| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .03.2026 |
EROL KELEŞ (Elazığ) - Çok teşekkür ediyorum Başkanım.
Kıymetli başsavcı vekilim, kıymeti savcım, çok değerli hocam; öncelikle sunum için gerçekten çok teşekkür ediyorum.
Ben aslında birkaç yerde de bu fikrimi ifade etmiştim ama tam yeri geldiği için burada da bu fikrimi tekrar ifade etmek istiyorum. Şimdi, tabii, aslında, hocam çok güzel sunumunu yaptı yani sorunu ortaya koyduk. Aslında sorun, birinci, önleyici tedbirler alınması. Mesela biz geçen hafta Antep'teydik ve Antep'te gerçekten iyi uygulama örneğiyle karşılaştık ve orada Sayın Valimiz vardı.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yarın Fatma Şahin Bakanımız Komisyonumuzda sunum yapacak, onu da hatırlatayım.
EROL KELEŞ (Elazığ) - Komisyonda Sibel Hanım da vardı, Orhan Bey de oradaydı. İyi uygulama örneklerini gördük. Şimdi, aslında, baktığımızda, önleyici tedbirler için aile, okul ve sokak ve sosyal medya; bu dört faktör çok önemli. Bunlar için de mesela Gaziantep'te önce risk haritası oluşturulmuş, ilin risk haritası oluşturulmuş. Hangi bölgeler, hangi mahallelerde problem var, bunlar tespit edilmiş. Nasıl tespit edilmiş? Burada aslında sağlık da önemli bir faktör. Aile sağlığı merkezi... Biliyorsunuz, bütün mahallelerinin aile hekimleri var. Aile hekimleri bunları kayıt altına alınıyor. Burada gelen hastaların sıkıntıları ya da işte, darp vesaire, yine, emniyeti, yine, muhtarlık, bunlar, İçişleri Bakanlığı, Aile Bakanlığı... Ve burada şu ortaya çıkıyor: Önleyici... Yani bu risk haritasını oluşturabilmek için de kurumlar arasında da çok ciddi anlamda bir koordinasyonun olması gerekiyor. Eğer bu koordinasyonu sağlarsanız çok güzel bir risk haritası oluşturursunuz ve suçu önlemek açısından da bir ön tedbir almış olabilirsiniz. Bu gerçekten kıymetli. Bu koordinasyonu sağlamak lazım.
İkinci konu da suça bulaşmış olan çocuklarımızın tekrardan suça bulaşmaması için alınacak tedbirler. Bunlar için de aslında, ben özellikle üzerinde durmak istediğim konu şu: Hocam da bahsetti burada, şu: Mesela bir çocuk suç işlediği zaman -kusura bakmayın, ben hekim olduğum için hukuki tabirleri, terimleri belki yanlış kullanmış olabilirim- bir suça bulaşan bir çocuk suça bulaştığı zaman önce bir ceza infaz kurumuna götürülüyor ve hüküm belirlenene kadar da orada tutuluyor ve genellikle -Sayın Başsavcım, benim bildiğim- üç ay içerisinde de bu sonuçlanıyor ve hükmü belli oluyor. Hükmü belli olduktan sonra biz bu çocuğu nereye gönderiyoruz? Çocuk eğitim merkezlerine gönderiyoruz. Suçun niteliği ne olursa olsun hepsinin ortak gittiği yer aynı. Şimdi, baktığımız zaman, burada gerçekten çok ciddi anlamda sıkıntı var. Bir kere, şiddet nitelikli bir suç işleyen ile daha hafif bir suç işleyenin aynı ortamda olması, aynı ortamı paylaşması gerçekten, o hafif suç işleyen çocuklar için bile bence çok sakıncalı. Bunları ayırt etmemiz lazım. Ha, nasıl ayırt edebiliriz, ne yapabiliriz konusunda benim fikrimi söyleyeceğim. Ben akademisyenim ama üç yıl bir şehir hastanesinin başhekimliğini yaptım. Şehir hastanelerinde şöyle bir model var: Tutuklu hükümlü adli psikiyatri hastanelerimiz var yani şehir hastanesinin aynı kampüsü içerisinde müstakil tutuklu hükümlü adli psikiyatri hastanesi ve yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastanelerimiz var. Tutuklu hükümlü adli psikiyatri hastaneleri üçlü protokolle oluşturulmuştur; İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı. Yani konsept aslında tamamen bir cezaevi konsepti; infaz koruma memurları var, dış güvenliği jandarma sağlıyor ve içeride de sağlık ekibi var, sağlık ekibi de sağlıkla ilgili problemleri dizayn ediliyor. Şimdi, bu çocukları suçun niteliğine göre ayırt ettikten sonra bence kapalı cezaevine göndermek de bu sorunun çözümü olmayacağını düşünüyorum. Bir kere, biraz önce Sayın Vekilim de söyledi, psikiyatrik açıdan suç işleyen çocukların yaklaşık yüzde 91'inin psikiyatrik problemleri olduğu ortaya konulmuş, bu birçok bilimsel çalışmayla da ortaya konulmuş bir sorun. Dolayısıyla biz bunları rehabilite etmeliyiz, evet, bir de tedavi etmeliyiz, bir de suçlarını çekmeleri gerekiyor.. Dolayısıyla bence bu suçun niteliğine göre bu çocuklarımızı kapalı cezaevine değil de tutuklu hükümlü adli psikiyatri konseptinde hastane kampüsü içerisinde oluşturulacak bir yerde bu çocukların hem cezalarını çekmesi hem rehabilite edilmesi hem de tedavi edilmesi, bunların bundan sonraki süreçte topluma kazandırılması açısından son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Aslında bu proje erişkinler için şu anda benim de içinde olduğum bir çalışma sonucunda bir protokolle oluşturuldu ve bu şu anda Elâzığ ve İstanbul'da uygulanıyor. Bence bu projenin aynısını çocuklar için de uygulamamız lazım. Bu açıdan da faydalı olacağını düşünüyorum. Tabii, biraz önce Savcı Bey bir şey söyledi, benim de çok aklıma yattı aslında, dedi ki: "15-18 yaş yani 3'üncü dönemdeki çocuklar için cezai indirim uygulanmasın." Evet, çünkü mağduriyet var, mağdur aileler de var ama bunu sadece bu 15-18 yaş için mi uygulamalıyız, yoksa suça tekrar tekerrür eden çocuklarımız için de bu konuyu tekrar gündeme alıp ona göre bir değerlendirmek gerekir mi diye de benim de bir fikrim olduğunu söyleyebilirim.
Çok teşekkür ederim.