KOMİSYON KONUŞMASI

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Şimdi, evet, Evren Hocam haklı, bize genel olarak şunu anlatmaya çalıştı: Yani niceliğe değil niteliğe bakan bir FTR yaklaşımı olmalı. Katılıyorum, bütüncül bir eğitim, bütünleştirici bir eğitim olmalı, sonuç odaklı olmalı. Bunlar bir zihinsel devrim gerektiriyor aslında, bir sistem değişikliği gerektiriyor, olması gereken bunlar hakikaten ama pratikte tabii çok aksıyor. Mesela, pratikten bir örnek vereyim: Şimdi, havuz terapisi, hidroterapi alıyor çocuklar ve bakıyorsunuz bu tüm seanslar arasında bir sayı olarak yer alıyor yani ayrı bir eğitim olmuyor. Yani 90 seans olacaksa, hidroterapi de havuz terapisi de arasına katılmış oluyor ve çocuğunun alacağı seans sayısı düşmüş oluyor. Yani bunlar aslında pratikte gördüğümüz hususlar, bunları da hatırlatırsanız sanırım önemli olur diye düşünüyorum çünkü çocuklar için o havuzda hidroterapi zaten hem keyifle yaptıkları hem de geliştirici bir eğitim metodu, seans ama genel seanslarının arasında maalesef sayısı yer aldığı için bu sefer kayıpla neticeleniyor çocuklar için, aileler için.

Yine, ekip konusunun altını çizdiniz, bence de önemli, refakatçinin yaklaşımı önemli. Bütün bunlar önemli.

Ayrıca tabii, bize çok geliyor bu raporların durumu, süresiz rapor meselesi. Komisyonumuz bunu mutlaka değerlendirecek. Mesela, Sayın Bakanım, Maraş'ta görüştüğümüz engelli bir çocuğu olan vatandaşımız yurt dışına çıkacak, pasaport alacak. İşte, çocuk yüzde 70 engelli, beş yıl süreli olduğu için, süresiz verilmediği için çocuğunu alıp yurt dışına gidemiyor. Şimdi, pratikte böyle birçok sıkıntı var. Yine, geçtiğimiz hafta gündeme getirmiştim, hatırlarsınız, çok ağır MS hastası, sağ olsun Oğuz Bey ilgilenmiş. Yani, kontrole gitmediği, rapor yenilenmediği için vatandaşın hakları çiğnenmiş yani bir şekilde işte... Yani bunların süresiz olması gerçekten çok önemli. Şu an yoğun bir şekilde burada hak ihlalleri yaşanıyor, bir an evvel bu konunun altını çizmemiz gerekiyor. Yine, mesela, FTR'yi de ilgilendiren bir vaka önüme geldi, diyor ki: "Evli ve 2 evlat sahibiyim, doğuştan ortopedik engelliyim, yüzde 56 raporum var. Sol kol gelişmemiş, kısa ve parmaklarım yok. Sigorta girişliyim. SGK beni önce hastaneye sevk etti, sonrasında 'İş gücü kaybı yoktur.' diye emeklilik hakkımı aldı." Ve vatandaş çok zor durumda. Şimdi, bunlar önümüze çok geliyor yani SGK, evet, bir hesap kitap yapıyor, Maliye Bakanlığı da bu hesap kitapları yapıyor ama madem Engelliler Komisyonuyuz, engelli bireylerin sorunlarını araştırmaya çalışıyoruz, sahada çok sıkıntılar var. Gerçekten bunları bir an evvel bitirmemiz gerekli çünkü cari bir şekilde sürekli ihlal üretiyor burası. Gerek engelli birey için gerek çocuğu için, annesi, babası ve refakatçiler açısından oldukça önemli sıkıntılar.

Bir de son olarak... Bütün bunların üstüne bu yoğun bir şekilde geliyor bize. Hem engelli hem de 15 Ocak 2025 yasası, vergi indiriminden kaynaklı engelli emeklilik haklarının kaybolması konusunda Komisyona, sanırım size de Sayın Bakanım çok başvuru geliyordur. Bu konuya da mutlaka bir çözüm bulmak zorundayız diyorum.

Teşekkür ediyorum.