KOMİSYON KONUŞMASI

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri, Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar, değerli basın mensupları ve danışmanlar; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakana ne zaman bir problem iletsek hemen bireysel anlamda ekibiyle birlikte bu problemi çözmek için davranan ve geri dönüşü de yapan bakanlardan biridir. Dolayısıyla, bu anlamda teşekkür ediyorum ama bu teşekkürümün sonrasında da burada eleştirdiğimiz kesinlikle Bakanın şahsı değil, üstelik de tabii, Sayın Bakanın temsil ettiği Bakanlık bir sürü bakanlığın yapması gereken görevleri yeterince yapmadığından dolayı da odak noktasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanının ve Bakanlığının geldiği de bir Bakanlık olma niteliğindedir maalesef. Çünkü hepimiz biliyoruz ki zaten kendilerinin de verdiği kitapçıkta da var, Koruyucu ve Önleyici Hizmetler bölümüne de baktığımız zaman, bu hizmetlerde bile ana bakanlığın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olduğunu çok net, açık bir biçimde görüyoruz. Öyle bir Bakanlık ki bazen çocuk doğmadan hemen el atması gerekiyor olaya, ölünceye kadar da vatandaşın sorumluluğunu üstlenen, üstlenmek durumunda kalan, üstlenmesi gereken bir Bakanlık. Dolayısıyla Sayın Bakana bizim burada yaptığımız eleştirilerin hiçbirisi kişisel değil, kişisel anlamda çok sevildiğini, beğenildiğini burada söylememize gerek yok ama şunu açıkça söylemek gerekiyorsa Sayın Bakanım: Yani bütün mesele, bütün bakanlıklar geliyor, konuşuyor, herkes sunum yapıyor, bir bakıyoruz ki harikayız. Yani baktığımız zaman, ben, şimdi, benden önce konuşan kendi partimdeki milletvekili arkadaşlarımın konuşmalarına katıldığım gibi, bugün burada hepinizin konuşmalarına da -sizinki hariç, son son önerdiğiniz sistem hariç Erol Vekilim- katılıyorum çünkü...

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Hangisine, niye katılmıyorsunuz?

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - O çocukların aslında yapılan bir sistem var bizim. Hani nerede ayrıldınız, onu da çok anlamadım ama.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Anlamamışsınız ama.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - "Çocukların daha ilk suçta alınıp kapalı bir mekâna kapatılıp orada rehabilite edilmesi." dediniz.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Anlamadınız, anlamamışsınız; yanlış anlamışsınız.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Olabilir ama cümleniz buydu yani cümle buydu.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Siz müsaade ederseniz tekrardan anlatayım.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Tabii, şimdi onu anlatırsanız sevinirim ben de yani eğer yanlış anladıysam sorun bu değil ama cümleyi böyle kurdunuz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ben bir örnek verebilir miyim, şöyle anladım ben.

Lütfen sözünüzü unutmayın Sayın Vekilim.

Şimdi, Ahmet Minguzzi hadisesinden bir örnekle vereceğim. Bir kız çocuğu ama suça mümeyyiz değil yani ehliyeti yok suç işlemeye, yaşı 12 miydi, neydi. Çok ağır hakaretler yapıyor, işte, çok çirkin paylaşımlar yapıyor. Aile bunu ihbar etti, neticede yakalandı fakat suç ehliyeti yok diye aslında bir şey yapmayacaklardı yani bir yaptırımı olmayacaktı. Ben o zaman dedim ki: Ya, bunun bir psikiyatrik durumuna bakın, bu kadar çirkin bir paylaşımını yapan bir çocuğun bir psikopatolojisi olması lazım çünkü kelimelerle tarif edilemeyecek kadar çirkin ve tahrik edici bir paylaşım. Neticede o çocuğu biz aslında psikiyatrik bir hem değerlendirmeye hem de zorunlu tedaviye aldırdık. Bence hem çocuğu bir daha suç işlemeden men edecek hem de onun psikiyatrik tedavisini sağlamak açısından güzel bir şey yaptık. Şimdi, şöyle oluyor Sayın Vekilim: Suça suç ehliyeti yoksa o çocuklarla ilgili adli bir şey yapılmıyor, psikiyatrik de zorunlu bir şey yapılmıyor yani biri takip etmezse ya da ailenin böyle bir talebi olmazsa.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ama tedbir verilebilir. Tedbir verilebilir de işte, problemimiz burada, niye verilmiyor?

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yani dolayısıyla, bence Sayın Vekilimiz bunu kastetti.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bunu dediyse evet.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ben böyle anladım.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Tedbir verirden öyle anlamadım ama kurulan cümle de çok net, bakarız.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Olur, bakarız, eğer anlamamışsanız da tekrar anlatırım.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yok, yok çünkü kendisi sağlıkçı olduğu için sağlık yönüyle bir rehabilitasyonu işaret etti diye düşünüyorum.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Seve seve dinleriz tabii, yani birbirimizi dinledikçe doğruya varıyoruz.

Şimdi, Sayın Bakanım, dediğim gibi, çocuk doğmadan başlıyorsunuz ama adli sistem içerisinde yani suça sürüklenen çocuklar olayında da eğer bir suç oluşmuşsa onun tabii ilk gittiği yer kolluk kuvvetleri oluyor ve bizim alandan aldığımız bilgiler doğrultusunda da Çocuk Koruma Kanunu Yönetmeliği'nin 5/(8) ve 16/(3) bentleri uyarınca aslında kolluk güçleri veya savcılık kendilerine suça sürüklenen bir çocuk geldiğinde ve diğerinde de 16/(3)'te de mağdur da gelse direkt olarak size bunu ihbar etmek durumunda. Burada kolluk güçlerinin bu ihbarı yeterince yapmadığı konusunda alandan, barolardan, sivil toplum örgütlerinden bize gelen bildirimler var. Dolayısıyla siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, merak ediyorum. Şimdi, şöyle de bir tabii, sona da kalınca hazırladığım şeyler var, ne kadar tekrara gireceğim, bilmiyorum sorularımda ama siz tekrar olanı zaten dikkate almazsınız, tekrar olmayanlara da şu anda belki verisel anlamda cevap vermeyebilirsiniz ama sonra verirseniz de çok memnun oluruz.

Şimdi, Sayın Bakan, dolayısıyla bu önleyici mekanizmada ilk devreye hani girdiğinizde de bir problem yaşanıyor. Dolayısıyla bu bahsettiğim hem Çocuk Koruma Kanunu hem Çocuk Koruma Kanunu Yönetmeliği uyarınca adli sisteme giren çocuk için yapılan bildirim sayıları nedir? Yapılan bildirim neticesinde, bildirimler neticesinde tedbir uyguladığınız verilen tedbir sayısı ve bu tedbirlerin başarı oranı nedir? Çocuk Koruma Kanunu 5'te düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin başarıya ulaşıp ulaşmadığına ilişkin sizin tarafınızdan toplanan bir veri var mıdır? Bunu açıkçası çok merak ediyorum çünkü her şey çok güzel ama sonuçta belki de koordinasyonsuzluktan kaynaklanan, sonuçta artan suça sürüklenen çocuk sayısı, olay sayısı ve mağdur sayısı ama bu sadece Türkiye'de de değil tabii, bu gerçeği de görmek lazım, tüm dünyada da artan bir durum var.

Şimdi, bazen belki de çocuklara çok mu yükleniyoruz diye de düşünüyorum. Öyle bir dünya hâline geldik ki savaşların canlı olarak yayınlandığı bir dünyada çocukların şiddetten geri durması için bir mücadele veriyoruz. Çok kolay bir mücadele değil. O yüzden, hani tüm sorumluluğu da çocukların üstüne yıkmak da doğru bir yöntem değil.

Sayın Bakan, son beş yıl itibarıyla yıllara göre verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının sayısı nedir? Bu kararların türlere göre dağılımı nedir? Verilen koruma ve destekleme tedbir kararlarının kaç adeti acaba uygulanmamıştır? Uygulanmama gerekçeleri nedir? Bakanlık olarak çocukla ilgili koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verildiğinde aileye veya çocuğa ulaşılamayan durumlarda nasıl bir yol izlemektesiniz? Bu çocuklara ilişkin alternatif destek mekanizması var mıdır? Yeniden suça sürüklenerek adli sisteme giren çocukların kaçı hakkında geçmişte koruma, destekleme tedbir kararı verilmiştir? Kaçı hakkında herhangi bir koruyucu veya destekleyici tedbir kararı verilmemiştir? Elinizde bir veri var mı? Bakanlığınıza bağlı olarak görev yapan ve suça sürüklenen ya da risk altında bulunan çocuklarla ilgilenen kurumlarda görev yapan sosyal hizmet uzman sayısı nedir? Çocuk adalet sistemi kapsamında görev yapan sosyal hizmet uzmanlarının çocuk başına düşen vaka oranı nedir? Bakanlığınızın koruma ve destekleme tedbir kararlarının uygulanmasını düzenli olarak izleyen bir veri sistemi bakanlığınızca kurulmuş mudur? Ben her zaman sizle karşılaştığımda, özellikle bir de Adalet Bakanıyla barolar ve sivil toplum örgütlerinin bu alanda hem kadın hem çocuk konusunda ne kadar eğitilmiş olduklarını, bilinçli olduklarını dile getiriyorum. Hatta avukatlarınız yanınızda, tek bir kelimeyi değiştirmeyle 6284 sayılı Yasa'da Türkiye Barolar Birliği ve baroları ekleseniz çok daha etkin bir adli vaka izlemesi yapabileceksiniz, niye bunu yapmıyorsunuz? Barolarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla çocuk koruma süreçlerinde bir iş birliği yürütmekte misiniz? Yürütmekteyseniz hangi sivil toplum örgütleriyle yürütüyorsunuz ve iş birliği hangi alanları kapsıyor? Suça sürüklenen çocuklara ilişkin verilerin Bakanlığınız ve Adalet Bakanlığı arasında ve İçişleri Bakanlığı arasında düzenli bir paylaşımı var mıdır ki "Var." dediniz buna ama bunun etkin bir değerlendirmesi yapılıyor mu? Bakanlığınızın bünyesinde çocuklarla çalışan personele yönelik travma farkındalığı, iletişim ve çocuk hakları eğitimi verilmekte midir? Çocuk koruma alanında görev yapan sosyal hizmet uzmanlarına mesleki destek ve süpervizyon hizmeti verilmekte midir? Uzmanların bu hizmetlerden yararlanma oranı nedir? Okullarda sosyal hizmet bulundurma konusunda Bakanlığınızın bakış açısı nedir? Çocuk koruma sisteminin güçlendirilmesi için önümüzdeki döneme ilişkin stratejik planınızda hangi hedefler yer almaktadır? Bakanlığınızın barolarla düzenli ve sistematik bir koordinasyon mekanizmasını kurmayı düşünüyor musunuz? Buna ilişkin bir planlamanız var mıdır? Bakanlığınız bünyesinde kalan çocukların suça sürüklenme sayısına ilişkin veriniz var mı hem mağdur açısından hem suça sürüklenen çocuk açısından? Yine, aileler yanında kalan ama suça sürüklenen çocuk açısından ve mağdur olan çocuk sayısı açısından bir veriniz var mı? Yani karşılaştırma yapmak istediğim için soruyorum, kendi açısından 2'ye ayırdım, hem ailede hem de Bakanlığınızın ilgili birimlerinde kalan çocuklar açısından; onlar arasında bir karşılaştırma yapabilme imkânını bulabilmek için. Hâlihazırda koruyucu ve destekleyici tedbir uygulanan çocukların suçla ilişkilenme oranı konusunda bir veriniz var mı? Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimi ÇOKİM'de bulunan çocukların başta eğitim hakkı olmak üzere etkili koruma ve destekleme tedbiri uygulama örneklerine ilişkin verileriniz elinizde var mı? Cezai ehliyeti bulunmayan 12 yaş altı çocuklar hakkında yürütülen koruma ve destekleme tedbir sayısı ile bu çocukların yeniden suça ilişkilenme oranlarına ilişkin herhangi bir veriniz var mı? Suça sürüklenen çocukların adli sistemle ilk teması öncesi kaçı hakkında okul, rehberlik servisi, sosyal hizmet birimleri tarafından risk bildirimi yapılmıştır? Tahliye edilen çocuklardan kaçı için tahliye sonrası herhangi bir sosyal hizmet desteği sağlanmıştır? Tahliye sonrası destek almayan çocuklar ile destek alan çocuklar arasında yeniden suça sürüklenme oranlarına dair Bakanlığınızın bir karşılaştırmalı çalışması var mıdır? Bakanlığınıza bağlı kurumlarda kalan çocuklardan suça sürüklenen çocukların oranı nedir? Bu çocukların hangi kurum türlerinden geldiği tespit edilmiş midir? Kurum bakımında bulunan çocukların suça sürüklenmesine ilişkin Bakanlığınızca yapılmış bir iç denetim, risk analizi veya özel inceleme raporu mevcut mudur? Aile yanında, SED yardımıyla gönderilen çocukların takibi yapılmakta mıdır? Suça sürüklenen çocuklara yönelik uzmanlaşmış koruyucu aile modelinin uygulanmama gerekçesi nedir? SSÇ'lere yönelik çocuk destek merkezlerinin sayısının artırılmamasının nedeni nedir? Başka bir planlamam mı yapıyorsunuz? Daha önce kapattığınız yerel ve mahalli düzeyde müdahaleyi kolaylaştıran koruyucu ve önleyici destek modeli toplum merkezlerinin tekrar açılmamasının nedeni nedir? Koruyucu destekleyici tedbir kararı uygulayan personelinize çocuk koruma odaklı yaklaşım doğrultusunda düzenli olarak hizmet içi eğitim veriyor musunuz? Veriliyorsa kaç personeliniz bu eğitimi hâlihazırda almıştır? Bu personelin süper vizyonunu sağlayan kurum içi destek mekanizması mevcut mudur? Bundan öncede de zaten diğer arkadaşlarım da soruları sordu ama Sayın Bakan, ben şunu önemsiyorum: Gizem Vekilim de dedi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi Türkiye raporunda bakanlıklar arasındaki koordinasyonu eleştirmişti. Kim ne derse desin, kim burada bize hangi sunumları yaparsa yapsın ortada çözmemiz gereken bir problem var ve bunun da çoğunluğunun aslında -eğer sizin verdiğiniz veriler ve çalışmalar doğruysa- bir koordinasyon eksikliğinden ortaya çıktığı da ortadadır. Bu konuda, Aile Bakanlığınızın öncü olma konusundaki çalışmaları var mıdır?

Konuşmamı bitirirken şunu da söylemek istiyorum: Elbette ki burada hepimizin odak noktası çocukların üstün yararıdır ama elbette ki herkes başka bir noktadan bakar, her siyasi parti başka bir noktadan bakar, sizler de başka noktalardan bakabilirsiniz çünkü tam da bu noktada çözüm politiktir yani tercihler ve hazırladığınız bütçe politikayı oluşturur zaten. Dolayısıyla, sizin bu kadar geniş alan içerisinde görev alıyor olmanızın sonucunda sağlanan bu bütçenin... "Evet" demenizin de siyasi anlamda ne kadar zor olduğunu biliyorum -sizi burada zor durumda bırakmak için ya da politik anlamda bir iktidarı zor durumda bırakmak için değil- ama seneye yine bütçeleme yapacağız, dolayısıyla buraya gelen bakanlıkların ya da birimlerin bize biraz daha cesur bir biçimde "Şuna ihtiyacımız var." "Bütçe böyle olursa çok daha iyi yapabiliriz." "Şu kadar eleman sıkıntımız var, şu kadar araç sıkıntımız var." diyebilme cesaretini de onlardan beklediğimin de altını çizmek isterim.

Bir de şunu söylemek istiyorum: Şimdi, hani, hep aile odaklı çalışma üzerine yoğunlaşıyoruz ya Sayın Bakan, bunun ne kadar doğru bir yöntem olduğundan emin değilim çünkü artık çocuklar ailelerin çocuğu değil, çocuklar okulların çocuğu da değil, çocuklar artık bu dijital mecralarda başka alanların çocukları, sokağın çocukları bir şekilde -tırnak içinde bunları söylüyorum- olmuş durumdalar. Siz ne kadar çocukları aile içerisine alıp bir odaya bile koysanız o odanın içerisinde artık sizin çocuğunuz değil. Dolayısıyla, bence, hani, birçok çalışmalarda hemen ilk basamak olarak aile gibi görülüyor ama ben güçlü devleti daha çok önemsiyorum. Güçlü devlet, tabii ki bütçesi yeterince ayrılmış bakanlıklar ve o bakanlıkların üstten aşağıya bir yönlendirmesiyle gelişecek bir sistemin daha doğru daha etkin olacağını düşünüyorum. Bu konuda da görüşünüzün ne olduğunu merak ediyorum.

Ben tekrar sunumlarınız için teşekkür ederken işin çok kolay olmadığının altını çizmek istiyorum.

Şengül Hanım hemen belediye olunca şey yapıyorlar ama...

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Hiç öyle değil, çocuk olunca, çocuk olunca.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ben izin verirseniz o konuda bir şey...

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Sibel Hanım, onu düzeltin, size hiç uygun bir cümle değil.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Tamam, çocuk da olsa... Ama biz biliyoruz ki...

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Çocuk olunca, kimden oluyorsa olsun.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - ...Ayşe Hanım da çok rahat bir şekilde ifade etti, hastanelerde büyüklerin istismarı, hastanelerde çocukların istismarı, devlet kurumlarında istismarı olduğu...

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Senin istismarın, benim istismarım konusu olamaz.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yok, o yüzden söylüyoruz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Zaten iktidar vekili bunu söylediyse...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Tabii, tabii, o yüzden ben de söylüyorum. O konuda yanlış anlama olmasın, yani orada cevap vermiyorum. Sayın Kanko'ya söz verirseniz memnun olurum.