| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 25 .02.2026 |
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Aynı zamanda da Bakana da hoş geldiniz diyorum, gerçekten sizi bu Komisyonda görmek oldukça önemli. Şu açıdan önemli: Çünkü çocuk ve suç bağlantısına sadece güvenlik perspektifinden bakmamak, bunun aynı zamanda bir halk sağlığı meselesi olduğunu da eğer bilerek yaklaşmak... Hem Başkana bu zemini hazırladığı için, Sağlık Bakanını davet ettiği için hem de mesele güvenlik perspektifinden bakmadığı için, bunun çok biyopsikososyal bir mesele olduğunu söylediği için teşekkür ediyorum. Yani benim de daha önceki Komisyon toplantılarından birkaç sorum var Sayın Bakana. Daha önce, Türk Psikiyatri Derneği buraya gelmişti ve aslında çok önemli bir veriden bahsetti, bahsettiği veri şuydu: Kanunla ihtilaflı hâle gelmiş çocuklarda yani Komisyonunun tabiriyle "suça sürüklenmiş çocuklarda" psikiyatrik tanı alma durumu yüzde 90'lardaydı yani suça sürüklenmiş olan çocuklarda, bir noktada adalet sistemi içerisine girmiş çocuklarla yaptıkları çalışmalarda örneklemden çıkan sonuç çocuklarının yüzde 92'si psikiyatrik tanı almış ve bu çocukların pek çoğu da psikiyatrik tanıyı ilk kez almış.
Şimdi, burada 2 boyut ortaya çıkıyor: Biri, burada ciddi bir ihmal var. Daha önce psikiyatrik tanı alması gereken çocukların büyük bir kısmı adalet sistemi içerisine girdikten sonra tanı almışlar. Burada, ailelerin, eğitim sisteminin ciddi bir ihmali var ve bir de sağlık sisteminde yer almış yani psikiyatrik tanı almış olmasına rağmen bir noktada rehabilite edilmemiş, tedavi edilmemiş, takibi yapılmamış çocukların da suç işleme oranının çok yüksek olduğunu biz gördük. Bu noktada, size şu soruyu yöneltmek istiyorum Sayın Bakan: Sizin psikiyatrik tanı almış, özellikle travma sonrası stres bozukluğu, öfke kontrol bozukluğu gibi daha suçla ilişkilendirilen psikiyatrik bozukluklarda çocukların takibini sağlamak için kuracağınız bir mekanizmanız var mı, bir politikanız var mı, önünüzde bununla ilgili bir çalışma var mı? Çünkü bu oran çok yüksek bir oran ve aynı zamanda Sayın Başkanın da dediği gibi bu bir genetik ya da psikiyatrik hastalığa yatkınlık, bir kader değil. Eğer sosyal çevreyle yapılan çalışmalarla, daha biyopsikososyal yöntemlerle ele alındığında bir çocuğun suça bulaşma zemini ortadan kaldırılabilir. Ben, Sağlık Bakanlığının bu noktadaki tutumunu, çalışmalarını merak ediyorum.
Diğer bir sorum da şu olacak: ÇİM'den bahsettiniz. ÇİM, başarılı bir sistem. Özellikle ihmale ve istismara uğramış çocukların süreçleri değerlendirilirken, ele alınırken başarılı ve dünyada da var olan bir sistem. Bu sisteme benzer bir sistemin yani "suça sürüklenmiş çocuk izlem merkezi" ya da adı ne olursa olsun ÇİM gibi bir merkezin suça sürüklenen çocuklarda da kurulması noktasında biz öneriyoruz. Sizin böyle bir çalışma çalışmanız var mı? Bununla ilgili bir çalışma yapmayı planlıyor musunuz? Çünkü oldukça başarılı bir sistem gibi görünüyor.
Şimdi, yine Türk Psikiyatri Derneğini dinlediğimizde bize ailelerin, çocukların damgalanmaması, gelecekte iş bulabilmesi noktasında tanı alma kaygısı yaşadıklarını söylediler. Bu noktada çocukla çalıştığımız için ve çocuğun yetişkinlerden farklı haklara sahip olduğu için özellikle stigmatizasyon yani damgalama meselesinin önüne geçmek için Sağlık Bakanlığının, çocukların aldığı psikiyatrik tanıları, güvenliğini sağlama noktasında bir çalışmanız olacak mı? Belki de bu ailelerin çocukları ihmal etmesine ya da tedaviden sakınmasının önüne geçer. Aynı zamanda sağlık tedbirinin de yani bir noktada psikiyatrik tanı almış çocuklar için sağlık tedbirinin uygulanması ve bunu bakanlıklarla yürütülecek bir mekanizmayla yani Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından Sağlık Bakanlığına ailenin bu sürecin takibini yapması için bir projeniz var mı merak ediyorum?
Aile hekimliklerinden bahsettiniz, uzun zamandır aile psikologlarının, aile sosyal hizmet uzmanlarının da o merkezlerde çalışması, çocukların takibini yapması üzerine konuşmalar var aslında, Bakanlığınız tarafından da zaman zaman bunlar dile getirildi. Suça sürüklenme meselesi bu kadar gündemdeyken artık bunu da bir hedef olarak önümüze koymanın zamanı gelmedi mi sizce de? Aile hekimliklerinde, aile psikologlarının, aile sosyal hizmet uzmanlarının ya da çocuk gelişim uzmanlarının çalışması, çocukların takibini yapması, bu noktada tedbirlerin daha doğru uygulanması noktasında zaman gelmedi mi? Sizin bu noktadaki fikriniz ne?
Aynı zamanda şunu belirtmekte fayda var: Şimdi, kanunla ihtilaflı hâle gelen çocuklarda, adli sistem içerisine giren çocuklarda uyuşturucu kullanım oranları oldukça yüksek, zaten sizin de sunumunuzun büyük bir kısmını bu oluşturuyor uyuşturucuyla mücadele meselesinde. Her geçen yıl arttığını da biliyoruz fakat ne kadar arttığını bilmiyoruz Sayın Bakan, özellikle Sağlık Bakanlığı içerisinde uyuşturucu madde ya da bağımlı olarak tanımlayabileceğimiz çocuk sayısı kaçtır? Bağımlılık öyküsü olan çocuk sayısı kaçtır? Bağımlılık riski taşıyan, bağımlı olan çocuklara dair özellikle cezaevlerinde ne gibi tedavi edici çalışmaların da uygulandığını sormak istiyoruz çünkü bu bir gerçeklik, cezaevlerinde bağımlı olan çocuklar var ve bu çocukların tedavi süreçleri sizler tarafından nasıl yürütülüyor sorusunu da sormak istiyoruz. Aynı zamanda şundan da bahsedeyim: Şimdi, Vekili olduğum Mardin'de de hemen komşu kenti olan Diyarbakır'da da SAMER'in verilerinde de görüldüğü üzere ciddi bir çocukların maddeye ulaşım yaşında düşüş var, sizin verilerinizde de vardı yani 12 yaşa kadar düştüğü hatta zaman zaman 5 yaşa kadar, böyle bir tespit de var, vaka tespiti de var, 5 yaşında bir çocuğun dahi psikoaktif maddeye dair bir kullanımı var. Dolayısıyla, Türkiye ortalaması 16 yaş ama özellikle Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Batman, Antep, Urfa'da bu kullanım yaşı 12'ye kadar gerilemiş durumda. Şimdi, burada siz bölgesel özgünlükleri de ele alıyor musunuz? Çünkü biz AMATEM ve ÇEMATEM'lerin özellikle Diyarbakır, Mardin, Şırnak'ta -daha detaylı aktarırız- olmadığını biliyoruz, sizlerin bölgesel durum analizleriniz var mı? Bununla ilgili bir çalışma vardı, iki yıldır peşindeyiz, hâlâ cevabını alamadık. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Yeşilay'ın yaptığı bir çalışmaydı bu. Atık sulardan psikoaktif maddelerinin tespit edilmesi projesi kapsamında 18 ilde çalışmalar yapılmıştı ve atık maddeler incelenerek hangi maddelerin, hangi yoğunlukta, hangi illerde kullandığına dair bir çalışmaydı. Biz bu 18 ili merak ediyoruz Sayın Bakan, bu kullanılan psikoaktif maddelerin yoğunluğunu merak ediyoruz ve biz bunun verilerinin de sizler tarafından bize aktarılmasını rica ediyoruz çünkü 2 milyona yakın bağımlı var Türkiye'de ve 2 milyona yakın bağımlının bölgesel farklılıkları, bu farklılıklara göre özelleşmiş sağlık hizmetlerine erişimi, sizler bunu nasıl sağlıyorsunuz? Sorusunun cevabını merak ediyoruz. Yani şunu kabaca söyleyelim: AMATEM ve ÇEMATEM'lerde özellikle Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde sayı olarak, nitelik ve nicelik olarak ciddi azlıklar var. Şöyle bir örnek vereyim yaşamın içinden Sayın Bakan: Kızıltepe, ne yazık ki son dönemlerde uyuşturucu madde kullanımının çok rahat ulaşıldığı ve çok fazla kullanıldığı yerlerden biri, biz bunu Sayın İçişleri Bakanına da aktarmıştık, gerekeni yapacağını söylemişti, belki buradan bir kez daha dile getirmek gerekiyor yeni Bakan için ama Antep'te çalışan yani AMATEM ve ÇEMATEM'de çalışan bir uzmanla konuştuğunda Antep'e en çok başvurunun Kızıltepe'den yapıldığını söylemişti. Eğer en çok başvuru Kızıltepe'den yapılıyorsa Mardin'de neden AMATEM ve ÇEMATEM'lerinin olmadığını sormak istiyorum ve bununla ilgili bir projeniz var mı yok mu onu da gerçekten bugün öğrenmek istiyorum. Bu mesele oldukça eğer ciddi bir mesele. 22 ilde 15 yataklı, 9 yataklı arındırma merkezlerinden bahsettiniz, 22 il açıkladınız, bu iller hangi iller? İllerin biz bilgisini bilmek istiyoruz. Hem Çocuk ve Ergen Yataklı Arındırma Merkezleri hem Ayakta Çocuk Ergen Arındırma Merkezleri hem 3 tane olarak belirttiğiniz Çocuk ve Ergen Ayakta Rehabilitasyon Merkezleri hem de arındırma merkezleri hangi illerde var? 2 milyona yakın bağımlı var Türkiye'de, ne yazık ki oranların, hem yataklı hem ayakta tedavi merkezi oranlarının çok düşük olduğunu söylemeliyiz Sayın Bakan. Bu, yeterince sonuç almıyor, aynı zamanda AMATEM ve ÇEMATEM'lerin tedavi oranı da yüzde 1 ve 2'lerde. Belki bu niteliği artıracak çalışmalar da yapılabilir. Niteliği artıracak demişken de hem çocuk ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarının sayısının hem psikologların sayısının hem sosyal çalışmacı ve çocuk gelişimcilerin sayısının oldukça az olduğunu ve bu kadar küreselleşmiş, Türkiye'de de ciddi bir soruna dönüşmüş bir sorunu tedavi ederken hem merkezlerin hem halk sağlığı uzmanlarının, profesyonellerinin sayısının az olduğunu, özellikle bu Komisyondaki bir vekili olarak benim bunu yetersiz bulduğumu ve buna dair artırma çalışmalarının yapılması da bağımlılığı önlemede önemli bir rol oynayacağını söyledim.
Son olarak, bir şeye vurgu yapmak istiyorum, İçişleri Bakanlığının sunumunda da bu vardı. 2023 yıl özellikleri suça sürüklenme oranlarının İçişleri Bakanlığı verilerinde arttığı bir yıldı. Sizin verilerinize de bakıyorum, 2023 yılı verilerinizde çocuk ve ergen tedavi başvurusu sayısı artmış yani demek ki sosyal olaylar, yaşanılan durum, toplumsal durumlar bu meseleyi arttırıyor ve artırdığında hem suç işleme oranı artıyor hem madde kullanım oranı artıyor ki tedavi oranı artıyor. Dolayısıyla, bu ikisi arasındaki korelasyon bir kez daha hem İçişleri Bakanlığının verilerinde hem de Sağlık Bakanlığının verilerinde açığa çıktı. Madem bu iki mesele birbiriyle korelasyon hâlinde o zaman çocukluk yaşını düşürmekten ziyade daha yapacağımız çok işinin olduğunu; Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve pek çok bakanlığın çalışmalarıyla daha çok iş yapmamız gerektiğini de ifade etmem gerekiyor.
Ben çok fazla vakit de almayayım. Teşekkür ederim sabrınız için, dinlediğiniz için. Eklemelerimi olursa muhakkak yaparım, tekrar hoş geldiniz.