KOMİSYON KONUŞMASI

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben bu Çocuk Araştırma Komisyonuna sürekli olarak gelmesem de dışarıdan çok yakından takip ettim, tutanaklarını okudum, burada aktif yer alan vekillerimizin de katkılarını biliyorum.

Bugün, burada, özellikle yani Komisyonun da isminde yer alan suça sürüklenen çocuk ya da kanunla ihtilaflı hâle gelen çocukların tüm boyutlarıyla incelenip koruyucu, önleyici mekanizmaların geliştirilmesiyle çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarının sağlanmasını öngörüyoruz. Burada diversiyonu konuştuk. Önceki sunumlarda psikiyatri alanında uzmanlar geldi, İçişleri Bakanlığından geldi, Emniyet dinlendi birçok yönden. Bu konuda Şırnak'ta yakın zamanda yaşadığımız bir örnek vereceğim size çünkü bizzat hem içinde oldum hem size ulaştım hem Bakanlığa ulaştım ama çözemedik. Aslında Türkiye'deki "Neyi yapalım, neyi yapmayalım?"ın somut bir cevabı; bu, biraz önceki söylemlerden. Şırnak ilinde ve ilçelerinde son bir ayda yaklaşık 70 kişi gözaltına alındı Rojava'ya dönük katliam protestolarında ve sonrasında; 36 kişi hakkında tutuklama kararı verildi, bunların 12'si çocuk. Aralarında 13, 14, 15, 16, 17 yaşında çocuklar da var ve tüm çocuklarla ilgili çağrı usulü değil, ifadeye getirme usulü değil, hepsi hakkında gözaltı kararı, hepsi hakkında evinde arama kararı ve bu evinde arama kararı silahlı, yüzü kapalı TEM polislerince gerçekleştirildi. Tüm dosyalarda yirmi dört saat avukat yasağı kararı verildi ve gizlilik kararı verildi. Evlerinden zorla, şiddetle, işkenceyle gözaltına alındılar. Bugün burada çocuğun koruyucu, önleyici tedbirlerini sıralıyoruz ama maalesef ki bunun gerçekliğinin sahada olmadığını gösteren bir yöntem. Çocuk Koruma Kanunu'nun tedbirleri, güvenlik tedbirleri yok; Çocuk Hakları Sözleşmesi yok; TCK 31'deki yaş aralığındaki değerlendirmeyle ilgili husus yok. İşlemleri Çocuk Büro yapması gerekirken TEM Büro yapıyor, Emniyete gidene kadar ki tüm süreçleri, hastane süreçlerine kadar TEM Büro yapıyor, götürdükten sonra Çocuk Büroya teslim ediliyor, sadece o yazılı işlemler Çocuk Büro tarafından gerçekleştiriliyor ve yirmi dört bu çocuk niye alındığını, nasıl alındığını bilmeden, avukatla görüşme yapmadan orada TEM Büro ve Çocuk Büronun kendilerine zorla itirafçı olma dayatmalarına karşı karşıya bırakılıyor ve bu çocuklardan bir kısmı, gecenin iki buçuğu -tutanak var- pedagog çağrılarak, savcı Emniyete gelerek -adliyeye değil bakın ve çocuk savcısı da değil- gecenin iki buçuk, üçünde çocuklara teşhis tutanakları imzalattırılıyor ve bu çocuklar hakkında avukatla görüşme yapıldıktan sonra bu teşhis işlemleri -tırnak içinde- geri alınmıyor, hiçbir koruyucu tedbir değil. Gözaltı kararı, aynı tutuklama kararı gibi son çare olmalı çocuk meselesinde, özellikle çağrı usulü söz konusuyken, varken. "Yargılama döngüsüne girmeden" diye ifade ediyoruz. Bırakın yargılama döngüsünü, gözaltı kararı dört gün uygulanıyor hiçbir ihtiyaç yokken, bir günlük de bile bu fayda görülebilecekken dört gün istisnasız uygulanıyor, dört gün çocuklar bu şekilde tutuluyor ve bu tutuklama sürecinden sonra Diyarbakır'da çocuk hapishanesi varken yakın bir bölge olarak, bizim de hem cezaevi savcısına, cezaevi idaresine, tevkifevlerine ulaşmamıza rağmen çocukların hepsi bir kerede Hatay'daki çocuk cezaevine gönderildi. Ben, o süreçte özellikle bu gece uzun gözaltı süreciyle ilgili size de bir mesaj attım, hatırlarsınız ancak ne sizden bir geri dönüş alabildim ne Bakanlık bana herhangi bir dönüş sağladı ne Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bana herhangi bir dönüş sağladı. Şırnak'ta 20'ye yakın çocuğun akıbeti böyle; korkuyla, işkenceyle, dört günlük aralıksız gözaltıyla ve bırakılan çocuklara da adli kontrol hükümleri de çok ağır biçimde uygulandı. Tutuklanan çocuklar arasında 13 yaşında çocuk var. Diyoruz ya, Adli Tıp Kurumu mu karar verecek, hâkim mi karar verecek? Burada ceza yargılamasında bile bir rapor üzerinden karar verilmesi gereken bir çocukla ilgili otomatik tutuklama kararı verilebiliyor ve kararı verilen suç tipleri de öyle ağır suçlar, ağır ceza alabilecekleri suçlar da değil; somut delil, kesin delil meselesi de söz konusu değil. Mesela, soruyor: Çocuk büro var mı? Var. Savcılığa gittikten sonra da çocuk savcısı "Ben yoğunum." deyip bazı çocukları TEM savcılığına gönderdi, TEM savcısı bunların ifadelerini aldı. Burada eğer bir koruyucu, önleyici sistemden, çocuk adalet sisteminden bahsedeceksek Türkiye'de terör mevzuatının kendisinin çocukları yetişkinleştirdiği ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Anayasa'yı rafa kaldırdığı gerçekliğini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Ne Çocuk Koruma Kanunu ne çocuğa özgü usul ve ceza sistemi, tutuklama yasağı, gözaltı ve dört günlük gözaltının kendisi ve bu dört günlük gözaltında açıkça işkence çocukların vücudunda, Adli Tıp raporları da var, yapmış oldukları suç duyuruları da var. Bu konuda, bu sürecin tamamında, bununla ilgili hem baronun hem de İnsan Hakları Derneğinin yapmış oldukları raporlar da var. Sistematik, güvenlikçi, çocuğu korumayan, çocuğu çocuk gibi görmeyen bir bakış açısı var; sadece Şırnak Emniyetinin, Şırnak Savcılığının ve ilçelerinin pratiği olarak görmüyorum ben, Bakanlık bundan haberdar olmasına rağmen, sizler haberdar olmanıza rağmen bu sürece hiçbir şekilde müdahale edilmemesi ve çocukların bu şekilde tutuklanmasına göz yumulmasının merkezî bir karar ve tutumla ilgili olduğunu düşünüyorum. Öncelikle çocuklara bu bakış açısının ortadan kaldırılması gerekir. Şırnak'ta yaşanan bu olay ve geçmişte veya gelecek ya da diğer il ve ilçelerde yaşanan bu olayların peşine düşülmedikçe, bu alandaki bu hukuksuzluğun önü alınmadıkça ne çocuk hakları metinleri ne Anayasa ne sözleşme ne de bu Komisyonun kendisi tıpkı o süreçteki kanun ve burada konuştuğumuz birçok meselenin kâğıt üstünde kalması gibi, bu Komisyonun yapacağı iş ve çalışmalarda da maalesef ki kâğıt üstünde kalacak. Bu mesele ciddi bir mesele, 5 Şubatta dinlendi sanırım İçişleri Bakanlığı burada ve dedi ki: "Her bir çocuk..."

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Burada dinlenmedi.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Burada dinlenmedi.

Bu arada Sayın Vekilim, beş dakika sınırımız var, toparlarsanız çok memnun olacağım.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - "Her bir çocuk bir rakam değildir, bir aile ve bir hayattır." demişti. Burada 20'ye yakın çocuktan ve 12 tutuklu çocuktan bahsediyoruz; hâlen geç değil, bu konudaki sürece müdahil olunması ve bu yürütülen süreçte işkence eden, hukuksuz davranan, hukuksuz pratikte bulunan pedagogdan savcısına, emniyet güçlerine ve işkence uygulayan TEM polisi ve buna göz yuman çocuk büro görevlilerinin hepsi hakkında soruşturma açılması ve bununla yüzleşilmesi gerekir diyorum.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Vekilim, teşekkürler.

Aslında, siz bana ulaşmıştınız, ben de Bakanlığa, Sayın Bakanımıza bizzat göndermiştim ama alandaki, şu anki tahkikat ne aşamada, o konuda bilgim yok; dediğiniz gibi inceleyelim, varsa bir aksaklık derhâl müdahale edelim, mutlaka incelenmesi gerekir.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Tutanaklar belli, size Beritan Vekilimiz de iletecek ama ne siz ne Bakanlık bize dönmedi; hâlâ bile, ben dün bile aradım.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama ben sizin aslında bütün mesajlarınızı Bakanlığa ilettim.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - İlettiğinizi söylediniz evet ama dönüş sağlanmadı.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sizin bir söz talebiniz var mı? Sayın Başkan Vekilimizin de bir söz talebi var, sonra ben bir soru ve görüşle katkıda bulunacağım.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Sayın Vekilim, teşekkür ediyoruz, önemli hususlara değindiniz.

Tabii, bir kere kabul edilemez yani çocuklarla ilgili bir işkence iddiası; bırakın çocukları, herhangi bir kimseyle ilgili bir işkence iddiasını kabul etmemiz mümkün değil. Böyle bir uygulamanın yapıldığını düşünmek bile doğrusunu söylemek gerekirse kabul edilemez. Ben muhakkak bu hususlarla ilgili ortada bir yanlış anlamanın olduğunu düşünüyorum, beyanlarınızı elbette dikkate alıyoruz.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Yok, tutanaklar var, resimler var, ifadeler var, suç duyuruları var.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Tutanaklar, iddialar; elbette iddialarda bulunulabilir ama netice itibarıyla doktor raporlarıyla bunlar sabit olacak, belirlenecek.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Tamam da gecenin 02.46'sında pedagog ve savcının imzaladığı, avukatın olmadığı, yirmi dört saat avukat...

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Şimdi, siz olduğunu söylüyorsunuz, biz bunları görmedik.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Tamam, ileteceğim size ama buna "iddia" demeyin lütfen, benim beyanım burada ve ben bizzat yaşadım bunu.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Şimdi, bakın, bunlar sizin beyanlarınız, bunları iddia ediyorsunuz, biz bunların gerçekliğini...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ben iddia etmiyorum, var diyorum.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Tamam, bunları söylüyorsunuz, biz bunları görmedik.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Şırnak Emniyetinde çocuklara işkence var. Bu bir iddia değil, benim söylediklerimi çürütemezsiniz yani.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Çocuklara işkence edildiğini, bırakın Şırnak Emniyetini, Türkiye'nin herhangi bir yerinde çocuklara işkence edildiğini bizim kabul etmemiz mümkün değil.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Hayır, çürütemezsiniz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Aslında çürütmek için konuşmuyor vekilimiz.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Biz burada milletvekili olarak oturuyorsak Türkiye'nin hiçbir yerinde çocuklara işkence edildiğini kabul edemeyiz, böyle bir şey yok, o zaman biz burada oturmayalım.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Evet, onu diyorum zaten; burada oturup konuşuyoruz ama sahada, Şırnak'ta gerçeklik öyle değil.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Bakın, Beritan Hanım İçişleri Bakanlığındaki toplantıda vardı. Bu hususlarla ilgili herhangi bir beyanda bulunmadı.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ya, Beritan Hanım'ın beyanda bulunmamış olması benim beyanımın gerçekliğini ortadan kaldırmıyor ki!

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Hayır, biraz önce Beritan Hanım'a atıfta bulunduğunuz için söylüyorum.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - "Beritan Hanım bu süreci takip ediyor." demedim, "Komisyon üyesi olarak onunla istişare ediyoruz." dedim. Benim beyanımı çürütmek... Şu an sizin yapmanız gereken ne biliyor musunuz?

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Aslında birbirimizin beyanını çürütmek gibi bir şey yok.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - "Bu çok önemli, lütfen bize ulaştırın, üzerinde duralım..."

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Onu söyledik zaten.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ama bu bir gerçeklik ve çürütmeye hakkınız yok yani.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Şimdi, bakın, benim de ifade ettiğim o...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Çürütmek gibi bir şey yok.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Siz bir iddiada bulunuyorsunuz, biz de bu iddiaları araştırmakla yükümlüyüz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Araştıralım.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Öyle söyleyin, "Böyle bir gerçeklik yok." dediğinizde çarpıtılmış oluyor...

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Elbette ama asla kabul etmemiz mümkün değil çocuklara işkence edildiğini.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Aslında birbirimizi yanlış...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Hayır, tutanak var, gerçeklik var, tutum var...

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Tutanaklarda çocuklara işkence edildiği mi yazıyor?

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Bu noktada size iletmemize rağmen Bakanlığın ve bu Komisyonun sessiz kalması sorun, bence bunu dikkate almak lazım. Mesela, Başkan bana dönüp "Ne oldu o çocuklara?" diye sormadı.

FATMA SERAP EKMEKCİ (Kastamonu) - Vekilim, bununla ilgili itirazlar yapılmıştır avukatları tarafından.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Tabii ki yapıldı ama ortada bir suskunluk ve bir sessiz duvar var. Şimdi, bu Meclis bunu konuşmayacaksa, bu Komisyon bunu konuşmayacaksa o zaman...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yok, öyle bir tutum yok, belki bir yanlış anlaşılma...

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Elbette. Keşke bu hususlara vâkıf olsaydık, İçişleri Bakanlığında yaptığımız toplantıda bunları sorsaydık, Sayın Bakanımızdan da cevabını alsaydık.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sorardık.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ben Sayın Başkana mesajı atmıştım, 23 Ocak sanırım, mesajımın tarihi de duruyor, 26 ya da 23, emin değilim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Aslında ben de size cevap da verdim, derhâl Sayın Bakanımıza bizzat ilettim.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Evet, dönüş yaptınız ama "Ne oldu?" diye sorsaydınız, "Vekil Hanım bize böyle bir mesaj yolladı, ne oldu Bakan Bey?" diye sorsaydınız.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Aslında ilettiğimi de ilettim size, siz dönmeyince doğrusu...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Hayır, sizden dönüş bekliyorum ben; olur mu?

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Neyse, biz şimdi bunu...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ben bütün gerekli yerlere ilettim ama gerekli yerler ilgilenmedi. Olur mu?