KOMİSYON KONUŞMASI

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Evet, Sayın Bakan, en son mesele, "Önemli olan çocukların hayatıdır." demiştik ve önleyici mekanizmalara vurgu yapmıştım dolayısıyla şunu tekrar vurgulamam lazım: Bakanlığınız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu ülkede çocuklarımızın en son sığınağı olması gereken kurumdur ve siz bu kurumun başındasınız ama çocuklar, bugün maalesef çocuklarımızın birçoğu o sığınağa ulaşamadan sokakta suç örgütlerinin, uyuşturucu tacirlerinin, şiddet ağlarının içine düşüyor. Bu çocukların çoğu da yoksul, dezavantajlı ve korumasızlar yani yine sizin doğrudan sorumluluk alanınızda olan çocuklar bunlar. O yüzden bir kez daha soruyorum: Bakanlığınızın erken uyarı ve erken müdahale sistemleri neden yetersiz kalıyor? Sosyal hizmet uzmanı sayılarınız yeterli mi? Çocuk cezaevlerinden çıkan çocuklarımızın kaçı için sürdürülebilir sosyal uyum programı uygulanıyor, kaçı yeniden suça sürükleniyor, bununla ilgili verileriniz nedir? Bunları lütfen burada paylaşın. Bugün çocukların suça sürüklenmesi bir güvenlik sorunu değil, bir sosyal devlet krizidir. Bu krizin merkezinde de maalesef sizin bakanlığınız var. Çocuklar ve olaylar üzerinden tek tek anlatmak istemiyorum. Burada yaşanan kamusal bir sorumluluk vardır. Şimdi, biz bu Komisyonda artık süslü sunumlar, slaytlar istemiyoruz. Ben şunu merak ediyorum: Bakanlığınız döneminde kaç çocuk korundu, kaç çocuk kaybedildi, kaç çocuk suçtan uzak tutuldu, kaç çocuk sistemin dışına itildi; kaç aile desteklendi, kaç aile yalnız bırakıldı?

Sayın Bakan, bir diğer konu: 2025 yılında çocuklara yönelik adli mercilerin başlattığı soruşturma sayısı 186 bini aşmış durumda. On yıl öncesine göre de korkunç bir artış var. Yine, 2024 yılında -az önce de söyledim- 279.620 çocuğumuz mağdur olarak güvenlik birimlerine sığınmış. Bu ne demek, biliyor musunuz? "Bu devlet çocuklarını aslında istismardan, şiddetten, sömürüden korumakta eksik kalıyor." demek. "Aile yapısını koruyoruz. Aile yılı..." demekle maalesef olmuyor. Kadın konusuna hiç girmiyorum ama annesi öldürülen çocuklara ilişkin ne gibi çalışmalarınız var mesela?

Bir başka başlık eğitim. Eğitim konusunda yıllardır söylüyoruz, binlerce çocuk "MESEM" adı altında sanayiye, açıköğretime yani denetimsizliğe mahkûm edilmiş durumda. Millî Eğitimle protokolleriniz var. MESEM'lerde kaç çocuk cinayeti işlendi, bu çocuklar neden eğitimden kopuyor? MESEM'lerde şiddet ve istismara uğrayan çocuk sayısı kaç? Bunları da açıklarsanız sevinirim.

Ve son olarak, Sayın Bakan, sizden beklentimiz niyet değil, yirmi dört yıldır iktidarda olan ve çocukların hayatının göz göre göre kötüye gitmesine göz yummamanız ve gerçek icraatlarda bulunmanızdır.

Değerlendirmelerim bu kadar. Son olarak şunu söyleyeceğim Sayın Başkan: Biz milletvekilleriyiz, bu Komisyonda istediğimiz şekilde siyasi değerlendirmeleri yaparız, bu özgürlüğe sahibiz. Hepimiz farklı siyasi partilerden geliyoruz ama ne siz bizim üstümüzsünüz ne biz sizin öğrenciniziz, burası da bir akademik kuruluş ya da üniversite değil. Burası siyasetin tam merkezi. Buradaki siyasette bir problem var, önleyici mekanizmalarda, uygulanan politikalarda bir problem var ki bugün burada bu Komisyonun kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur dolayısıyla lütfen bizlere, bir milletvekiline nasıl konuşacağımızı, nasıl hitap edeceğimizi öğretmek size düşmez Sayın Başkan, nezaketinize de yakışmaz. Bunu bir kez daha ve son kez söylüyorum: Bu üsluba da devam ederseniz bundan sonra daha farklı şekillerde o zaman konuşmak ve daha farklı ihtimalleri konuşmak gerekir. Bunu da size yakıştıramadığımı bir kez daha söylüyorum. Lütfen, bu usulünüzü sürdürmeyin. Ben Sayın Bakana karşı gayet siyasi olarak değerlendirmelerde bulundum, sorularımı sordum. Sayın Bakan gayet yetkin bir insan, kendisi sorularıma cevap verir. Değerlendirmelerime ister cevap verir ister vermez, kendi takdiridir, buna da gayet yetkin bir insandır. Sizler de benim söylediklerimden hoşnut değilseniz, katılmıyorsanız söz alırsınız, gayet nezaketli bir şekilde sözlerinizi söylersiniz ama bu usul yakışmıyor. Burası bir siyaset kurumu...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Meramınız anlaşıldı, teşekkür ediyoruz uyarılarınız için.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Burası bir üniversite değil, biz bilimsel bir makale üretmeye çalışmıyoruz, biz burada bir tez yazmıyoruz. Bunu bir kez ve son kez daha hatırlatıyorum. Milletvekillerinin itibarını etkileyecek şekilde söylemlerde de lütfen bulunmayın.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Çok teşekkür ediyoruz. Bir kez daha tekrar edecekseniz yine dinleyelim.

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Bu şekilde de devam ederseniz biz de gereğini yaparız.

Teşekkürler.