| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Saliha Merve Kaya ve Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Meral Gökkaya'nın yaptıkları sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 10 .02.2026 |
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Teşekkür ederim Başkanım, sağ olun.
Çok kısa soracağım Meral Hocam. Bu diversiyonda "Diversiyonun uygulanıp uygulanmaması çocuğun onayına bağlı." dediniz. Yani bunu benim mantığım almıyor, çocuk burada karar verici olmamalı diye düşünüyorum. Yani diversiyona karar verecek makam kimse, çocuk için o uygunsa o karar vermeli diye düşünüyorum ya da belki ailenin onayı bu işin içine katılabilir. Öbür türlü, yaptığı eylemin neticesini kestiremeyecek bir kişiye böyle bir sorumluluk yüklemek doğru değil diye düşünüyorum; birincisi bu.
İkincisi -yani bizde farklı bir uygulama tarzı olabilir- bir de yargılama devam ederken acaba uygulanabilir mi diversiyon yöntemi? Yani çocuğun oradaki sürecini görmek, takip etmek, gelişimini izlemek bakımından, yargılama dışı bir yöntem aslında ama yargılama devam ederken -çünkü süreçler uzayabiliyor bizde- orada diversiyon uygulayıp çocuğun son durumunu görmek doğru olmaz mı, o konudaki yorumunuzu merak ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Buyurun.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Sayın Başkan, değerli hazırun; burada, aslında şu ana kadar Türk hukuk sisteminde uygulanan şey hep kanuni temsilciyle çocuğu temsil etmek yani bir çocuk bir yargılamaya dâhil olduğunda, bir soruşturmaya ya da kovuşturmaya mutlaka avukat desteğinden zorunlu olarak yararlandırılıyor, vekili olmayan her çocuk ücretsiz olarak barodan görevlendirilen bir avukatla temsil ediliyor. Onun dışında, çocuğun kanuni yasal temsilcisi kimse, velayet altındaysa artık duruma göre annesi ya da babası ya da vesayet altındaysa vasisi ya da onlarla bir menfaat çatışması vesaire yaşıyorsa bir temsil kayyum atanarak çocuklar bu süreçte temsil ediliyorlar. Yani çocuğa -Türk hukuku için söylüyorum- doğrudan "Sen bunu istiyor musun, istemiyor musun?" gibi bir yöntem uygulamıyoruz. Mutlaka kanuni temsilcilerin dâhil olduğu... Hatta farklı düşüncede oldukları hâllerde ne yapılacağına dair bile tartışmalar var. Orada da çocuğun 15'i geçip geçmediği, kişisel olarak kendi tasarrufunda olan şeylerle ilgili görüş bildirmesinin gerekip gerekmediğiyle ilgili bir kısım ayrımlar var; yalnız, mesela "12 yaşını geçti çocuk. Ben onu sordum, kabul etti ya da etmedi"yle bağlı değiliz tabii ki yani öyle yüzeysel bir inceleme yok.
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Elbette biz değiliz. Siz sunumunuzda "Çocuğun onayına tabi" dediğiniz için ben orayı açmak istedim.
ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Onayını orada şey gibi alıyoruz aslında, aileyi işin içine katarak alıyoruz, biz süreci o şekilde yönetiyoruz. Diğer ülkelerde de hep ailenin dâhil edildiği; yazılı taahhütlerin, uyarıların gerçekleştiği yöntemler uygulanıyor.
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Doğrusu o.