Müsaade edin, ben tamamlayacağım, sonra her birine tek tek söz verebilirsiniz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Tamamlayacaksınız, biz de sabırla tamamlamanızı bekliyoruz zaten de bir sükûneti sağlayalım müsaadenizle.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Uyarın arkadaşlarınızı.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yalnız, Komisyon Başkanı olarak şunu da bir uyarı olarak yapmak zorundayım: Bu Komisyonun ilk toplantısından itibaren burada siyasi mülahazalarla değil çocukların üstün yararı için toplandığımız, bilimsel veriye dayanarak sorunları objektif bir şekilde ortaya koyarak ve çözüm yollarını bulmak için ortak akıl bulmaya çalışarak toplandığımız bir Komisyon olduğunu defaaten belirttim. Fakat şunu da söyleyeyim: Yani Sayın Bakanımız çok naif ve çok nazik, hakikaten çok da yetkin bir Bakanımız, sabırla dinliyor. Bence ona karşı tavrınız da...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - O beni ilgilendirir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - ...beni muhatap almamanız da...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - O beni ilgilendirir.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - ...bu Komisyonu fazlasıyla ilgilendiriyor.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Sayın Bakanla nasıl konuşacağım beni ilgilendirir. Siz benim annem, babam, öğretmenim değilsiniz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Rica ediyorum.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Siz benim annem, babam, öğretmenim değilsiniz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir dakika ya... Komisyon Başkanı olarak bu Komisyonun sükuneti de beni ilgilendirir.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Saygısızlık yapmayın, çok rica ediyorum.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir dakika...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Çok rica ediyorum, Sayın Bakanla nasıl konuşacağıma ben karar veririm.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir dakika...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Hiç yakışmıyor size. Sizin gibi nazik bir hanımefendiye hiç yakışmıyor.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Her toplantıda...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben sizin öğrenciniz değilim. Bakın, tekrar ediyorum; sizin gibi nazik bir hanımefendiye hiç yakışmıyor.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Burada sükûneti ve bilimsel...

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Hiç yakışmıyor sizin gibi nazik bir hanımefendiye.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir dakika... Her geldiğinizde aynı plağı dinliyoruz, her geldiğinizde burayı provoke ediyorsunuz.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Çünkü siz sürekli benim sözümü kesmeye çalışıyorsunuz.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bu doğru bir laf değil, provoke lafı. Sizin kendinize göre bir provoke tanımınız var ya.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Hiç yakışmıyor. Ben kaçıncı komisyondayım ya? Hiç böyle bir yönetim görmedim ya!