| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .03.2026 |
ORHAN YEGİN (Ankara) - Başkanım, çok teşekkür ediyorum.
Salonda bulunan herkesi saygı ve hürmetle selamlıyorum. Teklif sahibi arkadaşlarımıza da bu hassas çalışmayı yapıp Meclisimizin Plan ve Bütçe Komisyonuna sundukları için teşekkür ediyorum imza sahiplerine.
Şimdi, muhalefet bugün kanun teklifine geçmeden önce işte "Emekli bu kanun teklifinde yok, BAĞ-KUR'lu yok." diye uzun zamandır sürekli tekrar ettiği şeyleri konuşmalarının çoğunda yoğunluk olarak kullandılar. Normaldir. Emeklilerimizin bu dönemde yaşadığı sorunların muhalefetin söylemsel diline fazlasıyla yansımış olması anlaşılır. Fakat çokça bunun üzerinde döndüler, "BAĞ-KUR'lulara verilmiş sözler var, bunlar yerine getirilmedi." dediler ve az bir kısım da kanun teklifinin biraz manipülasyonuyla karşı karşıya kaldık. Burada getirilen maddelerde gerçekten aslında önemli maddeler var. Biz şimdi hep şunu söylüyoruz, diyoruz ki arkadaşlar yani hayat olduğu yerde duran bir şey değil. Yaşadıkça, yeni ilişkilerle, yeni kişilerle, yeni konularla karşılaştıkça söz konusu parametre neyi mevzu ediyorsanız o mevzuya ilişkin ihtiyaçlarda değişiklikler ortaya çıkıyor. Bazen sizin kendi yaptığınız planlamanın zamansal farklılıklarına göre değişiklikler yapmanız gerekiyor, mesela kripto varlıkta yaptığımız gibi bugün burada. Bazen planlamanın dışında, umduğunuzun dışında bazı yerlere gidip yeni riskler oluşuyor. O riskleri ortadan kaldırmak için yeni düzenlemeler yapmanız gerekiyor bedelli askerlikte fiyatı artırmak gibi. Çünkü rakam uygun olunca çok fazla meyil oluyor oraya ve normal asker ihtiyacınızda azalma oluyor bu sefer, onu yeniden tahkim etmeniz gerekiyor. Bazen de olağan dışı durumlar olabiliyor. Yani siz suyu şuraya akıtmak isterken bir bakıyorsunuz hiç ummadığınız bir yere akmış. Dolayısıyla orada bir önlem almanız gerekiyor. Dolayısıyla Meclis de zaten bu yüzden var, bu komisyonlar bu yüzden var, milletvekilleri bu yüzden var. Sahada gezecekler, dolaşacaklar, kurumlarla irtibat kuracaklar. Hem sahada gördükleri sorunları, talepleri kayda alıp ona dönük düzenlemeler yapmak üzere burada bir heyecan taşıyacaklar hem de kurumlardan gelen talepleri, sivil toplum örgütlerinden gelen talepleri değerlendirerek bunları mevcut imkânlar çerçevesinde nasıl harmanlayabiliriz ve belli bir periyot içerisinde farklı zamansal planlamalarla bunları nasıl daha doğru bir yere taşıyabiliriz? İşte Meclis bunun için var. Dolayısıyla dün yaptığınız bir şeyi "Dün öyleydi, bugün getirdiniz, bugün böyle yapıyorsunuz." Evet, dün öyleydi, ona göre bir önlem alındı, ona göre bir planlama yapıldı. Şimdi ikinci aşamasına geçiyoruz bazı konularda. Bazıları da "Dün öyle planlamıştık ama bir sürü hadise yaşandı bölgede, ülkede, içeride, dışarıda vesaire, hayatta." Şimdi onun farklı bir fazına geçmemiz gerektiği kanaatine vardık. Dolayısıyla yeni bir düzenlemeye gidiyoruz. Şimdi, kripto varlıklara burada hem bir işlem ücreti, işlem vergisi geldiğini hem de değer artış kazancı kapsamına alındığını görüyoruz. "Biz bunu ilk çıktığında da söylemiştik." Doğru, ilk çıktığında söylemiştiniz, biz de burada bunu konuşurken evet bunun da olması gerektiğini konuşmuştuk. Ama biz bu kanunu daha yokken bunun, bu kanunu yaparken direkt vergiyle başlarsak yabancı piyasalara kaymalar olabileceğini, dolayısıyla kendi iç piyasamızdaki düzeni, kendi iç piyasamıza karşı oluşturmak istediğimiz düzene karşı olan ilgiyi, alakayı dışarıya kaydırabileceğimizin riskini göz önüne alarak o gün vergi koymamıştık.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Öyle anlatmadınız.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Aynen de böyle anlattık. Açın bakın tutanaklara, ben hatta ben bile o gün bu cümleyi kurduğumu hatırlıyorum. Şimdi, bugün yeni bir faza geçiliyor, güven oluşmuş piyasada, tesis edilmiş belli bir miktarda ve dolayısıyla hem buradan bir işlem vergisi getirelim deniliyor bu servis sağlayıcılar üzerinden hem de daha sonra bunlarda oluşacak şeylerde bir değer artış kazancı kapsamına alalım deniliyor. Belki yarın iş başka bir yere gidecek, gelecekler, diyecekler ki: "Ya bu iş buraya gitti. Şimdi bizim şunu da yapmamız mümkün hâle geldi." yahut da "Bu biraz istediğimiz yere götürmedi, başka bir şey yapabilir miyiz?" diyecekler, yine gelecekler. Biz o zaman ya siz nasıl iş yapıyorsunuz kardeşim, nasıl teklif getiriyorsunuz? O günü... Böyle diyemeyiz. Hayat değişiyor, her şeyin gücü sizin elinizde değil. Siz mevzuatı koysanız da çerçeveyi çizseniz de sizin dışınızda bir gelişen hayat var. Dolayısıyla o hayatı bir şekilde dinamize etmeniz gerekiyor.
Şans ve bahis reklamlarının tamamının vergi matrahı alanı içerisine alınması önemli bir şey. Ben daha önce kapsam dışında olduğunu bilmiyordum, olmamasına mesela şaşırdım. İyi bir şey yapmışlar arkadaşlar, teşekkür ediyoruz. Mesela vakıf üniversiteleri hastanelerinin istisna, muafiyetin dışına alınması. Bu istisna niye verilmiş? Denilmiş ki: "Vakıf üniversiteleri, bu hastaneler çalışsın, istisna kapsamına alalım ki daha ucuz sağlık hizmeti sunsunlar, insanlara ulaşsınlar." Ama bugün gelinen noktada bu beklenen faydanın artık ortadan kalktığı görülmeye başlanmış. Sunulan hizmetin fiyatıyla piyasadaki fiyatın birbirine yakınlaştığı, dolayısıyla burada verilmiş olan istisnanın bir adaletsizlik oluşturduğu tespit edilmeye başlanmış ve buna uygun bir düzenleme yapılmış. Doğru bir şey yani hayat değişiyor ve bu değişen hayata göre de yeni bir pozisyon alınıyor arkadaşlar.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - "Kaynak yok." diyorsunuz, kaynak var...
ORHAN YEGİN (Ankara) - Şimdi, KDV düzenlemeleri, kamulaştırmayı yapan devlet ve kamu tüzel kişilerine devrinin biz burada kısmi istisna kapsamına alınmasını sağlıyoruz. İşsizlik sigortasıyla ilgili konuşuldu. Yani "Cumhurbaşkanına bu yetki niye veriliyor? Meclis burada yok mu?" Yani bu kadar insan biz burada oturmuşuz, işte "Meclise ne gerek var, Cumhurbaşkanı..." Kardeşim, Cumhurbaşkanına her yetki verilmiyor. Bu yetki Meclisin. Cumhurbaşkanına belli bir limit içerisinde aşağı ve yukarıya bir esneme yetkisi veriliyor.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Meclise ne kalıyor? Meclise ne kalıyor?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Meclis yarın oturur, bunu, Cumhurbaşkanından bu yetkiyi alabilir, alabilir. Diyebilir ki: "Ben bu yetkiyi vermiştim, vazgeçtim." Bak arkadaş, "Meclise ne kalıyor?" diyorsun. Cevabını vereyim...
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bugüne kadar...
ORHAN YEGİN (Ankara) - Cevabını vereyim bak, cevabını vereyim müsaade et abi. Şimdi, devletin katkısı 1 puan değil mi? Biz burada yetki veriyoruz bunu yüzde 50 indirmeye veya yüzde 50 yukarı çekmeye. Meclis yarın diyebilir ki: "Ben bunu yüzde 3'e çıkarıyorum kardeşim." Meclisin bu yetki elinde var. Dolayısıyla yarın böyle bir ihtiyaç oluştuğunda yeniden Meclise gelinip burada komisyonlarda zaman kaybedilmesin, bu işler tartışılıp yeniden mevzu edilmesin diye böyle bir alan oluşturuluyor. Kime oluşturuluyor, kime oluşturuluyor, kime oluşturuluyor? Şurada oturan bir bürokrata oluşturulmuyor, şurada oturan bir işte genel müdüre oluşturulmuyor. Bu ülkede yüzde 50'nin üzerinde oy almış, milletin güveniyle Cumhurbaşkanı seçilmiş bir yöneticiye bu yetki veriliyor. Dolayısıyla "Meclis yok sayılıyor, Meclisin...", bunlar, bunlar aciz cümleler, bunlar meseleyi kavrayamayıcı, kötü niyetli, siyasal cümleler arkadaşlar.
BOTAŞ'ın düzenlemesi. Şimdi, Mustafa abi konuşurken dedim ki ya Mustafa abi Allah'ını seversen yani bu düzenleme niye yapılıyor? Sen bilmiyor musun konuşuyorsun? Tamam, bazı şeyler esnetilir, siyaseten konuşulur ama arkadaşlar gülünç duruma düşüyorsunuz. BOTAŞ devletin doğal gaz kullanıcılarına, hane halkına, bu ülkede yaşayan insanlara özellikle pandemi sürecinde başlayan sıkıntılardan dolayı kullandığı doğal gazı 100 liraya alırken 50 liraya fatura edebilmesini sağlayan o düzenlemeden oluşan maliyette zarara uğruyor. Zarara uğramaması için de mahsuplaşma yapıyor, Maliye Bakanlığı ona birtakım aktarımlar yapıyor. O süreçlerin gecikmesi de kanunun getirdiği sürelerin gecikmesinden doğan vade farkları, faizleri oluştuğu için de...
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - BOTAŞ zarara uğramıyor.
ORHAN YEGİN (Ankara) - ...şimdi burada bu düzenleme yapılıyor, mahsup edilme imkânı getiriliyor. Dolayısıyla aslında burada yapılan şey bir mali işlem çerçevesinin daha evvele alınarak oluşan ek muhasebesel hesapların aslında ortadan kaldırılmasından başka bir şey değil fiilî etki olarak.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ne oldu ucuz doğal gaz?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Kamu taşınmazlarının satılması. "Dünya gitti, bütün kamuyu sattık. Sata sata daha ne yapacaksınız?" Ne diyor: "Siz sata sata bıkmadınız mı?" dedi az önce birisi. Ya arkadaşlar, Ankara Büyükşehir Belediyeniz bugüne kadar, seçildiği günden bugüne kadar 60 milyar TL'nin üzerinde taşınmazını sattı ve Ocak 2026'da çıktığı ihale ilanına bakarsanız Mamak'ta, Etimesgut'ta, Çankaya'da, Akyurt'ta 36 tane taşınmazını daha şubat ayında satmak üzere ilana çıktı, martta bir ilana daha çıkacak, mayısta satacak, haziranda çıkacak.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Belediyelerin boğazını sıktınız.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Ya siz neyi konuşuyorsunuz, neyi konuşuyorsunuz? Üstelik "Ben sosyal konut yapacağım." diyen bir belediye bu arsalar lazımken satışa çıkıyor. Şimdi, burada maddeyi açın, okuyun.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Peki, bu para ne olacak?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Diyor ki: "Kamu kurumlarının elinde bulunan ve faaliyet alanlarıyla ilişkisi doğrudan bulunmayan taşınmazlarının satışı."
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - İhtiyaç fazlası...
ORHAN YEGİN (Ankara) - Size ihtiyaçken satıyorsunuz.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Ne yapacaklar parayı peki?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Burada ihtiyacı olmayan taşınmazların satılması getirilmiş maddeye dünyanın lafınız ediyorsunuz "Parsel parsel satıyorsunuz." diyorsunuz.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Para ne olacak Sayın Orhan Yegin, para ne olacak?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen tamamlayalım.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Satış parası ne olacak?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Arkadaşlar, bir şey söyleyeyim mi ben?
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Ya, bir şey soruyorum ya! Bu yasa teklifinde yazıyor mu, sen onu söyle bize.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Şimdi bak, aynı bu olayda olduğu gibi "Yaşanan depremde bütün suç iktidarındır." dedi arkadaşlar. "Bu asrın depremi, asrın işte felaketi değil bu asrın çirkinliğidir." dediler. Ya, arkadaşlar, biz bu kentsel dönüşümü yapalım dediğimiz zaman o Hatay'a gidip o halkı sizin o dönemki belediye başkanlarınızla beraber o dönemki milletvekilleriniz kentsel dönüşüme karşı örgütlemediniz mi? Rezerv alanların ilan edilmesiyle ilgili "Devlet sizin arsalarınıza çökecek. Bu devletle anlaşmayın." diye halkı nümayişe, halkı anarşiye davet eden, bunu örgütleyen, organize eden siz değil miydiniz ya?
NERMİN YILDIRIM KARA (Hatay) - O rezerv alanlara ne olduğunu ben size birazdan anlatacağım, tamam mı? Devlet müteahhitlik mi yaptı, vatandaşa ev mi yaptı ben size birazdan anlatacağım.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Şimdi, bak, 60 milyarlık taşınmazı satıp bu kanuna halkı kandırmak demek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Teşekkürler.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Tamamlıyorum, son.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Buradan gelen parayla ne yapılacağını biliyor musun sen Orhan Bey?
ORHAN YEGİN (Ankara) - "Depremde siz suçlusunuz, asrın sahtekarlığı." deyip bize arkadaşlar bunu söylüyorsunuz ya, işte, asıl sizin yaptığınız asrın ikiyüzlülüğüdür.
Teşekkür ediyorum.