KOMİSYON KONUŞMASI

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Çünkü Onur Vekilimle biz konuştuk, kendisi konuşmayacak, grubumuz adına ben konuşuyorum yani en az on dakikam var ama olabildiğince hiçbirinizin sabrını zorlamadan toparlamaya çalışayım.

Ben, öncelikle hem Komisyon Başkanına hem gelen arkadaşlarımıza, doktorlarımıza, avukatımıza çok teşekkür etmek istiyorum çünkü bugün burada gerçekten hem sahanın sesini hem tıbbın hem hukukun sesini aynı anda duyabildiğimiz bir ortam oluştu; bu ortamı var eden, muhalefetiyle iktidarıyla, kurumlarıyla birlikte bugün burada olan ve bu sorunun çözümünde bize farklı kapılar ve aslında biraz daha umut aşılayan herkese çok teşekkür ederek başlayayım söze.

Şimdi, açıkçası sunumlar çok kıymetliydi, sırayla gitmeye çalışayım. Aslında, yaptığınız sunumlar biraz şunu ortaya çıkardı: Yani, bir kere, okul devamsızlığı, akademik başarısızlık, çocukların farklı gelişimsel dönemleri ve farklı gelişimsel yörüngeler içerisinde olması yani çocukların yetişkinlerden farklı olduğu gerçeği, aynı zamanda hiç okula gitmeme gibi meseleler, yine sadece suçun tek bir etkeninin olmaması, biyopsikososyal nedenlerle birlikte bir örüntü hâlinde ortaya çıkması, aynı zamanda çocuk denetimindeki eksiklikler, devletin aile, çocuk ve kurumlar üzerindeki denetimsizliği, ailenin ihmali, yine silaha erişim, psikososyal olgunluk meselesinin tam olarak anlaşılamaması gibi ve kentin dizaynı, okulun dizaynı, bakanlıkların ya da var olan mekanizmaların kentlere göre değişmesinin bizleri aslında şu anki mevcut tabloya getirdiğini söyleyebiliriz.

Şimdi, tablo bu kadar açıkken yani okul devamsızlığından akademik başarısızlığa, işte, kurum ve kuruluşlardaki eksikliklerden ailenin ihmaline kadar pek çok şey çocuk suçluluğunu ortaya çıkarıyorsa biz tek başına cezayı artırarak bir çözüm elde edebilir miyiz? İlk giriş ne olmalı; biz bu meseleye nasıl ilk adımı atmalıyız? Çünkü şu anda karşımızda çocukların birbirini katlettiği, çocukların birbirini vahşice öldürdüğü, hem katledilenin hem katledenin çocuk olduğu zor bir denklem var ve bu zor denklemden çıkış için siz ilk adım olarak bize neyi öneriyorsunuz? Biz ilk olarak cezayı mı artırmalıyız gerçekten yoksa devletin yükümlülüklerini, ailenin yükümlülüklerini, siyasetin yükümlülüklerini mi öncelemeliyiz; bu handikabın ilk adımı ne olacak? Çünkü biz biliyoruz ki tek başına bu Komisyon bütün problemleri çözemeyecek. Daha önce binlerce komisyon kuruldu, binlerce demeyeyim, onlarca komisyon kuruldu sorunların çözümü için, çoğu tekrar tekrar aynı şeyleri konuşup raporu yazıp çıktı. Biz bu Komisyonda bütün partiler ve Komisyon Başkanının da iradesiyle somut bir adım atmak istiyoruz. Bizim adımlarımız sizce ne olmalı? Bu tablo karşısında öncelikle bunu bir söylemek ve sormak istiyorum.

Şimdi, ikinci olarak, dün biz bir komisyon toplantısındaydık ve ekran bağımlılığıyla ilgili bir adım attı Meclis. Orada bu adımın doğru olmadığını savunan tek kişi bendim, bizim partimizdi. Orada mesele şuydu: Dijital bağımlılığı önlemek için biz çocukların sosyal medyaya girişini engelleyerek bu sorunu çözebilir miyiz? Şimdi benzer bir şey burada da karşımıza çıkıyor. Yani biz engelleyerek ya da cezayı artırarak gerçekten bu suçu döngüsünü bozabilecek miyiz? Bu döngüyü bozabilmek için bize ne gerekir? Ben bunun cevabını gerçekten duymak istiyorum.

Şimdi sunumlarda çok açık bir şekilde ifade edildi; çocukları suça iten şey aslında cezasızlık değil, bu çok açık. Çocukları bu duruma getiren yani suç ve çocuk örüntüsünü oluşturan şey eğer cezasızlık değilse o zaman suçu artırmak gerçekten bizim üzerinde ciddiyetle durmamız ve tartışmamız gereken bir şey çünkü aksi durumda kapalı kurumların çocuklar içi şiddet ürettiğine dair de bir veri var elimizde, oradaki suç örüntülerinin çoğaldığına dair de bir veri var elimizde. Dolayısıyla acaba biz çocuklar için suçu artırdığımızda, süspansiyonel bir tedavi yaparak sadece bir şey yapmış illüzyonu mu yaratacağız? Dolayısıyla, esas ve köklü çözüm ne?

Şimdi suç saatleri belirlemesi benim için çok kritikti. Özellikle okul çıkışlarında, okul esnasında, akşam saatlerinde ve yalnız geçirilen zamanlarda çocukların suç örüntüsünün arttığı görüldü. Dolayısıyla ben şöyle bir öneriyle gidebilir miyiz diye Komisyona ve bütün vekillere sormak istiyorum: Şimdi, çocuklar okuldayken ve okuldan sonrası için yalnız kaldıkları o dört saatlik dönem muhtemelen ebeveynlerinin mesaide olduğu dönemler -mesai saatleri zaten Türkiye'de çok yüksek, dünya standartlarının üstünde- acaba mesaiyi bütün Türkiye için bir azaltmaya, mesai saatlerini düşürmeye gitmek bir çözüm mü, bu yapılamıyorsa ebeveynler için yani çocuğu olanlar için mesai saatlerini düzenlemek, en azından okul çıkışına denk gelecek bir düzenlemeyle bir adım atılabilir mi, bu bir çözüm olabilir mi? Bu mesai saatleriyle ilgili düzenlemeyi sormak isterim.

Yarın 6 Şubat depremi... Ve 6 Şubat depremi demek aslında travma sonrası stres bozukluğunun, TSSB'nin çok yüksek oranlara çıktığı bir dönem demek. Dolayısıyla TSSB'nin kendisi eğer suç örüntüsünü artırıyorsa o zaman TSSB yaşamış ve tanı almış çocuklarla ilgili bir protokol oluşturulabilir mi? Yani bir çocuk TSSB tanısı almışsa o zaman o çocukla ilgili Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bir tedbir alabilir mi bu deprem mağduru çocuklar için?

Diğer bir mesele, aileyle yaşama meselesiydi. Aileyle yaşamayan çocuklarda yani bir ebeveyni cezaevinde olan ya da tek ebeveynli olan ya da refakatsiz olan çocuklarda suçun arttığını söylediniz. Dolayısıyla şu yapılabilir mi: Aileyle yaşamayan çocuklar için de yine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ya da ilgili bakanlıklar bir tedbir oluşturabilir mi? Çünkü şöyle bir bilgi var: Hatırlarsınız -hatırlar mısınız emin değilim ama- 3 ailede şu olmuştu; baba cezaevindeydi, anne markete bir şey almak için gitmişti ve evde yangın çıkmıştı, 5 çocuk İzmir'de hayatını kaybetmişti; yine baba cezaevindeydi, anne çalışmak için bir yere gitmişti ve yine eve döndüğünde bir şekilde yangın çıkmıştı ve çocuklar katledilmişti. Yani demek ki tek ebeveynli olmak ya da ebeveynlerden birisinin aile içinde olmaması demek çocuklar için hem suçu hem de ihmal ve istismarı artırıyor. O zaman tek ebeveynli çocuklar için de bir tedbir uygulamak, gerekirse cezaevinde olanlar için ev hapsi gibi seçenekleri önümüze koymak da düşünülebilir diye önermek istiyorum.

Yine, psikopatoloji tanısı almış çocuklar... Yani doğrudan psikopatoloji ile suç örüntüsü arasında bir ilişki görüyorsak o zaman psikopatoloji tanısı almış çocuklar için de yine bir sağlık tedbiri uygulamak, bir sağlık tedbiri geliştirmek de yine bence suçu önleyen, suçun önüne geçen tedbirler arasında çünkü az önce Selmin Hanım da söyledi, kendileri risk faktörü fark ettikleri çocukların adli sisteme karışma oranının sıfır olduğunu söyledi ve çocuklar yapılana en yüksek cevabı veren gruplar yani bu psikolojide de böyle, pek çok bilimde de böyle; bir çocuk, bir yetişkine göre her zaman tedaviye ve tedbire daha iyi cevap verir. Dolayısıyla, biz aslında bu meseleyi, cezayı artırmak yerine hem sağlık tedbirini hem eğitim tedbirini hem Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kurumlardaki tedbirleri artırarak, cezayı artırmayarak da bu sorunu çözebilir miyiz diye sormak gerekir. Ben sormak istiyorum.

Şimdi, ÇİM modelinden bahsettiniz. ÇİM modeli bence de çok değerli bir model, çocuk izlem merkezi. Çocuk izlem merkezlerine sadece istismara uğramış çocuklar geliyorlar ve bir koordinasyon eşliğinde çocuklar tekrar ve tekrar ifade vermek zorunda kalmıyorlar, çok profesyonel bir sistem. Şimdi, bu sistemi biz aynı zamanda suça sürüklenen çocuklar için de öneriyoruz. İşte, adı "suça sürüklenen çocuklar için izlem merkezi" olabilir, "merkezî koordinasyon" olabilir sizin önerdiğiniz gibi ve suça sürüklenmiş bir çocuk ÇİM'e gider gibi ilkin o merkeze gidebilir, orada ifade alınabilir ve gereken her şey çocuk savcılığı tarafından yürütülebilir. Bu bir çözüm olarak ortaya çıktı hocalarımızın sunumlarıyla da. Peki, bu gerçek açığa çıkmışken biz çocukların ifade alma meselesini kolluğa indirgersek o zaman bu bir çözüm olur mu? Bence bu bir çözüm olmaz, açık söyleyeyim, bence bu bir felaket olur. Yani bu bugün burada açığa çıkmışken bunun nasıl olacağını size de sorayım yani bu benim kendi öngörüm ama "Biz ÇİM gibi bir merkez kurmak yerine kolluğun yetkisini arttırırsak sizce bu bir çözüm olur mu, çocukları daha fazla travmatize eder mi, suça giden yolu örer mi, örmez mi?"nin cevabını sizden duymak istiyorum.

Şimdi, yapılandırılmış sosyal etkinlik öneriniz vardı sanıyorum sizin sunumlarınızda sayfa 10'da. Bu yapılandırılmış sosyal etkinlik için ne önerirsiniz? Yani, gerçekten böyle şu yapılandırılmış bir sosyal etkinliktir ya da işte çocuklar mesela Kültür Bakanlığıyla anlaşsınlar, okul çıkışı muhakkak bir saat müzeye gitsinler, bir saat tiyatroya gitsinler gibi sizin bize yapılandırılmış etkinlik öneriniz, sosyal etkinlik öneriniz nedir? Ben bunu bilmek istiyorum.

Şimdi, sayın vekilimin söylediği meseleye gelmek istiyorum. Çocukları önce bir risk analizinden geçirelim. Bu, onuncu ve on birinci yargı paketlerinde vardı. Onuncu ve on birinci yargı paketlerinde daha önce yetişkinler için kurulmuş olan infaz memurlukları yani idare ve gözlem kurulları çocuklara ilişkin bir yargı vereceklerdi fakat bu mekanizmanın kendisi yetişkin cezaevlerinde bile problemli işliyor çünkü oradaki hizmet vericilerden yani tesisatçısından aşçısına kadar herkesin dâhil olduğu bir sistemde çocuğun üstün yararının asla gözetilmeyeceğini bizim düşündüğümüz ve hocalarımıza da sorduğumuz bir mekanizma var. Dolayısıyla, eğer biz çocuklar için bir cezai olgunluk meselesine gireceksek yani çocukların nerede kalacağına karar vereceksek bunun karar vericileri profesyoneller olmalı, bunun karar vericileri uzmanlar olmadı, psikiyatristler olmalı, psikologlar olmalı, sosyal hizmet uzmanları olmalı, cezaevi müdürleri olmamalı; barolar da olsun, sivil toplum kuruluşları da olsun ama tek başına cezaevi müdürlerinin, gardiyanların vereceği bir kararla bu asla yapılmamalı yani bu çok net.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Beritan Güneş Altın Vekilimiz, on bir dakikayı aştık.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Bitiriyorum, toparlayayım.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Ben zaten öyle bir şey söylemedim.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Evet, evet, biliyorum, benim önerim.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Tabii ki onun için çocuk psikiyatristinin, psikoloğun olduğu ve oradaki geçmişi de dikkate alınarak bunlar buna göre karar verilir.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - En iyi modeli bulmaya çalışıyoruz.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - "Okey". Benim önerim bu.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Olanı eleştirebiliriz ama en iyi model gibi bir şey tasavvur ediyoruz.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Daha önce de bunu önermiştik, hani onlara karşıt gelecek ama biz yine de bütün çocukların kapalı bir ceza infaz kurumu yerine ilk alındıklarında da eğitimevine gönderilmesini düşünüyoruz. Yani eğitimevine düşünürken sadece oraya katiller geliyor gibi düşünüyoruz yani katil suç işlemiş yani şöyle...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ayrılabilir belki, ayrılabilir, ayrılmalı da.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Çok basit, bu yapılabilir yani o dosyada geçiyor.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Nasıl ayrımı yapacaksınız?

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Bitireyim ben.

Mesela şunu düşünün: Az önce stigmatizasyondan bahsettiniz ve "Çok önemli bir veri." dediniz. Dediler ki: "Bir çocuk ilk suç işlediğinde eğer bunun kaydı tutulmazsa bunun tekrar suç işleme olasılığı düşüyor." Yani eğer ilk suçta bir kayıt tutulmazsa yani stigmatize edilmezse o çocuk dolayısıyla topluma daha iyi rehabilite olabiliyor. Dolayısıyla bizler ilkin beş gün dahi olsa cezaevine, kapalı infaz kurumuna çocukları gönderip oradaki suç örüntülerini istismara açık bir ortama göndermek yerine çocukları ilkin eğitimevine alalım, yargılamaları orada yapılsın, gerekirse eğitimevlerini ayrıştıralım yani "ağır suç işlemiş olanlar" "basit suç işlemiş olanlar" gibi eğitimevlerini ayrıştıralım. Yani daha söyleyeceğim çok şey var ama son olarak şunu söyleyeyim: Eğer biz çocuklar için bir karar vereceksek muhakkak bir kapalı ceza infaz kurumunu ziyaret etmek zorundayız.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Gideceğiz.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Oradaki çocukların durumunu görmek zorundayız çünkü burada bir çocuğun mektubu okunduğunda bile tahammül edemedik. Oradan çıkmış bir çocuktu, kapalı ceza infaz kurumundan çıkmış bir çocuktu.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Birden fazlasına gideceğiz.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Birden fazlasına gidelim, mevcut durumu görelim ve sizler mevcut durumu nasıl görüyorsunuz diye de size sorayım.

Teşekkür ediyorum.