KOMİSYON KONUŞMASI

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Teşekkür ediyorum.

Ben de bu meselenin bizler için, bütün Türkiye için, bütün çocuklar için çok önemli bir gündem olduğunun altını çizerek vurgulamak istiyorum. Çünkü çocukların hem toplumsal, sosyal hayatta hem de dijital mecralarda yaşamış oldukları problemlerin elbette düzenlenmesi, çözülmesi, çocukların üstün yararını gözeten politikalarla desteklenmesi gerekir. Fakat bugün önümüzde duran metnin bir yol haritasından ziyade, bu önümüzdeki raporun çocukların fikri alınmadan, kaldı ki Komisyon üyelerinin de fikri alınmadan, demokratik teamüller uygulanmadan, tamamen Komisyon Başkanlığının ve Divanının keyfiyetine göre düzenlenmiş bir harita olduğunu, alelacele yazılmış, oldubittiye getirilmiş bir rapor olduğunu görüyoruz. Bunu şuradan da anlıyoruz: Çocuklara ilişkin yapılan düzenlemelerin ne kadar yüzeysel olduğundan da bu meseleyi anlayabiliyoruz.

Biz, bir davranışın, çocuklarda özellikle bağımlılığın çözülebilmesi için tek başına bir düzenlemeyle çocukların sosyal medyaya girişinin engellenmesiyle olmayacağını defaatle söyledik. Çünkü şu anda şöyle bir gerçeklik var: Siz çocukların sosyal medyaya girişini engellerseniz, bu çocukların o sosyal medyaya girmesinin, "dark web" denilen farklı yollarıyla, daha kontrolsüz, daha zararlı bir mekanizmayla ulaşmaya çalışmasının sadece önünü açarız. Bizim burada davranışı değiştirmemiz gerekiyor. Davranış ne? Bir bağımlılık var, bir ekran bağımlılığı var, çocukların sosyal medyada karşılaştığı istismarlar var ve bununla mücadele etmenin yöntemi sadece bir sosyal medya hesabına girişini engellemekle, bir sayfayı kapatmakla, çocukların internete girmesini engellemekle olması mümkün değil. Bir kere yani bunun bilimsel dayanakları ortada. Eğer biz çocukların hayatından sosyal medyayı alacaksak peki onun yerine neyi koyacağız?

Yeşilayın mesela, burada yaptığı bir sunum var, ben size bahsetmek istiyorum. Bağımlılıktan bahsediyor ve bağımlılığın çözümü için önerdiği şey çok açık; diyor ki: "Siz çocukları eğer bağımlılıktan... Çocuklara alternatif yaşam alanları sunmadan, çocukların bağımlılığa bulaşmalarının kaçınılmaz olduğunu ifade ediyorum. Bu nedenle çocukların hayatlarını genişletmenin, zenginleştirmenin, görünürlüğünün, kendileri ifade imkânlarının ve sosyalleşme imkânlarının artırılmadığı durumlarda bağımlılıkla mücadele etmek çözüm değildir. En önemli ve kesin çözümü sosyal hayatı güçlendirmektir." deniliyor. Bu, Yeşilayın bu Komisyonda söylediği şey.

Şimdi, biz yasak getirdik, çocuklar "web"e erişemedi, internete erişemedi, sosyal medyaya erişemedi, ne yapacak bu çocuklar? Sonrasını niye düşünmüyoruz? Niye çocukların sosyal hayatını düzenleyecek bir çözümü biz bugün bu raporda görmüyoruz? Neden ilgili bütçeler ayrılmıyor bu meseleye? Madem bu bir beka sorunu, niye sadece yüzeysel çözümlerde arıyoruz? Niye sadece çocukların hayatından bir şeyleri alarak bu meseleyi çözmeye çalışıyoruz? Bu çocuklar niye ekran bağımlısı? Niye bunu sorgulamıyoruz? Bağımlılığa giden yolları, kök nedenleri neden araştırmıyoruz? Bizim asıl söylemek istediğimiz şey bugün bu. Elbette kısıtlamalar getirilmeli, elbette denetim mekanizmaları oluşturulmalı, elbette kontrol araçları geliştirilmeli ama bunların yerine ne koyacağımızın sorusu cevaplanmadan bu yasakçı bir zihniyetle hazırlanmış bir rapor olur. Dolayısıyla, buradaki en önemli meselelerden biri de çocuk katılımının olmaması meselesi. Çocuklar edilgen konumda oldu. Şu anda, bu çocukların sosyal medyada ne yaptığını bilen en iyi grup kim? Çocuklar, değil mi? Çocukların bunları ne amaçla kullandığını en iyi çocuklar biliyor. Çocuklar burada tam olarak hangi ihtiyaçlarını karşılıyor? Onu da en iyi çocuklar biliyor. İnanın, çözüm mekanizmalarını da en iyi çocuklar biliyor. Peki, biz çocuklara sorduk mu? Sormadık. Uzmanlara sorduk mu? Sormadık. Bu Komisyonda, bu Mecliste Dijital Mecralar, İnsan Hakları, Yapay Zekâ, çeşitli komisyonlar var değil mi? Onlardan bilgi, görüş aldık mı? Almadık. Bize soruldu mu? Gidilen seyahatleri bile biz sosyal medyadan öğrendik. Neden? Çünkü Divan keyfî, keyfiyetine göre karar veriyor. Japonya'ya gitti bu Komisyon, değil mi? Bu Komisyonun Japonya'ya gittiğini ben, bu Meclisin 3'üncü partisinin bir vekili olarak sosyal medyadan gördüm; bu hangi demokratik teamülle açıklanabilir, hangi kapsayıcılıkla açıklanabilir? Kendi, ayrımcılıkla mücadele eden; kendi, insan haklarından bahseden bir komisyon hak ihlali yapıyor bir kere, demokratik teamülleri yerine getirmiyor. Dolayısıyla, söylenecek çok şey var, bu Komisyonla ilgili, bu raporla ilgili.

Bu rapor, eksik bir rapordur; bu rapor, alelacele yazılmış bir rapordur; bu rapor, gerçek çözüme gitmeyen bir rapordur. Bu rapor sadece "yaptık, oldu"yla ilgili bir rapordur ama şunu söyleyelim: Yasaklarla hiçbir şeyin çözülmeyeceğini çok iyi biliyoruz, hepimiz biliyoruz. O yüzden, gelin, bu raporu bugün onaylamayalım, daha fazla tartışma yürütelim, Dijital Mecralardan Yapay Zekâya kadar, uzmanlara kadar, Yeşilayın Başkanının da söylediği gibi "Çocukların hayatını nasıl geliştirebiliriz, nasıl zenginleştirebiliriz, sosyal yaşamı nasıl güçlendirebiliriz, toplumla bağlarını nasıl güçlendirebiliriz, nasıl olur da doğru dijital mecra kullanımına dair bir içerik üretebiliriz çocuklarla, bağımlılıkla gerçekten nasıl mücadele edebiliriz?" bunun yol ve yöntemlerini arayalım. Biz o zaman varız ama bu raporda yokuz, bu raporun yazım aşamasında da yokuz -şerhler haricinde- gelen uzmanların belirlenmesi sürecinde de yokuz. Dolayısıyla bu rapor bizim raporumuz değil, bu rapor çocukların raporu değil diyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN DERYA YANIK - Çok teşekkür ediyoruz Berivan Hanım.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Beritan, bu arada.