KOMİSYON KONUŞMASI

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Öncelikle Sayın Başkanımıza bu yönetim tarzı açısından ben de teşekkürlerimi sunuyorum ve bütün Komisyon üyelerimize başarılar diliyorum.

Hepimizi derinden sarsan ve çok kaygı verici düşüncelere ve sorgulamalara sevk eden bir durumla karşı karşıyayız. İnşallah, tekrar böyle bir acıyı yaşamayız, böyle bir durumla karşı karşıya kalmayız. Elbette ki yaşadığımız bu olay, öncelikle milletvekilleri olarak, sonra da bu Komisyonun parçası olarak her birimize çok önemli borç ve ödevler yüklüyor. Dolayısıyla, bu bize yüklediğini düşündüğümüz ödev ve borcun mesuliyeti içerisinde, inşallah, Komisyon çalışmalarımızı yürüteceğimizi düşünüyorum. Bu mesuliyet duygusu çok kıymetli. Gerçekten, ben olayı duyduğum ve olayla muhatap olduğum andan itibaren yapmamız gereken, konuşmamız gereken, tartışmamız gereken çok sayıda meselenin olduğunu bir kere daha tezekkür etmiş oldum. Dolayısıyla, bu mesuliyet duygusu bence bu Komisyonun rehberlerinden biri olacak. Tabii, tavır ve söylemlerimizi de bu mesuliyet duygusunun çerçeveleyeceğini, çerçevelemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan da şunu hem gözlemlemekten mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum hem de bir kere daha altını çizmek istiyorum: Hakikaten konunun gerektirdiği hassasiyete uygun bir üslup, söylem ve yöntemle şu ana kadar ilerledik Komisyonun başından sonuna kadar böyle bir üslupla ve böyle bir yöntemle ilerleyeceğine güçlü bir umudum var. Yani biz burada yaptığımız çalışmaları ne Hükûmeti eleştirmek ne de gözü kapalı her yapılanı savunmak gibi bir ikilemin içerisine hapsetmemeliyiz. Bu zemini kendi politik hedeflerimiz açısından bir fırsat ya da kendi politik duruşumuzu savunmak açısından bir fırsat gibi değerlendirmenin içerisine girmemeliyiz. Çünkü böyle bakarsak buradan hakikati üretme, buradan sağlıklı bir netice çıkarma imkânını kaybetmiş oluruz. Bu mesuliyet duygusuyla bir miktar durduğumuz pozisyonlarının üstüne çıkarak meseleyi değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hepimiz hemfikiriz. Karşı karşıya kaldığımız sorun sadece okul kapısının güvenliği sorunu ya da okulun kapısına bekçi koymak sorunu olmaktan çok öte ve farklı bir sorun, çok katmanlı bir sorun. Bütün milletvekili arkadaşlarımız tartışırken sorunun birçok boyutuna dikkat çektiler. Elbette ki okulun fiziki güvenliği önemli bir mesele ama buradan hareketle aile meselesi, çocuk yetiştirme programlarımız, çocuğun korunması meselesi, sosyoekonomik problemlerimiz, çocuğun muhatap olduğu iletişim evreni hem dijital mecralarda hem de konvansiyonel medyada çocuğun muhatap olduğu iletişim evreni çok önemli. Yani ben Meclisteki konuşmamda da söyledim, hukukun yerini hukuku bizzat kendi eliyle yerine getirmeyi öven dizilerdeki rol modeller alırsa, hukukun yerini racon kesmek kalırsa elbette ki buradan çıkacak sonuçlar karşımızda bu tür felaketlere sebep olabilecek. Dolayısıyla olayın bu çok katmanlı tarafını, boyutunu dikkate almak suretiyle değerlendirmemiz lazım. Sadece meseleyi bir güvenlik meselesine, okul güvenliği meselesine indirgemek suretiyle değerlendirmememiz lazım. Kaldı ki zaten "güvenlik" dediğimiz mesele de ne x-ray cihazından ne de okul önündeki güvenlik elemanından, kolluk kuvvetinden ibaret bir mesele değil, güvenlik de bir ekosistem meselesidir. Çocukların muhatap olduğu mesajdan, ailenin tutumundan, sokaktan, okuldan, öğretmen davranışından tutun da birçok unsurun etkilediği bir ekosistemdir aslında güvenlik de. Dolayısıyla meseleye böyle bakmak suretiyle kök nedenlere odaklanmamız daha sağlıklı sonuçlar üretmemize neden olur diye düşünüyorum.

Konuştuğumuz pratik sorun alanlarının ötesinde ben bir başka şeye daha dikkatleri çekmek istiyorum. Aslında, karşı karşıya kaldığımız sorun, aynı zamanda bir çağ sorunu, bir çağ sorunuyla da karşı karşıyayız. Yani içinde yaşadığımız çağın çerçevelediği paradigmayı da bizim sorgulamamız lazım. Bunun politik çıktıları ya da bunun pratik çıktıları olmayabilir ama biz siyasetçiyiz, nihayetinde bunları tartışmaya açmak da bizim için kıymetlidir. Yani modern çağın paradigması içerisinde insana bakış, hayata bakış, eğitime bakış, insanın yaşadığı anlamsızlık bunları da tartışmaya açmamız, bunların da esas bir üst çerçevede problem kaynağı olduğunu görmemiz lazım. Bir hakikat ve anlam krizi dünya yaşıyor, bunun sonuçlarıyla biz de, daha geleneksel toplumlar olmamıza rağmen giderek bizde bunlarla muhatap oluyoruz.

Son söyleyeceğim husus şu Değerli Başkanım: Bu araştırma komisyonları Mecliste çok kıymetli işler yapıyorlar. Elbette ki çıktıları çok önemli ancak bizim Komisyonumuzun çıktıları milletin dikkatlerini de yoğunlaştırdığı bir süreci zorunlu kılıyor. Bizim buradan somut kararlarla çıkmamız lazım, somut tespitlerle çıkmamız lazım, makul, uygulanabilir somut öneriler üretmemiz lazım ve ürettiğimiz bu önerileri de hem uygulayıcılara yani ilgili bakanlıklara hem de eğer bir yasal düzenleme ihtiyacı varsa da kendimize bir görev olarak sunmamız lazım. Dolayısıyla Sayın Meclis Başkanımız başta olmak üzere, Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, bu Komisyonun çıktısı olarak ortaya koyacağımız somut önerileri ilgili bütün paydaşlarımıza, muhataplarımıza, yasa yapıcılarımıza, uygulayıcılarımıza çok güçlü ve gerekçeleri sağlam bir şekilde izah etmemiz lazım. Biraz önce, Yıldız Hanım'ın söylediği bir hususu ben de önemsediğim için vurgulayarak kapatmak istiyorum yani dönüştürücü bir etki buradan üretmemiz lazım. Eğer buradan böyle bir dönüştürücü etki üretirsek en başta söylediğim mesuliyet düşüncesinin gereğini yapmış oluruz çünkü hakikaten hepimiz veliyiz, çocuklarımız var. Ben, aynı zamanda eğitim kurumlarıyla ilişkisi olan bir milletvekiliyim. Dolayısıyla bu karşı karşıya kaldığımız durum açısından bu dönüştürücü etki önemli. Maraş Milletvekillerimiz var aramızda, Maraş Milletvekillerimiz olayın sıcaklığı ve olayı bizatihi yaşamış muhataplar olmaları açısından farklı bir perspektiften bakabilirler ama bizim bakış açımız biraz daha Maraş'ın ve Urfa'nın ölçeğini aşarak başka bir pencerede yoğunlaşabilir. Dolayısıyla İrfan Vekilim burada mı bilemiyorum ama yerelde yaşanmış tartışmalar, problemler, birtakım olaylar kıymetli ama olaylar, tartışmaların üzerinde bir perspektifle inşallah, onları da elbette ki dikkate alarak, onları da takip ederek gerektiğinde onları da araştırarak böyle bir böyle bir perspektifle yürüttüğümüzde bir dönüştürücü etkiyle burayı bitiririz diye ümit ediyorum.

Saygıdeğer Komisyon Başkanımız geçmiş dönemlerdeki kritik komisyonlardaki görevi nedeniyle zaten tecrübesine güvendiğimiz bir Başkanımızdı, bugün de uygulamasıyla da bunu göstermiş oldu. Milletvekili arkadaşlarımızın da her birisi gerçekten hem hassasiyeti konuda yüksek hem de konuyla ilgili arkadaşlarımız. Doğru kararlar almak, doğru yolda yürümek temel niyetimiz olsun diyor, herkesi saygıyla selamlıyorum.