| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/280) ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/279) ile Sayıştay tezkereleri |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 01 .12.2025 |
SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim.
Yeni İletişim Başkanımız da eskisi gibi, o da gelmedi herhâlde, yok burada.
İktidara yakın Sabah gazetesinin Türk basınındaki 40'ıncı yılıydı önceki gün. Sabahtan beri eşitlik, eşitsizlik çok tartışıldığı için bu örneği verme ihtiyacı duydum. Şimdi, İletişim Başkanı Sayın Burhanettin Duran da doğum gününü kutladı Sabah gazetesinin. Eski yazarı, çok anlaşılabilir, çok insani bir şey ama bunun İletişim Başkanlığının resmî sosyal medya hesaplarından neden paylaşıldığını ben açıkçası anlayamadım. Yani misal, Türk basınının en köklü kuruluşlarından bir tanesi Cumhuriyet gazetesinin yıl dönümünü İletişim Başkanlığı kutluyor mu ya da Sözcü gazetesinin yıl dönümünü kutluyor mu ya da Nefes gazetesi yeni kuruldu diye bir hayırlı olsun mesajı paylaştı mı resmî adresinden ya da bütün kutlamaları geçiyorum Sayın Yılmaz, onlarca gazeteci, bu kurumun basın kartını taşıyan onlarca gazeteci çeşitli iftiralarla, haksız, hukuksuzca yargılandı, bunu özellikle söylüyorum çünkü beraat etti birçoğu, o beraatlerden sonra yani suçsuz oldukları resmî olarak da kanunen de anlaşıldıktan sonra İletişim Başkanlığı herhangi birine geçmiş olsun mesajı yayınladı mı mesela? Şimdi, bütün bunları yapmayınca, tek bir gazetenin iyi veya kötü gününde yanında olunca o eşitlik mefhumuna biz doğal olarak inanamıyoruz, inanmakta güçlük çekiyoruz. Yani AK PARTİ'nin eğer propaganda birimi değilse İletişim Başkanlığı ki öyle olmaması gerekir... Türkiye Cumhuriyeti devleti Anayasası ne diyor? Hiçbir ayrım olmaksızın devletle ilişkisinde herkes eşittir. Dolayısıyla o devletin bir kurumu olarak İletişim Başkanlığının da ilişki alanındaki bütün kuruluşlarla eşit bir durum tesis etmesi beklenir. Ben yol yakınken eğer burada bürokratları varsa selefiyle aynı yakıştırmalara maruz kalmaması için bu yanlıştan peşinen dönmesini iletmenizi rica ediyorum.
Yine aynı kurum bünyesinde Dezenformasyonla Mücadele Merkezi her şeyi ama her şeyi düzeltiyor yani Ayasofya'daki tadilatla ilgili düzeltme yapıyor, İstanbul Boğazı'ndaki balıkların durumuyla ilgili düzeltme yapıyor, Hindistan medyasındaki iddialarla ilgili düzeltme yapıyor. Ben günlerdir bekliyorum Sayın Yılmaz, mesela bir tek düzeltme görmek istiyorum: "Konstantinopol değil, İstanbul" düzeltmesini bekliyorum ben mesela bu kurumdan, göremiyorum. Buna benzer birçok şeyi yani "Ekümenik Patrik" değil, "Fener Rum Patriği" düzeltmesini -o "Bazı sosyal medya hesapları..." diye başlıyor ya- görmek istiyorum, göremiyorum. Şimdi, dolayısıyla burada da düzeltmenin ekseninin ya da temelinin neye göre şekillendiğini tartışmak durumunda kalıyoruz.
Ve TRT... Biz TRT'ye yayın esaslarıyla ilgili kanun maddelerini hatırlatmaktan artık vazgeçtik yani beyhude bir çaba, onu anladık ama Hazine ve Maliye Bakanlığının Kamu İşletmeleri Raporu'na bakınca 2024'te ticari gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 80 oranında artmış TRT'nin, ben tebrik ediyorum yani zararla anmamaya başlamamızdan dolayı gerçekten mutluluk duyuyorum. Ama madem böyle bir tablo var ve madem de TRT iktidarın sesi olmakta ısrarcı, milletin sesi olmamakta, o zaman biz hiç tutmayalım kendilerini bence, Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2026-2028 dönemi Yatırım Programı'ndaki o yüzde 40'lık artıştan bence vazgeçin, kârı da çok yeterli, kendi yağında kavrulsun bundan sonra, millete de vicdan azabı olmasın yani "Bizim cebimizden çıkan paralarla iktidarın sesi olmak durumunda kalınıyor." şeklinde.
Bütçe hakkı aslen devlet olmakla, kurumsallaşmakla, bir idarî disipline sahip olmakla alakalı yani aynı zamanda çadır devleti olmamak, aynı zamanda muz cumhuriyeti olmamakla alakalı bir hâl ama Cizre'de dün arşa çıkan kanun tanımazlık, arşa çıkan devlet tanımazlık görüntülerinden ve buna çanak tutulmuş olmasından ve bunun alkışlanmış olmasından sonra maalesef tam olarak da buna karşılık geliyor. E, böyle olunca da biz açıkçası ortada bütçelendirilecek ya da yetkilendirilecek bir disiplin görmekte çok zorlanıyoruz. Savunma sanayisiyle, evet, çok gurur duyuyoruz; Millî Teknoloji Hamlesi'yle, evet, çok gurur duyuyoruz; havadan havaya hedefi tam isabetle vurur hâle gelmiş KIZILELMA'yla, evet, çok gurur duyuyoruz samimiyetle ama günün sonunda eğer bir peşmerge ağası ülkemiz sınırları içinde böyle değneksiz köyde dolaşır gibi uzun namlulu silahlarla dolaşabilecekse yani mütareke günlerindeki gibi bir tablo oluşacaksa, hatta daha beteri oluşacaksa çünkü orada bir düşman devlet vardı muhataplık kurulan, o bile yok bu durumda. Cizre'deki -kusura bakmayın ama- kepazelik önce şehitlerimizin aziz hatırasını, sonra da bence savunma sanayisinde ortaya konan bunca gayreti, çabayı boşa çıkarmak anlamına geliyor, yazık oluyor bu emeklere.