| Komisyon Adı | : | KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun, Sağlık Bakanlığının "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda kadın sağlığı, sağlıkta kadın istihdamı ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine yönelik politikaları hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 18 .02.2026 |
HALİDE TÜRKOĞLU (Diyarbakır) - Tamam.
Sayın Bakan, öncelikle sunumumuza dair teşekkür ederiz.
Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ister istemez sunduğunuz veriler üzerinden bu alanı güçlendirmek için var. İnanıyorum ki burada vereceğimiz öneriler de sizi güçlendirecektir.
SAĞLIK BAKANI KEMAL MEMİŞOĞLU - İnşallah.
HALİDE TÜRKOĞLU (Diyarbakır) - Kadın istihdam oranı yüzde 57 diye belirtildi; bu, çok önemli, kıymetli bir rakam ama yönetim mekanizmasına geldiğimizde, aslında "kadın-erkek eşitliği" dediğimizde, bugün bile, şu anda sunumu yapan arkadaşlarımızdan tutalım, buraya aslında yansımadığını görüyorum maalesef. Sadece çalışan sayısı değil ama aynı zamanda bu Bakanlığın içerisinde yönetim mekanizmalarında kadın sayısı ne kadar, bunu bilmek isterim.
Yine, belki de sağlık alanında Bakanlığınızın en önemli meselelerinden biri şu: Bu toplumda "beden, ruh sağlığı" dediğimizde aslında belki de en evrensel değerlere sahip olan Bakanlık olmuş oluyorsunuz çünkü aynı zamanda bu toplumun sağlığı, insanların bedensel ve ruhsal sağlığını da gerektiriyor. Şimdi, özellikle bu damgalama ve ayrımcılığı önlemeye dair yapılan eğitim çalışmalarından bahsettiniz. Bu toplum bir doktorun ya da bir hemşirenin gerçekten ayrımcılık yapan bir davranış biçimini kabul etmez çünkü belki de en çok güvendiğimiz kesimlerin başında doktorlar, sağlıkçılar var. Ne dil ne din ne mezhep ne kadın-erkek ayrımının olmamasının belki de en özenli ifadesini Bakanlığınızın göstermesi gerekiyor. Ama şunu da gördük: Konya örneğinde vardı, erkek doktorun kadın hastanın kıyafetine göre tedavi etmeyeceğini söyleyen, cinsiyetçi olan... Yeri geldiğinde, Mardin'de "Diyar Koç" isimli, tutuklanan ve önce Diyarbakır'a, sonra Ankara Etlik Şehir Hastanesine kaldırılan ve oradan Sincan Cezaevine gönderilen ve burada bir sağlık çalışanının "Bana bırakın." diye ölüm tehdidi sunması ve "Sarı torbalarla aslında teslim alınması gerekenler." diye ifadede bulunması aslında çok derin yaralara sebep olan bir ifade. Yine, yanı başımızda, Suriye'de bir kadının saçlarının kesilip sosyal medyada servis edilmesine karşılık başta Türkiye olmak üzere dünyanın birçok yerinde kadınların saç örme eylemini gerçekleştirmesi ve bir hemşirenin de Kocaeli'de bu eylemle aslında görevden alınması... Yani şunu sormak istiyoruz: Bakanlık gerçekten ayrımcılığa dair, şiddete dair, bunu ortadan kaldıracak evrensel, etik değerlere sahip iken bunun plan, programını nasıl sunuyor? Çünkü görevden alınma oldu çok hızlı bir şekilde. Bir taraftan şiddeti meşru gösterenler var; bir taraftan şiddetin karşısında, kadına yönelik şiddetin karşısında tutum alanlara, kamuya dair, Devlet Memurluğu Kanunu'na dair hızlı bir şekilde, jet bir şekilde işlemler yapılıyor ama şiddeti öven, bunu bir şekilde hastalar üzerinde gösterenlere ise hiçbir şey yapılamıyor Sayın Bakan, bunu sormak istiyorum.
BAŞKAN ÇİĞDEM ERDOĞAN - Evet, teşekkür ediyorum.
SAĞLIK BAKANI KEMAL MEMİŞOĞLU - Sayın Vekilim, önce şunu ifade edeyim: Tabii, yönetim kadrolarımızla 3 binin üzerinde bayan arkadaşımız bize yönetsel olarak destek veriyor. Bu, toplam çalışan sayısının üçte 1 oranında gözükse de demin bahsettiğim gibi, özellikle teşkilattaki bayan çalışma oranımız yüksek çünkü hemşire ve sağlık memuru, diyetisyen dahi çoğu bayan arkadaşımız bizim sahada. Öyle olunca da bu oran biraz daha düşük gibi görünse de 3 binin üzerinde bayan yöneticimiz var. Hatta, benim bizzat Hukuk Genel Müdürüm bir bayan, Kamu Hastaneleri Genel Müdür Yardımcımız hemşire, bir bayan. Onun için, bu konuda biz Bakanlık olarak da olumlu bakıyoruz. Bayanların talebi doğrultusunda da her zaman bu yönetici oranımızı yükseltmeye çaba harcıyoruz.
Demin bahsettiniz, bizim Hipokrat yeminimiz din, dil, ırk, anlayış farksız sağlık hizmeti sunumunu mecbur kılar. Bizim mevzuatımız da bizim yönetim anlayışımız da bu doğrultuda herkese eşit sağlık hizmeti sunma mantığıyla ve davranış yöntemiyle hareket eder. Baktığınız zaman da gerçekten -Türkiye- bugün her yere sağlık hizmeti yardımına koşan, dil, din, ırk ayırmaksızın bütün mağdur ve muhtaç olan insanlara sağlıkla ilgili yardımı öncelikle yetiştiren bir ülke konumundayız. Yani bugün Gazzesinden deprem bölgesine kadar, Avrupasından Orta Asyasına kadar, Kazakistan'ından Kırgızistan'ına kadar, İran'a kadar her yere sağlık hizmeti konusunda destek veriyoruz ve bunu, gerçekten fark gözetmeksizin, insan olarak gördüğümüz için de yapıyoruz.
Ama Türkiye'de günde 3 milyon kez sağlık hizmeti veren bir sağlık sistemimiz var. Çok istisna olsa da davranışları farklı olan insanlarla ilgili gerekli incelemeyi, soruşturmayı yapıyoruz ve gereğinde gerçekleştirmiş oluruz. Ancak, adli olarak suç teşkil eden durumlarda bunun da gereğini yapmakla mükellefiz. Yani hata yapanın sistemimizde ceza almadığı bir husus söz konusu değildir. Demin bahsettiğimiz hem Konya'daki olay hem Diyarbakır'daki olayda, tamamen inceleme, soruşturma neticesinde verilen kanaat ve yargının neticesinde olan bir durum söz konusudur. Onun için, Sayın Vekilim, bizim ayrımcılık yapmadığımızı özellikle burada ifade etmek istiyorum çünkü sonuçta bizim sağlıkla ilgili davranış yöntemimiz insanların dinine, ırkına, inanışına bakmadan eşit şekilde sağlık hizmeti sunmaktır, bizim Hükûmet anlayışımız da bu şekildedir. Özellikle ifade etmek istiyorum ki suç işleyenin sağlık veya davranış yöntemlerini değerlendirme konusunda bir adalet sistemimiz, bir inceleme ve soruşturma sistemimiz var. Bu da kadın, erkek, yaşlı, genç, inancı, inançsızlığı fark etmeksizin eşit şekilde yapılmaktadır. Özellikle bunu bizzat ben Bakan olarak temin etmekle ve bunu gerçekleştirmek için irade göstermekle mükellefim. Bunu da elimden geldiğince doğru, hakkaniyetle yapmaya çalışıyor.