| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 03 .06.2026 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Öncelikle teşekkür ederim.
Hem Emniyet Genel Müdürümüze hayırlı olsun dileklerimizi iletiyoruz hem de Bakan Yardımcımıza ve yeni atanan bürokratlarımıza hayırlı olsun dileklerimizi iletiyorum.
Tabii, Orhan Bey'in çok güzel bir sunumu oldu, her zamanki gibi orta sahada top çevirdi. İlk yedi dakikasında kanun teklifiyle ilgili tek bir cümle kurmadı Orhan Bey. Sonra da en kısa konuşmayı yaptınız, toplam on altı dakika konuştunuz. Yedi dakikası orta sahada top çevirme kalanı da kanun teklifinin ucundan, sanırım siz dokunmadınız kanun teklifine Orhan Bey, öyle anlaşılıyor. Evet, bunu da belirtmiş olayım.
Şimdi, tabii, biz olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Partimiz açısından, demokrasi açısından çok önemli bir dönemden geçiyoruz. Orhan Bey bunun bir CHP iç meselesi falan olduğunu söyledi ama bu bir iç mesele değil, bu meseleyi anlamak lazım. Bu mesele, 4-5 Kasım değişim kurultayını kaybedenlerle 31 Mart seçimlerini kaybedenlerin yüksek iş birliği sonucunda Türkiye'nin demokrasisine vurulmuş bir hançerdir, darbedir. Bugün hiç kimse güvende değildir, bugün hiçbir siyasi parti de güvende değildir. Bir asliye ceza mahkemesi bulan birisi siyasi partiyi de kapatabilir, genel başkanı da değiştirebilir.
Değerli arkadaşlar, hepinizin vicdanına sesleniyorum: Bakın, 4-5 Kasımda, sizin de çok yakından tanıdığınız, değişim umuduyla çıkan bir genel başkan değişimi oldu, Sayın Özgür Özel genel başkan oldu. Ardından bu butlan meselesi 31 Marttan sonra çok gündeme geldi; 6 Nisanda bir kurultay yapıldı, ardından kasım ayında bir kurultayı yapıldı, toplam 3 kez kurultay yapıldı. Bu sürekli, Cumhuriyet Halk Partisinin üzerinde bir hançer gibi bir kılıç gibi sallandı. Bakın, arkadaşlar, burada deneyimli bürokrat arkadaşlar da var, deneyimli siyasetçi arkadaşlarımız da var. Türkiye, maalesef askerî darbelerle demokrasinin yara aldığı, demokratik hayatımızın kesintiye uğradığı, siyasi partilerin kapatıldığı dönemler de gördü. Mahkeme eliyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin tasfiye edildiğini de gördük hep beraber. Bakın, Türk Silahlı Kuvvetleri, burada herhâlde Türk Silahlı Kuvvetlerine hiç kimse bir şey demez; herkes Peygamber ocağı olarak görür, herkes göz bebeği olarak görür ama bu Türk Silahlı Kuvvetleri mahkeme kararıyla değerli arkadaşlar, terör örgütü olarak ilan edildi, hatırlar mısınız bilmiyorum. Terör örgüt lideri İlker Başbuğ, tüm komuta kademesi, genel sekreteri, hepsi terör örgütünün yöneticisi olarak cezalandırıldı mahkeme kararıyla ve bunlar idam olsaydı idam kararı almışlardı, 2'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis aldılar. Bunu o zaman da söyledik, dinletemedik, FETÖ yargısının eliyle yapılmış bir darbe girişimiydi. Türk Silahlı Kuvvetlerine Yunanistan'ın ya da bir başka düşmanın yapamadığını yaptı değerli arkadaşlar. Bakın, tarihin doğru yerinde duranları tarih yazar. Biz bugün 15 Temmuz deyince Genel Başkanımız niye böyle kendine güvenerek konuşuyor? Çünkü Divanda Sayın İsmail Kahraman bir yanında, diğer yanında ceketi yok, bir AK PARTİ milletvekilinden ceket alıyor, bir yanında Özgür Özel, bir diğer yanında da Plan ve Bütçe Komisyonunun şimdiki Başkanı Sayın Mehmet Muş. O gün demokrasi öpücüğü veriliyordu Özgür Özel'e, hatırlayın. İsmail Kahraman her ortamda övüyor, her ortamda övüyor. Ama arkadaşlar bakın...
NİLGÜN ÖK (Denizli) - O ne demek...
VELİ AĞBABA (Malatya) - O benim ifadem değil.
Bu yaşadığımız süreçte tarihin doğru yerinde konuşanları da yazacak, konuşmayanları da yazacak. Bugün sanmayın ki bu darbe Cumhuriyet Halk Partisine yapılmıştır, apartmanda bir ev yanarsa apartman yanar değerli arkadaşlar, apartman yanar. Bu içinizdeki, doğru içimizdeki hainler, içimizdeki bu değişimi, değişim sürecini kaldıramayanlar ama burada hiç kimse "Bunda siyasetin katkısı yok, efendim yargı bağımsız." diyebilir miyiz Allah aşkına? İç dünyanıza, vicdanınıza sesleniyorum, bana cevap vermenize gerek yok. İç dünyanıza sesleniyorum ya, koca bir parti... Bakın arkadaşlar, kimsenin mal güvenliği yok, can güvenliği yok, namus güvenliği yok. Cumhuriyet Halk Partisine çökenler... Dışarıdan dış gözle bakın, kimse gelip buraya yatırım yapar mı, kimse gelip kendini güvende hisseder mi? Bakın, biliyorsunuz, siz bakan yardımcılığı yapmışsınız, milletvekilliği yapmışsınız, Orhan abi çok tecrübeli. Bu siyasi partilerin konusu ne zamandan beri asliye mahkemelerinin konusu oldu? Ne zamandan beri, ne zamandan beri oldu? Yüksek Seçim Kurulunun konusudur arkadaşlar. Ama şimdi bu, maalesef, maalesef Türkiye büyük bir ağır bir yara aldı, ağır bir darbe aldı arkadaşlar. Bakın, bu sadece -tekrar söylüyorum- Cumhuriyet Halk Partisine yapılmış bir darbe değildir. Bu demokrasimize yapılmış bir darbedir, cumhuriyete yapılmış bir darbedir, vurulmuş bir hançerdir. Bugün belki bizi tasfiye edecekler. Bizim milletvekili olmamızın önemi yok ama Türkiye'de siyaset tasfiye ediliyor. Bakın Türkiye'de hiçbir siyasi partinin önemi kalmayacak, hiçbir siyasi partinin etkinliği kalmayacak. Bunu da görmenizi tavsiye ediyorum. 12 Eylül darbesinde siyasi partiler kapatıldı. Ya 28 Şubat, 28 Şubatın maşallah ekmeğinden, suyundan, yününden, sütünden faydalanıyorsunuz. Bakın 28 Şubat döneminde de doğru durmayanları tarih yazıyor. Ben Malatya İl Başkanıydım. Burada bilenler bilir yanınızda oturanlardan, ben Malatya Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanıydım. 28 Şubatta nerede durduğumuzu bir sorun Malatyalılara, siyasi arkadaşlarınıza, siyasi akrabalarınıza bir sorun. Tarihin doğru yerinde durmak lazım. Bugün biz daha da güçlenerek geleceğiz yani biz bu mücadeleyi bırakmayacağız, onu söyleyelim. Baskılar oluyor, mahkemeleriyle başka türlü baskılar var, türlü iftiralar var. Siz de izliyorsunuz, siz de izliyorsunuz, benim şahsımla da ilgili bir sürü iftira var, onu da takip ediyorsunuz. Bu dönemler geçecek arkadaşlar, bu dönemleri hep beraber atlatacağız ama bakın biz AK PARTİ'yle siyasi bir mücadele yaparız; yeneriz, yeniliriz. Geçmişte, diyorsunuz ya "13 kez yenildiniz." 13 kez yenildik, bir gün darbeye teşebbüs etmedik ya da FETÖ Meclisi bombaladığı gün ya bunlar eskiden ortaktı FETÖ'yle, bu uçağa mermiyi koyan, uçağa, tanka mazotu koyan AK PARTİ'liydi demedik. Geldik, direkt, direkt Meclise geldik ve Meclisin açılmasını ilk teklif eden Genel Başkanımız Özgür Özel'di İsmail Kahraman'a, "Meclisi açın, Mecliste direnelim." diyendir. Hatırlayın, orada, Sayın Mehmet Muş bilir sığınaktaki durumunuzu, atılan bombaları bilir. Bugün ben bunu bir şey yapacağınızdan değil ama bu duygularımı bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak ifade etmek istiyorum. Bu yaşadığımız süreç Türkiye'nin demokrasisi açısından son derece kötü bir süreçtir. Hiç kimseye, hiçbir ülkede "Bizde demokrasi var." diyemezsiniz, "Bizde hukuk var." diyemezsiniz, "Bizde yargı güvenliği var." diyemezsiniz. Bu bir yol açmaz umarım. Umarım bu yargı bir yol açmaz, umarım Türkiye bu krizden bir an önce kurtulur. Tekrar söylüyorum, bu sadece Cumhuriyet Halk Partisine yapılan bir darbe girişimi, darbe değildir. Türkiye'nin yüz elli yıllık demokrasi geleneğine, demokrasi deneyimine vurulan bir hançerdir. Bu duygularımı paylaşmak istedim. Zaten Orhan Bey kanunla ilgili çok bir şey söylemedi. Bizim de söylememiz uygun olmaz, sizi mahcup etmeyelim.
Teşekkür ediyorum.