KOMİSYON KONUŞMASI

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, değerli bürokratlar; hoş geldiniz.

Şimdi, bu teklifin içinde önce olmayanlarla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum, sonra olanlarla ilgili eleştirilerimi dile getireceğim. Niye bu olmayanlarla ilgili bir şey söylemek lazım? Çünkü toplumda şöyle bir hava var biliyorsunuz, oluştu da: Yani Plan ve Bütçe Komisyonuna bir teklif geliyorsa ekonomiyle ilgili, emeklilerin, emekçilerin sorunlarıyla ilgili bir teklif geliyorsa o zaman herkes kendi sorununun çözümü doğrultusunda herhangi bir adım var mı, bunu merak ediyor elbette ki, buna ilişkin beklentileri var. O nedenle de olmayanlar üzerinde

birkaç kelimeyle durmak istiyorum.

Bu beklentilerin en başında tabii ki yani mübarek ramazan ayındayız, bayram yaklaşıyor, bayram ikramiyeleri geldi, emeklilerin bayram ikramiyeleri. Her sene bayram ikramiyeleriyle ilgili Plan ve Bütçe Komisyonunda düzenleme yapılır. Bu sene de yapılacağına dair bir beklenti çok yaygındı emekliler arasında fakat bir açıklama yaptı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı Sayın Abdullah Güler ve "Kaynak yok." dedi yani "Para kalmadı." dedi, "Emeklilere dağıtacak para yok." dedi kısacası. Böylece emeklilerin umutları büyük ölçüde sönmüş oldu, karşılanmamış oldu beklentileri; onu öncelikle söylemek istiyorum. Yani bu iktidar bir kez daha emekliler için kaynak olmadığını, para olmadığını açıkça ifade etti en yetkili ağızlardan biri tarafından. Ama biz biliyoruz ki aslında kaynak var, sadece iktidarın politik tercihleri bu kaynakları emekliler, emekçiler, işçiler, kısacası toplumun dar gelirlileri, ücretli çalışanları ve yoksulları için kullanmama yönünde, tercih kullanmama yönünde olduğu için böyle bir sonuçla karşı karşıya kalınıyor.

Şimdi, 4 bin lira emeklilere bayram ikramiyesi verilecek. 2018 yılında başladı yanlış hatırlamıyorsam bu uygulama. Eminim Adalet ve Kalkınma Partisi pişmandır yani "Niye bu uygulamayı başlattık?" diye, o zaman bin lira veriliyordu emeklilere bayram ikramiyesi yani resmî enflasyonu göz önünde bulundurarak bugünü hesaplasak yaklaşık 8 bin lira verilmesi gerekiyor, resmî enflasyonu hani hissedilen enflasyon falan değil ama bugün ne kadar da takılmış vaziyette? 4 bin lirada takılmış vaziyette. Yani resmî enflasyonla bile 8 bin lira olacak emeklilere ikramiye bugün 4 bin lirada durmuş vaziyette. Şimdi, emekliye gelince yok bu kaynak, biliyoruz emekliye gelince para kalmamış oluyor ama ocak ayında faize 456 milyar lira ödedi bu iktidar, 456 milyar lira. Bunu var olan emeklilere bölseydik, faiz lobisine verilecek yerde emeklilere verseydik bir seferde her emekliye 30 bin lira para verilmiş olurdu. Tabii, bunun böyle yapılmayacağını biliyoruz ama verilen meblağın, faiz lobisine bir ayda verilen meblağın emekliler açısından nasıl bir kaynak olduğunu göstermek için bu hesabı yaptık. Demek ki faiz lobisine kaynak var ama emekliye kaynak yok, bayram ikramiyesi yok. Şimdi bunu bir kere bir kenara yazmış olalım. Üstelik bunu hangi günlerde tartışıyoruz? Bugün ayın dördü, dün ayın üçüydü ve TÜİK rakamları açıklandı ve TÜİK rakamlarına baktığımızda iki ayda yani ocak, şubat ayında fiyatların yüzde 7,95 yani yüzde 8 arttığını görüyoruz, iki ayda toplam. Peki, emeklilerin maaşlarına zam neye göre yapıldı geçtiğimiz ocak ayında? Enflasyon beklentisine göre değil mi? Yüzde 16 enflasyon beklentisine göre emekli maaşlarına zam yapıldı. Bunun yarısı iki ayda gitti sayın vekiller, yarısı iki ayda gitti. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Yani asgari ücret artışı yüzde 27 oldu, iki aylık enflasyonla asgari ücret artışının üçte 1'i gitti; böyle bir durumla karşı karşıyayız. Nasıl gitti? Yani alım gücü gitti, alım gücü düştü esas itibarıyla. Gıda enflasyonu açıklanabilir gibi bir şey değil. Yani gıda enflasyonunun, Türkiye gibi bir tarım ülkesinde ya da tarım ülkesi olması gereken bir yerde gıda enflasyonunun bu kadar yüksek olması anlaşılır ve kabul edilebilir bir durum değil ve biliyorsunuz ki asgari ücretlilerin, emeklilerin, dar gelirlilerin, hepsinin esas ödedikleri paralar gıdayadır, kirayadır, sonuç olarak barınmayadır yani onlar için bu çok yüksek bir enflasyon oranıdır ve bu da kabul edilebilir bir durum değil. Yani emeklileri daha da yoksullaştıran bir rejimle karşı karşıyayız. Bunu bir kez daha söylemiş olalım. Keşke bu teklifte de emeklilerin bayram ikramiyesine ilişkin bir düzenleme gelseydi ve biz Abdullah Güler'den keşke "Para yok, kaynak yok." lafını duymak zorunda kalmasaydık. Emeklilerin bütçeden aldığı pay artabilseydi, emeklilerin ülkenin büyümesinden aldıkları pay artabilseydi ama bunların hiçbiri gerçekleşmedi; bunu bir kenara not etmek istiyoruz yani bu teklifte emekliler yok sayıldı.

İkincisi ne? İkincisi, bu da yeni bir şey değil. Birincisi yeniydi, bu ikincisi yeni bir şey değil, seçimden beri konuşulan bir şey. Ne zaman Plan ve Bütçe Komisyonuna bir torba teklif gelse hemen herkes aramaya başlıyor, tanıdıklarımız, tanımadıklarımız, odamız aranıyor. Nedir konu? BAĞ-KUR meselesi. Yani 9000'den 7200'e prim gününün indirilmesi meselesi ve herkes, bütün BAĞ-KUR'lular bunu bekliyor tabii "Plan ve Bütçe Komisyonuna bir teklif geldi acaba şimdi bizim ihtiyacımız karşılanacak mı?" diye; bir kez daha karşılanmamış oldu ve bu... Neden seçimden beri diyorum? Çünkü seçimde iktidar partisi de, muhalefet partileri de bu konuda vaatlerde bulundular ve BAĞ-KUR'lular o günden bugüne bu vaatlerin yerine getirilmesini bekliyor ama prim adaleti sağlanmıyor, BAĞ-KUR'luların emeklilik günleri düşürülmüyor. Dolayısıyla 9000'den 7200'e indirilse yaklaşık beş yıl kadar erken emekli olma imkânları varken bu imkân sağlanmıyor. Bu da bir beklentiydi, bir kez daha boşa çıkarılmış olduk.

Üçüncüsü, aslında Plan ve Bütçe Komisyonuyla alakası olmayan bir konu ama nedense bu da Plan ve Bütçe Komisyonu çerçevesinde toplumda ele alınmış. O da şundan kaynaklanıyor, sonra ben anladım neden olduğunu. Öğrenciler arıyorlar, üniversite öğrencileri, mesajlar atıyorlar, mailler atıyorlar "Öğrenci affı düzenlemesi bu pakette var mı?" diye. Şimdi ben, öğrenci affı düzenlemesinin Plan ve Bütçeyle ne alakası var hani biz burada acayip bir şey yapıyoruz bu torba tekliflerle ama demek ki halkı da alıştırmışsınız diye düşünürken sonra anladım neden olduğunu çünkü burada, Plan ve Bütçe Komisyonunda geçtiğimiz kasım ayında, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşülürken YÖK Başkanı orada bir açıklama yapmış, tutanaklardan girdim, baktım ve YÖK Başkanı Sayın Özvar "Öğrenci affıyla ilgili bir çalışma yapıyoruz. Bilhassa azami süreyi doldururken staj ve/veya intörnlük aşamasında öğrencilik hakkını kaybedenlerle alakalı düzenlemeyi Meclise sunacağız." demiş 21 Kasımda YÖK Başkanı burada, orada otururken bunları söylemiş, tabii ki öğrenciler de af beklentisinde ve o nedenle mail atıyorlar, telefon açıyorlar, "Var mı bu konuda bir şey?" diye soruyorlar ama maalesef o da yok. Yani YÖK Başkanının...

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Var, var.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Nerede var?

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Çalışma yapıyorlar.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Ya, çalışma yapılıyor da bu pakette yok diye söylüyorum.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Yok, yok.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Evet yani maalesef YÖK Başkanının da o sözü ortada kalmış oldu, ona da hatırlatmış olayım; kasımdan bugüne kadar epey bir zaman geçti, öğrenciler bekliyorlar.

Şimdi, bunlar olmayanlarla ilgili eleştirilerimiz, olanlara dair birkaç şey söylemek istiyorum sayın vekiller. Kripto varlıklar; şimdi bunu hatırlayacaksınız, 2024'te biz çıkardık bu yasayı, burada çok tartıştık. Ben, 2024'te, o gün yasa çıkarılırken başlamak üzere, sonraki bütün vergi paketlerinde -tutanaklara bakarsanız bunu görürsünüz- kripto varlıklarla ilgili vergilendirme yapılması gerektiğini açık seçik hep anlattım ve "Haksız kazanç elde ediliyor, bu, kabul edilemez bir durumdur." diye bunu kayıtlara her seferinde geçirmiş oldum.

Şimdi, kripto varlıklar için bir teklif var, teklifin 4-5 maddesi bununla ilgili.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu tabii ki önemli bir şey yani bunu olumlu bulduğumuzu söylemek isterim çünkü çok ciddi bir ihtiyaçtı bu kripto varlıklar piyasasında bir vergilendirme yapılması. Bunu dediğim gibi, defalarca dile getirdik, olumlu buluyoruz. Ama şimdi bu -o zaman da tartışmıştık biliyorsunuz- kripto varlıklar yeni bir piyasa, teknolojinin gelişmesiyle iyi kullanılır oldu, bütün dünyada bu böyle ve yapılacak düzenlemelerin ciddi bir tartışma ve hazırlıkla yapılması gerektiğini özenle hep vurgulamıştık. O zaman bize birkaç tartışmadan sonra "Bir hazırlık yapılıyor." dediler bugün YÖK'te olduğu gibi fakat tabii o hazırlığı ancak bugün önümüze geldiğinde görebildik. Yani bu konuda hani önerilerimiz var mı, bir ortak akıl geliştirilebilir mi? Maalesef iktidar böyle bir yaklaşıma sahip olmadığı için böyle bir durum olmadı. Yani bu kripto varlıklar dünyası oldukça teknik ve karmaşık bir dünya. Bunun uzmanları var, bu konuda hepimizin bilemeyeceği, teknik birtakım incelikler var. Dolayısıyla, bu alana ilişkin yapılacak düzenlemelerin de bu hassasiyetle ele alınması gerekiyor, hatta şöyle söyleyeyim, bu da bir öneri olarak burada durmuş olsun: Kripto varlıklara ilişkin bir kod yasası gereklidir yani başlı başına ele alınması gereken bir konudur. Arada çeşitli tekliflerin içinde birer, ikişer, üçer maddeyle geçiştirilecek bir konu değildir ancak böyle bir yasayla riskleri bertaraf edilebilir ve kripto varlıklar dünyası regüle edilebilir, düzenlenebilir ve yüksek kazanç elde eden yatırımcılar, vergilendirilebilir, düşük kazanç elde eden yatırımcılar için de vergiden muafiyet olması gerektiğini o zaman da söylemiştik, bugün de söylemeye devam ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim.

Yani kripto varlıklar meselesi böyle bir mesele, dediğim gibi, olumlu buluyoruz ama yeterli değil. Büyük ihtimalle üzerinde bu konuda tartışacağımız ve önümüzdeki günlerde, aylarda bazı maddeleri değiştirmek zorunda kalacağımız bir teklifle de karşı karşıyayız ama bu konuya girilmiş olması başlı başına önemlidir, onu da söylemiş olayım.

6'ncı madde var vakıf üniversiteleri bünyesiyle ilgili yani samimi söylüyorum, herhangi bir şekilde kinaye iyi yapmak için söylemiyorum, biz bu konuyu hep konuşmuştuk. Yine, bu Plan ve Bütçe Komisyonunda bunu konuştuğumuzu çok iyi hatırlıyorum, tutanaklarda var. Yani vakıf üniversiteleri ticari kuruluşlar ve bu ticari kuruluşlar kâr elde ediyorlar, neden vergi alınmıyor bu kârlardan diye bunu defalarca konuşmuştuk. Şimdi, bu karşımıza gelmiş vaziyette. Olumlu görüyoruz, onu açıkça söyleyeyim, doğru bir adım bu ama tabii, gecikmiş bir adım. Sayın Abdullah Güler'in dediği gibi para kalmadığı zaman bunun gelmesi yerine daha önceden gelmiş olsaydı daha anlamlı olurdu. Gerekçeye baktım, okuyacağım izin verirseniz çok kısa Sayın Başkan, vakit fazla kalmadı, biliyorum ama çok güzel bir gerekçe yazılmış. Yani bana "Gerekçe yaz." deseniz böyle bir gerekçe yazardım, diyor ki: "Ancak vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren hastane ve benzeri sağlık kurumlarının fiilen ticari işletme niteliği taşıdığı sağlık hizmetlerini bedel karşılığında ve piyasa koşulları çerçevesinde sunduğu bu durumun aynı sektörde faaliyet gösteren kurumlar vergisi mükellefleri aleyhine sonuç doğurduğu görülmekte olup bu yönüyle söz konusu sağlık kuruluşlarının faaliyeti, kamu idare ve kuruluşlar tarafından sunulan kamusal nitelikteki sağlık hizmetlerinden farklı bir mahiyet arz etmektedir."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Çok doğru gerçekten ama mecburiyetten buraya gelmeden evvel bunlar yapılsaydı daha hayırlı sonuçlar elde edilebilirdi diye düşünüyorum.

11'inci maddeye ilişkin bir eleştirimiz var, onu söyleyeyim, madde geldiğinde de konuşuruz. Bir "ihtiyaç fazlası" kavramı geçiyor. Bu maddede bu ihtiyaç fazlasının hangi kriterlere göre tespit edileceği belli değil yani ve oldukça ciddi bir mülkiyetten söz ediliyor, taşınmaz mülkiyetinden söz ediliyor. Yani neye, hangi kriterlere bağlı olarak, kimler tarafından bu ihtiyaç fazlası tespit edilecek? Bu kriter yazmıyor herhangi bir şekilde bu kanunda. Bu gerçekten ciddi bir sorun.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen selamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim.

Son değinmek istediğim meselede İşsizlik Sigortası Fonuyla ilgili. Bu konudaki görüşlerimizi biliyorsunuz, her seferinde tartışıyoruz, vakit de fazla kalmadığı için çok üzerinde duramayacağım ama şunu söylemek istiyorum: Yani Cumhurbaşkanına böyle bir yetki vermek neden gerekli? Biz her seferinde İşsizlik Sigortası Fonuna ilişkin gelen teklifleri burada tartışıyoruz, biz eleştiriyoruz, iktidar savunuyor ama burada bu düzenlemeleri yapıyoruz. Neden şimdi Cumhurbaşkanına bu yetki veriliyor? Yani buradan kaçırarak devlet desteği oranını düşürmek için bu yetkinin kullanılacağından en ufak bir şüphemiz yok. Bu doğru bir tutum değil dolayısıyla bu konunun bir kez daha gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yani bu İşsizlik Sigortası Fonu'nu, biliyorsunuz, işsizler lehine değil de...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - ...daha çok işverenler lehine kullanıldığını sayılarla defalarca anlattık, bir kez daha madde geldiğinde anlatacağız. Ama bu düzenlemenin yerinde ve doğru bir düzenleme olduğunu düşünmüyoruz. Kısaca bunlara değinmek istiyordum.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.