KOMİSYON KONUŞMASI

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, bizim grup olarak önerilerimizi ya da daha genel konuşmayı sözcümüz Suat Bey yapacaktır, ben birkaç hususa sadece dikkat çekmek istiyorum. Son on yılda 100'e yakın araştırma komisyonu var aşağı yukarı. Bu Parlamentoda araştırma komisyonları kuruluyor, çalışıyor, üç ay, dört ay, sonra rapor hazırlanıyor ve maalesef o rapor raflarda kalıyor, kimse okumuyor. Belki akademisyenler bir akademik çalışma yapacaksa o akademik çalışma için o raporlara bakıyorlar. Benim hatırladığım bir tek bu Parlamentoda Susurluk Kazası ve Sonuçlarını Araştırma Komisyonu vardı, bu Komisyonun raporu çok kapsamlı, geniş kitlelere ulaşan, zaman zaman insanların açıp okuduğu ve bazı kararların alınmasına sebep olan bir rapordu. Neydi? Örneğin o dönemki mafyalaşma, devlet içerisindeki birtakım gizli çeteleşmelere karşı o dönemin hükûmeti, muhalefeti hep birlikte el ele vererek bu Parlamentodan kanunlar geçirmişlerdi, biraz da AB uyum yasaları çerçevesinde yapılmıştı ama sonuçta Susurluk Komisyonu bu Parlamentoda en güzel işi yapan komisyon oldu, ondan beridir de doğru düzgün komisyonların raporlarında çok bir etki olduğunu görmüyoruz. Raporlar güzel yazılıyor olabilir, sonuçlar iyi olabilir ama etkisi olmuyor. Biz bunu aşalım, bu aşamayı geçelim diye düşünüyorum. Yani öyle bir çalışma yapalım ki daha başında söylüyoruz bunu; okuyanlara, izleyenlere "Helal olsun ya, bunlar iktidar, muhalefet demediler; bunlar şu ideoloji, bu ideoloji demediler, bu ekip 20 kişi girdi, 21 kişi girdi ve bunlar ideolojilerden bağımsız, dünyaya bakış açılarından bağımsız, bunlar çocuklar için böyle güzel bir sonuç raporu çıkardılar; evet, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa özelinde başladılar ama genele yayılabilecek ve geneli etkileyebilecek bir çalışma yaptılar, bunlara helal olsun." dedirtelim, böyle başlayalım. Bunun için dinlemelerde olsun yani kimleri dinleyeceğiz, nasıl yapacağız hiç sınırlama yapmayalım birbirimize; burada birbirimizi üzmeyelim, kırmayalım ve bu çalışma sırasında ideolojik olarak da bakmayalım diye düşünüyorum. Yani öyle bir kaygı da var, bu işi dijital medya üzerine yıkmayalım. Böyle bir kaygı var şu anda, gazeteci arkadaşlarda var, toplumun belli kesimlerinde "Ya, bu Komisyon daha kuruluşunda adıyla -hocamın dediği gibi- başladı, bunlar işi dijital medyaya yıkacaklar, kapatacaklar konuyu." gibi, çok ciddi bir ürün çıkmayacak gibi bakılıyor. Bunu aşalım, buraya yıkmayalım, biz gerçek bir çalışma yapalım.

Örneğin, biz milletvekiliyiz, silah hakkımız var, sınırsız değil mi arkadaşlar? İstediğimiz kadar silah alıyoruz. Niye, ne gerek var, neden? Emniyet Müdürü 10 tane alabiliyor. Ne gerek var, niye alsın, niye alabilsin? Ama bununla ilgili bir kanun çıkarttırmak bile başarıdır. Diyeceğiz ki: "Hayır kardeşim." Emniyet Müdürü mü, devlette en üst düzey, işte bürokrat, şu kadar -limiti 2-3 zaten- bu işin ticaretini yapanlar var. Bakın, süreçte göreceksiniz, bu olaylardan da çıkacak karşımıza, bazıları bu işin ticaretini yapıyorlar. Şimdi milletvekili 30 silah, 40 silah, tabancalar, şunlar, bunlar, gerek yok böyle bir şeye arkadaşlar, savaşa hiçbirimiz gitmiyoruz. Bununla ilgili bir kanun çıkarttırabilsek bile bu bizim için başarı olur.

Mesela, yine aklıma geldi, öğrenciyi öğretmen korur en başta ama öğretmeni kim koruyacak? Öğretmenler sıkıntıda, önüne gelen CİMER'e yazıyor. Öğrenci başarısız, öğrenci şımarıklık yapıyor, öğrenci sınıfın düzenini bozuyor, öğretmen uyarıyor, uyarı sadece bir uyarı; hemen gidiyor eve, anlatıyor, CİMER'e yazı yazılıyor. Öğretmenler artık öyle bir noktaya gelmişler ki tabii, şimdi disipline de edemiyorlar, öğretmenler çekingen davranıyorlar dolayısıyla öğrenciyi disipline edemiyor dolayısıyla öğrenciyi korumakta zorlanıyor, bunların hepsini zaman içerisinde konuşup çözüm bulmamız gerekir.

Ben son olarak bir hassasiyeti dile getirmek istiyorum, İrfan Karatutlu Genel Kurulda söylemişti, ben de burada söyleyeyim: Dil birliği lazım, buna lütfen dikkat edin, bizim şehrimiz -Zuhal Hanım da bilir- Kahramanmaraş geçmişte, 78'de acı olaylar yaşadı.

ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - O yüzden az önce kullandığınız "Maraş olayları" ifadesi biraz can yakıyor, suçu oraya atfediyor.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Evet, ona geleceğim ben de.

Doğru, 78 Maraş olayları bizim yıllardır aşmaya çalıştığımız, aştığımız, yıllardır böyle hani gündeme getirmediğimiz, getirilmesinden Maraşlının, Kahramanmaraşlının böyle bir rahatsızlık duyduğu bir durumdur. Bu Komisyon çalışmalarını yaparken dil birliği açısından milletvekili arkadaşlarımızdan rica ediyoruz, bizim de bazen ağzımız kayıyor, "Maraş olayı" diyoruz falan yani burada şimdi ben kimseyi şey yapmak istemiyorum, benim de ağzım kayıyor yani. Geçen bir arkadaşımız da "Katliam" dedi, "Bu, katliamdır." dedi. Aslında doğru, bir katliam bu yani 9 çocuk ve öğretmen bu bir katliamdır ama işte bu iş Kahramanmaraş olduğu zaman başka bir hassasiyet de yaratıyor. "Kahramanmaraş'ta okulda yaşanan saldırı" ağız birliğini kullanırsak mutlu oluruz, bu bizim memleketimizin hassasiyetidir diyorum ve başarılar diliyorum. İnşallah güzel şeyler yaparız.

Teşekkür ederim.